Sultan Abdülhamid Han'ın Cesaret ve Vakârı

Ö. Serdar Akın 04.02.2016 2271
Düşmanları tarafından korkak ve evhamlı diye iftira edilen Sultan Abdülhamid Han, gerçekte vakur ve çok cesur idi. Aşağıdaki iki hadise onun bu hususiyetlerini açıkça göstermektedir:

Amiral Sir Henry Woods, Dolmabahçe Saray’ında bir bayramlaşma esnasında meydana gelen zelzelede şahit olduğu bir hadiseyi şöyle anlatıyor:


Ü

nlü İstanbul zelzelesi, böyle bir muâyede (bayramlaşma) sırasında oldu ve ben, Muâyede Salonu'nda idim. Sadrâzam ve nâzırlar tebriklerini arz etmiş, en kıdemli vezirlere sıra gelmişti ki, ortadaki muazzam avizenin zangırdadığını duydum. Baktım, diğer âvizeler de sallanıyordu. Büyük âvizeden büyük bir parça kopmuştu, teşrifat-ı umûmiyye nâzırı Vezir Münir Paşa'nın tepesine düşmek üzere idi. Zeminin, ayağımın altında gidip geldiğini hissettim. 

Japonya'da ve Güney Amerika'da pek çok zelzele görünmüştür. Zelzele olduğunu hemen anladım. Sıvalar düşmeye ve pencere damları çatlamaya başladı. On anda büyük panik oldu. Sivil ve asker, Dolmabahçe Camii avlusuna açılan pencerelere koşup oradan dışarıya atlamak istiyorlar, tavanın başlarına yıkılacağından korkuyorlardı. Heyecanını gizleyen ve itidâlini kaybetmiyen tek şahıs, II. Abdülhamid idi. 

Yaşlı hâriciye nâzırı Said Paşa ile birkaç kişi, Pâdişâha, salonu terk etmesi için yalvarıyorlardı. II. Abdülhamid, kulak asmadı. Tahttan kalktı. Hünkâr başimâmını çağırdı. Duâ etmesini emretti. İmâmın dâvüdi sesiyle yaptığı duâyı hiç unutamıyacağım, tüylerim diken diken oldu. Duâ bitti ve zelzele de bitti.

Padişah, muayedenin devamını irâde etti. Hiçbir şey olmamış gibi tebrikleri kabule devam ediyordu. Ama kısa fasılalarla yer sarsıntısı da devam ediyordu ve herkesin korkudan benzi solmuştu. Tavana yakın husûsi bölmelerdeki elçiler, korkudan ne yapacaklarını şaşırmışlar ve paniğe kapılmışlardı.

Yıldız Suikasti

Ermeniler, merhum Sultan II. Abdülhamid’e, Yıldız’daki Hamidiye Câmi-i Şerifi’nde bir Cuma namazı çıkışında bombalı bir suikast tertip etmişlerdi. Oraya getirilip yol kenarına bırakılan bir arabada müthiş bir infilâk husûle gelmiş, Padişah namaz çıkışı câmi-i şerifin merdivenlerinden Şeyhülislâm Cemâleddin Efendi ile mûtâd hârici ayaküstü üç-beş dakikalık bir görüşme sebebiyle vâkî gecikme sâyesinde mutlak bir ölümden kurtulmuştu.

1905 yılı, 21 Temmuz’unda üçü asker olmak üzere 26 kişinin şehid olduğu ve 58 kişinin de yaralandığı bu müthiş suikast esnasında hiçbir telaşa kapılmadan gür sedasıyla:

– Korkmayınız, korkmayınız!.. diye bağıran, sonra da;

– Herkes yerinde dursun!.. diyerek gayet vakur bir surette arabasına binen Padişah'ın, bu arada sağa-sola kaçışanlar, kılıcını düşüren yaverler gözünden kaçmamış ye bunlarla ilgili olarak da sağa-sola talimatlar yağdırarak arabasına binmiş, dizginleri eline alarak ecnebi sefirlerin:

“Viva (yaşa) Sultan!..” âvâzeleri ve alkışları arasından sarayına avdet etmiştir.

Sultan Abdülhamid Han:

‘‘- Bomba patladıktan sonra, ben  Mabeyin dairesine dönmüştüm. Selamlıkta bulunan sefirler, birer birer geçmiş olsuna geldiler. 

Bunların arasında Avusturya sefiri de vardı. Sefir, benim gösterdiğim metanet ve soğukkanlığı takdir ettikten sonra sordu:

- Korkmadınız mı Şevketpenah, dedi:

Kendisine derhal şu cevabı verdim:

- Biz, Müslümanlar, kaza ve kadere itikat ederiz.’’

Kaynak: Yılmaz Öztuna – Büyük Türkiye Tarihi
        Kadir Mısıroğlu – Bir Mazlum Padişah Sultan II. Abdülhamid
           Ziya Şakir – Sultan Hamid’in Son Günleri

İlgili Makaleler

Sultan Abdülhamit
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
S
ultan Abdülhamid Han’ın 9 kızından; Ayşe sultan: 1877’de İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Müşfika hanımdır. 1960’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Beşiktaş’ta Yahya Efendi kabristanındadır; Şadiye Sultan: 1886’da İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Emsalinur hanımdır. 1997’de İstanbul’da vefat etti.…
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamit
Yahya Kemal Ve Abdulhamid Han
S
on bir asırdaki ilk ve orta mektep tarih kitaplarında kısacık, kifâyetsiz ve çarpık Osmanlı Tarihi derslerinde Abdülhamid Han, müstebit gibi karalamalara maruz kalmaktan başka fotoğrafının altında da ismi yazmaz, isim olarak “Kızıl Sultan” ibaresi yer alırdı.

“Kızıl Sultan” iftirası, Fransız tarihçi Albert Vandal’a…
Sultan Abdülhamit
İkinci Fatih: Sultan Abdülhamid Han
D
evletlerin fetih asırlarındaki zaferler çok kıymetlidir. İstanbul’un Sultan Mehmed Han tarafından zapt edilerek İslamlaştırılıp Müslüman Türk şehri yapılması, bu Padişaha Fatih ünvanını kazandırdığı gibi biz evlâdlarına da ebedî bir şeref bahşetmiştir…
 
Devletlerin zor zamanlarındaki vatan müdafaaları da fetih…
Sultan Abdülhamit
Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
1

15 yıldır müze olarak halka açık değildi Yıldız Sarayı. Beş yıldır süren restorasyon çalışmaları büyük ölçüde bitmiş. Saray, 19 Temmuz’da müze olarak açılıyor. Açılıştan önce gittim, gezdim, gördüm. Milli Saraylar İdaresi, harikulade bir çalışma yapmış. Abdülhamid Han devrinin hatıralarıyla dopdolu Yıldız Sarayı,…

Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
S
ultan II. Abdülhamid 30 sene süren nispi sulh devresinde maarif ve imar faaliyetlerine ağırlık verdi. Devrinde yapılan faaliyetler ciltlerce kitabı doldurur. 1879’da adliye teşkilatı tanzim edildi. Bugün de Türkiye’deki adliye teşkilatı oradan kalmadır. Ordunun güçlendirilmesi için ciddi çalıştı. Almanya’dan…
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
Sultan Abdülhamit
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
S
ûltân II. Abdülhamid Hân; tahttan indirilmesinin üzerinden 8 yıl, 9 ay, 13 gün geçmiştiki 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayında hayata gözlerini yumdu. Vefât ettiğinde 75 yaşını 4 ay, 19 gün geçiyordu. Sûltân Mehmed Reşad’ın dışında bütün devlet adamlarının ve Hânedân üyelerinin eksiksiz katıldığı muhteşem cenâze…
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
O
smanlı Devleti’nde padişahların sözlü ve yazılı emirlerine ‘‘İrade-i Seniyye’’ denirdi. Bu emirler saray başkâtibi tarafından kaleme alınır, daha sonra icap eden yerlere tebliğ edilirdi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan ve Başkâtip Tahsin Paşa tarafından kaleme alınan bazı irade-i…
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
Sultan Abdülhamit
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
C
umhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan da Sultan’ın İzinde

Sultan Abdülhamid Han’ın iç ve dış siyasette iki önemli hedefi vardı: İç siyasette Balkanlar da kiliseler arasındaki ihtilafı körükleyerek birleşmelerine engel olmaktı. Ne yazık ki, ittihatçılar idareyi ele alınca büyük bir gaflet ve ihanetle çıkardıkları bir…
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
Sultan Abdülhamit
Kalbinde Merhamet Elinde Maharet Vardı
S
ultan Abdülhamid Han, 1909’da 31 Mart Vakası ile İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirildikten sonra, Selanik’e götürüldü. Burada Alatini Köşkünde üç buçuk yıl kadar nezarette tutuldu. 1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması sebebiyle, İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayı’na getirildi ve 1918’deki…
Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han Düşmanlığı
A
bdülhamid Han, 1876-1909 arasında Padişahlık yapmış bir Devlet Başkanımızdır. Hizmet müddeti, 33 yıldır. Baştaki 1,5 yıl ile sondaki 1 yıla yakın süre Meşruti idaredir. V. Murad’dan sonra tahta veliahd Abdülhamid Efendi geçmemiş olsaydı Devlet-i Ali Osman, yüksek ihtimalle yarım asır sonraki I. Dünya Harbi’de değil…
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid’in Bir Selamı Neler Yapardı?
İ

ngilizlerin parmağı olan “31 Mart Hadisesi”nin tertipçileri arasında bulunan şair filozof Rıza Tevfik bu meşûm ihtilâlden sonra arkadaşlarıyla birlikte İngiliz sefaretine gittiklerinde çok soğuk bir şekilde karşılanırlar. Rıza Tevfik bu harekete o anda bir mana veremez. Çok sonraları İngiltere’ye oğlunu görmeye…

Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han'ın İttihadçılar'a Verdiği Ders
B

irinci Dünya Harbi’ni çarçabuk bir neticeye bağlamak niyeti ile müttefik devletler, yani İngiltere, Fransa, ve İtalya her şeyden önce Çanakkale boğazını zorlamak ve geçmek İstanbul’u zaptedip Osmanlı kuvvetlerini bertaraf etmek ve asıl mühimmi yine müttefikleri bulunan Rusya ile aralarında muvasalatı sağlamak…