Sultan Abdülhamid Han Hayranı Bir Yunanlı Yazar

Tercüme eden: Hayrettin Turan 04.02.2016 2377
M
resim
ichel de Grèce' in, Sultan Abdülhaınid Han' ın gerçek hayat hikâyesini kaleme aldığı "Le Dernier Sultan" (Son Sultan) adlı eseri, Fransa'da Olivier Orhan Yayınevi tarafından basılarak satışa çıkarıldı.

"Poin de Vue" dergisi ile evinde görüşen Michel de Grèce kendisini bu romanı yazmaya iten sebepleri ve ilham kaynaklarını anlattı.

Michel de Grèce, Danimarka'dan Yunanistan'a, Rusya'dan Fransa'ya kadar birçok meşhur kralla akrabalık bağları olan bir yazar. Şeceresini bin yıl öncesine kadar uzatabiliyor. Hayatı, Paris'te, Amerika'nın keşfini sürdürdüğü New York' ta ve yaz aylarında eşi Prenses Marina ve iki kızıyla birlikte olduğu Patmos adasında geçiyor.

"Yerimde durmayı hiç sevmem. Seyahat tutkusuyla dünyaya gelmişim ben. Az bilinen yerlere gidiyor, arıyor, buluyorum" diyen ichel de Grèce, keşif gezileri sırasında, bazen roman kahramanlarına tesadüf ettiğini vurguluyor. "Poit de Vue" dergisinin bir muhabirini evinde kabul yazar, son eseri ve bununla bağlantılı olarak II. Abdülhamid ve Osmanlı imparatorluğu hakkındaki görüşlerini açıkladı. Son derece ilgi çekici olan bu mülakatın tercümesini sunuyoruz:

- Sayın De Grèce! "Andronic Commene", "Le Palais des larmes" (Gözyaşı sarayı) romanlarından son-ra, "Le Dernier Sultan"ı yazdınız. Türkiye'ye olan hayranlığınız nereden ileri geliyor?

- Osmanlı sanatı ve medeniyetine büyük bir hayranlık duyduğumu burada belirtmek isterim. Ama sanırım Türkiye'de başka zenginlikler de var.

Osmanlı Yıkıldı, Felaket Yağdı

- Siz Yunan asıllısınız ama Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasına üzülmüş gibisiniz. Bu, Türkiye ile Yunanistan arasında sürüp giden uyuşmazlıklar dikkate alınırsa oldukça şaşırtıcı değil mi?

- Şövenizmi sevmem. Bugün olmaması gereken bir şey bu. Hınç, öfke yaşatılmamalı. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasından esef duyuyorum. Çünkü Osmanlı imparatorluğu, dünyanın bu kesimini dengede tutan bir güç olmuştu. Ve sevilsin ya da sevilmesin, Osmanlı'nın çöküşünden beri. Ortadoğu'daki çalkantılar durmak bilmiyor.

Bu, biraz da Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun yok olmasının Avrupa'da yol açtığı meseleye benziyor. Yıkılışı, Avrupa'da imparatorluğa dahil bölgeler ve kıtanın geri kalan kısmı için bir sıkıntı kaynağı oldu.

 - Avrupa'daki büyük güçlere, özellikle İngiltere'ye karşı biraz hınç duyuyorsunuz. Bu güçlerin, Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasından doğrudan doğruya sorumlu olduklarını mı düşünüyorsunuz?

- Kesinlikle, hiç şüphe yok!.. Bu sebeple, Abdülhamid'in kaderinde yüreğimi sızlatan bir şey var. Onun hayatı, bir umutsuzluk hikâyesidir. Genç adam tahta çıktığı zaman, oyunun kaybedildiğini ve imparatorluğun yıkılacağını anlar. Fakat müthiş bir mücadele örneği verir. O kadar ki, Avrupalı güçler, o tahtta kaldığı sürece imparatorluğu yok edemeyeceklerini düşünürler. Bu sebepledir ki onu devirmeye çabalamışlardır.

İmparatorluğun yıkılmasından hemen sonra İngiltere petrol kuyularına el atmıştır. Bu yüzyılın başında petrol, emperyalizm için en önemli konulardan biriydi. "Le Dernier Sultan"da, sürükleyici olan, Sultan Abdülhamid'in şu veya bu yolla başardığı meseleler. Onun tahttan indirilmesiyle, ."Pandora'nın kutusu”  acılmışçasına felaketler yağıyor.

Türkiye Huzur Ülkesiydi

- Ermeniler ve Makedonyalılar'dan bahsederken, Sultan'a karşı hoşgörülü olduğunuzu düşünmüyor musunuz?

- Sultan Abdülhamid'in katliam olaylarından sorumlu olmadığına kesinlikle inanıyorum. Kendisi mutlak hâkim olmakla birlikte, Merkez dışındaki bölgelerde düzeni sağlamakla görevlendirdiği kişiler onu dinlemediler.

Osmanlı İmparatorluğu'nda, çeşitli ırk ve dinlere mensup insanlar huzur içinde, birarada yaşıyorlardı. Yahudi düşmanlığı yoktu. Yunanlılar'ın, yani benim soydaşlarımın evleri vardı. Ermeniler rahattı ve çoğu da en güzel yerlerde ve sarayda yaşıyorlardı.

Ermeni olaylarından yabancı güçler de sorumludur. Bağımsızlık vaad ederek Ermeniler'i kışkırttılar. Bu, planlanmış bir umuttu. Önce kışkırtmak, sonra yalnız bırakıp, katliama terketmek... Bu hoşgörülemez. Ayrıca Sultan Abdülhamid, döneminde Ermenistan'da olanlar, onun döneminden sonraki olaylarla kıyaslandığında hiç mesabesinde kalır.

Abdülhamid ve I. George

- Eserinizde, Türkiye ile tarihi bağları çok sıkı olan Yunanistan'dan fazla bahsetmiyorsunuz?

- Tarafsızlık endişesiyle olsa gerek, nalıncı keseri gibi hep kendimize yontmak istemedim. Fakat ailemin Sultan'la olan ilişkileri sıkıydı. Sultan büyükbabam Kral I. George ve Kraliçe Olga'nın düğünü vesilesiyle hediyeler göndermişti. Her yıl Rusya'ya giderken İstanbul'da duraklar ve Sultan'la görüşürlerdi. Bir gün Sultan, o sırada 20 yaşlarında olan büyükbabam Girit Valisi Prens George de Grèce'den İstanbul'a geldiğini bildiren telgraf alır. Saray muhafızları eşliğinde bir saltanat arabası, büyükbabamı karşılamaya gider. Gemiden inenler arasında üç yaşında bir çocuk da vardır. Bu çocuk valinin en genç erkek kardeşi babam Christophe'dur. Babam Yıldız Sarayı'na götürülmüş ve orada Sultan Abdülhamid ile çay içmiş.

- Bu son eseriniz, daha bir roman özelliği taşıyan önceki eserlerinizden farklı. Edebi türünüzde değişiklik ini yaptınız?

- Hayır! Ancak Abdülhamid'in gerçek hayatı, hayali yendi. Herşeyden önce Abdülhamid bize çok yakın bir şahsiyet. Çok sayıda delilimiz var. Hiçbir roman yazarı bir tek kişinin etrafında dönen bunca cinayet, inkılâb devlet darbesi ve dramı uyduralmaz. Abdülhamid'in hayatı gerçekten de romaneks unsurlarla dolu.

Yanlışlardan Doğrulara

- Sultanla ilgilenmeye ne zaman başladınız?

- Kendimi bildim bileli gezerim. Bu gezilerimde çok ilginç bulduğum şahsiyetlerle karşılaşınca, onlar hakkında düşünme, yazma isteği uyanıyor içimde. Bana Sultan Abdülhamid'den bahseden ilk kişi bir Türk dostumdu. Daha sonra Yıldız Sarayı'nı gezdim. Burası öyle bir yerdi ki, Sultan hakkında söylenen her şeyin yanlış olduğuna beni inandırdı.

Bu sarayda yaşamış büyük bir insan bu şekilde tanınmamalıydı. Saray dediğim yer büyük bir park ve içinde irili ufaklı villalar mevcut. Abdülhamid Han, âdeta evlerle alay ediyordu. Gerçek tutkuları çiçekler ve kuşlardı.

- Uzun zamandır bu eser üzerinde çalışıyor musunuz?

- Evet, iki yıl oluyor. İşe zemin açısından çok zengin olan ABD'de başladım. Burada Osmanlı İmparatorluğu'nun fertleriyle tanıştım, ardından Türkiye'de araştırmalar yaptım. Bütün bu şeyler, Abdülhamid' in bozulmuş, yapay ve propaganda amaçlı imajında gerçeği görmeme yardım ettiler.

- Eserinizde geçen, Sultan Abdülhamid'in meşhur otobiyografik hatıralarını da araştırdınız mı?

- Evet. Fakat bunların birçoğunun doğru olduklarını sanmıyorum. Uzmanlarla tartışmak lâzım.

İade-i İtibar

- Çağdaş Türkiye'nin Sultan Abdülhamid'in hatırasına çok bağlı olduğunu düşünüyor musunuz?

- Çok uzun süre Türk tarihçiler ekolü, Sultan Abdülhamid'i aşağılamaya çabaladı.. Gözden düşürdüğü insanlar, intikam alanlar, inkılâb yanlıları vesaire... Ama hiç olmazsa, ona itibarını iade edecek yeni bir hareket ortaya çıkıyor. 

İlgili Makaleler

Sultan Abdülhamit
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
S
ultan Abdülhamid Han’ın 9 kızından; Ayşe sultan: 1877’de İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Müşfika hanımdır. 1960’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Beşiktaş’ta Yahya Efendi kabristanındadır; Şadiye Sultan: 1886’da İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Emsalinur hanımdır. 1997’de İstanbul’da vefat etti.…
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamit
Yahya Kemal Ve Abdulhamid Han
S
on bir asırdaki ilk ve orta mektep tarih kitaplarında kısacık, kifâyetsiz ve çarpık Osmanlı Tarihi derslerinde Abdülhamid Han, müstebit gibi karalamalara maruz kalmaktan başka fotoğrafının altında da ismi yazmaz, isim olarak “Kızıl Sultan” ibaresi yer alırdı.

“Kızıl Sultan” iftirası, Fransız tarihçi Albert Vandal’a…
Sultan Abdülhamit
İkinci Fatih: Sultan Abdülhamid Han
D
evletlerin fetih asırlarındaki zaferler çok kıymetlidir. İstanbul’un Sultan Mehmed Han tarafından zapt edilerek İslamlaştırılıp Müslüman Türk şehri yapılması, bu Padişaha Fatih ünvanını kazandırdığı gibi biz evlâdlarına da ebedî bir şeref bahşetmiştir…
 
Devletlerin zor zamanlarındaki vatan müdafaaları da fetih…
Sultan Abdülhamit
Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
1

15 yıldır müze olarak halka açık değildi Yıldız Sarayı. Beş yıldır süren restorasyon çalışmaları büyük ölçüde bitmiş. Saray, 19 Temmuz’da müze olarak açılıyor. Açılıştan önce gittim, gezdim, gördüm. Milli Saraylar İdaresi, harikulade bir çalışma yapmış. Abdülhamid Han devrinin hatıralarıyla dopdolu Yıldız Sarayı,…

Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
S
ultan II. Abdülhamid 30 sene süren nispi sulh devresinde maarif ve imar faaliyetlerine ağırlık verdi. Devrinde yapılan faaliyetler ciltlerce kitabı doldurur. 1879’da adliye teşkilatı tanzim edildi. Bugün de Türkiye’deki adliye teşkilatı oradan kalmadır. Ordunun güçlendirilmesi için ciddi çalıştı. Almanya’dan…
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
Sultan Abdülhamit
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
S
ûltân II. Abdülhamid Hân; tahttan indirilmesinin üzerinden 8 yıl, 9 ay, 13 gün geçmiştiki 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayında hayata gözlerini yumdu. Vefât ettiğinde 75 yaşını 4 ay, 19 gün geçiyordu. Sûltân Mehmed Reşad’ın dışında bütün devlet adamlarının ve Hânedân üyelerinin eksiksiz katıldığı muhteşem cenâze…
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
O
smanlı Devleti’nde padişahların sözlü ve yazılı emirlerine ‘‘İrade-i Seniyye’’ denirdi. Bu emirler saray başkâtibi tarafından kaleme alınır, daha sonra icap eden yerlere tebliğ edilirdi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan ve Başkâtip Tahsin Paşa tarafından kaleme alınan bazı irade-i…
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
Sultan Abdülhamit
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
C
umhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan da Sultan’ın İzinde

Sultan Abdülhamid Han’ın iç ve dış siyasette iki önemli hedefi vardı: İç siyasette Balkanlar da kiliseler arasındaki ihtilafı körükleyerek birleşmelerine engel olmaktı. Ne yazık ki, ittihatçılar idareyi ele alınca büyük bir gaflet ve ihanetle çıkardıkları bir…
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
Sultan Abdülhamit
Kalbinde Merhamet Elinde Maharet Vardı
S
ultan Abdülhamid Han, 1909’da 31 Mart Vakası ile İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirildikten sonra, Selanik’e götürüldü. Burada Alatini Köşkünde üç buçuk yıl kadar nezarette tutuldu. 1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması sebebiyle, İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayı’na getirildi ve 1918’deki…
Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han Düşmanlığı
A
bdülhamid Han, 1876-1909 arasında Padişahlık yapmış bir Devlet Başkanımızdır. Hizmet müddeti, 33 yıldır. Baştaki 1,5 yıl ile sondaki 1 yıla yakın süre Meşruti idaredir. V. Murad’dan sonra tahta veliahd Abdülhamid Efendi geçmemiş olsaydı Devlet-i Ali Osman, yüksek ihtimalle yarım asır sonraki I. Dünya Harbi’de değil…
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid’in Bir Selamı Neler Yapardı?
İ

ngilizlerin parmağı olan “31 Mart Hadisesi”nin tertipçileri arasında bulunan şair filozof Rıza Tevfik bu meşûm ihtilâlden sonra arkadaşlarıyla birlikte İngiliz sefaretine gittiklerinde çok soğuk bir şekilde karşılanırlar. Rıza Tevfik bu harekete o anda bir mana veremez. Çok sonraları İngiltere’ye oğlunu görmeye…

Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han'ın İttihadçılar'a Verdiği Ders
B

irinci Dünya Harbi’ni çarçabuk bir neticeye bağlamak niyeti ile müttefik devletler, yani İngiltere, Fransa, ve İtalya her şeyden önce Çanakkale boğazını zorlamak ve geçmek İstanbul’u zaptedip Osmanlı kuvvetlerini bertaraf etmek ve asıl mühimmi yine müttefikleri bulunan Rusya ile aralarında muvasalatı sağlamak…