Abdülhamid Han'ın İttihadçılar'a Verdiği Ders

İbrahim Hakkı Konyalı 13.09.2021 958
B

irinci Dünya Harbi’ni çarçabuk bir neticeye bağlamak niyeti ile müttefik devletler, yani İngiltere, Fransa, ve İtalya her şeyden önce Çanakkale boğazını zorlamak ve geçmek İstanbul’u zaptedip Osmanlı kuvvetlerini bertaraf etmek ve asıl mühimmi yine müttefikleri bulunan Rusya ile aralarında muvasalatı sağlamak kararını vermişlerdi. Bu sebeple evvelâ sonra hem de karadan teşebbüsle giriştiler. Lâkin evdeki pazarlar çarşıya uymadı. Zorlu bir mukavemetle karşılaştılar. Osmanlı kuvvetleri payitahtın kapılarını kahramanca müdafaa ediyor. İçeriye kimseyi sokmamak azminde bulunduklarını her gün bir türlü isbat ediyorlardı.

İlk taarruzlar boşa gidince müttefikler tazyiki artırdılar, ilkinden birkaç misli fazla kuvvet getirip yığdılar. Ordumuz evvel Allah bunlara da karşı koyacak, bu kuvvetleri de eritecekti. Nitekim öyle de oldu. Çanakkale’nin şanlı destanını hafızasında ve gönlünde gururla yaşatmayan Türk tasavvur edilemezdi.

Bununla beraber düşman taarruzunun en nihai derecesini bulduğu günlerde o zamanki hükümet, ne olursa olsun payitahtı Anadolu içerilerinde başka bir yere nakletmeyi düşündü. Eskişehir’e, Konya’ya memurlar gönderildi. Devletin bir kısmı evrakı oralarda peylenen eve taşındı. Padişah için de Konya’da Mevlevihane binası el altından hazırlandı. Vükelâya eşraf konakları tahsis edildi. İlk işarette, devlet erkânından mürekkep bir muhacir kafilesi yollara dökülecekti. Harbe Anadolu’da devam etmek kararı verilmişti.

Bu arada hükümetçe nazik telâkki edilen bir mes’ele daha vardı. Hakan-ı sabık Abdülhamit ne olacaktı? Hal’ini müteakip Selanik’e sevkedilen bu zat Balkan Harbi’nin aldığı tehlikeli şekil üzerine Alman maiyet gemisi ile İstanbul’a getirilmiş, şimdi Beylerbeyi sarayında oturtulmuştu, imdi buradan da alınarak Anadolu içlerine nakli lazım geliyordu. Bu iş zannolunduğu gibi kolay değildi. Abdulhamid mahlu olmasına rağmen, celâdetinden, gururundan hiçbir şey kaybetmemiştir. İttihadcılar ondan çekiniyorladı. Diğer taraftan Padişah 5. Mehmed de biraderinin kat’iyyen incitilmesini istemiyordu. Sultan Reşad son derece terbiyeli, iyi ahlâklı büyüklerine saygı, küçüklerine şefkat gösteren zerre kadar kin tutmayan efendi bir adamdı.

Hükümet bütün bunları hesaba katarak Beylerbeyi’nden Anadolu’ya göç işini emirle ve zorla değil fakat Abdülhamid’i ikna ve kendisinden rica suretiyle halletmeyi muvafık görmüştü.

O günlerde Dahiliye Nazırı Hikmet, Başmâbeyinci Tevfik Beyler ile Darüssâade ağası Fahrettin Ağa ve Dolmabahçe sarayında aynı gün nöbetçi bulunan Divan-ı Hümayun teşrifat memurlarından Ercümend Ekrem Bey’i hey’et halinde Beylerbeyi’ne göndermek kararı verildi.

 Ercüment Ekrem diyor ki:

-Bu milletin otuz üç yıl mukadderatına hükmetmiş olan Abdülhahid-i Sâni ağır adımlarla girdi. Yalnızdı, kulaklarına kadar geçmiş koyu renk fesinin altında tepeden tırnağa mermerden bir heykel gibi bembeyazdı. Saçları, sakalı, sakosu tekmil düğmeleri kapalı yüksek yakalı ceketi, pantolonu ve ayakkabısı… Hepsi bembeyaz, sırtı hafif kamburlaşmıştı. Gözleri pek canlı idi. Her birimizi çenesi hizasından alnına giden kısa temannalarla ayrı ayrı selâmladı. Yerden mukabele ettik. Hikmet Bey bizleri takdim etti, isim ve sıfatlarımız söylenirken bunlara fazla ehemmiyet vermiyormuş gibi davrandı ve Fahreddin Ağa ile görüştü. Ne dediklerini işitemedim. Derken baş mâbeyinci selâm-ı şâhâneyi tebliğ etti ve sözü tekrardan Dahiliye Nazırı’na bıraktı. Hepimiz huzurunda el pençe divan durarak dizilmiştik.

Hikmet Bey uzun uzun ve pek hürmetkâr bir ifade ile önce vaziyeti anlattı ve lâkırdıyı döndürüp asıl ziyaretimizin sebebine intikal ettirdi. Hulâsâten şunları söyledi:

-Acil bir tehlike arz etmemekle beraber vaziyet çok ciddidir. Düşman bahren ve berren Çanakkale’yi zorluyor. Şiddetli müdafaaya rağmen Hudânekerde boğazı geçecek olursa padişah hükümet ve hanedan-ı saltanat esarete düşerek elim bir müsalehaya mecbur olmamak için gerek zât-ı şâhâne ve gerek meclis hükümet Anadolu’ya göçüp harbe orada devama karar vermiştir. Hatta zat-ı şâhâne için Konya’da Çelebi Efendi’nin konağı tahliye olunmuştur. Korkulan vaziyet maazallah hâdis oluverirse zat-ı hümayunlarının hangi şehirde ikamet buyurmak istediklerini birader-i şâhâneleri tarafından öğrenmeye memur edildik. Emir ve irâdelerine muntazırız.

-Şevketlu  biraderimin hâkipai şâhânelerine arz-ı ubudiyet ediyorum Endişeleri tamamiyle gayri variddir. Eğer dokunulmamış ise Çanakkale’yi ben zamanında fevkâlade tahkim etmiş idim. Oradan hiçbir donanmanın geçmesi kabil değildir. Boğaziçi de öyle ama farz-ı muhal olarak öyle bir felâket başa geldiği takdirde hakanın yapacağı şey tâcını ve tahtını tebaasını terk ile züll-i firarı irtikab değil, eyvan-ı payitahtının taşları altında şan ve şerefle terk-i can etmektir. Hazreti Fatih bu beldeyi küffar elinden fethettiği zaman Bizans İmparatoru kaçmayıp harp ede ede yıkılan kalelerin altında can vermek celâdetini göstermiştir. Biz Fâtih’in ahfâdı Kostantin’den aşağı kalamayız. Zât-ı şâhâneye böylece arz edin. Müsterih olsunlar. Ve irâde-i ezeliyeye münkad olsunlar, şuradan şuraya kımıldanmasınlar. Düşman buraya giremez. Bana gelince ben artık bir yere gitmem, yegâne arzum burada ölmektir. Biraderlerimden ve hükümet-i seniyeden bu arzuma mümaşat edilmesini istida ederim.



İlgili Makaleler

Sultan Abdülhamit
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
S
ultan Abdülhamid Han’ın 9 kızından; Ayşe sultan: 1877’de İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Müşfika hanımdır. 1960’da İstanbul’da vefat etti. Kabri Beşiktaş’ta Yahya Efendi kabristanındadır; Şadiye Sultan: 1886’da İstanbul’da yıldız sarayında doğdu. Annesi Emsalinur hanımdır. 1997’de İstanbul’da vefat etti.…
Kızlarının Kaleminden Sultan Abdülhamid Han
Sultan Abdülhamit
Yahya Kemal Ve Abdulhamid Han
S
on bir asırdaki ilk ve orta mektep tarih kitaplarında kısacık, kifâyetsiz ve çarpık Osmanlı Tarihi derslerinde Abdülhamid Han, müstebit gibi karalamalara maruz kalmaktan başka fotoğrafının altında da ismi yazmaz, isim olarak “Kızıl Sultan” ibaresi yer alırdı.

“Kızıl Sultan” iftirası, Fransız tarihçi Albert Vandal’a…
Sultan Abdülhamit
İkinci Fatih: Sultan Abdülhamid Han
D
evletlerin fetih asırlarındaki zaferler çok kıymetlidir. İstanbul’un Sultan Mehmed Han tarafından zapt edilerek İslamlaştırılıp Müslüman Türk şehri yapılması, bu Padişaha Fatih ünvanını kazandırdığı gibi biz evlâdlarına da ebedî bir şeref bahşetmiştir…
 
Devletlerin zor zamanlarındaki vatan müdafaaları da fetih…
Sultan Abdülhamit
Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
1

15 yıldır müze olarak halka açık değildi Yıldız Sarayı. Beş yıldır süren restorasyon çalışmaları büyük ölçüde bitmiş. Saray, 19 Temmuz’da müze olarak açılıyor. Açılıştan önce gittim, gezdim, gördüm. Milli Saraylar İdaresi, harikulade bir çalışma yapmış. Abdülhamid Han devrinin hatıralarıyla dopdolu Yıldız Sarayı,…

Yıldız Sarayı Kapılarını Açıyor
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
S
ultan II. Abdülhamid 30 sene süren nispi sulh devresinde maarif ve imar faaliyetlerine ağırlık verdi. Devrinde yapılan faaliyetler ciltlerce kitabı doldurur. 1879’da adliye teşkilatı tanzim edildi. Bugün de Türkiye’deki adliye teşkilatı oradan kalmadır. Ordunun güçlendirilmesi için ciddi çalıştı. Almanya’dan…
Sultan Abdülhamid Han’ın Mirası
Sultan Abdülhamit
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
S
ûltân II. Abdülhamid Hân; tahttan indirilmesinin üzerinden 8 yıl, 9 ay, 13 gün geçmiştiki 10 Şubat 1918’de Beylerbeyi Sarayında hayata gözlerini yumdu. Vefât ettiğinde 75 yaşını 4 ay, 19 gün geçiyordu. Sûltân Mehmed Reşad’ın dışında bütün devlet adamlarının ve Hânedân üyelerinin eksiksiz katıldığı muhteşem cenâze…
Vefât yıldönümünde cennetmekân Sûltân II. Abdülhamid Hân (10 Şubat 1918)
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
O
smanlı Devleti’nde padişahların sözlü ve yazılı emirlerine ‘‘İrade-i Seniyye’’ denirdi. Bu emirler saray başkâtibi tarafından kaleme alınır, daha sonra icap eden yerlere tebliğ edilirdi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı’nda bulunan ve Başkâtip Tahsin Paşa tarafından kaleme alınan bazı irade-i…
Sultan Abdülhamid Han’ın Sosyal ve Dini Hususlardaki Hassasiyetleri
Sultan Abdülhamit
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
C
umhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan da Sultan’ın İzinde

Sultan Abdülhamid Han’ın iç ve dış siyasette iki önemli hedefi vardı: İç siyasette Balkanlar da kiliseler arasındaki ihtilafı körükleyerek birleşmelerine engel olmaktı. Ne yazık ki, ittihatçılar idareyi ele alınca büyük bir gaflet ve ihanetle çıkardıkları bir…
ABDÜLHAMİD HAN SİYASETTE BÜYÜK BİR DAHÎ İDİ
Sultan Abdülhamit
Kalbinde Merhamet Elinde Maharet Vardı
S
ultan Abdülhamid Han, 1909’da 31 Mart Vakası ile İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirildikten sonra, Selanik’e götürüldü. Burada Alatini Köşkünde üç buçuk yıl kadar nezarette tutuldu. 1912’de Balkan Savaşı’nın başlaması sebebiyle, İstanbul’daki Beylerbeyi Sarayı’na getirildi ve 1918’deki…
Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han Düşmanlığı
A
bdülhamid Han, 1876-1909 arasında Padişahlık yapmış bir Devlet Başkanımızdır. Hizmet müddeti, 33 yıldır. Baştaki 1,5 yıl ile sondaki 1 yıla yakın süre Meşruti idaredir. V. Murad’dan sonra tahta veliahd Abdülhamid Efendi geçmemiş olsaydı Devlet-i Ali Osman, yüksek ihtimalle yarım asır sonraki I. Dünya Harbi’de değil…
Sultan Abdülhamit
Sultan Abdülhamid’in Bir Selamı Neler Yapardı?
İ

ngilizlerin parmağı olan “31 Mart Hadisesi”nin tertipçileri arasında bulunan şair filozof Rıza Tevfik bu meşûm ihtilâlden sonra arkadaşlarıyla birlikte İngiliz sefaretine gittiklerinde çok soğuk bir şekilde karşılanırlar. Rıza Tevfik bu harekete o anda bir mana veremez. Çok sonraları İngiltere’ye oğlunu görmeye…

Sultan Abdülhamit
Abdülhamid Han’ı İçten Vurdular!
D

<img style="display:inline;margin:0 5px;" src="http://www.turkalemiyiz.com/asil/resim/31a55232bed941f695469cc4561563a3.jpg" alt="resim" align="right" vspace="10" hspace="10" />ış mihrakların yıllarca çalışmaya ve masrafa rağmen alt edemedikleri Abdülhamid Han’ı bu sefer   içeriden yıkma planları…