Sultan Abdülhamid Han’ın Dinî Hassasiyeti Ve İnce Siyaseti

Ziya Şakir 04.02.2016 2100

“Sultan Abdülhamid Han, İttihatçılar tarafından tahtan indirilip gönderildiği Selanik’deki Alatini Köşkün’de, muhafız subayına anlattığı bir vakayı aşağıda sunuyoruz.”  

B
ugünkü gazete havadisleri meyanında Abdülhamid’in sinirlerine dokunan bir mesele var. Tercüman gazetesi, Kuranı Kerim’in Türkçeye tercümesi hakkında bir makale yazmış. Abdülhamid:
– Bu kadar tefsirler varken, tercümeye ne hacet? Hem tercüme edilirse, ayetlerdeki manalar kaybolur. Meselâ, “Elif Lâm Mim” ayeti, nasıl tercüme olunur? Sonra, her ayet, kendinden evvel gelen bir ayeti izah eder. Bence, böyle şeylere teşebbüs, iyi değildir, diye bu işe itiraz ettikten sonra, çok mühim bir vaka anlattı:

– Hafız Paşa’nın zaptiye nazırlığı zamanında idi. Beşiktaş’ta oturan hocanın biri, bir İngiliz Protestan rahibi ile kafa kafaya vermiş. Kur’an-ı Kerim’i istedikleri gibi tercümeye koyulmuş. Bunu, Hafız paşa duymuş. Derhal evi basmış, rahip ile hocayı tercüme yaparken yakalamış. Hocayı almış. Götürmüş. Hapse tıkmış. Bu vakadan, mühim bir mesele çıktı. O zaman İngiltere Sefiri Oytel idi. Benim ahbabım olmakla beraber, titiz, geçimsiz bir adamdı. Aksi gibi o esnada Ankara ve Erzincan konsolosları da hakaret gördüklerinden şikâyette bulunuyorlarmış.

Oytel, bu üç meseleyi zihninde büyütmüş. Eğer bu üç mesele hakkında yirmi dört saat zarfında izahat ve tarziye verilmezse (özür dilenmezse) pasaportunu isteyip gideceğine dair Babıali’ye şiddetli bir nota vermiş. Babıâli büyük bir telâş ile bana bunu bildirince, hemen Sefire haber gönderdim. Yanında baş tercümanıyla geldi. Tercüman Münir Paşa’nın delâletiyle huzura çıktı. Daha kapıdan girerken:

– Gayri resmi geliyorum, dedi.

Ben de, güya hiçbir şeyden malûmatım yokmuş gibi:

– Buyurun. Oturun. Sizi biraz dalgın görüyorum. Yoksa mühim bir şey mi var? Diye, işi anlamamazlığa vurdum.

Sefir, şikâyete başladı.

– Evet… Üç mühim mesele var. Eğer, Babıâli, bunları yirmi dört saate kadar arzumuza muvafık surette halletmezse, İngiltere’nin şerefini muhafaza için pasaportumu alıp gideceğim ve kat’i münasebet edeceğim (münasebeti keseceğim), başka çara yoktur, dedi.

Ben gülerek cevap verdim:

– Ha... Hatırlıyorum, Babıâli’den bana bir kâğıt gelmişti. Bir iki şeyden bahsediyorlardı. Fakat bunların içinde, mühim bir şey görmedim. Galiba, kâğıtta şurada olacak, dedim. Kalktım, masanın üstünden kâğıdı aldım ve izah etmeğe başladım.

Birinci, bizim tebaamızdan olan bir hoca, bize şimdilik doğru görünmeyen bir harekete cür’et etmiş. Zaptiye nazırı da bunu cürüm halinde tutmuş. Hocayı Şeyhülislam kapısına teslim etmiş. Tabii, muhakemesi olur. Bir cürmü sabit olmazsa, kurtulur. Aksi takdirde, hareketine temas eden kanun mucibince cezasını bulur.

Amma, siz diyorsunuz ki, o ev basıldığı zaman, orada bir İngiliz bulunuyormuş. Pekâlâ amma, o ev bir İngiliz evi değildir. Ve yapılan harekette Kapitülasyonlara mugayir değildir. Nitekim orada tesadüf olunan İngiliz, beş dakika bile tevkif edilmemiş, derhal serbest bırakılmıştır.

– Soruyorum size: Mesela böyle bir vaka, İngiltere’de olsaydı, ne olurdu?

Protestanlık aleyhine vaki olan bir meseleye hükûmet ve hatta kral müdahale edebilir miydi?

Gelelim öteki işlere. Gerek Ankara vakaları ve gerek Erzincan kumandanı hakkında ehemmiyetle tahkikat icra olunuyor. Eğer İngiliz konsoloslarının hakaret gördükleri sabit olursa, derhal cezalarını göreceklerinden emin olabilirsiniz. Sizin ne kadar ehemmiyet verdiğiniz işler, görüyorsunuz ki çok basit şeylerdir. Ve şu andan itibaren de hallolunmuşlar demektir.

Sefirin, bir Mesele-i umman gibi gözünde büyüttüğü şeyleri ben böyle ehemmiyetsiz bir tavırla ve pek kolaylıkla halledince Sefir, kıpkırmızı oldu. Hem kendi baş tercümanı, hem de Münir Paşa gülmeye başladı. Hele, Sefirin “Amour propreu” sunu (izzeti nefsini) okşamak için:

– Zaptiye nazırı Hafız Paşa vazifesini yapmış. Emin olunuz ki, İngiltere hükûmetine ve tebaasına karşı katiyen hakaret varit değildir. Böyle olmakla beraber, mademki arzu ediyorsunuz, ben Hafız Paşa’yı size göndereyim de bir “Pardon” desin, dedim.

Öfkeyle gelen sefir, memnuniyetle avdet etti. İşte böyle nazik meseleleri, ben böylece bizzat idare eder ve Babıâli’ye meşgul vaziyetlerden kurtarırdım. Galiba bu vaka sadrazam Sait Paşa’nın zamanında olmuştu.

Kaynak: Sultan Hamid’in Son Günleri-Ziya Şakir.

İlgili Makaleler

Sultan Abdülhamit
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
S
ultan Abdülhamid Han’ın 9 kızından; Ayşe sultan: 1877’de İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Müşfika hanımdır. 1960’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Beşiktaş’ta Yahya Efendi kabristanındadır; Şadiye Sultan: 1886’da İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Emsalinur hanımdır. 1997’de İstanbul’da vefat etti.…
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamit
Yahya Kemal Ve Abdulhamid Han
S
on bir asırdaki ilk ve orta mektep tarih kitaplarında kısacık, kifâyetsiz ve çarpık Osmanlı Tarihi derslerinde Abdülhamid Han, müstebit gibi karalamalara maruz kalmaktan başka fotoğrafının altında da ismi yazmaz, isim olarak “Kızıl Sultan” ibaresi yer alırdı.

“Kızıl Sultan” iftirası, Fransız tarihçi Albert Vandal’a…
Sultan Abdülhamit
İkinci Fatih: Sultan Abdülhamid Han
D
evletlerin fetih asırlarındaki zaferler çok kıymetlidir. İstanbul’un Sultan Mehmed Han tarafından zapt edilerek İslamlaştırılıp Müslüman Türk şehri yapılması, bu Padişaha Fatih ünvanını kazandırdığı gibi biz evlâdlarına da ebedî bir şeref bahşetmiştir…
 
Devletlerin zor zamanlarındaki vatan müdafaaları da fetih…
Sultan Abdülhamit
Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
1

15 yıldır müze olarak halka açık değildi Yıldız Sarayı. Beş yıldır süren restorasyon çalışmaları büyük ölçüde bitmiş. Saray, 19 Temmuz’da müze olarak açılıyor. Açılıştan önce gittim, gezdim, gördüm. Milli Saraylar İdaresi, harikulade bir çalışma yapmış. Abdülhamid Han devrinin hatıralarıyla dopdolu Yıldız Sarayı,…

Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
S
ultan II. Abdülhamid 30 sene süren nispi sulh devresinde maarif ve imar faaliyetlerine ağırlık verdi. Devrinde yapılan faaliyetler ciltlerce kitabı doldurur. 1879’da adliye teşkilatı tanzim edildi. Bugün de Türkiye’deki adliye teşkilatı oradan kalmadır. Ordunun güçlendirilmesi için ciddi çalıştı. Almanya’dan…
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
Sultan Abdülhamit
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
S
ûltân II. Abdülhamid Hân; tahttan indirilmesinin üzerinden 8 yıl, 9 ay, 13 gün geçmiştiki 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayında hayata gözlerini yumdu. Vefât ettiğinde 75 yaşını 4 ay, 19 gün geçiyordu. Sûltân Mehmed Reşad’ın dışında bütün devlet adamlarının ve Hânedân üyelerinin eksiksiz katıldığı muhteşem cenâze…
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
O
smanlı Devleti’nde padişahların sözlü ve yazılı emirlerine ‘‘İrade-i Seniyye’’ denirdi. Bu emirler saray başkâtibi tarafından kaleme alınır, daha sonra icap eden yerlere tebliğ edilirdi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan ve Başkâtip Tahsin Paşa tarafından kaleme alınan bazı irade-i…
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
Sultan Abdülhamit
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
C
umhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan da Sultan’ın İzinde

Sultan Abdülhamid Han’ın iç ve dış siyasette iki önemli hedefi vardı: İç siyasette Balkanlar da kiliseler arasındaki ihtilafı körükleyerek birleşmelerine engel olmaktı. Ne yazık ki, ittihatçılar idareyi ele alınca büyük bir gaflet ve ihanetle çıkardıkları bir…
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
Sultan Abdülhamit
Kalbinde Merhamet Elinde Maharet Vardı
S
ultan Abdülhamid Han, 1909’da 31 Mart Vakası ile İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirildikten sonra, Selanik’e götürüldü. Burada Alatini Köşkünde üç buçuk yıl kadar nezarette tutuldu. 1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması sebebiyle, İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayı’na getirildi ve 1918’deki…
Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han Düşmanlığı
A
bdülhamid Han, 1876-1909 arasında Padişahlık yapmış bir Devlet Başkanımızdır. Hizmet müddeti, 33 yıldır. Baştaki 1,5 yıl ile sondaki 1 yıla yakın süre Meşruti idaredir. V. Murad’dan sonra tahta veliahd Abdülhamid Efendi geçmemiş olsaydı Devlet-i Ali Osman, yüksek ihtimalle yarım asır sonraki I. Dünya Harbi’de değil…
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid’in Bir Selamı Neler Yapardı?
İ

ngilizlerin parmağı olan “31 Mart Hadisesi”nin tertipçileri arasında bulunan şair filozof Rıza Tevfik bu meşûm ihtilâlden sonra arkadaşlarıyla birlikte İngiliz sefaretine gittiklerinde çok soğuk bir şekilde karşılanırlar. Rıza Tevfik bu harekete o anda bir mana veremez. Çok sonraları İngiltere’ye oğlunu görmeye…

Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han'ın İttihadçılar'a Verdiği Ders
B

irinci Dünya Harbi’ni çarçabuk bir neticeye bağlamak niyeti ile müttefik devletler, yani İngiltere, Fransa, ve İtalya her şeyden önce Çanakkale boğazını zorlamak ve geçmek İstanbul’u zaptedip Osmanlı kuvvetlerini bertaraf etmek ve asıl mühimmi yine müttefikleri bulunan Rusya ile aralarında muvasalatı sağlamak…