Sultan Abdülhamid Han Zamanda Ermeniler İle İlgili Bir Muhtıra-i Hümâyûn

Mehmet Hocaoğlu 22.04.2016 2361
E
resim
rmenilerin Osmanlı Devleti’nin himayesinde gördükleri lütuf ve korunmaları hakkındaki Muhtıra-i Seniyye aşağıdadır:

Pek çok yıllardan beri emniyet ve refah ile tâbiiyetinde yaşamakta oldukları, yüce Osmanlı Devleti’ne karşı Ermeni fesatçıları bir müddetten beri eğri yolu seçip ihtilâl hareketlerini açıkça göstermektedirler. Ancak, Ermeniler hakkında gerekli bilgi ve açıklamayı yapmak yerinde olur. İşbu bilgi ve açıklamanın kolayca anlaşılması için üç bölüme ayırmak gerekir. 

Bu üç bölümden; 

Birincisi: maziye aittir. Osmanlı Devleti’nin kuruluşu sırasında Ermeniler, İranlılar ile Tatarların esiri bulunuyorlardı. Saldırılardan yakalarını kurtarıp, Osmanlı Devleti’nin himaye kanatlarının altına sığındılar. Osmanlı Devleti, Ermenileri iyi niyetle himayesine aldı. Son günlerde düşüncelerinde yerleşip ortaya çıkan kötü niyetleri belirinceye kadar hiçbir kötü davranışta bulunmadılar.

İkincisi; Berlin andlaşmasının yapıldığı tarihten sonra kendilerinde beliren fikir ve niyet üzerine fiilen ihtilâl hareketlerine teşebbüse başlayacakları vakte kader mel’unca hareketler ve teşebbüsler…

Üçüncüsü; fiilen karışıklık ve ihtilâle girişmeleri anından bugüne kadar olan tutum ve davranışlarına dâirdir.

Ermeniler sanat, ticaret adamı ve servet sahibi olduklarını beyan ile bunların nâmuslu çalışkan cemaat oldukları Ermenileri sevenler tarafından iddia edilmektedir.

Gerçi Ermeniler birçok sanat ve ticaret sahibi olarak zenginleşmiş iseler de, buna tabiiyetinde oldukları ve adaletine sığındıkları Osmanlıların sebep olduğu, tarihî bir gerçektir. Şöyle ki: Osmanlılar, eskiden beri cenkçi bir millet oldukları ve daima savaşlarla meşgul, fetihlere alışık bulunduklarından, savaş zamanlarının dışında birazcık dinlenip ancak ziraat ile uğraşabilmişlerdir. Ermeniler ise kendilerine sığınmış, sadakatten ayrılmayacaklarına yemin etmiş bulunmalarından ötürü, ayrı tutulmuşlardır. 

Osmanlılar, Yunanlıların ihtilâl çıkarmalarıyla, inanmadıkları Rumlara göstermedikleri emniyet ve itimadı Ermenilere göstermişlerdir. Bu yüzden sanat ve ticaret ellerine geçmiştir. Saray-ı Hümâyûn’dan, en küçük Osmanlı evine kadar çeşitli hizmetler de bunlara verilmiştir. Devletin bir çok hizmetlerinde de bulunarak rütbeler elde etmişlerdir. Ve hatta devletin hayatı demek olan savaş alet ve vasıtaları, barut imâli bile Ermenilerin eline verilmiştir. Sarraflık işlerinin de ellerine verildiği malûmdur. Yani, Ermenilerin ticarete alışıp zenginleşmeleri yine Osmanlıların sayesinde ve onların teşvikiyle olmuştur.

Bogos Bey, Sultan Abdülmecit Han’ın saraylarında Cebi Hümâyûn’ların (Pâdişahın kendi hazinesi) işlerine bakardı. Tophane de idaresinde olduğu gibi, onun ailesi dahi âdeta bir Osmanlı ailesi gibi sürekli olarak Saray-ı Hümâyûn’a gelip giderlerdi. Boğos Bey ki; Cennetmekân Sultan Abdülmecit Han’ın vefatından sonra, sefih olduğundan Paris’e gidip orada vakit geçirirdi. Bütün Paris halkı kendisini tanırdı. Onun yakınlarından Beran ve Maksutzade Simon Beyler ve Agop efendi Harem’i Hümâyûn’un bütün alış veriş işlerine memur edilmişti. Hepsi yüksek rütbelere ulaşmışlar ve büyük rütbeler kazanmışlardır. O vakit vezirlerin azlığı sebebiyle paşalık ünvanı kazanmışlardır. Küçük oğlu Agop Efendi’nin Çengelköyü’ndeki köşkü, sultan Abdülaziz Han zamanında Emlâki Hümâyûn’a alınmış ve daha sonra da Vahdettin Efendi’nin oturmasına ayrılmıştır. 

Abdülaziz Han devrine kadar, Sultan Abdülmecit Han zaman zaman köşke uğrar, akşam yemeklerini orada yerlerdi. Bu şerefe küçük oğlu da nâil olmuşlardır ki, hiçbir Osmanlı evine hükümdarlardan giden olmamıştır. 

Barutçubaşı ailesi ki, bugün Hariciye Nâzırlığı Müsteşarı Artin Paşa bu ailedendir. O vakit Artin Paşa’nın oturduğu Ayastefanos’taki (Yeşilköy) evinde, sultan Abdülmecit Han, bir defasında manevrayı takip etti ve bir defasında da Baruthane’yi ziyarete gittikleri vakit iki gece kalmışlardır. Yanlarında şehzadeleri Sultan Murat, Şevketmeap Efendimiz (Abdülhamit) ve rahmetli Fatma Sultan da bulunuyorlardı.

Sultan Abdülmecit’in, Agop’un Çengelköyü’ndeki evine teşriflerinde Agop’un evinde hazırlanıp takdim olunan yemeği emniyetle yedikleri malûmdur. Sultan Abdülmecit’in kilercisi Serkis adında bir Ermeni idi. Bugün ailesi mevcuttur. Serkis, kilerbaşı olarak yemek getirdikçe tablanın başında beklerdi. Sofranın salatası ve diğer yemekleri onun tarafından hazırlanırdı. Serkis her şekilde Emniyeti Şâhâne’e mazhar olmuştu. Bunlar gibi sarayda bir çok Ermeni doktor, dişçi ve operatör bulunuyordu.

Sarayı Hümâyûn’un tablakârlarının yarısı Ermeni idi. Markar adlı bir başka Ermeni bir arkadaşıyla esvap odasının çamaşır terzisi idi. Bu aileden bir Ermeni de son olaylara kadar Şevketmeap Efendimiz’in çamaşırcısı idi, Gümüşgerdan Ermeni ailesi de Haremi Hümâyûn’un terziliğini yapardı. Bu sayede zengin oldular. Bu Ermeni ailesini bazı ufak tefek hesaplardan alacak davasında bulundukları yakın zamanda işitilmiştir. 

Saray-ı Hümâyûn’un inşaat memuru Karabet’in oğlu Serkis Bey olup Beşiktaş, Beylerbeyi, Yıldız, Çırağan saraylarıyla Kâğıthâne, Ayazağa, Ihlamur, Malta ve daha başka köşkleri inşa ettikleri gibi Pâdişah tarafından diğer inşaatları da onlar yapmışlardır. İnşaatlarda çalışan işçilerin pek azı, oda Reçber (vasıfsız işçi demek) olmak üzere Ermenidir. 

Kereste kesmek üzere belki birkaç İtalyan, Rum dülger ve marangozdan başka iş başında olanların hepsi Ermeni idi. İş başları bile rütbe ve diğer nimetlere nâil oldukları gibi Serkis Bey gibi Rütbei Bâlâya ulaşmış ve diğer nimetlere nâil olmuşlardır. Özellikle Karabet Kalfa ölünceye kadar her gün Huzuru Hümâyûn’a çıkar ve pek çok iltifatlara nâil olurdu. Karabet Kalfa’nın inşaatlardan kazandığı paralardan pek çok kilise ve mektep yaptırdığı söylenmektedir.

Reşit Paşa’nın son zamanlarına gelinceye kadar Ermeniler on beşte bir olarak Bâbı-âli, Hariciye, Darphane ile bazı elçilikler maiyetinde, sarraflık işlerinde kullanılmaktalar iken, Âli ve Fuat Paşalar zamanında Hariciye’ye Ermeni memurlar tayin olunmuştu. O tarihten şimdiye kadar hariciye memurluklarında Ermeni bulunduğu gibi, adliye, mülkiye, maarif, ticaret ve naifa ve diğer, devletin bütün idarelerinde de bulunmuşlar ve bulunmaktadırlar.

Şu tafsilâttan anlaşılacağı gibi Ermeniler tuttukları doğru yolu terk ederek, bağlandıkları boş ve bâtıl 
fikri takiple yabancıların kucağına atılmışlardır. Bugün içinde bulundukları fesatçı düşünceleri benimseyerek eskiden tuttukları doğruluk ve sadakatte İradei Seniyyelere dikkatle uymuş olsalardı, devletin çeşitli hizmetlerinde bir kat daha ilerleyerek yüksek mertebelere ulaşırlar ve belki de vekil olabilirlerdi.

B.B. Arş. Yld. Evr. Ks. İ. No: 156/25 Zrf. N:156
Kaynak:  Abdülhamid Han’ın Muhtıraları-Mehmet Hocaoğlu

İlgili Makaleler

Sultan Abdülhamit
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
S
ultan Abdülhamid Han’ın 9 kızından; Ayşe sultan: 1877’de İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Müşfika hanımdır. 1960’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Beşiktaş’ta Yahya Efendi kabristanındadır; Şadiye Sultan: 1886’da İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Emsalinur hanımdır. 1997’de İstanbul’da vefat etti.…
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamit
Yahya Kemal Ve Abdulhamid Han
S
on bir asırdaki ilk ve orta mektep tarih kitaplarında kısacık, kifâyetsiz ve çarpık Osmanlı Tarihi derslerinde Abdülhamid Han, müstebit gibi karalamalara maruz kalmaktan başka fotoğrafının altında da ismi yazmaz, isim olarak “Kızıl Sultan” ibaresi yer alırdı.

“Kızıl Sultan” iftirası, Fransız tarihçi Albert Vandal’a…
Sultan Abdülhamit
İkinci Fatih: Sultan Abdülhamid Han
D
evletlerin fetih asırlarındaki zaferler çok kıymetlidir. İstanbul’un Sultan Mehmed Han tarafından zapt edilerek İslamlaştırılıp Müslüman Türk şehri yapılması, bu Padişaha Fatih ünvanını kazandırdığı gibi biz evlâdlarına da ebedî bir şeref bahşetmiştir…
 
Devletlerin zor zamanlarındaki vatan müdafaaları da fetih…
Sultan Abdülhamit
Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
1

15 yıldır müze olarak halka açık değildi Yıldız Sarayı. Beş yıldır süren restorasyon çalışmaları büyük ölçüde bitmiş. Saray, 19 Temmuz’da müze olarak açılıyor. Açılıştan önce gittim, gezdim, gördüm. Milli Saraylar İdaresi, harikulade bir çalışma yapmış. Abdülhamid Han devrinin hatıralarıyla dopdolu Yıldız Sarayı,…

Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
S
ultan II. Abdülhamid 30 sene süren nispi sulh devresinde maarif ve imar faaliyetlerine ağırlık verdi. Devrinde yapılan faaliyetler ciltlerce kitabı doldurur. 1879’da adliye teşkilatı tanzim edildi. Bugün de Türkiye’deki adliye teşkilatı oradan kalmadır. Ordunun güçlendirilmesi için ciddi çalıştı. Almanya’dan…
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
Sultan Abdülhamit
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
S
ûltân II. Abdülhamid Hân; tahttan indirilmesinin üzerinden 8 yıl, 9 ay, 13 gün geçmiştiki 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayında hayata gözlerini yumdu. Vefât ettiğinde 75 yaşını 4 ay, 19 gün geçiyordu. Sûltân Mehmed Reşad’ın dışında bütün devlet adamlarının ve Hânedân üyelerinin eksiksiz katıldığı muhteşem cenâze…
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
O
smanlı Devleti’nde padişahların sözlü ve yazılı emirlerine ‘‘İrade-i Seniyye’’ denirdi. Bu emirler saray başkâtibi tarafından kaleme alınır, daha sonra icap eden yerlere tebliğ edilirdi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan ve Başkâtip Tahsin Paşa tarafından kaleme alınan bazı irade-i…
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
Sultan Abdülhamit
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
C
umhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan da Sultan’ın İzinde

Sultan Abdülhamid Han’ın iç ve dış siyasette iki önemli hedefi vardı: İç siyasette Balkanlar da kiliseler arasındaki ihtilafı körükleyerek birleşmelerine engel olmaktı. Ne yazık ki, ittihatçılar idareyi ele alınca büyük bir gaflet ve ihanetle çıkardıkları bir…
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
Sultan Abdülhamit
Kalbinde Merhamet Elinde Maharet Vardı
S
ultan Abdülhamid Han, 1909’da 31 Mart Vakası ile İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirildikten sonra, Selanik’e götürüldü. Burada Alatini Köşkünde üç buçuk yıl kadar nezarette tutuldu. 1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması sebebiyle, İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayı’na getirildi ve 1918’deki…
Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han Düşmanlığı
A
bdülhamid Han, 1876-1909 arasında Padişahlık yapmış bir Devlet Başkanımızdır. Hizmet müddeti, 33 yıldır. Baştaki 1,5 yıl ile sondaki 1 yıla yakın süre Meşruti idaredir. V. Murad’dan sonra tahta veliahd Abdülhamid Efendi geçmemiş olsaydı Devlet-i Ali Osman, yüksek ihtimalle yarım asır sonraki I. Dünya Harbi’de değil…
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid’in Bir Selamı Neler Yapardı?
İ

ngilizlerin parmağı olan “31 Mart Hadisesi”nin tertipçileri arasında bulunan şair filozof Rıza Tevfik bu meşûm ihtilâlden sonra arkadaşlarıyla birlikte İngiliz sefaretine gittiklerinde çok soğuk bir şekilde karşılanırlar. Rıza Tevfik bu harekete o anda bir mana veremez. Çok sonraları İngiltere’ye oğlunu görmeye…

Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han'ın İttihadçılar'a Verdiği Ders
B

irinci Dünya Harbi’ni çarçabuk bir neticeye bağlamak niyeti ile müttefik devletler, yani İngiltere, Fransa, ve İtalya her şeyden önce Çanakkale boğazını zorlamak ve geçmek İstanbul’u zaptedip Osmanlı kuvvetlerini bertaraf etmek ve asıl mühimmi yine müttefikleri bulunan Rusya ile aralarında muvasalatı sağlamak…