Dolmabahçe Sarayında Bayramlaşma Merasimi

Şadiye Osmanoğlu 01.04.2016 2272
S
resim
ultan Abdülhamid Han’ın kızı Şadiye Osmanoğlu, babasının Dolmabahçe sarayındaki bayramlaşma merasimini hatıralarında şöyle dile getiriyor:

Dolmabahçe Sarayı'nda, Muayede Salonu adını taşıyan büyük ve geniş bir daire vardı. Babamın tahtı burada idi. Altından yapılmış, elmas, zümrüt ve yâkutlarla gayet sanatkârane bir şekilde süslenmişti. Elma büyüklüğünde, yeryüzünde emsali bulunmayan tek bir zümrüt, tahtın en ziyade gözü olan parçasını teşkil ederdi.

Bu tahtın hakiki değerini kimse tayin edememiştir. Bütün cedleri gibi, babam da bu tahtta otururdu. İpek zemin üzerine "ALLAH, MUHAMMED ve KELİME-İ TEVHİD" yazıları işlenmiş, ittihat ve imanımızın temellerini ihtiva eden bu mukaddes alamet, babamın yanında devrin en yaşlı, en büyük askeri ve mücahidinin elinde ihtiramla tutulurdu. Plevne Savaşı kahramanı Gazi Osman Paşa ve Serasker Rıza Paşa gibi mühim şahsiyetler, hilâfetin bu mukaddes alâmetini babamın tahtı yanında taşıma mertebesini ihraz edenler arasındadır. 

Taht salonunda yapılan merasimler, bilhassa tebrik törenleri muhteşem olurdu, bunlar öyle ulvi birer tablodur ki, hatırladığım vakit heyecanlarını bütün râşeleriyle aynen duyarım. 
Salonun çok yüksek ve büyük bir kubbesi vardı, bu kubbe en ufak bir fısıltıyı büyültecek kabiliyette idi. 

Kıymetli yol halılarıyla döşenmiş zeminde ne kadar yavaş yürünse de ayak sesleri bu kubbeden duyulurdu, çok aşağılara kadar sarkan, büyük ve süslü meşhur avizesi, salonda bulunan herkesin hayranlığını üzerine çekerdi. Işıklar yandığı vakit, avizenin kristallerinden etrafa yayılan büyük bir aydınlık, bilhassa babamın sırmalarına, nişanlarına ve tahtının elmaslarına gözleri kamaştıran bir parlaklık verirdi. 

Tebrikât için devletin ve yabancı devletlerin erkânı salonda tahsis edilen yerlerini alırlardı. Babam tahtının önüne gelip durduğunda merasim başlardı. Şeyhülislâm başta olmak üzere ulema ve meşayih, sırma püskülleri yandan sarkan sarıklar ve beyaz maşlahlarından ibaret kıyafetleriyle, tekrar tekrar intizamla tahta yaklaşırlar, dinimizin mukaddes alâmetini eğilerek öperler ve geri çekilirlerdi. 

Babam ulema sindirim tebriklerini ayakta kabul ederdi, beşuş ve mütebessim bir çehre ile herkese birkaç söz söylerdi. 

Sultan II. Abdülhamid, Muayede Salonu'nda tahtında otururken. Ulemayı, pâyitahttaki Hristiyan ve Musevî dinlerinin temsilcileri -patrik, piskopos ve hahamlar-, üniformalarını giymiş bir vaziyette takip ederlerdi. Babam onları da aynı suretle, ûlemayı kabul ettiği gibi ayakta kabul ederdi. 

Daha sonra sefirler, memurlar, yâverler, askerler, bendegân ve en nihayet yabancı sefaret heyetleri tebriklere katılırlardı. Sefaret heyetlerine mensup zevatın zevceleri, Osmanlı tabiri ile "madamları", salonun bir köşesine alınırlardı, merasimi yalnız oradan seyrederlerdi, fakat bilâhare suret-i mahsusada kabul ve kendilerine iltifat edilirdi.

Hanedân mensupları; amcalarım ve kardeşlerim önde, hemşire ve halalarımın zevcleri (damadlar) ikinci sarayı teşkil etmek üzere, merasim süresince tahtın arkasında ayakta dururlardı. En son onlar da teker teker tahtın önüne gelerek tazimlerini arz ederlerdi. 

Hanedanın kadın mensupları için, Muayede Salonu'nun en üst katında, büyük bir maharet ile inşa edilmiş balkonlar tahsis edilirdi. Biz buradan kuş bakışı töreni bütün teferruatıyla görebildiğimiz halde, salondakilerin başlarını kaldırıp bizi görmeleri mümkün değildi. 

Avrupa saraylarının hepsini gezdim, fakat Dolmabahçe Sarayı'ndaki büyük kubbeli salonun ihtişamına hiçbir yerde rastlamadım. 

Merasimin sonunda, kapıda bekleyen arabalarımızla, evlerimize avdet ederdik. Biz çocuklarıyla haremi, babamın esas ikâmetgâhı olan Yıldız Sarayı'na dönerdik, dairelerimize girer, yaşmak ve ferâcelerimizi bıraktıktan sonra resmi tuvaletlerimizle babamızın dairesine çıkardık, elini öperdik, o da mütekabilen bizi yanaklarımızdan öper, her birimine ayrı ayrı iltifat eder, şefkat gösterir, ruhumuzu okşardı. 

Daha fazla yormamak için yanından çabuk ayrılır, onu istirahate terk ederdik. Bu sefer kendi annelerimizle diğer annelerimize gider, onların da ellerini öperdik. Öz annelerimize ne kadar hürmet edersek, kardeşlerimizin annelerine de ayni hürmeti duyar ve izhar ederdik. İkinci validelerimiz, öz validelerimiz kadar kıymetli ve muazzez idiler.

İlgili Makaleler

Sultan Abdülhamit
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
S
ultan Abdülhamid Han’ın 9 kızından; Ayşe sultan: 1877’de İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Müşfika hanımdır. 1960’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Beşiktaş’ta Yahya Efendi kabristanındadır; Şadiye Sultan: 1886’da İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Emsalinur hanımdır. 1997’de İstanbul’da vefat etti.…
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamit
Yahya Kemal Ve Abdulhamid Han
S
on bir asırdaki ilk ve orta mektep tarih kitaplarında kısacık, kifâyetsiz ve çarpık Osmanlı Tarihi derslerinde Abdülhamid Han, müstebit gibi karalamalara maruz kalmaktan başka fotoğrafının altında da ismi yazmaz, isim olarak “Kızıl Sultan” ibaresi yer alırdı.

“Kızıl Sultan” iftirası, Fransız tarihçi Albert Vandal’a…
Sultan Abdülhamit
İkinci Fatih: Sultan Abdülhamid Han
D
evletlerin fetih asırlarındaki zaferler çok kıymetlidir. İstanbul’un Sultan Mehmed Han tarafından zapt edilerek İslamlaştırılıp Müslüman Türk şehri yapılması, bu Padişaha Fatih ünvanını kazandırdığı gibi biz evlâdlarına da ebedî bir şeref bahşetmiştir…
 
Devletlerin zor zamanlarındaki vatan müdafaaları da fetih…
Sultan Abdülhamit
Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
1

15 yıldır müze olarak halka açık değildi Yıldız Sarayı. Beş yıldır süren restorasyon çalışmaları büyük ölçüde bitmiş. Saray, 19 Temmuz’da müze olarak açılıyor. Açılıştan önce gittim, gezdim, gördüm. Milli Saraylar İdaresi, harikulade bir çalışma yapmış. Abdülhamid Han devrinin hatıralarıyla dopdolu Yıldız Sarayı,…

Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
S
ultan II. Abdülhamid 30 sene süren nispi sulh devresinde maarif ve imar faaliyetlerine ağırlık verdi. Devrinde yapılan faaliyetler ciltlerce kitabı doldurur. 1879’da adliye teşkilatı tanzim edildi. Bugün de Türkiye’deki adliye teşkilatı oradan kalmadır. Ordunun güçlendirilmesi için ciddi çalıştı. Almanya’dan…
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
Sultan Abdülhamit
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
S
ûltân II. Abdülhamid Hân; tahttan indirilmesinin üzerinden 8 yıl, 9 ay, 13 gün geçmiştiki 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayında hayata gözlerini yumdu. Vefât ettiğinde 75 yaşını 4 ay, 19 gün geçiyordu. Sûltân Mehmed Reşad’ın dışında bütün devlet adamlarının ve Hânedân üyelerinin eksiksiz katıldığı muhteşem cenâze…
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
O
smanlı Devleti’nde padişahların sözlü ve yazılı emirlerine ‘‘İrade-i Seniyye’’ denirdi. Bu emirler saray başkâtibi tarafından kaleme alınır, daha sonra icap eden yerlere tebliğ edilirdi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan ve Başkâtip Tahsin Paşa tarafından kaleme alınan bazı irade-i…
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
Sultan Abdülhamit
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
C
umhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan da Sultan’ın İzinde

Sultan Abdülhamid Han’ın iç ve dış siyasette iki önemli hedefi vardı: İç siyasette Balkanlar da kiliseler arasındaki ihtilafı körükleyerek birleşmelerine engel olmaktı. Ne yazık ki, ittihatçılar idareyi ele alınca büyük bir gaflet ve ihanetle çıkardıkları bir…
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
Sultan Abdülhamit
Kalbinde Merhamet Elinde Maharet Vardı
S
ultan Abdülhamid Han, 1909’da 31 Mart Vakası ile İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirildikten sonra, Selanik’e götürüldü. Burada Alatini Köşkünde üç buçuk yıl kadar nezarette tutuldu. 1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması sebebiyle, İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayı’na getirildi ve 1918’deki…
Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han Düşmanlığı
A
bdülhamid Han, 1876-1909 arasında Padişahlık yapmış bir Devlet Başkanımızdır. Hizmet müddeti, 33 yıldır. Baştaki 1,5 yıl ile sondaki 1 yıla yakın süre Meşruti idaredir. V. Murad’dan sonra tahta veliahd Abdülhamid Efendi geçmemiş olsaydı Devlet-i Ali Osman, yüksek ihtimalle yarım asır sonraki I. Dünya Harbi’de değil…
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid’in Bir Selamı Neler Yapardı?
İ

ngilizlerin parmağı olan “31 Mart Hadisesi”nin tertipçileri arasında bulunan şair filozof Rıza Tevfik bu meşûm ihtilâlden sonra arkadaşlarıyla birlikte İngiliz sefaretine gittiklerinde çok soğuk bir şekilde karşılanırlar. Rıza Tevfik bu harekete o anda bir mana veremez. Çok sonraları İngiltere’ye oğlunu görmeye…

Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han'ın İttihadçılar'a Verdiği Ders
B

irinci Dünya Harbi’ni çarçabuk bir neticeye bağlamak niyeti ile müttefik devletler, yani İngiltere, Fransa, ve İtalya her şeyden önce Çanakkale boğazını zorlamak ve geçmek İstanbul’u zaptedip Osmanlı kuvvetlerini bertaraf etmek ve asıl mühimmi yine müttefikleri bulunan Rusya ile aralarında muvasalatı sağlamak…