Orda Dostlar Var Uzakta..

İrfan Özfatura 03.09.2024 398
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua edesin bana.”
 
-Usta para?
 
-Te yürüyesin dedik be ya! 
 
Yok Prizren’de acıkmışlar “var mıdır burada yiyecek satan?” Teyzem “oturasın be evladım” demiş tepsiyi donatmış dakkada. 
 
Sonra belgesellerden izledik. Sunucu gezer, nerede cami, büürekçi, bozaci, cevabici varsa… 

Ardından interneti keşfettik delik deşik ettik ekranda, Türk kahvesini kim yapar, demleme çayı kim satar?   

Vakit Dar Eser Fazla  
Derken yollar açıldı turlar düzenlendi. Yalnız hep belli hatlarda. Mesela Makedonya yolcuları Üsküp’e iniyor, bi Ohri Sturga yapıyor o kadar. Bilirsiniz Tur operatörlerinin “dağıtırsak toplayamayız” gibi endişeleri var, bu yüzden yol üstünde olmasına rağmen Kalkandelen, Gostivar ve Kırçova’yı es geçiyorlar. Dönüşte Resne Manastır geziliyor, Pirlepe, Köprülü ve İştip atlanıyor. Bilseniz ne çok eser ve ne hatıralar var orada.

Bosna Hersek’te ise iki şehir öne çıkıyor: Saraybosna’dan Mostar’a. Rehberin gönlü olacak ki giderken Ilıca’ya uğraya, Konyiç’te nefes aldıra, Jablanica’da kebap ısmarlaya. Eh Poçitel ve Blagay’a da uzanırsa aliyyül âlâ, öpün koyun başınıza.  

İyi de adam n’apsın? Sen üç günlük tura yazılmışsın, gezilesi görülesi 57 şehir var oysa. 

Bosna Hersek küçük bir ülke değil, yüz ölçümü 51 bin kilometrekareden fazla. Danimarka, Hollanda,
 
Belçika ve Arnavutluk’tan büyük. Hani dağları ütülemek kabil olsa iki misli yayılır daha. 

Eh menzil uzun, eser fazla, vakit mahdut olunca…
 
Orda dostlar var uzakta..

Tavnik, Vişegrad, Tuzla  
Ama arkadaşlarla gideceğiz, araba tutacağız derseniz o başka. 

Bir kere 77 vezir çıkaran Travnik’i atlamayın, Sırplar bile Vezirski Grad (Vezirler şehri) diyor ona. Nobelli yazar İvo Andriç de aynı kasabadan, hatta sırf Drina Köprüsü için uzanın Vişegrad’a. 

Tuzla camileri dergâhları ile gezilesi bir şehir, Srebrenica ise hüzün yüklü, sohbetler hıçkırığa dönüyor sonunda. 
 
Orda dostlar var uzakta..
 
Gazetecilerin biraz daha imkânı oluyor, kuytu köşe gezebiliyorlar. Maglaj gibi mesela.  
 
Boşnaklar “J”leri “Y” okur. Biz de Maglay diyelim o zaman. Manası “sis” demekmiş, biz haziranda gitmiştik, baktık ufuklar kararıyor. “Amaaan yaz yağmuru değil mi, serper geçer” diye hafife aldık, bulutlar bizi kalede yakaladı. Abi nasıl bir sağanak? Damlalar düştüğü yeri deliyor, oluklar kurşuna tutulmuş gibi takırdıyor. Bir kemer altına sığındık, paçalar sırılsıklam. Koca saatler geçti, adım atamadık dışarıya.   
 
Aşağıda Bosna Irmağı, dolu dolu ve hızlı hızlı akmaya başladı, iki kıyı arasında boşluk kalmadı. Su bütün adacıkları yuttu başladı mı yatağını zorlamaya.
 
Hayır o gün yükselmedi ama bazen taşar, kasabayı basarmış. 
 
İnanırım, çünkü vadiler dere kesilmiş gürül gürül iniyordu aşağıya. 

Hayat Mesire Tadında 
Fotoğrafçılar Maglay’a bayılırlar. Eee kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar… 

Dağ nehir orman zaten yerlisi, eşraftan.

Büyük değil ama düzgün bir kasaba, bozulmamış kendisi gibi hala.. 

Efendim Kale Bosna Kralı I. Tvrtko’dan kalma. Klasik Orta Çağ yapısı, sarp bir kaya bulmuş, üstüne bir hisar oturtmuşlar, üç beş manga da muhafız, tamam. 
 
O günlerde ehemmiyetsiz bir belde lakin Müslümanların elinde mühim bir merkez olur, tacirleri seyyahları ağırlar.
 
Derken Macarlar Jajce’yi (Yayça) alıp bir savunma hattı kurar. Osmanlı da bölgeyi tampon devlete çevirir, Vranduk’u payitaht yapar.
 
Nâhiye-i Kal‘a-i Maglay sanat ve ticaretle tanınır. Tepenin eteklerine sokulan Ulahlar bizim Yörükler gibi çadırda yaşar, hayvancılıkla uğraşırlar. 

Takriben 25 km kuzeydeki Doboj (Doboy) alınınca (Şubat 1503) Maglay hudut olmaktan çıkar, sükûnet gelir, ahali rahatlar. 
 
Orda dostlar var uzakta..

Kendi Arzularıyla...
1465’de Maglay’ın %41’i Müslümandır, 1575 tahrir defterinde Müslüman nispeti %67’yi bulur, 1604’te ise %78’e çıkar. İşte o gün bugün  ekseriyettedir daima.

Yıllardır metruk olan havali Müslümanların elinde şenlenir, hem umumi nüfus hem de Müslüman nispeti artar. Bir baskı ve çatışma olmadığına göre mühtedi (iman eden) olmalı bunlar. 
 
Yörenin Ortodoksları da hayatlarından memnundurlar. Civarda bulunan Ozren, Papraca, Rmanj ve Gostovic (Vozuca) manastırlarına rağmen İslâmlaşır, 82 köyü ile mühim bir belde olur Saraybosna’dan sonra. 
 
Mohaç zaferinden sonra Türklerin itibarı artar, bizi tanıdıkça ısınır, yaklaşırlar. 

Maglay doğumlu Kalavun Yûsuf Paşa memleketini unutmaz, Kurşunlu Camii gibi bir eser bırakır ardında (1560). Ayrıca han hamam ve çeşmelerle donatır. Ne yazık ki çoğu yenilir zamana.
 
Orda dostlar var uzakta..

Baba Yurduna 
Yine Maglay’da dünyaya gelen Kubbe Veziri Fazıl Paşa’nın hayli hayrı dokunur baba yurduna. Konya ve Budin Valisi Mahmud Paşa ona keza.  

Her ne kadar Macar’a karşı tedbir alınsa da Avusturyalıya da güven olmaz. Nitekim 1693 yazında Sava kıyısındaki Brcko’ya saldırırlar. Maglay’a da baskın yapar, yakıp yıkar, yağmalar, ortalığı kana boyarlar. Şehir henüz toparlanmıştır ki bu defa Prens Eugène Savoyski musallat olur. General Truchsess’e emir verir. “Camileri ve kaleyi uçur havaya!”
 
Çok uğraşır ama Kurşunlu Cami’yi yıkmayı başaramazlar. 
 
Prens Eugène’in ressamı bu vandallığa çok üzülür, Maglay bugüne kadar çizdiği en şirin kasabadır zira.
Bu güruh kalıcı olamaz, barınamaz. Osmanlı sil baştan kaleyi kuleyi yapar (1697) kilit noktalara toplar koyar.  

Avusturya Başa Bela  
Avusturyalılar 1789’da tekrar işgal eder, tahrip eder ama barınamazlar.

1807’de havaliyi dolaşan Fransız subayı Mazelière, Maglay’ı canlı bir şehir olarak anlatır okuyucularına. 

1867’de Avusturyalı Gustav Thoemmel, kaliteli kumaşlar üreten ciddi bir zanaat merkezi olduğunu yazar.  

Derken Maglay köprüye kavuşur (1870) bunun 162 bin kuruşunu yerli halk, 119 bin kuruşunu ise Osmanlı Devleti karşılar. Bilahare demir köprü ve demir yolu inşa edilir yanına (1909).

Avrupa’da ne varsa Maglay’da da vardır, mahrumiyet sayılmaz. İngiliz seyyah William Miller şehrin son Kaptanı Emina-Beg’in yeğeni Rifat’la tenis oynadığını yazar. 
 
Maglaylı Üzeirbeg ailesi Bosna’nın zenginleri arasındadır, uçsuz bucaksız arazileri, cins atları vardır. Oturdukları konak bugün müze ev olarak konuk ağırlar.
 
Avusturya’nın işgal yıllarında karşı kıyıda Novi Maglaj (Yeni Maglay) kurulur. İstasyon, oteller, idari binalar derken şehir o yana kayar. Sırplar da yerleşir, o sıra. 
 
Maglay’ın 1962 nüfusu 4.579’dur, 1991-95 Bosna savaşında 8 bin olur ki ekseri Müslümandır. Sırplar kuzeydeki tepelerden bombalasalar da şehre inemez giremezler asla. 
 
Orda dostlar var uzakta..

2014 yılında nehir görülmemiş bir şekilde taşar, Osmanlı Maglay’ı yamaçtadır seyrine bakar ama Novi Maglay çaresiz kalır ırmak karşısında. Türkiye kardeşlerinin yardımına koşar, takriben 500 ev ve iş yerini kurtarır, kaldırırlar ayağa. 

Varlığı Bilinir Ama...  
1874 Bosna Vilayeti Salnamesi’ne göre Maglaj’da 11 cami ve mescit, 18 han, 1 rüştiye ve 5 Müslüman mektebi vardır. Avusturya Macaristan dönemi haritasında ise Çarşı Camii, Fazlı Paşa, Kurşunlu, Gornyevaçka ve Zagrade olmak üzere beş cami işaretlenir o kadar. 

Peki diğerleri? 

Osmanlı çiçek gibi çizer, tasnif eder, dosyalar. Lakin Sırplar Saraybosna Kütüphanesi ile birlikte arşivi de yakar. 
 
Kurşunlu Cami Saraybosna’daki Ali Paşa Camisi ve Foça’daki Alaca Camii kalitesinde bir eserdir. Minarenin inceliği zarafeti gözden kaçmaz. Sarkıtlarla süslü şerefe ve korkuluklarıyla Bosna İslam mimarisine renk katar. Hazirede kabir taşları, avluda havlu ve takunyalarıyla şirin şadırvan. 

Avusturyalılar ve Sırplar yıkmaya çalışıp hırpalasalar da TİKA el atar çiçek gibi yapar.  
 
Gornyevaçka Camii Ali Fevt isimli bir hafızın ruhuna kardeşi Süleyman tarafından yaptırılır. Burada evvelce de mescid vardır, zamanla yıpranır tabii, neticede ahşap.
 
Abdullatif kızı Fatıma ise servetinin ehemmiyetli bir kısmını Çarşı Camii’nin (Sukija/Carsijska) onarımına harcar. Çatıdan çıkan sekizgen minaresi ve geniş şerefesi ile değişik bir mimari tarzı var. 
 
 TDV karşı kıyıya 11 ayda muhteşem bir cami yaptırır (2008) unutulmaz Vali “Recep Yazıcıoğlu”nun adını koyar.



İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı’nın Bosnası
A
lman seyyah F.Karl Kıenit 20.asrın ilk yarısında bütün Osmanlı Coğrafyasını gezerek tarihi şehirleri mükemmel şekilde tahlil etti. Bosna hakkındaki tespitleri aşağıdadır. Editör.

İstanbul’un fethinden 10 yıl sonra Bosna’ya bir sefer yapan Fatih Sultan Mehmet birkaç Sakson madenci şehri (Sreprenica, Olovo) ile Güney…
Osmanlı’nın Bosnası