Sultan Abdülhamid Han’ın En Büyük Projesi: Hicaz Demiryolu

Cüneyt Teke 03.03.2016 2061
H
resim
icaz demiryolu projesi İslam Dünyasında sevinç ile karşılanmıştı. Osmanlı, Hindistan İran ve Arap basınında aylarca en ağırlıklı konu Hicaz Demiryolu olmuştu. İstanbul’da yayınlanan Sabah gazetesi, demiryolundan kutsal hat ve halifenin en muhteşem eseri olarak bahsediyordu. 

Demiryolunun maliyeti 4 milyon lira olarak hesaplanmıştı. Bu rakam devlet bütçesinin neredeyse %20’sine tekabül ediyordu. Bunun hepsini ödemek imkansız gibi görünüyordu. Başta Padişah olmak üzere onun devlet erkanı ve üst düzey yetkililer önde gelenler, bürokratlar, askerler ve devletin çeşitli kademesindeki memurlar bu proje için bağışlarda bulundular. Bununla beraber Osmanlı Halkı da bu projeyi oldukça tutmuş ve çocuğundan, gencine, anneden babaya bir sürü insan bu demiryoluna bağış yaptılar.

Fas, Tunus, Cezayir, Rusya, Çin, Singapur, Hollanda, Güney Afrika, Ümit Burnu, Cava, Sudan, Pretorya, Bosna- Hersek, Üsküp, Filibe, Köstence, Kıbrıs, Viyana, İngiltere, Almanya ve Amerika’daki Müslümanlar Hicaz Demiryolu’nun yapımı için bağışta bulundular. Hatta Müslümanların dışında, Almanlar, Yahudiler ve birçok Hıristiyan bile bağışta bulundu. Fas Emiri, İran Şahı ve Buhara Emiri gibi devlet idarecilerinden de yardımlar geldi.

Bütün dünya Müslümanlarının halifesi olan II. Abdülhamid Han, İslam’ın şartlarından olan “Hac” farizasını yerine getirmek için her yıl Hicaz’a giden binlerce hacının, develeriyle 60°C’ye varan sıcaklık altında, çöl yollarında; susuzluk, bulaşıcı hastalıklar, eşkıyalar vb. zorluklarla karşı karşıya olduğunu, bu yolların emniyet ve asayişini sağlamak için ise, devletin büyük malî ve askerî fedakârlıklarda bulunduğunu biliyordu. 

Hicaz için bütün bu problemleri halledecek ve buradaki Müslümanlarla Anadolu arasında bir köprü vazifesi görecek, ayrıca devletin itibarını İslâm dünyasında artıracak, bölgedeki kontrolü güçlendirecek ve Süveyş Kanalı’nın yerini tutabilecek stratejik bir demiryolu projesini uygulamaya koymayı düşünüyordu. 

Sultan II. Abdülhamid’in hâtıratında da; “Çok eskiden beri hayâl ettiğim Hicaz demiryolu nihayet hakikât oluyor. Bu yol Osmanlı Devleti için sadece iktisadi bakımdan büyük fayda getirmekle kalmayacak, aynı zamanda oradaki kuvvetimizi sağlamlaştırmaya da yarayacağından, askeri bakımdan da çok ehemmiyetli olacaktır..” diye bahsettiği ve bugün milli sınırlarımız dışında bulunan Hicaz demiryolu projesinin gerçekleştirilmesi, bütün Müslümanların halifesi olan II. Abdülhamid’e yakışan bir yatırımdı. 

1900 yılında resmen temelli atıldı.

Netice itibariyle II. Abdülhamid devlet adamları ile yapmış olduğu istişareler neticesinde 2 Mayıs 1900 tarihinde yayımladığı bir irade ile demiryolu inşasının başlamasını emrediyordu. Bu proje Almanlara verilmişti. 1 Eylül 1900’de yapılan resmi bir törenle inşaat fiilen başlamış oldu. İlk safada Şam’dan Mekke’ye ulaşması planlanan demiryolunun, ileride Akabe’ye ve Cidde’ye bağlanması hatta Yemen’e oradan da Kızıldeniz’in kıyısındaki Hudeyde’ye kadar götürülmesi düşünülüyordu.

Demiryolu yapımına ilk olarak Şam-Der’a arasında başlandı. 1903’te Amman’a, 1904’te Maan’a ulaşıldı. Maan’dan Akabe körfezine bir şube hattı yapılarak Kızıldeniz’e çıkılmak istendi ise de İngilizlerin karşı çıkmaları sonucu gerçekleştirilemedi. 

Daha önce yapım imtiyazı bir İngiliz şirketine verilmiş olan Hayfa Demiryolu, inşaat malzemeleri ile birlikte satın alınarak, 1905’te tamamlandı ve Der’a, Yermuk vadisinden Hayfa’ya bağlandı. Böylelikle Hicaz Demiryolu Akdeniz’e ulaşmış oldu. 

O zamana kadar tarihi Akka şehrinin yanı başında küçük bir kasaba konumunda olan Hayfa, Hicaz demiryolunun ve limanının yapımı ile bir anda gelişti ve bugün bölgenin önemli bir ulaşım merkezi haline geldi.
Demiryolu’nun Maan’a varmasından sonra inşaat ile işletme işleri birbirinden ayrılarak bir işletme idaresi kuruldu ve demiryolunda ilk defa olarak 1 Eylül 1905 yılında yolcu ve eşya taşınmaya başlandı. Aynı sene Mudevvera’ya ve 1 Eylül 1906 tarihinde de Medâyin-i Sâlih’e ulaşıldı. Bu noktadan sonraki inşaatın tamamı Müslüman mühendis, teknisyen ve işçiler tarafından gerçekleştirildi. 

El-Ûlâ’ya 1907’de ve nihayet Medine’ye 31 Ağustos 1908’de varıldı. O tarihe kadar toplam 1464 km’yi bulan Hicaz Demiryolu, Sultan Abdülhamid Han’ın tahta çıkışının 33. yıldönümü olan 1 Eylül 1908 tarihinde yapılan resmî bir törenle bütünüyle işletmeye açıldı. Hicaz Demiryolu, I. Dünya Savaşı’na kadar yoğun bir şekilde kullanıldı.
Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın tahtan indirilmesine kadar “Hamidiye Hicaz Demiryolu” olarak anılan ve 18 Ocak 1909’dan itibaren sadece “Hicaz Demiryolu” olarak bilinen hat 1918’de 1900 km’yi aşmıştır. 

Medine komutanı Fahreddin Paşa’nın Mondros Mütarekesi’nin 16. maddesi gereğince 7 Ocak 1919’da imzaladığı şartname gereği Medine’yi teslim ve tahliye etmesi ile birlikte Hicaz Demiryolu üzerindeki Osmanlı hâkimiyeti kalkmıştır. Medine’de bulunan Mukaddes Emanetler, Fahreddin Paşa’nin üstün çabalarıyla Hicaz Demiryolu hattı sayesinde İstanbul’a taşınabilmiştir.

İlgili Makaleler

Sultan Abdülhamit
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
S
ultan Abdülhamid Han’ın 9 kızından; Ayşe sultan: 1877’de İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Müşfika hanımdır. 1960’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Beşiktaş’ta Yahya Efendi kabristanındadır; Şadiye Sultan: 1886’da İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Emsalinur hanımdır. 1997’de İstanbul’da vefat etti.…
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamit
Yahya Kemal Ve Abdulhamid Han
S
on bir asırdaki ilk ve orta mektep tarih kitaplarında kısacık, kifâyetsiz ve çarpık Osmanlı Tarihi derslerinde Abdülhamid Han, müstebit gibi karalamalara maruz kalmaktan başka fotoğrafının altında da ismi yazmaz, isim olarak “Kızıl Sultan” ibaresi yer alırdı.

“Kızıl Sultan” iftirası, Fransız tarihçi Albert Vandal’a…
Sultan Abdülhamit
İkinci Fatih: Sultan Abdülhamid Han
D
evletlerin fetih asırlarındaki zaferler çok kıymetlidir. İstanbul’un Sultan Mehmed Han tarafından zapt edilerek İslamlaştırılıp Müslüman Türk şehri yapılması, bu Padişaha Fatih ünvanını kazandırdığı gibi biz evlâdlarına da ebedî bir şeref bahşetmiştir…
 
Devletlerin zor zamanlarındaki vatan müdafaaları da fetih…
Sultan Abdülhamit
Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
1

15 yıldır müze olarak halka açık değildi Yıldız Sarayı. Beş yıldır süren restorasyon çalışmaları büyük ölçüde bitmiş. Saray, 19 Temmuz’da müze olarak açılıyor. Açılıştan önce gittim, gezdim, gördüm. Milli Saraylar İdaresi, harikulade bir çalışma yapmış. Abdülhamid Han devrinin hatıralarıyla dopdolu Yıldız Sarayı,…

Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
S
ultan II. Abdülhamid 30 sene süren nispi sulh devresinde maarif ve imar faaliyetlerine ağırlık verdi. Devrinde yapılan faaliyetler ciltlerce kitabı doldurur. 1879’da adliye teşkilatı tanzim edildi. Bugün de Türkiye’deki adliye teşkilatı oradan kalmadır. Ordunun güçlendirilmesi için ciddi çalıştı. Almanya’dan…
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
Sultan Abdülhamit
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
S
ûltân II. Abdülhamid Hân; tahttan indirilmesinin üzerinden 8 yıl, 9 ay, 13 gün geçmiştiki 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayında hayata gözlerini yumdu. Vefât ettiğinde 75 yaşını 4 ay, 19 gün geçiyordu. Sûltân Mehmed Reşad’ın dışında bütün devlet adamlarının ve Hânedân üyelerinin eksiksiz katıldığı muhteşem cenâze…
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
O
smanlı Devleti’nde padişahların sözlü ve yazılı emirlerine ‘‘İrade-i Seniyye’’ denirdi. Bu emirler saray başkâtibi tarafından kaleme alınır, daha sonra icap eden yerlere tebliğ edilirdi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan ve Başkâtip Tahsin Paşa tarafından kaleme alınan bazı irade-i…
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
Sultan Abdülhamit
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
C
umhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan da Sultan’ın İzinde

Sultan Abdülhamid Han’ın iç ve dış siyasette iki önemli hedefi vardı: İç siyasette Balkanlar da kiliseler arasındaki ihtilafı körükleyerek birleşmelerine engel olmaktı. Ne yazık ki, ittihatçılar idareyi ele alınca büyük bir gaflet ve ihanetle çıkardıkları bir…
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
Sultan Abdülhamit
Kalbinde Merhamet Elinde Maharet Vardı
S
ultan Abdülhamid Han, 1909’da 31 Mart Vakası ile İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirildikten sonra, Selanik’e götürüldü. Burada Alatini Köşkünde üç buçuk yıl kadar nezarette tutuldu. 1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması sebebiyle, İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayı’na getirildi ve 1918’deki…
Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han Düşmanlığı
A
bdülhamid Han, 1876-1909 arasında Padişahlık yapmış bir Devlet Başkanımızdır. Hizmet müddeti, 33 yıldır. Baştaki 1,5 yıl ile sondaki 1 yıla yakın süre Meşruti idaredir. V. Murad’dan sonra tahta veliahd Abdülhamid Efendi geçmemiş olsaydı Devlet-i Ali Osman, yüksek ihtimalle yarım asır sonraki I. Dünya Harbi’de değil…
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid’in Bir Selamı Neler Yapardı?
İ

ngilizlerin parmağı olan “31 Mart Hadisesi”nin tertipçileri arasında bulunan şair filozof Rıza Tevfik bu meşûm ihtilâlden sonra arkadaşlarıyla birlikte İngiliz sefaretine gittiklerinde çok soğuk bir şekilde karşılanırlar. Rıza Tevfik bu harekete o anda bir mana veremez. Çok sonraları İngiltere’ye oğlunu görmeye…

Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han'ın İttihadçılar'a Verdiği Ders
B

irinci Dünya Harbi’ni çarçabuk bir neticeye bağlamak niyeti ile müttefik devletler, yani İngiltere, Fransa, ve İtalya her şeyden önce Çanakkale boğazını zorlamak ve geçmek İstanbul’u zaptedip Osmanlı kuvvetlerini bertaraf etmek ve asıl mühimmi yine müttefikleri bulunan Rusya ile aralarında muvasalatı sağlamak…