Sultan Abdulhamid Han'ın Ecdadı Karakeçili Aşireti ve Ertuğrul Gazi'ye Vefası

M. Şakir Ülkütaşır 04.02.2016 3634
S

ultan Abdülhamid Han, Söğüt’e; ecdadı Karakeçili aşireti ve Ertuğrul gazi törenlerine hususi bir ihtimam ve ilgi gösterirdi. Özellikle Söğüt ve Bilecikli Karakeçili askerlerden oluşan “Ertuğrul Alayı” adı altında bir Türk muhafız taburu teşkil etmişti. Ayrıca kendisinin binmesine mahsus maiyet vapurlarından birine “Söğütlü” diğerine de “Ertuğrul” isimlerini vermişti.
 
Padişah, Ertuğrul Gazi'nin türbesini mükemmelen tamir ettirdiği gibi, türbeye ayrıca kıymetli bir halı, bir avize, bir gümüş şamdan, iki büyük saat ve bir de -sanduka üzerine örtülmek için- eliyle verdiği çok değerli şal hediye etmiştir.

Millî mücadelede, düşmanlar bu türbeyi tahrip etmişler, içindeki eşyanın bir kısmını söküp kırmışlar; bir kısmını da alıp götürmüşlerdir.

Ertuğrul Gazi Törenleri

Çok eski devirlerde Anadolu'nun muhtelif yerlerinden (bilhassa Bilecik, Kütahya, Eskişehir, Bursa, Balıkesir, Afyon, Manisa ve Muğla bölgelerinden) gelen bir takım aşiret halkının katılmasiyle Söğüt'te Ertuğrul Gazi türbesinde her yıl bir tören yapılırdı. Şu kadar var ki bu törene, büyük bir çoğunlukla, Karakeçili oymakları iştirak ederdi. Karakeçili aşiret Beyi, törenden onbeş gün önce bu aşiretin bulunduğu yerlerdeki oymak reislerine birer mektup göndererek halkı ziyarete davet ederdi. Bunun -kabile an'anesine göre- sebebi de Ertuğrul Bey'in Karakeçili aşiretine mensup olması ve bu aşiretin Başbuğu bulunması idi.

Büyük ve kalabalık bir aşiret olan Karakeçililer, Oğuz Türklerinin Kayı boyuna mensup olup, bunların bir kısım oymakları Moğolların baskı ve saldırışları üzerine Ertuğrul Bey ile beraber Horasan-Azerbeycan -Ahlat yoliyle Anadolu'ya gelmişlerdir. Ertuğrul Bey'in Söğüt çevresine gelişi komşuları bulunan Germiyan Oğullarından sonra olup, XIII. yüzyılın ikinci yarısına rastlar.

Ertuğrul, Söğüt'te bir Uç Beyi olarak yerleştiği zaman, bu oymaklar da onunla beraber, Söğüt ve çevresinde yerleşmiş ve az sonra kurulan Söğüt Beyliği'nin etnik dayanağını teşkil eden birer unsur olmuşlardı. Bilâhare Osmanlı Türklerinin fütuhatı Batıya doğru genişledikçe, Karakeçili oymakları da Anadolu'nun bu bölgesine yayılmış, buralarda yüzyıllarca yarı göçebe halinde yaşamıştır.

Yörük Bayramı

Ertuğrul Bey'in hayat ve hâtırasını anmak maksadiyle Söğüt'teki türbesinde yapılan bu tören, önceleri, tamamen aşiret geleneklerine dayanmak üzere, sadece millî bir renk taşıyor ve o gün Karakeçili aşireti için bayram sayılıyordu. (Söğüt ve dolayları halkı yapılan bu törene bugün dahi "yörük bayramı" demektedir). Bu tören, gitgide millî-dinî bir vasıf almıştır. Abdulhamîd zamanında ise, hemen hemen resmî bir hüviyet kazanmıştır.

Tören günü, Söğüt ve dolaylarında oturanlardan başka bilhassa Batı Anadolu'nun muhtelif yerlerinde bulunan Karakeçili oymakları ve diğer Türkmen Obaları, alay alay Söğüt kasabasına gelirler, bu bayrama katılırlardı.

Törene katılan aşiretler halkı, eski sancakları, sırmalı çepkenleri, mor püsküllü puşu (yâni serpuş) ları, tarihî miğferleri, meşin silahlıkları, bunların arasına sokulmuş yatağanları, mercanlı hançerleri, çakmaklı piştovları (yâni tabancaları) ve ayaklarında geniş sokmanları (yani meşin çizmeleri), kısacası millî kıyafetleri, levendâne tavırları ile davetlilerin dikkatini çekerlerdi. Büyük bir kısmı atlı olan bu halk, önde ihtiyarlar, arada orta yaşlılar ve arkada da gençler olmak üzere kasaba dâhilinden türbeye kadar bir de "resmi geçit" yaparlardı.

Tören günü, mevlûtlar okunur, kurbanlar kesilir, uzun ve geniş sundurmalı misafirhane önünde kazanlarla etli pilâvlar pişirilir, bütün davetlilere ziyafet verilirdi. Türbe önünde ve yüzyıllık çamlarla dolu bahçenin içinde yapılan bu millî törenden sonra, seçkin efeler tarafından civardaki alanda cirit ve kılıç-kalkan gibi gene millî oyunlar oynanırdı.

Yine vaktiyle bilhassa Karakeçili Beyleri, dünyaya bir erkek evlâtları gelince 50-60 kadar atlı ile Söğüt'e gelerek türbeyi ziyaret ederler, kurbanlar keserler, üç gün üç gece türbe bahçesinde kalırlardı; bu sırada bazan meydanlara çıkıp cirit de oynarlardı,

Resmi bir hüviyet kazanmıştı

İşte Söğüt'te Ertuğrul Gazi türbesinde yapılan bu millî ve tarihî tören, Osmanlı İmparatorluğu'nun son zamanlarına kadar devam etmiş, hattâ -yukarda da işaret ettiğimiz gibi- Sultan Abdulhamîd zamanında buna, başta padişahın bir temsilcisi bulunmak suretiyle, aşağı yukarı resmî bir hüviyet kazanmıştı. O gün, Karakeçili Beylerine, Oymak Reislerine, hükümdarın temsilcisi tarafından nişanlar dağıtılır; törene Yıldız'ın Ertuğrul Alayından ayrılmış askerî bir kıt'a ile bir de bando iştirak ettirilirdi.

Söğüt'ün Türk tarihinde büyük ve müstesna bir yeri olduğunu unutmamalıyız. Bu güzel yurt köşesi, Bursa - İstanbul - Sofya – Belgrad - Beç ve oradan Viyana kapılarına dayanan büyük ve tarihî yolun başı, daha açık bir ifadeyle Osmanlı-Türk Devleti'nin ilk hareket ve kuvvet noktası olmuştur. Nitekim büyük Türk Hükümdarı Alparslan'ın Malazgirt zaferi (26 Ağustos 1071) de daha önce Anadolu ülkesini ebedî bir "Türk Yurdu", bölünmez bir "Oğuz ili" olarak taçlandırmıştı.

İlgili Makaleler

Sultan Abdülhamit
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
S
ultan Abdülhamid Han’ın 9 kızından; Ayşe sultan: 1877’de İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Müşfika hanımdır. 1960’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Beşiktaş’ta Yahya Efendi kabristanındadır; Şadiye Sultan: 1886’da İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Emsalinur hanımdır. 1997’de İstanbul’da vefat etti.…
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamit
Yahya Kemal Ve Abdulhamid Han
S
on bir asırdaki ilk ve orta mektep tarih kitaplarında kısacık, kifâyetsiz ve çarpık Osmanlı Tarihi derslerinde Abdülhamid Han, müstebit gibi karalamalara maruz kalmaktan başka fotoğrafının altında da ismi yazmaz, isim olarak “Kızıl Sultan” ibaresi yer alırdı.

“Kızıl Sultan” iftirası, Fransız tarihçi Albert Vandal’a…
Sultan Abdülhamit
İkinci Fatih: Sultan Abdülhamid Han
D
evletlerin fetih asırlarındaki zaferler çok kıymetlidir. İstanbul’un Sultan Mehmed Han tarafından zapt edilerek İslamlaştırılıp Müslüman Türk şehri yapılması, bu Padişaha Fatih ünvanını kazandırdığı gibi biz evlâdlarına da ebedî bir şeref bahşetmiştir…
 
Devletlerin zor zamanlarındaki vatan müdafaaları da fetih…
Sultan Abdülhamit
Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
1

15 yıldır müze olarak halka açık değildi Yıldız Sarayı. Beş yıldır süren restorasyon çalışmaları büyük ölçüde bitmiş. Saray, 19 Temmuz’da müze olarak açılıyor. Açılıştan önce gittim, gezdim, gördüm. Milli Saraylar İdaresi, harikulade bir çalışma yapmış. Abdülhamid Han devrinin hatıralarıyla dopdolu Yıldız Sarayı,…

Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
S
ultan II. Abdülhamid 30 sene süren nispi sulh devresinde maarif ve imar faaliyetlerine ağırlık verdi. Devrinde yapılan faaliyetler ciltlerce kitabı doldurur. 1879’da adliye teşkilatı tanzim edildi. Bugün de Türkiye’deki adliye teşkilatı oradan kalmadır. Ordunun güçlendirilmesi için ciddi çalıştı. Almanya’dan…
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
Sultan Abdülhamit
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
S
ûltân II. Abdülhamid Hân; tahttan indirilmesinin üzerinden 8 yıl, 9 ay, 13 gün geçmiştiki 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayında hayata gözlerini yumdu. Vefât ettiğinde 75 yaşını 4 ay, 19 gün geçiyordu. Sûltân Mehmed Reşad’ın dışında bütün devlet adamlarının ve Hânedân üyelerinin eksiksiz katıldığı muhteşem cenâze…
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
O
smanlı Devleti’nde padişahların sözlü ve yazılı emirlerine ‘‘İrade-i Seniyye’’ denirdi. Bu emirler saray başkâtibi tarafından kaleme alınır, daha sonra icap eden yerlere tebliğ edilirdi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan ve Başkâtip Tahsin Paşa tarafından kaleme alınan bazı irade-i…
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
Sultan Abdülhamit
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
C
umhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan da Sultan’ın İzinde

Sultan Abdülhamid Han’ın iç ve dış siyasette iki önemli hedefi vardı: İç siyasette Balkanlar da kiliseler arasındaki ihtilafı körükleyerek birleşmelerine engel olmaktı. Ne yazık ki, ittihatçılar idareyi ele alınca büyük bir gaflet ve ihanetle çıkardıkları bir…
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
Sultan Abdülhamit
Kalbinde Merhamet Elinde Maharet Vardı
S
ultan Abdülhamid Han, 1909’da 31 Mart Vakası ile İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirildikten sonra, Selanik’e götürüldü. Burada Alatini Köşkünde üç buçuk yıl kadar nezarette tutuldu. 1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması sebebiyle, İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayı’na getirildi ve 1918’deki…
Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han Düşmanlığı
A
bdülhamid Han, 1876-1909 arasında Padişahlık yapmış bir Devlet Başkanımızdır. Hizmet müddeti, 33 yıldır. Baştaki 1,5 yıl ile sondaki 1 yıla yakın süre Meşruti idaredir. V. Murad’dan sonra tahta veliahd Abdülhamid Efendi geçmemiş olsaydı Devlet-i Ali Osman, yüksek ihtimalle yarım asır sonraki I. Dünya Harbi’de değil…
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid’in Bir Selamı Neler Yapardı?
İ

ngilizlerin parmağı olan “31 Mart Hadisesi”nin tertipçileri arasında bulunan şair filozof Rıza Tevfik bu meşûm ihtilâlden sonra arkadaşlarıyla birlikte İngiliz sefaretine gittiklerinde çok soğuk bir şekilde karşılanırlar. Rıza Tevfik bu harekete o anda bir mana veremez. Çok sonraları İngiltere’ye oğlunu görmeye…

Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han'ın İttihadçılar'a Verdiği Ders
B

irinci Dünya Harbi’ni çarçabuk bir neticeye bağlamak niyeti ile müttefik devletler, yani İngiltere, Fransa, ve İtalya her şeyden önce Çanakkale boğazını zorlamak ve geçmek İstanbul’u zaptedip Osmanlı kuvvetlerini bertaraf etmek ve asıl mühimmi yine müttefikleri bulunan Rusya ile aralarında muvasalatı sağlamak…