Sultan Abdülhamid Han'ın Büyük Basiret ve Cesareti

Editör 04.02.2016 2194
9
resim

3 Harbi olarak bilinen 1877-1888 Osmanlı-Rus Savaşı’nda, Ruslar batıda İstanbul yakınındaki Yeşilköy’e kadar geldiler. İstanbul’un da düşmesi an meselesiydi. Doğuda ise Erzurum’u koruyan Aziziye tabyaları’nın birkaçını  ele geçirirler. 

Sultan Abdülhamid Han’ın başkanlığında toplanan mecliste bir kısım ümera ve vezirler İstanbul’un terk edilerek,  aile ve çoluk çocuklarıyla adalara gitmeyi teklif ederler.  Abdülhamid Han büyük bir basiret ve cesaretle bu teklifleri reddeder. 

Sultan Abdülhamid Han,  meclis toplantılarına iştirak eden  bir zata, kendi eli ile yazmış olduğu ve son zamanlarda bulunan mektubunda özetle şöyle diyor:

Cülusumuzdan, istifanıza gelinceye kadar Mabeyn-i Hûmayun’da ve Bâb-ı Seraskerî’de akdolunan meclislerin hepsinde hazır bulundunuz. Ruslar’ın Ayestefanos (Yeşilköy) da bir kuvvete malik oldukları halde, devlete bir çok tekliflere kalkıştıkları vakit, riyasetimiz altında toplanan mecliste, vükela, vüzera ve ümera (vekiller ve amirler) :

“Aile ve evladımızı alıp adalara gidelim”

Dediklerinde donanmanın terki ve Rusya askerinin şehri istilâları tekliflerinde, Cenâb-ı Hak’ tan başka kimsenin yardımına mazhar olmayıp her türlü fedakarlığı göze alarak Allah’ın izni ve Peygamber’in ruhaniyetinin yardımı ile, devleti büyük bir felaketten kurtarmaya muvaffak olduğumuzu hiçbir vicdan ve insaf sahibi inkâr etmez.

Garezkâr olanlara “Hasbinallah venimel vekil” den başka söz denilmez. Bu gibilerin Kısas-ı İlâhîye duçar oldukları görülerek teselli bulmaktayız.

Ordusuz Olmaz

Sultan Abdülhamid Han’ın orduya yaptığı harcamaları çok görüp kendisini tenkit edenlere karşı da mektupta şöyle demektedir:

Üçbuçuk milyon nüfusu geçmeyen Bulgarlar, askere bir milyon sarf ettikleri ve Sırp, Yunan dahi böyle olduğu halde:

“Biz çok asker besliyoruz, memleketi jandarma ile idare etmeli” diye terakkiperver (İlericiler) denilenler tarafından sözler söylenmektedir. Bunlar:

“Asker beslemek mülkün imarı ile olur. Mülkü imar ettikten sonra askeri çoğaltmalı,” diyorlar ki; bu fikirde bulunanlar bir devletin himayesine girmeyi göze almış, kendilerinde dinî ve mîllî bir his kalmamış ve şahsî menfaatlerinden başka bir şey düşünmeyenlerdir.

Bir çiftliğe sahip olan kimse korucu ve kelp tedarik etmeden evvel, ziraat ve imara mesai sarf etmez. Çünkü korucusu olmasa; ya yabâni bir hayvan çiftliğe zarar verir veyahut bir başkası gelip orayı sahipsiz sayarak ondan istifadeye kalkışır. Bunun için evvela; bir korucu lazımdır ki çiflikte bulunan işçiler emniyet içinden çalışsınlar. Ve hariçle alış-veriş edecek olurlarsa değeri ile mal alıp versinler.  Fakat,  müdafaa edecek kuvvete sahip olmazlarsa komşuları ile edecekleri alış-verişlerde onların ağır ve zararlı tekliflerini kabule mecbur olurlar. Çiftlik muntazam bir halde bulunmaz. 

Devletin hali de bunun gibidir. Kuvvet olursa kapilatasyonlar da yavaş yavaş kalkar. Ve gümrük muahedeleri de değiştirilir. Yabancılara verilen  imtiyazlar kuvvet sayesinde hafifletilir ve sözde kalır. Devlet itibarı o nisbette artar ki dahili işlerimize harici işler karışmaz ve kalkınma o nisbette kolaylaşır.

Erzurum’da Tehlikedeydi

93 Harbinde Ruslar doğuda da Erzurum yakınlarına kadar gelmişlerdi. Hatta şehri savunan Aziziye Tabyalarından birkaçını ele geçirmişlerdi. Erzurum halkında büyük bir korku ve huzursuzluk başlamıştı. Bu sırada Rus ordusunun başkomutanı 5 Kasım günü doğu cephesi komutanı Gazi Ahmet Muhtar Paşa’ya, bir elçi göndererek teslim olması için teklifte bulundu. Rus başkomutanı elçi ile gönderdiği mektupta şunları yazıyordu:

“Siz ve askerinizin tutar yeri kalmadı. Beyhude yere kan dökmemek için Erzurum kalesini teslim ediniz. Aksi halde şehriniz ve istihkâmlarınız tahrip edilecek, çoluk çocuğun vebali üzerinize olacaktır.”

Erzurum Mutlaka Savunulsun

Bu sırada Sultan Abdülhamid Han Erzurum’un müdafaa edilmesi için Gazi Ahmet Paşa’ya aşağıdaki telgrafı gönderir, Ahmet Muhtar Paşa bu telgrafı Erzurum halkına duyurur.

Padişah telgrafta şöyle demekteydi: (sadeleştirilmiş)

“Bugün bulunduğunuz yer Asya’nın en önemli noktası ve düşmanın göz diktiği yerdir. İşte bu yer büyük bir tehlikede bulunuyor. Allah esirgesin bir vakitten beri ordumuzda görülen dağılma ve çöküntüler bu defa da vukua gelir ve Erzurum’a bir zarar olur ve Erzurum istilaya uğrarsa böyle elîm bir olayın devletin maddi ve manevi varlığında açacağı yaraları size anlatmaya lüzum yoktur. Şu halde asıl iş görecek ve devletin üzerinizdeki nimet hakkını gözetip milletimizin sizden beklediği şerefi ispat edecek gün, bugündür. Namus ve şerefi muhafaza edemezsek, bu, kıyamete kadar tarihimizden çıkmayacak askerlik şerefimize sürülmüş acıklı bir leke olacaktır…”

Bunun üzerine kadın - çocuk,  genç – ihtiyar bütün Erzurumlular silaha sarılarak Aziziye Tabyasına giren düşmanı tabyalardan  söküp atar. Yarım gece ve bir gün süren kanlı savaş sonunda düşman 2300 ölü verir. Bizim şehit sayımız ise 1000’i bulmaktaydı. Bunlardan 600’ünü asker ve subaylar, 400’ünüde sivil Erzurum halkı teşkil ediyordu.

Böylece Sultan Abdülhamid Han’ın yüksek dirayet ve firasetiyle,  Erzurum ve İstanbul düşman işgaline uğramaktan kurtuldu.

Kaynak: Sadi Borak - II. Sultan Abdülhamid’in Yayınlanmamış Bir Mektubu (Hayat Tarih Mecmuası)
           Ertan Ünal - Aziziye Zaferi (Hayat Tarih Mecmuası)

İlgili Makaleler

Sultan Abdülhamit
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
S
ultan Abdülhamid Han’ın 9 kızından; Ayşe sultan: 1877’de İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Müşfika hanımdır. 1960’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Beşiktaş’ta Yahya Efendi kabristanındadır; Şadiye Sultan: 1886’da İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Emsalinur hanımdır. 1997’de İstanbul’da vefat etti.…
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamit
Yahya Kemal Ve Abdulhamid Han
S
on bir asırdaki ilk ve orta mektep tarih kitaplarında kısacık, kifâyetsiz ve çarpık Osmanlı Tarihi derslerinde Abdülhamid Han, müstebit gibi karalamalara maruz kalmaktan başka fotoğrafının altında da ismi yazmaz, isim olarak “Kızıl Sultan” ibaresi yer alırdı.

“Kızıl Sultan” iftirası, Fransız tarihçi Albert Vandal’a…
Sultan Abdülhamit
İkinci Fatih: Sultan Abdülhamid Han
D
evletlerin fetih asırlarındaki zaferler çok kıymetlidir. İstanbul’un Sultan Mehmed Han tarafından zapt edilerek İslamlaştırılıp Müslüman Türk şehri yapılması, bu Padişaha Fatih ünvanını kazandırdığı gibi biz evlâdlarına da ebedî bir şeref bahşetmiştir…
 
Devletlerin zor zamanlarındaki vatan müdafaaları da fetih…
Sultan Abdülhamit
Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
1

15 yıldır müze olarak halka açık değildi Yıldız Sarayı. Beş yıldır süren restorasyon çalışmaları büyük ölçüde bitmiş. Saray, 19 Temmuz’da müze olarak açılıyor. Açılıştan önce gittim, gezdim, gördüm. Milli Saraylar İdaresi, harikulade bir çalışma yapmış. Abdülhamid Han devrinin hatıralarıyla dopdolu Yıldız Sarayı,…

Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
S
ultan II. Abdülhamid 30 sene süren nispi sulh devresinde maarif ve imar faaliyetlerine ağırlık verdi. Devrinde yapılan faaliyetler ciltlerce kitabı doldurur. 1879’da adliye teşkilatı tanzim edildi. Bugün de Türkiye’deki adliye teşkilatı oradan kalmadır. Ordunun güçlendirilmesi için ciddi çalıştı. Almanya’dan…
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
Sultan Abdülhamit
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
S
ûltân II. Abdülhamid Hân; tahttan indirilmesinin üzerinden 8 yıl, 9 ay, 13 gün geçmiştiki 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayında hayata gözlerini yumdu. Vefât ettiğinde 75 yaşını 4 ay, 19 gün geçiyordu. Sûltân Mehmed Reşad’ın dışında bütün devlet adamlarının ve Hânedân üyelerinin eksiksiz katıldığı muhteşem cenâze…
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
O
smanlı Devleti’nde padişahların sözlü ve yazılı emirlerine ‘‘İrade-i Seniyye’’ denirdi. Bu emirler saray başkâtibi tarafından kaleme alınır, daha sonra icap eden yerlere tebliğ edilirdi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan ve Başkâtip Tahsin Paşa tarafından kaleme alınan bazı irade-i…
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
Sultan Abdülhamit
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
C
umhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan da Sultan’ın İzinde

Sultan Abdülhamid Han’ın iç ve dış siyasette iki önemli hedefi vardı: İç siyasette Balkanlar da kiliseler arasındaki ihtilafı körükleyerek birleşmelerine engel olmaktı. Ne yazık ki, ittihatçılar idareyi ele alınca büyük bir gaflet ve ihanetle çıkardıkları bir…
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
Sultan Abdülhamit
Kalbinde Merhamet Elinde Maharet Vardı
S
ultan Abdülhamid Han, 1909’da 31 Mart Vakası ile İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirildikten sonra, Selanik’e götürüldü. Burada Alatini Köşkünde üç buçuk yıl kadar nezarette tutuldu. 1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması sebebiyle, İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayı’na getirildi ve 1918’deki…
Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han Düşmanlığı
A
bdülhamid Han, 1876-1909 arasında Padişahlık yapmış bir Devlet Başkanımızdır. Hizmet müddeti, 33 yıldır. Baştaki 1,5 yıl ile sondaki 1 yıla yakın süre Meşruti idaredir. V. Murad’dan sonra tahta veliahd Abdülhamid Efendi geçmemiş olsaydı Devlet-i Ali Osman, yüksek ihtimalle yarım asır sonraki I. Dünya Harbi’de değil…
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid’in Bir Selamı Neler Yapardı?
İ

ngilizlerin parmağı olan “31 Mart Hadisesi”nin tertipçileri arasında bulunan şair filozof Rıza Tevfik bu meşûm ihtilâlden sonra arkadaşlarıyla birlikte İngiliz sefaretine gittiklerinde çok soğuk bir şekilde karşılanırlar. Rıza Tevfik bu harekete o anda bir mana veremez. Çok sonraları İngiltere’ye oğlunu görmeye…

Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han'ın İttihadçılar'a Verdiği Ders
B

irinci Dünya Harbi’ni çarçabuk bir neticeye bağlamak niyeti ile müttefik devletler, yani İngiltere, Fransa, ve İtalya her şeyden önce Çanakkale boğazını zorlamak ve geçmek İstanbul’u zaptedip Osmanlı kuvvetlerini bertaraf etmek ve asıl mühimmi yine müttefikleri bulunan Rusya ile aralarında muvasalatı sağlamak…