Amerikalı Bir Doktorun Gözü İle Abdülhamid Han ve Hamidiye Hastahanesi

Dr. Hasan Fevzi Batırel 04.02.2016 2355

1
902 yılının Haziran ayında, Amerika’lı cerrah Prof. Nicholas Senn’in İstanbul’u ve Abdülhamid Han’ın yaptırdığı Şişli Etfal Hastahanesini ziyaret eder. Gezi ile ilgili müşahadeleri, bir yıl sonraki (1903) Hamidiye Etfal Hastahanesi Yıllığı’nda neşredilir.

İstanbul’un Sultan Abdülhamid Han ve özellikle tıbbi müesseselerimizin, bir yabancı ilim adamının zihninde ve kalbinde meydana getirdiği medeniyet profilimize ait tahassürler; günümüz Türkiyesi’nin aynı unsurlarına bir mukayese zemini oluşturması bakımından fevkalâde ibretli ipuçları taşıyor.

Prof. Nicholas Senn’in  Hamidiye Hastahanesi hakkındaki yazdıklarını özetleyerek aşağıya alıyoruz:

Hamidiye Hastahanesi, Türkiye’deki en güzel ve en mükemmel hastahanedir ve dünyada eşine çok az rastlanır konumdadır. Sultan ve idarecilerin haklı gururu olan bu hastahane, sultanın uzun yıllar önce küçük yaşta vefat eden kızının (Hatice Sultan) hatırasına yapılmıştır. Bu hastahane Sultan II. Abdülhamid Han’ın özel harcaması ile yapılmış ve hastanenin masrafları Sultan tarafından karşılanmaya devam edilmektedir.

Dış dünya, İmparator Majesteleri Abdülhamid II’nın medeniyet kurma gayretlerinden ve hayır işlerinden çok az haberdardır. Kendisi hayır işlerine ve tıp ilminin gelişmesine büyük bir alaka ile yaklaşmaktadır. Önemli bir Türk doktoru demektedir ki:

“Majesteleri Sultan, büyük imparatorluğunda tıp ilminin en büyük ve en enerjik destekçisidir. Tahta çıkman önce Türkiye’de çok az sayıda hekim mevcuttu ve bilim günümüze göre o kadar ilerlemiş değildi. Ulu ve merhametli emirimizin zamanında tıp o kadar ilerlemişti ki, Cemil Paşa, Osman Paşa, Hayettin Paşa, Fikri Bey, Nurettin Bey, Nazım Bey, Hazım Bey, Kudret Bey, Halik Bey ve Ömer Bey gibi bazı çok değerli cerrahlarımız yetişmiştir. Dahilliye branşı için de aynı şeyler söylenebilir. Bu branşta, eğitimlerini Almanya ve Fransa’da alarak, ülkelerine eğitimci olarak dönen, çok seçkin profesörlerimiz yetişmiştir.”

Sultan Son Derece Yanlış Tanıtılmış

Türkiye’yi gezen herkesin inkar edemeyeceği şekilde Sultan son derece yanlış tanıtılmış bir kişidir. Vicdansız ve zalim düşüncelere karşı, bu kurum, yaşayan bir şahit olarak durmaktadır. Nezaket ruhu hayır ve fakir hastaların bakımı için gösterilen derin ilginin görüldüğü bu kurum, Türkiye’nin şu andaki yöneticisinin değerli özelliklerini göstermektedir.

İstanbul’daki Hamidiye Hastahanesi’ni ziyaret ettiklerinde, diğer medeni memleket diktatörlerinin yüzleri kızarmalıdır. Bu kurum, Abdülhamid II’nin yumuşak kalpliliğine ve fakirlere gösterdiği merhamete açık bir delildir. Hastahanenin yıllık gideri ortalama 75000 Osmanlı lirasıdır ve tamamı Sultan’ın şahsi kesesinden karşılanmaktadır. Hastahane sadece kadın ve çocuklara hizmet vermektedir.

Bundan Daha Güzel Yer Olamaz

Şişli, Pera’da yapılmış olan bu hastahane Boğaz, Üsküdar, Marmara denizi ve asya tarafındaki dağların rahatlıkla görülebildiği şehrin kuzeyindeki yüksek bir tepededir. Daha sağlıklı ve güzel bir yer seçilemezdi. Arazinin etrafı yaygın olarak ağaçlandırılmıştır ve bir tabii park havası vardır. Çiçek bahçeleri ve çeşme, bölgenin çekiciliğini ve güzelliğini arttırmaktadır.

Ana binada yönetici ve yardımcılarının odaları, eczane, çalışanlar için on dört oda, mescid ve kütüphane bulunmaktadır. Bu odalar lüks doğu tarzında döşenmiştir. Hastahanenin diğer bölümleri pavyonlar halinde plânlanmıştır ve 100 hasta kapasitelidir. Koğuşlar tertemiz ve rahattır. Ameliyathane ise para ve kabiliyetin alabileceği her şeye sahiptir. Özellikle aseptik çalışma için her şey olduğu gibi, cerrahi aletler de tam seridir.

Çamaşırhane, sterilizasyon odası ve buhar ısısı makinesi ayrı bir binadadır. Bahçenin girişinde bir askerî nizamiye yeri mevcuttur ve bir grup asker görev yapmaktadır. Tam techizatlı patoloji ve bakteriyoloji laboratuarında her türlü ilmi çalışmalar yapılabilmektedir.

Sultan’ın Emri İle Hiç Para Alınmamaktadır

Bu hastahane Türkiye’de tıp ilminin gelişimi için önemli bir zemin oluşturduğu gibi, bütün imparatorlukta hasta bakımı ve tedavisi için mükemmel bir örnek teşkil etmiştir. Başka hiçbir özel hastanede, daha rahat, daha iyi bir hemşire hizmeti ve daha dikkatli bir cerrahi ve tıbbî tedavi görülemez ve bütün bunların ötesinde Sultan’ın emri üzerine hiçbir hastadan para alınmamaktadır.

Yaşı 1 ile 12 arasında olan çocuklar en sık başvuran hasta grubudur. Jinekoloji bölümü çok güzel yapılandırılmıştır. Akut enfeksiyon hastalıkları değişik pavyonlara yerleştirilmiştir. Difteri için serum tedavisi uygulanmaktadır ve en iyi sonuçları vermiştir. Geçen sene ciddi larenks tıkanıklığı ile ilerlemiş iki difteri olgusu başvurmuştur. Her iki vakada hemen trakeotomi açılmış ve hastalar iyileşmişlerdir. Kemiklerin, eklemlerin ve lenfatik bezelerin tüberkülozu, çocuklarda çok sık görülmektedir. Ayrıca göz ve deri hastalıklarına birçok hasta başvurmaktadır.

Yabancılar da Tedavi Ediliyor

Bu hastahanenin başka bir özelliği de İstanbul’u ziyarete gelen yabancıların tedavisini yapmasıdır. Sultan’ın özel istediği üzerine, 16 yatak bu hastaların tedavisi için ayrılmıştır ve bu çok rahatlatıcıdır. Hastahaneye yatabilmek için gereken şart konsolosluklarından tavsiye mektubu almalarıdır. Bilmiyorum başka herhangi bir monarşi veya cumhuriyet yönetimi kedi ülkelerinde hastalanan yabancılar için böyle bir ayarlama yapmış mıdır? Bu da Sultan’ın din ve milliyetine bakılmaksızın herkesin, tedavisine vesile olmak isteğini sergilemektedir. Başvuran hastalara din ile ilgili soru hiç sorulmamaktadır. Geçen yılın raporuna baktığımızda, başvuran hastaların % 33’ünün Protestan olduğu gördük.

 

İlgili Makaleler

Sultan Abdülhamit
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
S
ultan Abdülhamid Han’ın 9 kızından; Ayşe sultan: 1877’de İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Müşfika hanımdır. 1960’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Beşiktaş’ta Yahya Efendi kabristanındadır; Şadiye Sultan: 1886’da İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Emsalinur hanımdır. 1997’de İstanbul’da vefat etti.…
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamit
Yahya Kemal Ve Abdulhamid Han
S
on bir asırdaki ilk ve orta mektep tarih kitaplarında kısacık, kifâyetsiz ve çarpık Osmanlı Tarihi derslerinde Abdülhamid Han, müstebit gibi karalamalara maruz kalmaktan başka fotoğrafının altında da ismi yazmaz, isim olarak “Kızıl Sultan” ibaresi yer alırdı.

“Kızıl Sultan” iftirası, Fransız tarihçi Albert Vandal’a…
Sultan Abdülhamit
İkinci Fatih: Sultan Abdülhamid Han
D
evletlerin fetih asırlarındaki zaferler çok kıymetlidir. İstanbul’un Sultan Mehmed Han tarafından zapt edilerek İslamlaştırılıp Müslüman Türk şehri yapılması, bu Padişaha Fatih ünvanını kazandırdığı gibi biz evlâdlarına da ebedî bir şeref bahşetmiştir…
 
Devletlerin zor zamanlarındaki vatan müdafaaları da fetih…
Sultan Abdülhamit
Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
1

15 yıldır müze olarak halka açık değildi Yıldız Sarayı. Beş yıldır süren restorasyon çalışmaları büyük ölçüde bitmiş. Saray, 19 Temmuz’da müze olarak açılıyor. Açılıştan önce gittim, gezdim, gördüm. Milli Saraylar İdaresi, harikulade bir çalışma yapmış. Abdülhamid Han devrinin hatıralarıyla dopdolu Yıldız Sarayı,…

Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
S
ultan II. Abdülhamid 30 sene süren nispi sulh devresinde maarif ve imar faaliyetlerine ağırlık verdi. Devrinde yapılan faaliyetler ciltlerce kitabı doldurur. 1879’da adliye teşkilatı tanzim edildi. Bugün de Türkiye’deki adliye teşkilatı oradan kalmadır. Ordunun güçlendirilmesi için ciddi çalıştı. Almanya’dan…
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
Sultan Abdülhamit
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
S
ûltân II. Abdülhamid Hân; tahttan indirilmesinin üzerinden 8 yıl, 9 ay, 13 gün geçmiştiki 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayında hayata gözlerini yumdu. Vefât ettiğinde 75 yaşını 4 ay, 19 gün geçiyordu. Sûltân Mehmed Reşad’ın dışında bütün devlet adamlarının ve Hânedân üyelerinin eksiksiz katıldığı muhteşem cenâze…
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
O
smanlı Devleti’nde padişahların sözlü ve yazılı emirlerine ‘‘İrade-i Seniyye’’ denirdi. Bu emirler saray başkâtibi tarafından kaleme alınır, daha sonra icap eden yerlere tebliğ edilirdi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan ve Başkâtip Tahsin Paşa tarafından kaleme alınan bazı irade-i…
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
Sultan Abdülhamit
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
C
umhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan da Sultan’ın İzinde

Sultan Abdülhamid Han’ın iç ve dış siyasette iki önemli hedefi vardı: İç siyasette Balkanlar da kiliseler arasındaki ihtilafı körükleyerek birleşmelerine engel olmaktı. Ne yazık ki, ittihatçılar idareyi ele alınca büyük bir gaflet ve ihanetle çıkardıkları bir…
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
Sultan Abdülhamit
Kalbinde Merhamet Elinde Maharet Vardı
S
ultan Abdülhamid Han, 1909’da 31 Mart Vakası ile İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirildikten sonra, Selanik’e götürüldü. Burada Alatini Köşkünde üç buçuk yıl kadar nezarette tutuldu. 1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması sebebiyle, İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayı’na getirildi ve 1918’deki…
Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han Düşmanlığı
A
bdülhamid Han, 1876-1909 arasında Padişahlık yapmış bir Devlet Başkanımızdır. Hizmet müddeti, 33 yıldır. Baştaki 1,5 yıl ile sondaki 1 yıla yakın süre Meşruti idaredir. V. Murad’dan sonra tahta veliahd Abdülhamid Efendi geçmemiş olsaydı Devlet-i Ali Osman, yüksek ihtimalle yarım asır sonraki I. Dünya Harbi’de değil…
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid’in Bir Selamı Neler Yapardı?
İ

ngilizlerin parmağı olan “31 Mart Hadisesi”nin tertipçileri arasında bulunan şair filozof Rıza Tevfik bu meşûm ihtilâlden sonra arkadaşlarıyla birlikte İngiliz sefaretine gittiklerinde çok soğuk bir şekilde karşılanırlar. Rıza Tevfik bu harekete o anda bir mana veremez. Çok sonraları İngiltere’ye oğlunu görmeye…

Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han'ın İttihadçılar'a Verdiği Ders
B

irinci Dünya Harbi’ni çarçabuk bir neticeye bağlamak niyeti ile müttefik devletler, yani İngiltere, Fransa, ve İtalya her şeyden önce Çanakkale boğazını zorlamak ve geçmek İstanbul’u zaptedip Osmanlı kuvvetlerini bertaraf etmek ve asıl mühimmi yine müttefikleri bulunan Rusya ile aralarında muvasalatı sağlamak…