Sultan Abdülhamid Han'ın Kur'anı Kerim Hassasiyeti

Rahim Er 27.10.2018 1446
M
resimushaf-ı şerifin/Kur’ân-ı kerimin İslam âlemindeki ilk matbaa baskısı 1801’de bugün Rusya Federasyonu dâhilinde yer alan Kazan şehrinde yapılmıştır. 

Mushaf-ı şerifin bizdeki ilk matbaa basımı Rumi takvimle 1291/1875 tarihidir. Matbu Mushaf-ı şerif dönemine geçmenin zaman almasının sebebi, baskıda dönülmez hata yapılma tehlikesidir. Hattatın yazdığında hata olunca sayfa bıçak ucuyla kazınabilmekte veya dil ile yalanarak hatalı kısım ortadan kaldırılıp doğrusu yazılabilmektedir. Matbu olanda hatalı baskının okuyucuya ulaşmasından sonra her şey bitmektedir. Bu sebeple matbaa Türkiye’ye 1727’de gelmiş ve birçok eserler bu teknikle çıkmışken ilk Mushaf basımı bir buçuk asır sonra 1875’te olmuştur.

1875’te Sultan Abdülaziz Han tahttadır. Artık iş o hâle gelmiştir ki içeride aslına tam sadakatle baskı yapılmadığı takdirde dışarıdan özensiz veya kasıtlı baskılar türlü yollardan memlekete girebilecektir. Padişah, matbu baskı hizmetiyle Mecelle müellifi, hukukçu, tarihçi ve eğitimci büyük devlet adamı Ahmed Cevdet Paşa’yı vazifelendirir. Baskı ustası Binbaşı Ali Efendi’dir. Baskıya için hattat Şekerzade Mehmed Efendi’nin yazıp Ravza-i Nebi’ye -aleyhisselam- hediye ettiği Kur’ân-ı kerim esas alınır. Hattat Hafız Osman üslubuna mensup Mehmed Efendi, aynı zamanda hattat bir sülaleye mensuptur. Bu ilk baskı, sonraki senelerde Millî Eğitim Basımevi adını alacak olan Matbaa-i Amire’de yapılır. 

Bu arada saltanatta değişiklikler olur. Şimdi Padişah, Abdülhamid-i Sani’dir. Sultan, bütün cepheleriyle vaziyetin farkındadır. Çözümü emin bir matbaacı bularak halledeceği kanaatine varır. Bir müddet düşündükten sonra aradığı ismi bulur. Bu kişi, çocukluk arkadaşı Hafız Osman Zeki Efendi’dir. Aileden matbaacıdır. Ayrıca Yıldız Sarayı’nda Mabeyn Başkâtipliği’ne/Saray Genel Sekreterliğine kadar yükselmiştir. Sultan ve Halife-i Müslimin, Mushaf-ı şerif basma imtiyazını O’na verecek ve bu işi özelleştirecektir. 

Abdülhamid Han’ın mevzua dair fikirleri yerine oturduktan sonra Hafız Osman Zeki Efendi’nin huzura çıkartılmasını irade eder. Osman Zeki Efendi, gelince durumu ve düşüncesini ifade ettikten sonra şöyle buyurur: 

-Mushaf-ı şerifler basılırken çıkan sahifeler, cüzler, cildler daima yükseğe konacaktır. Baskıdan cildlemeye kadar her safhada herkes abdestli olacaktır. Sahifeler, cüzler ve Mushaflar, abdestsiz tutulmayarak zinhar hürmette kusur edilmeyecektir. Heladan çıkan işçilerin yeniden abdest aldıklarına dikkat edilecektir. Ayrıca çalışanların ihtiyacı için bir hamam yapılacaktır. 

Halife-i Müslimin bunlardan sonra Hafız Osman Zeki Efendi’ye bir de sual tevcih eder. Hat san’atı araştırmacısı Prof. Uğur Derman’ın üstad hattat Necmeddin Okyay’dan ve tarihçi Mustafa Armağan’ın da Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı ismindeki kitabının ikinci cildinde yazmaktan başka ziyaretinde bize de naklettiğine nazaran sual şudur:

 -Mesai bittikten sonra yerleri nasıl temizleyeceksiniz? 

Osman Zeki Efendi, su döküp süpürerek temizleyeceklerini arz eder. 

Padişah:
 
-Olmaz! der, o zaman Mushaf tozları, kâğıt kırpıntıları, cildlemede kullanılan malzeme artıkları, her türlü atığın aktığı arka gider. Bu mümkün değil! Onun için denize dökülen yeni bir su yolu yapacaksın! 

Böylece 1878’de devrin ileri teknolojisiyle Matbaa-i Osmani adındaki ilk özel matbaamız kurulur. Bu matbaa 1884’te Çemberlitaş’ın karşısında yer alan ve bugün Darüşşafaka Cemiyetine ait olan sinemaların bulunduğu yere taşınır. Bu matbaa iki katlıdır. Buharla çalışan 18 makine Müslümanlara Mushaf-ı şerif yetiştirmek için harıl harıl işlemektedir. 

Hafız Osman Zeki Efendi, baskılarda gereken azami dikkati gösterdiği gibi tashih/düzeltme işinde de âlimler çalışmaktadır. 

1899’da ise 1983’te adı, Diyanet İşleri Başkanlığı Mushafları İnceleme Kurulu olacak olan Meclis-i Huffaz/Hafızlar Meclisi kurulur. 

Din adamı kılığındaki Masonlar, buna rağmen zaman zaman Mushafları tahribe yeltenirler. Bu bozuk nüshalar derhal imha edilir. Muhalifleri, 1909’dan sonra hal edilmiş Halifeye “Kur’ânı ve dînî kitapları yaktırdı” diye iftira atsalar da bu yalanlar, zamanı yalayıp geçecektir. 

Sultan, çocukluk arkadaşına kazanacağı parayla kendisine bir konak yaptırmasını tavsiye ettiği gibi hayır hasenat telkininde de bulunur. Bugün Şişli’deki Osmanbey muhiti, konağı orada bulunduğu için merhum matbaacımızın ismini taşımaktadır. 

Anlaşıldığı gibi, Osmanlı Devleti, Osman Gazi’nin Kur’ân-ı kerime hürmetiyle doğmuş ve Abdülhamid Han’ın Kur’ânı kerime hürmetiyle ayakta kalmış ve bu hürmetle sonraki zaferler kazanılmıştır. 

Eğitim Vizyonu derken akıllı tahta, bedava kitap, spor salonu gibi maddi iyileştirmeler düşünülüp de kalbimizin mayası bu hürmet ihmal edilirse saatler, lehimize işlemez Usul-erkân bilenler boşuna dememişler:

 -Edeb ya-hu!..


İlgili Makaleler

Sultan Abdülhamit
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
S
ultan Abdülhamid Han’ın 9 kızından; Ayşe sultan: 1877’de İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Müşfika hanımdır. 1960’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Beşiktaş’ta Yahya Efendi kabristanındadır; Şadiye Sultan: 1886’da İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Emsalinur hanımdır. 1997’de İstanbul’da vefat etti.…
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamit
Yahya Kemal Ve Abdulhamid Han
S
on bir asırdaki ilk ve orta mektep tarih kitaplarında kısacık, kifâyetsiz ve çarpık Osmanlı Tarihi derslerinde Abdülhamid Han, müstebit gibi karalamalara maruz kalmaktan başka fotoğrafının altında da ismi yazmaz, isim olarak “Kızıl Sultan” ibaresi yer alırdı.

“Kızıl Sultan” iftirası, Fransız tarihçi Albert Vandal’a…
Sultan Abdülhamit
İkinci Fatih: Sultan Abdülhamid Han
D
evletlerin fetih asırlarındaki zaferler çok kıymetlidir. İstanbul’un Sultan Mehmed Han tarafından zapt edilerek İslamlaştırılıp Müslüman Türk şehri yapılması, bu Padişaha Fatih ünvanını kazandırdığı gibi biz evlâdlarına da ebedî bir şeref bahşetmiştir…
 
Devletlerin zor zamanlarındaki vatan müdafaaları da fetih…
Sultan Abdülhamit
Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
1

15 yıldır müze olarak halka açık değildi Yıldız Sarayı. Beş yıldır süren restorasyon çalışmaları büyük ölçüde bitmiş. Saray, 19 Temmuz’da müze olarak açılıyor. Açılıştan önce gittim, gezdim, gördüm. Milli Saraylar İdaresi, harikulade bir çalışma yapmış. Abdülhamid Han devrinin hatıralarıyla dopdolu Yıldız Sarayı,…

Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
S
ultan II. Abdülhamid 30 sene süren nispi sulh devresinde maarif ve imar faaliyetlerine ağırlık verdi. Devrinde yapılan faaliyetler ciltlerce kitabı doldurur. 1879’da adliye teşkilatı tanzim edildi. Bugün de Türkiye’deki adliye teşkilatı oradan kalmadır. Ordunun güçlendirilmesi için ciddi çalıştı. Almanya’dan…
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
Sultan Abdülhamit
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
S
ûltân II. Abdülhamid Hân; tahttan indirilmesinin üzerinden 8 yıl, 9 ay, 13 gün geçmiştiki 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayında hayata gözlerini yumdu. Vefât ettiğinde 75 yaşını 4 ay, 19 gün geçiyordu. Sûltân Mehmed Reşad’ın dışında bütün devlet adamlarının ve Hânedân üyelerinin eksiksiz katıldığı muhteşem cenâze…
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
O
smanlı Devleti’nde padişahların sözlü ve yazılı emirlerine ‘‘İrade-i Seniyye’’ denirdi. Bu emirler saray başkâtibi tarafından kaleme alınır, daha sonra icap eden yerlere tebliğ edilirdi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan ve Başkâtip Tahsin Paşa tarafından kaleme alınan bazı irade-i…
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
Sultan Abdülhamit
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
C
umhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan da Sultan’ın İzinde

Sultan Abdülhamid Han’ın iç ve dış siyasette iki önemli hedefi vardı: İç siyasette Balkanlar da kiliseler arasındaki ihtilafı körükleyerek birleşmelerine engel olmaktı. Ne yazık ki, ittihatçılar idareyi ele alınca büyük bir gaflet ve ihanetle çıkardıkları bir…
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
Sultan Abdülhamit
Kalbinde Merhamet Elinde Maharet Vardı
S
ultan Abdülhamid Han, 1909’da 31 Mart Vakası ile İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirildikten sonra, Selanik’e götürüldü. Burada Alatini Köşkünde üç buçuk yıl kadar nezarette tutuldu. 1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması sebebiyle, İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayı’na getirildi ve 1918’deki…
Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han Düşmanlığı
A
bdülhamid Han, 1876-1909 arasında Padişahlık yapmış bir Devlet Başkanımızdır. Hizmet müddeti, 33 yıldır. Baştaki 1,5 yıl ile sondaki 1 yıla yakın süre Meşruti idaredir. V. Murad’dan sonra tahta veliahd Abdülhamid Efendi geçmemiş olsaydı Devlet-i Ali Osman, yüksek ihtimalle yarım asır sonraki I. Dünya Harbi’de değil…
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid’in Bir Selamı Neler Yapardı?
İ

ngilizlerin parmağı olan “31 Mart Hadisesi”nin tertipçileri arasında bulunan şair filozof Rıza Tevfik bu meşûm ihtilâlden sonra arkadaşlarıyla birlikte İngiliz sefaretine gittiklerinde çok soğuk bir şekilde karşılanırlar. Rıza Tevfik bu harekete o anda bir mana veremez. Çok sonraları İngiltere’ye oğlunu görmeye…

Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han'ın İttihadçılar'a Verdiği Ders
B

irinci Dünya Harbi’ni çarçabuk bir neticeye bağlamak niyeti ile müttefik devletler, yani İngiltere, Fransa, ve İtalya her şeyden önce Çanakkale boğazını zorlamak ve geçmek İstanbul’u zaptedip Osmanlı kuvvetlerini bertaraf etmek ve asıl mühimmi yine müttefikleri bulunan Rusya ile aralarında muvasalatı sağlamak…