1558 senesinde babasının Manisa sancakbeyliğinden Karaman’a tâyin edilmesi üzerine, dedesi Kânûnî Sultan Süley-mân tarafından Alaşehir sancakbeyliğine tâyin edildi. Dedesinin vefâtı ve babasının tahta geçmesi üzerine Manisa sancakbeyliğine getirildi. Bu vazifesi sırasında kıymetli hocalardan askerî ve idârî bilgileri öğrendi ve İslâm ilimlerini tahsile devam etti.
15 Aralık 1574’de babası Sultan İkinci Selim Han’ın vefâtı üzerine, Manisa’dan İstanbul’a giderek 22 Aralık 1574 gününe denk gelen Ramazan’ın sekizin-ci günü Osmanlı tahtına oturdu.
Sultan Murâd Han, tahta geçtikten on dört gün sonra, 5 Ocak 1575’te Eyyûb Sultan hazretlerinin türbesini ziyâret etti ve kılıç kuşandı. Daha sonra dedelerinin ve babasının türbelerini ziyâret ederek saraya döndü.
Sultan’ın cülûsunu tebrik etmek için Venedik, Avusturya ve İran elçileri gelip hediyeler takdim ettiler. Venedik ile Sultan İkinci Selim zamânında yapılan sulh anlaşması yenilendi.
Sultan Üçüncü Murâd Han, Arapça ve Farsça’yı
çok iyi bildiği gibi, İslâmî ilimlerin tamâmına vâkıf olup, bâzı ilimlerde mütehassısdı.
Üçüncü Murâd Han tedbirli hareket eder, ifrattan ve küçük bir haksızlık yapmaktan
çok sakınırdı. Şâir bir Sultan olup Murâdî mahlasıyla şiirler yazmıştır, ikisinde
Türkçe, ikisinde Arapça ve Farsça şiirlerinin toplandığı dört dîvânı vardır. "Fütûhât-ı
Sıyâm" isimli tasavvufa dâir bir eser yazdığı rivâyet edilir.
Türkçe dîvânını Şemseddîn
Sivâsî açıklamıştır. Dîvânlarındaki gazeller, şâir ve edipler tarafından açıklanarak
yayınlanmıştır. Murâd Han, Halvetî yolunun büyükle-rinden Şeyh Şucâ’dan feyz almıştır.
Ayrıca Nakşibendîlerden Şeyh Şa’bân ile de sohbet etmiştir.