Sultan Abdülhamid Han’ın Şefkat ve Merhameti

Ziya Şakir 04.02.2016 2605
S
resim
ultan Abdülhamid Han, iyi bir aile reisi; ince ruhlu, çok şefkatli, merhametli bir padişah idi. Tahttan indirildikten sonra Selanik’te gözaltında bulundurulduğu sıralarda muhafızına anlattığı, bu hususları teyid eden iki vakayı aşağıda okuyacaksınız.

Kuşlara Merhamet:

...Abdülhamid Han durdu. Uzaktan gelen silâh seslerine kulak kabartarak:

— İşitiyor musunuz? Avcılar, muttasıl (aralıksız) atıyor. Demek ki kuşlar, dağlarda yiyecek bulamıyarak ovaya inmişler. Fakat bunlar, hep küçük kuşlardır. Bunlara silâh atmak, vahşettir. İstanbul’da Rum çocukları, bunları ökse ile tutarlar, kafalarını koparıp bir ipe dizerek satarlardı. Bilmem, burada da yapıyorlar mı? İslâm çocukları bunu yapmaz.

Hiç unutmam, bir gün Alman sefiri Baron Marşal'ın madaması saraya geldi. Kadının halinde bir hüzün, bir teessür vardı. Onu bu halde görünce sordum:

— Ne o... bir kederiniz mi var, Madam la Baron?

Kadıncağız gözleri sulanarak cevap verdi:

— Şevketmeap! Bugün size, bilhassa bir ricaya geldim. Biliyorsunuz ki küçük kuşlar, dünyanın en sevimli hayvanlarıdır. Sonra, bunlar muzur (zararlı) böcekleri de tarlalardan, ağaçlardan toplayarak yedikleri için pek faydalıdır. Görüyorum ki, bunları tutuyor ve öldürüyorlar, Almanya'da, bu memnudur (yasaktır). Sizden rica ediyorum. Burada da menediniz.

Bu merhametli kadının, bu samimi ricası kalbime dokundu. Ben de küçük kuşlara pek acırım. Fakat nasılsa bunu hatırlayamamıştım. Hemen madamı teskin ettim (yatıştırdım):

— Şimdi Babıali'ye haber gönderirim. Menederler, dedim.

Tesadüf, o esnada Sadrazamın saraya geldiğini haber verdiler. Derhal huzura çağırttım. Madamın yanında tembih ettim. Küçük kuşların itlâf edilmesini (öldürülmesini) menettirdim. Bilmem, şimdi bu memnuiyet baki mi, değil mi (yasak devam ediyor mu)?

Evlat Acısı:

...Dünyada kahır çekmiyen, keder görmiyen insan yoktur. İhtimal ki birçok kimseler, beni başka türlü tanırlar. Bütün hayatta hiçbir elem ve ıstırap duymamış, müddeti ömründe bir kuş gibi kafesinde oturmuş bir adam zannederler. Hâlbuki benim de hayatımda ne facilar vardır, bilseniz…

Durdu. Bir cigara daha yaktı, sözüne devama başladı:

– Efendilik (şehzadelik) zamanımda idi. Bir gün Çengelköyü’ne giderek biraderim Selim Efendi’nin deniz hamamında yıkanıyordum. Adamlarımdan biri geldi. Küçük kızımın biraz hastalandığından bahsederek acele saraya avdet etmemi söyledi. Derhal denizden çıktım. Acele giyindim. Kayıkçılara sıkı kürek çektirerek Dolmabahçe Sarayı’na geldim. Beni uzaktan görünce, saray halkından birçokları rıhtıma toplandı. Bu hali görünce benim merakım büsbütün arttı. 

Kendimi rıhtıma attım. Saraya girmek için davrandım. Fakat oradakiler, önüme geçerek mâni oldular. Mani olanları, ite kaka saraya girerken, Doktor Marko Paşa önüme çıktı. Beni zapt etmek isteyenleri, “Bırakın, doğrusunu söyliyelim.” diye çıkıştı. Ve sonra bana dönerek: “Efendim, kızınız bir kazaya uğradı, vücudunun bazı yerleri, tehlikeli surette yandı. Doktorlukça lâzım gelenleri yaptık. Şifa, Allah’ın inayetine kalmıştır.” dedi. Ben bunu işitir işitmez, sanki o koca saray, başıma yıkıldı. Düşmüş, bayılmışım. Neden sonra, kendime gelmişim. Hemen kızımın odasına koştum. Zavallı yavrumu, yatağına yatırmışlar. Her tarafını pamuklara sarmışlardı. Yüzünün bir kısmı açıktı.

Yatağının yanına oturdum. Açık kalan yüzünden, gözünden öptüm. Sanki zavallı yavrum, ölmek için beni bekliyormuş. Gözlerini açtı. Beni gördü. Bir kere gülümsedi. Sonra, o anda teslimi ruh etti. Bu hali görür görmez ben derhal oraya yıkılmış, kalmışım… Gözlerimi açtığım vakit, kendimi, başka dairede buldum. Meğer amcam Sultan Aziz, Valde Sultan’ı göndermiş, oda beni oraya kaltırtmış.

Merak ederek sordum:

– Af buyurmanızı istirham ederim efendim. Sultan Hazretleri nasıl bir kazaya uğramışlar?

Tekrar, derin derin içini çektikten sonra anlattı:

– Validesi, bir şeyle meşgulmüş. Çocuğun yanında da kimse yokmuş. Nasılsa eline kibrit kutusu geçmiş. O zamanki kibritler, şimdiki gibi emniyetli değildi. Ufak bir tazyik ve yahut temasla derhal tutuşurdu. Kim bilir. Çocuk ne yaptı ki kutu birdenbire ateş almış arkasında, ipekli tülden elbise varmış, ateş hemen elbiseye sirayet ederek yavrucak bir anda ateşler içinde kalmış. Feryadına en evvel validesi koşmuş. Söndüreceğim diye uğraşmış, fakat elleri yanmış. Başkaları gelip de alevi söndürünceye kadar iş işten geçmiş. Çocuğun vücudu, kavrulmuş bir mısır koçanına dönmüş.

Derin bir cigara nefesi daha çektikten sonra:   

– Şişli’deki "Etfal Hastanesi"ni, bu yavrumla, difteriden vefat eden diğer küçük kızımın, ruhları şad olsun diye yaptırdım.

Durdu... Cigaradan emdiği dumanları, avurdunda toplıyarak dudaklarının arasından yavaş yavaş havaya savurdu…

Kaynak: Sultan Hamid’in Son Günleri – Ziya Şakir

İlgili Makaleler

Sultan Abdülhamit
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
S
ultan Abdülhamid Han’ın 9 kızından; Ayşe sultan: 1877’de İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Müşfika hanımdır. 1960’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Beşiktaş’ta Yahya Efendi kabristanındadır; Şadiye Sultan: 1886’da İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Emsalinur hanımdır. 1997’de İstanbul’da vefat etti.…
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamit
Yahya Kemal Ve Abdulhamid Han
S
on bir asırdaki ilk ve orta mektep tarih kitaplarında kısacık, kifâyetsiz ve çarpık Osmanlı Tarihi derslerinde Abdülhamid Han, müstebit gibi karalamalara maruz kalmaktan başka fotoğrafının altında da ismi yazmaz, isim olarak “Kızıl Sultan” ibaresi yer alırdı.

“Kızıl Sultan” iftirası, Fransız tarihçi Albert Vandal’a…
Sultan Abdülhamit
İkinci Fatih: Sultan Abdülhamid Han
D
evletlerin fetih asırlarındaki zaferler çok kıymetlidir. İstanbul’un Sultan Mehmed Han tarafından zapt edilerek İslamlaştırılıp Müslüman Türk şehri yapılması, bu Padişaha Fatih ünvanını kazandırdığı gibi biz evlâdlarına da ebedî bir şeref bahşetmiştir…
 
Devletlerin zor zamanlarındaki vatan müdafaaları da fetih…
Sultan Abdülhamit
Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
1

15 yıldır müze olarak halka açık değildi Yıldız Sarayı. Beş yıldır süren restorasyon çalışmaları büyük ölçüde bitmiş. Saray, 19 Temmuz’da müze olarak açılıyor. Açılıştan önce gittim, gezdim, gördüm. Milli Saraylar İdaresi, harikulade bir çalışma yapmış. Abdülhamid Han devrinin hatıralarıyla dopdolu Yıldız Sarayı,…

Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
S
ultan II. Abdülhamid 30 sene süren nispi sulh devresinde maarif ve imar faaliyetlerine ağırlık verdi. Devrinde yapılan faaliyetler ciltlerce kitabı doldurur. 1879’da adliye teşkilatı tanzim edildi. Bugün de Türkiye’deki adliye teşkilatı oradan kalmadır. Ordunun güçlendirilmesi için ciddi çalıştı. Almanya’dan…
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
Sultan Abdülhamit
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
S
ûltân II. Abdülhamid Hân; tahttan indirilmesinin üzerinden 8 yıl, 9 ay, 13 gün geçmiştiki 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayında hayata gözlerini yumdu. Vefât ettiğinde 75 yaşını 4 ay, 19 gün geçiyordu. Sûltân Mehmed Reşad’ın dışında bütün devlet adamlarının ve Hânedân üyelerinin eksiksiz katıldığı muhteşem cenâze…
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
O
smanlı Devleti’nde padişahların sözlü ve yazılı emirlerine ‘‘İrade-i Seniyye’’ denirdi. Bu emirler saray başkâtibi tarafından kaleme alınır, daha sonra icap eden yerlere tebliğ edilirdi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan ve Başkâtip Tahsin Paşa tarafından kaleme alınan bazı irade-i…
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
Sultan Abdülhamit
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
C
umhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan da Sultan’ın İzinde

Sultan Abdülhamid Han’ın iç ve dış siyasette iki önemli hedefi vardı: İç siyasette Balkanlar da kiliseler arasındaki ihtilafı körükleyerek birleşmelerine engel olmaktı. Ne yazık ki, ittihatçılar idareyi ele alınca büyük bir gaflet ve ihanetle çıkardıkları bir…
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
Sultan Abdülhamit
Kalbinde Merhamet Elinde Maharet Vardı
S
ultan Abdülhamid Han, 1909’da 31 Mart Vakası ile İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirildikten sonra, Selanik’e götürüldü. Burada Alatini Köşkünde üç buçuk yıl kadar nezarette tutuldu. 1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması sebebiyle, İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayı’na getirildi ve 1918’deki…
Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han Düşmanlığı
A
bdülhamid Han, 1876-1909 arasında Padişahlık yapmış bir Devlet Başkanımızdır. Hizmet müddeti, 33 yıldır. Baştaki 1,5 yıl ile sondaki 1 yıla yakın süre Meşruti idaredir. V. Murad’dan sonra tahta veliahd Abdülhamid Efendi geçmemiş olsaydı Devlet-i Ali Osman, yüksek ihtimalle yarım asır sonraki I. Dünya Harbi’de değil…
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid’in Bir Selamı Neler Yapardı?
İ

ngilizlerin parmağı olan “31 Mart Hadisesi”nin tertipçileri arasında bulunan şair filozof Rıza Tevfik bu meşûm ihtilâlden sonra arkadaşlarıyla birlikte İngiliz sefaretine gittiklerinde çok soğuk bir şekilde karşılanırlar. Rıza Tevfik bu harekete o anda bir mana veremez. Çok sonraları İngiltere’ye oğlunu görmeye…

Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han'ın İttihadçılar'a Verdiği Ders
B

irinci Dünya Harbi’ni çarçabuk bir neticeye bağlamak niyeti ile müttefik devletler, yani İngiltere, Fransa, ve İtalya her şeyden önce Çanakkale boğazını zorlamak ve geçmek İstanbul’u zaptedip Osmanlı kuvvetlerini bertaraf etmek ve asıl mühimmi yine müttefikleri bulunan Rusya ile aralarında muvasalatı sağlamak…