Ahmed Bin Hülâgû

- 03.02.2016 3675
İ
ran’daki İlhanlı devletinin üçüncü hükümdarı. Birinci İlhanlı hükümdarı Hülâgû’nun oğludur. Asıl ismi, Teküder’dir. Müslüman olduktan sonra Ahmed ismini aldı. Doğum târihi kesin olarak bilinmeyen Ahmed Han, ağabeyi Abaka Han’ın ölümünden sonra hükümdar oldu. İki yıl kadar hükümdarlık yaptıktan sonra, 1284 (H.683) senesinde Abaka’nın oğlu Argûn Han tarafından Horasan’da şehit edildi.

Annesi, Konkırat beyinin kızı Kutuy Hatun olan Ahmed Han (Teküder), Hülâgû’nun on dört oğlundan biri idi. Daha çocuk iken Müslüman oldu. Abaka Han’ın hükümdarlığı zamanında, Nihâvend ve Dinâver taraflarında, emrine verilen yerleri idare etti. 1282 (H.681) senesinde, Abaka Han’ın Hemedân’da ölmesi üzerine, bir müddet karışıklıklar baş gösterdi. Bu sırada hanedan temsilcileri toplanarak Ahmed Han’ı İlhanlı tahtına geçirdiler. Abaka Han’ın oğlu Argûn Han, istemeyerek onun hükümdarlığını kabul etti.

Ahmed Han, İlhanlı hükümdarı olunca, Müslüman bir hükümdar olduğunu, İslâm devletleriyle iyi münâsebetler kurmak istediğini, Müslüman devletlerin hükümdarlarına gönderdiği mektuplarla ifâde etti. Memlûklülere karşı Abaka Han’ın siyâsetini tâkib etmek istemiyordu. Bunun için zamanın büyük âlimlerinden Şîrâzlı Kutbüddîn, Rudekli Behâüddîn ve Şeyh Abdurrahmân’ı, Memlûk sultânına elçi gönderdi. Müslümanların huzur içinde yaşamalarını temin etmek için elinden geleni yapacağını bildirdi. 

Müslümanlığı Gönül Hoşluğu İle Kabul Ettik

Bu hususta yazdığı mektupta; “Biz, Müslümanlığı gönül hoşluğu ile kabul ettik. Himmetimizi, şehirlerin imârına ve Müslümanların korunmasına sarf eyledik. Memleket halkına; evkafın (vakıfların) gelirlerini tahsis edildikleri yerlere vermelerini, hayır sahiplerinin koştukları şartlar gereğince, müstehâk olanlara dağıtmalarını emrettik. Bundan sonra mescidler, medreseler, tekkeler ve hayrat binalarıyla kervansaraylar tam bir parlaklığa erişecektir” diyordu.

Bu sırada Anadolu’yu idare eden Ahmed Han’ın kardeşi Kongurtay, küfründe diretiyor, yağma ve zulme devam ediyordu. Bilhassa Karamanoğulları ve Eşrefoğulları topraklarındaki ormanları tahrib ettirip, pek çok Müslümanı öldürtmüş, binlerce kadın ve çocuğu esir alıp satmıştı.

Memlûk sultânı Kalavun ise, Ahmed Han’ın sulh isteği ile ilgili mektubunu, Anadolu’daki temsilcisi Kongurtay tarafından Müslümanlara uygulanan, zulüm sebebiyle müsbet karşılamadı. Yumuşak ve tatlı bir dille cevap vermesi gerekirken, tabîatındaki sertlik sebebiyle elçilere karşı soğuk davrandı ve Ahmed Han’ın mektubuna karşı şu menfî cevâbı yazdı:

“...Evkâfdan söz etmişsiniz. Vakıfların gelirleri ölülerin malıdır, ölülere ait malların müstehâk olan kimselere verilmesinde, hayratın yerine sarf edilmesinde iftihar edilecek bir şey yoktur. Esasen bu, pâdişâhların yapmaları gereken şer’î bir vazifedir. Müslümanlık dâiresine ayak basmış olduğunuzu bildiriyorsunuz. Bunun için de kimseye minnet etmek gerekmez. Minnet, Allahü teâlâya edilir. Çünkü sizi bu mazhariyete eriştiren O’dur...”

Bu sırada İlhanlı hâkimiyetinde olan Anadolu Selçuklu ülkesinin ikiye ayrılıp bir kısmının idâresinin Giyâseddîn Mes’ûd’a, bir kısmının da Giyâseddîn Keyhüsrev’e verilmesi kararlaştırıldı. Bu paylaşma kararından sonra, Anadolu’nun yarısının elinden çıkacağını anlayan Giyâseddîn Keyhüsrev, küskün bir hâlde ayrılarak Erzincan’a döndü.

Giyâseddîn Mes’ûd ise Konya’ya giderek, Selçuklu tahtına oturdu. Fahrüddîn Ali, yine Selçuklu vezirliği vazifesine devam etti. Giyâseddîn Keyhüsrev, saltanattan ümidini kesince, bütün devlet erkânı Sultan Mes’ûd tarafına geçti. Keyhüsrev, Erzincan’da bulunduğu sırada öldü. Sultan Keyhüsrev öldükten sonra, Sultan Mes’ûd, Fahrüddîn Ali’nin vezirliği ile dürüst bir saltanat sürmeğe başladı.

Ahmed Han’ın İlhanlı tahtına geçmesinin ilk zamanlarında, ülkenin her tarafında olduğu gibi Horasan vâ Derbent taraflarında da huzur ve sulh hüküm sürdü. Ancak Ahmed Han’ın hükümdarlığını istemeyerek kabul eden ve taç giyme merasimine de katılmayan Abaka Han’ın oğlu Argun, İlhanlı tahtının tek ve tabiî mirasçısı olduğunu ileri sürerek baş kaldırdı. Ahmed Han’ın yumuşaklık ve merhametinden istifâde eden diğer putperest Moğol beyleri de Argun’u ona karşı tahrik ediyorlardı. Hattâ Anadolu’nun idaresinden sorumlu olan Kongurtay bile Ahmed Han’ı devirip yerine Argun’un geçmesini istiyordu.

Kongurtay’ın bu kötü niyetini tesbit eden Ahmed Han, onu ve adamlarını öldürtmüş ve fitne ateşini durdurmak istemişti. Fakat Müslüman olan Ahmed Han’ın hükümdarlığını kabul etmek istemiyen ve îman şerefiyle şereflenememiş olan diğer Moğol beyleri, Argun’u Ahmed Han’a karşı kışkırtmaya devam ettiler. Argun da kendine yardımcı olacağını bildirenlerin teşvikiyle Ahmed Han’a baş kaldırdı. Devletin devamını ve milletin huzurunu isteyen Ahmed Han, nihâyet büyük bir ordu hazırlatarak, damadı Alinak’ın kumandasına verdi ve Horasan’da bulunan Argun üzerine gönderdi. Kendisi de orduyu tâkib ederek Horasan’a ulaştı.

Ahmed Han ile Argun arasında andlaşma yapmak için uğraşanlar çıktı. Elçiler gidip geldi. Fakat andlaşma sağlanamadı ve iş kılıçlara kaldı. İki ordu arasında çarpışmalar başladı. İki taraftan bir çok emir ve kumandan öldü. Sayısız insan öldü. İlk çarpışma gününde Ahmed Han’ın ordusu galip gelip, Argun esir alındı. Alinak, Argun’un hemen öldürülmesini ve fitne ateşinin söndürülmesini teklif etti.  

Ahmed Han ise; “Askersiz ve parasız bir adam ne yapabilir” düşüncesiyle tehlikeyi, umursamadı. Zaferi kazanınca, her şey bitti zannetti. Ordugâhtan ayrılıp, ağırlıkların bulunduğu yere gitme gafletinde bulundu. Onun ordugâhtan ayrılmasını fırsat bilen emirlerden Bukay (Celâyir), diğer emirlerin ve kumandanların yardımıyla, başta Alinak olmak üzere, hükümdâra sâdık olan beyleri öldürttü. Bu suretle orduya hâkim duruma geldi. 

Argun’u kurtararak İlhanlı sultânı îlân etti. Savaşın aleyhine döndüğünün farkına varan Ahmed Han, Horasan sınırından Erran (Karabağ) tarafına kaçtı. Gittiği bölgenin insanlarından topladığı askerlerle durumu kurtarmayı istediyse de başaramadı. İşi yağmacılık olan Karâuna tümeni, Ahmed Han üzerine gönderildi. Ahmed Han yakalanarak şehit edildi.

Samimi Bir Müslümandı

Samîmi bir Müslüman olan Ahmed Han, yumuşak tabîatli ve merhamet sahibi idi. İlhanlı ülkesi, onun tahta geçmesiyle parlak bir dönem yaşadı. O, bütün gayret ve himmetini Müslümanların işlerini düzene koymaya ve onların huzur ve güven içinde yaşamalarına sarf etti. Çevredeki İslâm ülkeleriyle sulh içinde yaşamaya çalıştı. İlme ve âlimlere saygısı sonsuz olan Ahmed Han, âlimlerle sohbette bulunur ve onlardan istifâde ederdi. Bilhassa tasavvufa da meyli olan Ahmed Han, zamanının büyük mutasavvıfı Şeyh Abdurrahmân’ın sohbetlerine katılıp istifâde etmiştir.

İlgili Makaleler

Türk Sultanları
Baburşah II
H
indistan’da Bâbürlü Türk Devleti’nin son hükümdarı. Asıl ismi Ebü’l-Muzaffer Sirâceddîn Muhammed’dir. İkinci Ekber Şah’ın oğludur. 24 Ocak 1775’te doğdu. 1837 yılında babasının ölümü üzerine, 62 yaşında tahta çıktı. Bu sırada devletin kontrolü İngilizlerin elinde bulunuyordu. 20 sene sadece isimden ibaret kalan bir…
Türk Sultanları
Tîmûr Han
T
ürk-İslâm dünyâsının büyük hükümdarlarından. Târihin en büyük cihangirlerinden biridir. Babası Moğol Barlas Aşireti reislerinden Emir Turgaya, annesi Tigin Hatundur. 1336 senesinde  Mâverâünnehr’de Semerkand’la Belh arasında  Keş kasabasında doğdu. Âlimleri ve Allah dostlarını çok seven babası Emir Turagay,…
Tîmûr Han
Türk Sultanları
Abdullah Han
M
âverâünnehr bölgesinde kurulan (şimdiki Özbekistan bölgesinde) Şeybânî hanedanlığının büyük hükümdarlarından. İsmi, Abdullah bin İskender bin Ebü’l-Hayr’dır. 1533 (H.940) senesinde Aferinkend’de doğdu. Doğduğu zaman babası İskender Han, duâsını almak için büyük âlim Ubeydlullah-ı Ahrâr’ın talebesi ve zamanın âlimi…
Türk Sultanları
Melikşah

B

üyük Selçuklu Devleti hükümdârı. Babası Sultan Alparslan’dır. 1055’te doğdu, Büyük Selçuklu Devleti’nin topraklarını en geniş hâle getirdiği için kendisi, “Ebü’l-Feth” (fetihlerin babası veya pekçok fetih yapan) lakabıyla anıldı. Sâhip olduğu bâzı üstün husûsiyetler sebebiyle, özel bir eğitim ve öğretim…

Melikşah
Türk Sultanları
İltutmuş

D
elhi Türk Sultanlığının en büyük hükümdarlarından. Lakabı Şemseddîn’dir. Türkistan’daki asil İlbarı kabîlesine mensûb olup, Aylam Han’ın oğludur. Çok akıllı, zekî ve kabiliyetli idi.
Hindistan evliyasının büyüklerinden Muînüddîn Çeştî ile büyük velî Şihâbüddîn-i Sühreverdî birlikte oturmuş sohbet ediyordu. Bu…
Türk Sultanları
Firûz Şah
D
elhi Türk sultanlarından. Tuğluk hânedanlığının üçüncü hükümdarı. Bu hânedanlığın kurucusu ve ilk hükümdarı olan Gıyâseddîn Tuğluk’un kardeşi Melik Receb’in oğludur. Asıl adı Kemâleddîn’dir. 1309 (H.709)’da doğdu. 1351 (H.752) senesinde hükümdar oldu. 1388 (H.790)’da seksen yaşında vefât etti.

Firûz Şah’ın annesi Naila…
Türk Sultanları
Bahadır Şah-II
H
indistan’da Bâbürlü Türk Devleti’nin son hükümdarı. Asıl ismi Ebü’l-Muzaffer Sirâceddîn Muhammed’dir. İkinci Ekber Şah’ın oğludur. 24 Ocak 1775’te doğdu. 1837 yılında babasının ölümü üzerine, 62 yaşında tahta çıktı. Bu sırada devletin kontrolü İngilizlerin elinde bulunuyordu. 20 sene sadece isimden ibaret kalan bir…
Türk Sultanları
Muhammed Tapar
B
üyük Selçuklu Devleti sultânı. Sultan Melikşah’ın oğlu olup, 1082 yılında doğdu. Babasının 1092’de vefâtıyla, Selçuklu sultanı olan ağabeyi Berkyaruk’un yanında yetişti. Sultan Berkyaruk ona Gence havâlisinin idâresini verdi. Muhammed Tapar, Gence’ye gelerek Arran’ı da hâkimiyeti altına aldı. Kumandanlarının…
Türk Sultanları
Celâleddîn Harezmşah
H
arezmşahlar Devleti’nin son hükümdarı, ismi, Mengübertî, lakabı Celâleddîn’dir. Doğum târihi bilinmemektedir. Babası, Harezmşah Devleti sultânı Alâüddîn Muhammed, annesi Ay-Ciçek Hâtun’dur. Babasının 1220  yılında  vefâtı üzerine Harezmşah sultânı oldu. 1231 yılında şehit edildi.

Celâleddîn Harezmşah, küçük yaştan îtib…
Celâleddîn Harezmşah
Türk Sultanları
Ebü'l Gâzi Bahadır Han
Ö

zbek hükümdarı ve târihçi. 1603 (H.1012)’de Rus Kazaklarının Urgenç’e hücumlarından ve bunları babasının imha etmesinden kırk gün sonra doğdu. Babasının bu gazası ve galibiyeti sebebiyle ona Ebü’l-Gâzi ismi verildi. Babası Harezm Özbek hânlarının ceddi olan Yadigâr Han’ın dördüncü batından torunu Arab Muhammed…

Türk Sultanları
Belek Bey
H

açlılara karşı büyük zaferler kazanan Artuklu beyi. İsmi, Belek bin Behrâm bin Artuk olup, lakabı Nûruddevle’dir. Doğum târihi bilinmemektedir. Amcası İlgâzi, Artukluların Mardin; diğer amcası Sökmen ise Hısn-Keyfâ kolunun beyi idi.

Suriye Selçuklu sultânı Tutuş, Suruç’u, Sökmen Bey’e iktâ olarak verdi. Haçlılara…

Türk Sultanları
Balaban (Giyasüddîn Uluğ Han)
D
elhi Müslüman-Türk Devleti hükümdarı. İsmi Balaban olup Türk’tür. Ecdadı, Kıpçak boylarındandır. Babası, on bin çadırdan meydana gelen Alp-Eri kabîlesinin başbuğu idi. Doğum yeri ve târihi bilinmemektedir. 1287 (H. 686) senesinde Delhi’de vefât etti. Sultan İltutmuş’un kabri civarındaki kabri hâlen harabe halindedir.

B…