Bir Fransız Gazetecinin Kaleminden Abdülhamid Han’ın Selanik’den Dönüşü

Stephan Lauzan 09.06.2021 1304
O

smanlı iki hükümdar gördü. Biri dünkü padişah, diğeri bugünkü padişah. Harp bunları yan yana yaşamaya mecbur etti. Her ikisi hemen karşı karşıya iki sarayda bulunuyorlar. Aralarını Boğaziçi sularının genişliği ayırıyor.

Harp ilan olunduğu zaman Sultan Hamid Han henüz Selanik’te bulunuyordu. On iki zabit, kılıç elde silah belde gece gündüz onu muhafaza ediyorlardı. Bir defa Noradonkiyan Efendi’ye Sultan Hamid’den bahsetmiştim, sözümü keserek demişti ki;

Abdülhamid tamamıyla çocuklaşmıştır. Ne olup ne geçtiğini bilmiyor. Hiçbir şeyi haber alamıyor. Kendisine hiçbir gazete verilmeyeli iki sene oluyor. İlk defa kendisini gazetesiz bıraktıkları vakit haykırdı; “Canım neyi isterse okurum.” dedi.

Cevaben:

Gazeteler hakkınızda münasebetsiz yazılar ile doludur. Canınızı sıkacak bir durumdan sizi korumak için böyle yapıyoruz, denildi. Israr etmedi. Filvaki, Doğru, gazeteler benim hakkımda budalaca şeyler yazıyorlar artık hiçbirini okumayacağım” dedi. O günden sonra Abdülhamid Han dünyada olup biten şeylerden tamamıyla haberiz yaşadı.

İşte gerek hariciye nazırı, gerek hükümet, Sultan Abdülhamid Han’ı bir sır ve gizlilik duvarıyla kuşattık zan ediyorlardı. Bilmiyorlardı ki, zamanımızda yarılmayan yıkılmayan duvar yoktur. Sonra muhafaza ettikleri zât hakkında bizzat korkuya kapılıyorlardı.

Hâlbuki hadiselerin zorlamasıyla, Sultan Abdülhamid Han’ı Selanik’te bırakmaktansa, İstanbul’a getirmek gerektiğine karar verildiği zaman mesele meydana çıktı:

Abdülhamid Han bunu kesinlikle reddetti.

“Beni buradan ancak cebren çıkarabilirsiniz” dedi.

Hükümet buna karşı şiddet göstermeğe cesaret edemedi.

Ama durum gittikçe kötüleşiyordu. Yunanlılar Selanik’ten bir iki günlük mesafede bulunuyorlardı.

Eski hükümdar, düşmana esir düşmek tehlikesine maruz bırakılamazdı. Binaenaleyh onayını almak için Almanya’ya müracaat edildi. Osmanlı imparatorluğunun yapısından olmalı ki karşısında daima karşılaştığı her zorlukta Almanya’yı arıyor.

İşte bu sefer de İstanbul’da bulunan Almanların gemisi Abdülhamid Han’ı getirmeğe memur edildi. Saray hanedanına mensup ve eski Sultanın damatlarından iki kişi de vapurda bulunuyordu. Selanik’e varır varmaz Sultan’ın bulunduğu köşke gittiler.

Sultanı İstanbul’a dönüş için ikna etmeğe çalıştılar. Lakin kararından vazgeçirmeğe muvafık olamadılar. O zaman son çareyi düşündüler. Geminin süvarisi, Alman bahriye üniformasını giymiş olduğu halde Abdülhamid Han’ın karşısına çıktı. Abdülhamid o zaman kararını değiştirdi.

“Kayser’in namusuna, dostluğuna itimad ederim. Sizi dünyanın öbür ucuna kadar takibe hazırım.” dedi.

Bir saat sonra gemide bulunuyordu. O esnada iki hadise meydana geldi. Bunlar gemide bulunanlar için tamamen yeni bir keşif idi. Pek büyük hayreti mucip oldu. O zamana kadar Abdülhamid Han’ın anlayışı tamamen kaybolmuş, tamamen hafızası zayıflamış zannediliyorken fevkalade açık bir fikre, eşya hakkında tam bir anlayışa malik olduğu görülmüştür. Abdülhamid Han hayatında 20 kelime Fransızca söylememişti. Daima Fransızca bilmez gibi görünüyordu.

“Bir senede iki mağlubiyet çok değil mi?” dedi.

Bununla Trablusgarp ve Balkan yenilgilerini işaret ediyordu. Alman imparatorluk ailesinin hal ve hatırını sordu. Hemen hepsini tanıyordu. Kendisine Baron Mareşalin vefatını söylediklerinde içini çekti. Bilmediği bir bu hadise vardı. “O benim dostumdu” dedi.

Sherlock Holmes yazarının, bu eserin devamını sürü sürdürmediğini sordu. Çünkü bu kitabın yazarını severdi. Bir gün şöyle demişti:

“Bu kitabın yazarından iyi bir emniyet müdürü olurdu.”

Seyahat esnasında iştahla yedi, içti. Hazır tutulan banyoyu kullanmadı. Halbuki banyoyu severdi. Seyahat esnasında kendisine gösterilen saygıdan dolayı Alman imparatorunun şahsına teşekkür etmesini gemi kaptanından rica etti. Etrafındakilere çeşitli hediyeler verdi. Bir akşam üstü gemi, boğaz içinde Asya’nın güzel sahillerine doğru ve Beylerbeyi sarayının tam önünde demirlediği zaman Sultan Abdülhamid Han bir kere irkildi. Vapurun merdivenin inerken, sallandığını, tereddüt ettiğini herkes gördü. Merdivenden indi. Karaya çıkarmak için kendisini bekleyen sandala geçti. Aynı zamanda diğer bir sandal haremlerinden on kadar kadını ve iki harem ağasını ve beraberinde gelen oğlunu, yani son çocuğunu getiriyordu.

Beylerbeyinde, asıl sarayda kalmak istemedi. Burada bir vakitler bir Fransız imparatoriçesi de oturmuştu. Sultan sarayda oturmaktansa tenha bir yerde bir köşkte oturmayı tercih etti. Sonra yine eski yalnızlığına, küskünlüğüne döndü. Ve ailesinden başka bir şey düşünmemeğe başladı. Bin türlü gürültülerle yiyecekler alınmasını istedi. Aynı zamanda harbiye nazırı iki gün sürekli olarak onun isteklerini karşılayacağım diye uğraştı.



İlgili Makaleler

Sultan Abdülhamit
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
S
ultan Abdülhamid Han’ın 9 kızından; Ayşe sultan: 1877’de İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Müşfika hanımdır. 1960’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Beşiktaş’ta Yahya Efendi kabristanındadır; Şadiye Sultan: 1886’da İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Emsalinur hanımdır. 1997’de İstanbul’da vefat etti.…
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamit
Yahya Kemal Ve Abdulhamid Han
S
on bir asırdaki ilk ve orta mektep tarih kitaplarında kısacık, kifâyetsiz ve çarpık Osmanlı Tarihi derslerinde Abdülhamid Han, müstebit gibi karalamalara maruz kalmaktan başka fotoğrafının altında da ismi yazmaz, isim olarak “Kızıl Sultan” ibaresi yer alırdı.

“Kızıl Sultan” iftirası, Fransız tarihçi Albert Vandal’a…
Sultan Abdülhamit
İkinci Fatih: Sultan Abdülhamid Han
D
evletlerin fetih asırlarındaki zaferler çok kıymetlidir. İstanbul’un Sultan Mehmed Han tarafından zapt edilerek İslamlaştırılıp Müslüman Türk şehri yapılması, bu Padişaha Fatih ünvanını kazandırdığı gibi biz evlâdlarına da ebedî bir şeref bahşetmiştir…
 
Devletlerin zor zamanlarındaki vatan müdafaaları da fetih…
Sultan Abdülhamit
Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
1

15 yıldır müze olarak halka açık değildi Yıldız Sarayı. Beş yıldır süren restorasyon çalışmaları büyük ölçüde bitmiş. Saray, 19 Temmuz’da müze olarak açılıyor. Açılıştan önce gittim, gezdim, gördüm. Milli Saraylar İdaresi, harikulade bir çalışma yapmış. Abdülhamid Han devrinin hatıralarıyla dopdolu Yıldız Sarayı,…

Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
S
ultan II. Abdülhamid 30 sene süren nispi sulh devresinde maarif ve imar faaliyetlerine ağırlık verdi. Devrinde yapılan faaliyetler ciltlerce kitabı doldurur. 1879’da adliye teşkilatı tanzim edildi. Bugün de Türkiye’deki adliye teşkilatı oradan kalmadır. Ordunun güçlendirilmesi için ciddi çalıştı. Almanya’dan…
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
Sultan Abdülhamit
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
S
ûltân II. Abdülhamid Hân; tahttan indirilmesinin üzerinden 8 yıl, 9 ay, 13 gün geçmiştiki 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayında hayata gözlerini yumdu. Vefât ettiğinde 75 yaşını 4 ay, 19 gün geçiyordu. Sûltân Mehmed Reşad’ın dışında bütün devlet adamlarının ve Hânedân üyelerinin eksiksiz katıldığı muhteşem cenâze…
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
O
smanlı Devleti’nde padişahların sözlü ve yazılı emirlerine ‘‘İrade-i Seniyye’’ denirdi. Bu emirler saray başkâtibi tarafından kaleme alınır, daha sonra icap eden yerlere tebliğ edilirdi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan ve Başkâtip Tahsin Paşa tarafından kaleme alınan bazı irade-i…
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
Sultan Abdülhamit
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
C
umhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan da Sultan’ın İzinde

Sultan Abdülhamid Han’ın iç ve dış siyasette iki önemli hedefi vardı: İç siyasette Balkanlar da kiliseler arasındaki ihtilafı körükleyerek birleşmelerine engel olmaktı. Ne yazık ki, ittihatçılar idareyi ele alınca büyük bir gaflet ve ihanetle çıkardıkları bir…
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
Sultan Abdülhamit
Kalbinde Merhamet Elinde Maharet Vardı
S
ultan Abdülhamid Han, 1909’da 31 Mart Vakası ile İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirildikten sonra, Selanik’e götürüldü. Burada Alatini Köşkünde üç buçuk yıl kadar nezarette tutuldu. 1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması sebebiyle, İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayı’na getirildi ve 1918’deki…
Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han Düşmanlığı
A
bdülhamid Han, 1876-1909 arasında Padişahlık yapmış bir Devlet Başkanımızdır. Hizmet müddeti, 33 yıldır. Baştaki 1,5 yıl ile sondaki 1 yıla yakın süre Meşruti idaredir. V. Murad’dan sonra tahta veliahd Abdülhamid Efendi geçmemiş olsaydı Devlet-i Ali Osman, yüksek ihtimalle yarım asır sonraki I. Dünya Harbi’de değil…
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid’in Bir Selamı Neler Yapardı?
İ

ngilizlerin parmağı olan “31 Mart Hadisesi”nin tertipçileri arasında bulunan şair filozof Rıza Tevfik bu meşûm ihtilâlden sonra arkadaşlarıyla birlikte İngiliz sefaretine gittiklerinde çok soğuk bir şekilde karşılanırlar. Rıza Tevfik bu harekete o anda bir mana veremez. Çok sonraları İngiltere’ye oğlunu görmeye…

Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han'ın İttihadçılar'a Verdiği Ders
B

irinci Dünya Harbi’ni çarçabuk bir neticeye bağlamak niyeti ile müttefik devletler, yani İngiltere, Fransa, ve İtalya her şeyden önce Çanakkale boğazını zorlamak ve geçmek İstanbul’u zaptedip Osmanlı kuvvetlerini bertaraf etmek ve asıl mühimmi yine müttefikleri bulunan Rusya ile aralarında muvasalatı sağlamak…