Öldürüldük ve Sürüldük

D. Mehmet Doğan 05.02.2014 2893
B
 ugünü yaşamak kaçınılmaz. Fakat bu dünün olmadığı ve yarının gelmeyeceği anlamına gelmez... Geçmiş hafızamızda ne kadar yer tutuyor? Bugün ve gelecek için gözümüzde ne kadar değer taşıyor?

Kimliğimizi yapan şahsi geçmişimiz nasıl yok sayamazsak, insanlık geçmişimizi, millet geçmişimizi, coğrafî geçmişimiz de yok addedemeyiz. Bugünü yarına devrederken mazi hep bizimledir. Biz onu yeterince bilir ve gereğince değerlendirirsek hata payımız azalır.

Bu sene, 1. Dünya Savaşı’nın 100. Yılı...

Saraybosna’da siyasî bir suikastle çakılan kıvılcım, üç eski kıt’anın, Avrupa, Asya ve Afrika’nın yangın yerine dönmesine yol açtı. Savaş’a okyanus ötesinden, Avusturalya ve Amerika’dan da katılım olduğu unutulmamalı. Bu savaş bizim için acı bir son ve yeni bir başlangıç. Bir cihan devletine veda ettik, zor şartlarda kurulan yeni bir devletle yolumuza devam etmeye razı olduk.

Bütün dünyada bu yıldönümü ile ilgili çok sayıda çalışma ve yayın yapılıyor. Türkiye’de henüz görünür bir hareket yok. Türkiye Yazarlar Birliği’nin hakemli dergisi “TYB Akademi”nin bir sayısı bu yıldönümüne tahsis edilecek. İki yıl önce de bizim için yine acı bir savaşın yıldönümü idi. Balkan Harbi! Bu yıldönümü ile ilgili de bir “Büyük göç ve muhaceret edebiyatı” sayısı yayınlamıştık.

Balkan Savaşı Balkanlarda hatırlandı mı? Şüphesiz, unutulmamıştır. Osmanlı bakîyesi Müslüman ve Türk unsurlar da elbette bu elim savaşın acılarını unutmamışlardır. Kosova’nın Prizren şehrinde bir Balkan Türkoloji Araştırmaları Merkezi var. Prof. Dr. Nimetullah Hafız’ın 30 Mart 2000’de eşi Prof. Dr. Tacida Hafız ile birlikte kurduğu merkez “Bal-Tam Türklük Bilgisi Araştırmaları” dergisini yayınlıyor. Bu derginin 18. ve 19. sayıları Balkan Savaşlarının 100. Yılına adanmış. 500’er sayfalık iki cilt halinde yayınlanan dergide, ilgi çekici yazılar yer alıyor.

Bu dergide yayınlanan bir yazı bilhassa dikkatimi çekti. Prof. Dr. Zeynep Zafer’in “Prof. Dr. Justin McCarthy’nin ‘Ölüm ve Sürgün’ adlı kitabının Bulgaristan’da etkileri.”

Zeynep hanım yazının özetinde konuyu ortaya koyuyor:

“2010 yılında Bulgarcaya çevrilen ‘Ölüm ve Sürgün’ kitabı, Bulgar tarihçileri arasında büyük şaşkınlık ve korku meydana getirmişti. Osmanlı İmparatorluğu ve Türkleri tek taraflı ve olumsuz yönleriyle yansıtmaya alışık Bulgar tarihçilerinin çoğu bu kitabın varlığından daha önceden haberdar olsa da ondan hiç söz etmemiş Türkleri suçlayan, Bulgar halkının masumiyetini ve mağduriyetini öne süren eski yorumlarını sürdürmeyi tercih emişlerdir. Bu çeviriyle ilk defa geniş Bulgar okuyucu kitlelerine sunulan ‘Ölüm ve sürgün’ adlı değerli çalışma, hem Mc Charthy’nin yorumuna sıcak bakan, hem de bakış açısını değiştirmekte direnen tutucu Bulgar tarihçileri zor durumda bırakmıştır. Kitap, içerdiği iddialarla ilk defa karşılaşan Bulgar kamuoyu üzerinde büyük bir şok meydana getirmiştir.”

Ölüm ve Sürgün gerçekten çok önemli bir kitap. Batının ürettiği Osmanlı-Türk-Müslüman imajı birçok gerçeğin üstünü örtmekte kullanılmıştır. Balkanların Osmanlılardan temizlenmesi süreci bu yüzen batı ilim camiası tarafından objektif olarak yansıtılmamıştır. Bunda elbette bölge devletlerinin Osmanlı karşıtı bir kimlik inşaa etme çabasının da büyük rolü vardır.

Mc Charty’nin kitabı, bu yerleşik tezleri darma duman etmektedir! Kitabın yazarı nüfus bilimci/demograf. Louisville Üniversitesi’nde görevli profesörün Balkanlar ve Yakın Doğu ile ilgili çok sayıda incelemesi var. Bir nüfus bilimci olarak Osmanlı Devleti’nin son yüzyılını demografik açıdan inceleyince, bu kitabın yazılmasına yol açan dehşet verici sonuçlara ulaşmış: 

“Balkanlar, Anadolu ve Kafkasya'nın son iki asırlık tarihi müslümanların muhacereti ve nüfus kayıpları dikkate alınmaksızın tam mânasıyla anlaşılamaz. Bir asırlık tarihte müslüman nüfusun uğradığı kayıp, büyük önem taşır. Milliyetçilikle emperyalizm, sonuç olarak en çok müslüman halka acı çektirmiştir. Tarih dersi kitaplarında, Bulgarların, Ermenilerin ve Rumların uğradığı kıyımlar anlatıldığı halde Türklerin maruz kaldığı katliamlar tamamen görmezden gelinmiştir.”

“Bir kitap ne yapabilir ki?”, dememek lâzım. Türkiye’de herkes, bilhassa Osmanlıya/Türkiye’ye soykırım-katliam isnad etmeye mütemayil gafil aydın görünümlüler bu kitabı okumalı. Kitabın dünya dillerine, bilhassa Ermenice’ye, Rusça’ya ve Yunanca’ya çevrilmesi hususunda gereken yapılmalı.

Önümüzdeki yıl 2015. Türkiye karşıtı kampanyaların azdırılacağı bir dönem. Buna cevap teşkil edecek ciddi çalışmalara ve yayınlara ihtiyaç var. Ölüm ve Sürgün’ün muadili kitaplar, ilim ve fikir adamlarımız tarafından ortaya konulmalı...

Ölüm ve Sürgün’ün Türkçeye çevrilme macerasına gelince. Orijinali 1995’te yayınlanan kitabın Türkiye’de yayın hakkı, 1998’de ünlü bir yayınevi tarafından alınmış. Eser’in, “Profesör” unvanın taşıyan bir zat tarafından berbat bir tercümesi var. Bu çeviri bir kaç defa basılmış. (Yüzyılın Soykırım kitabımızda bu çeviriyi eleştiren bir bölüm var.) Neyse ki, Türk Tarih Kurumu geçen sene yeni bir tercümesini yayınladı. Fatma Sarıkaya’nın tercümesi, ilk çeviriden daha başarılı. Müellifin, bu tercümeye yazdığı önsözde söylediği dikkat çekici:

“Ölüm ve Sürgün kitabı Balkanlar, Anadolu ve Güney Kafkasya müslümanlarının maruz kaldığı zulmün tamamını kapsamamaktadır, çünkü geçtiğimiz on yedi yıl içinde katliama ve sürgüne maruz kaldığı halde, Ölüm ve Sürgün’de yer almamış başkalarının da var olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz.”

Onun bildikleri, öğrendikleri bizim ilim ve fikir adamlarımızın da bilmesi gereken şeyler değil mi? Bilmek yetmez, kitlelere bu bilgileri ulaştırmak için kolları sıvamak şart!

İlgili Makaleler

Balkanlar- Rumeli
KOSOVA’DA SÛZİ ÇELEBİ’NİN TÜRBESİ VEFÂ BEKLİYOR
F
atih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kosova’nın Prizren şehrindeki Sûzi Çelebi Hazretleri camisinin haziresi ve türbesi harabeye dönmüş, içler acısı bir durumda. Otlar ve çöpler arasında adeta kaybolmuş.  Sûzi Çelebi hazretleri, mücahid-gazi, şair, âlim ve evliyadır. Türkçe yazdığı 15.000 beyitlik…
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
O
smanlı Devleti’nin 14. ve 15. asırlarda Avrupa’da yaptığı baş döndürücü fetihlerde “akıncı” diye anılan askerî sınıfın çok önemli bir rolü vardır. Bugünün komando sınıfına karşılık gelen akıncıların, düşmanın iktisadi gücünü ve manevi yapısını altüst ederek savaşın kazanılmasında çok mühim hizmetleri olurdu. Fatih…
Osmanlı Akıncıları ve Prizrenli Sûzî Çelebi
Balkanlar- Rumeli
Türklerin Batıya Koşusu
D
okuzuncu asrın ortalarına doğru, Orta Asya’dan kovulan Türk boyları, çaresizlik içinde göç ediyorlardı. Kırgızların mağlûp ederek, ana yurtlarından kovduğu bu insanlar, aslında kaybederken kazanıyorlardı. Çünkü bir müddet sonra bu hâdise, Türk tarihinin dönüm noktası olacak neticeler doğuracaktı.

Önce güneye inen mağlû…
Balkanlar- Rumeli
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
F
ethin üzerinden uzun asırlar geçmiş, devir dönmüştür. Osmanlı’nın tam 500 yıl adaletle idare edip medeniyetler kurduğu bu topraklar bugün öksüz, üzerindekiler yetim kalmıştır. Yaklaşık ll.000 km2’lik bir toprak parçası üzerinde, müstakil bir devlet olmanın gururunu yaşayan Kosova,  Balkanların en genç devletidir. 

Türk…
Balkanlarda Kadîm Bir Osmanlı Şehri: Prizren
Balkanlar- Rumeli
Sancak Boşnaklarının Türk Sevdası
B
alkanlar'da Tarih boyunca, günümüzde olduğu gibi Sancak nüfusunun çoğunluğunu Boşnaklar teşkil etmiştir. Sancak, tarih boyu Bosna-Hersek'in ayrılmaz bir parçası idi. Bu bakımdan Sancak tarihi, aynı zamanda Boşnak kimliğinin devamını sağlamak için yürütülen Bosna-Hersek mücadelesinin de bir parçası sayılabilir. 
Gerek B…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Balkanlar- Rumeli
Orda Dostlar Var Uzakta..
R
essamlar fotoğrafçılar Maglay’a bayılıyorlar. Kale var, kule var, taş kubbeler, ahşap minareler, kitabeli çeşmeler, tekkeler, dergâhlar, kafesler, cumbalar…

Tito’nun Yugoslavya’sı kapalı bir kutuydu âdeta. Biz Almancılardan dinlerdik. Yok Üsküp’te arabası bozulmuş da tamirci bakmış, onarmış. “Haade gidesin” demiş, “dua…
Orda Dostlar Var Uzakta..
Balkanlar- Rumeli
İşkence Adası Nargin
B
iliyorsunuz Birinci Cihan Harbi’ne Almanya, Avusturya Macaristan, Bulgaristan ve İtalya ittifakı ile gireriz. Bulgarlar erken bırakır, İtalyanlar ise karşı cenaha geçerler kurnazca. Rusya uyanıktır, İngiltere, Fransa, Belçika, Sırbistan, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Japonya, Brezilya ve ABD’nin bulunduğu tarafta…
İşkence Adası Nargin
Balkanlar- Rumeli
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
M
acar tarihçisi Sándor Takáts’ın (1860-1932) Rajzok a török világból (Türk Âleminden Çizgiler) adlı eseri Macar bilimler Akademisi yayınları arasında neşredildi. Bu eseri, Macaristan, Avusturya ve Almanya arşivlerinde bulunan orijinal vesikalara istifade edilerek yazılmıştır. Bilindiği gibi, eski Macar tarihçileri…
Osmanlılar Macaristan’a Refah ve Huzur Getirdi
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
B
ugünkü Bosna-Hersek Cumhuriyeti yaklaşık 50 bin km² alana, 20 km sahile ve 5 milyon nüfusa sahiptir. Tarihî ve tabii güzellikleriyle cennet gibidir. Osmanlı eserleriyle de âdeta bir açık hava müzesidir.

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’un fethinden 12 sene sonra, 1463 yılında Bosna’yı fethetti. 1521’de Bosna Sancağı,…
Osmanlı Bosna’sı ve Asil Boşnaklar
Balkanlar- Rumeli
Rumların Mora Katliamı
M
ora'da Balyabadra Piskoposu Germanos, 4 Nisan 1821'de savaş ilanı yapar. Rumlar kalabalık ve donanımlıdırlar. Peloponnesos'te 40 bin Türk'e karşı 350 bin Rum vardır mesela. Yağma ve cinayetler ansızın yayılır, erkekleri katleder, kızları köle yaparlar. Kalelere sığınan Türkler ümitsizdir, ne barut vardır, ne de gıda. 

Rumların Mora Katliamı
Balkanlar- Rumeli
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren
P
rizren bugünkü 170.000 nüfusuyla Kosova'nın en mühim il ve kültür merkezlerinden birini oluşturmaktadır. Eski ve yeni kültürlerin kaynaşması ve çok sayıda tarih ve kültür abidelerine sahip olan Prizren'in zengin tarihi çoğu araştırmacıların alakasını çekmiş, hakkında binlerce sayfanın yazılmasına ve binlerce…
Osmanlı Mimarisinin Şaheserler Yurdu Prizren