İltutmuş

. 03.06.2015 3651

D
elhi Türk Sultanlığının en büyük hükümdarlarından. Lakabı Şemseddîn’dir. Türkistan’daki asil İlbarı kabîlesine mensûb olup, Aylam Han’ın oğludur. Çok akıllı, zekî ve kabiliyetli idi.
Hindistan evliyasının büyüklerinden Muînüddîn Çeştî ile büyük velî Şihâbüddîn-i Sühreverdî birlikte oturmuş sohbet ediyordu. Bu sırada, henüz çocuk olan Şemseddîn İltutmuş, elinde ok ve yay olduğu hâlde yanlarından geçti. Muînüddîn Çeştî, İltutmuş’a nazar etti ve; “Ey dostlar! Allahü âlem şu küçük çocuk, Delhi Şahı olacak ve Delhi sultanlığı yapmadan bu dünyâdan göçmeyecek” buyurdu.

Zekî, Fazîletli, Terbiyeli İdi

Akıllı ve zekî olması sebebiyle, çekemeyenler tarafından esir diye köle tüccarlarına satılan İltutmuş, Buhârâ’ya götürüldü. Şehir âlimlerinin reîsi durumunda olan bir zât, onu satın aldı. Bu zât, ona çocuklarıyla beraber ilim öğretip, en iyi şekilde yetiştirdi. Bir zaman sonra İltutmuş’u asîl ve mümtaz bir aileden olan Hacı Buhârâ adlı tüccar satın aldı. Sonra da Cemâleddîn Muhammed isimli bir zâta sattı. Cemâleddîn, İltutmuş’u Gazne’ye götürdü. Gazne’ye uzun süreden beri İltutmuş gibi zekî, fazîletli, terbiyeli ve tahsilli köle getirilmemişti. Onun bu durumu, Sultan Muizzüddîn Muhammed Gûrî’ye bildirildi. Sultan, İltutmuş ve Aybeg adlı başka bir köleyi maiyetine almak için ikisine bin altın teklif etti. Tüccar buna razı olmayınca, sultan, ikisinin satılmasını yasakladı. Lahor sultânı Kutbüddîn Aybeg, Gazne’ye gelince, İltutmuş’u satın almak istedi. Sultân’ın yasaklamasından dolayı Gazne’de değil Delhi’de satın alabileceği bildirildi. Kutbüddîn Aybeg, onu Hindistan’a götürdü ve orada satın aldı.

Cesaret ve Yiğitliği İle Dikkat Çekti

İltutmuş, asaleti, üstün kabiliyeti, aklı ve keskin zekâsıyla sınıf tanımayan Türk ve İslâm devletinin hizmetinde devamlı yükseldi. Delhi’de önce Kutbüddîn Aybeg’in özel muhafız alayı başkanlığı makamı olan Ser-i Çandarlık vazifesine getirildi. Kutbüddîn Aybeg, İltutmuş’un sadıkane hizmetini ve maharetini görünce kızını ona verdi. 1195 senesinde Gvalyar’ın fethedilmesiyle buranın vâliliğine atandı. Vâli iken idareciliğinin yanında cesaret ve yiğitliği ile dikkat çekince, kendisine Bedaun bölgesinin idaresi de verildi. Çelum nehri kıyısında Gakharlar ile yapılan muharebede üstün başarılarından dolayı  sultan tarafından "Emîr-ül-Ümerâlığa" tâyin edildi. Kutbüddîn Aybeg’in 1210 senesinde vefâtı üzerine yerine oğlu Aram Şah geçti. Kardeşler arasında taht mücâdelesi devlet adamlarının İltutmuş’u davet etmelerine yol açtı. Aram Şah, İltutmuş’un üzerine sefer düzenledi ise de, yenildi.

Abbasi Halifesi Tarafından Hil’at Gönderildi

İltutmuş, Aram Şah’ı yendikten sonra, bütün ülkede hâkimiyetini tesis ettirmek ve emniyeti sağlamak için rakipleriyle mücâdeleye girişti. 1222 senesinde Hindistan’da ayrı bir hükümdarlık kurmak istiyen Celâleddîn Harezmşah’a karşı Delhi Sultanlığı’nı koruyarak, ülkenin bölünmesine meydan vermedi. 1225 Lahnavti, 1228 Sind, 1234 Malva seferlerini yaptı ve Vindhya dağlarının kuzeyindeki bütün Hindistan’ı Delhi sultanlığına kazandırdı. İltutmuş’un Hindistan’daki fetihleri ve İslâmiyet’i yayma faaliyetleri Abbâsî halîfesi el-Mustansır Billâh tarafından takdirle karşılandı ve halîfe tarafından tanınıp, hil’at gönderildi. Böylece, Hindistan’da tanınan ve hil’at gönderilen ilk hükümdar oldu.1229 senesinden sonra paralarda ve kitabelerde "Nasır Emîr-ül-Mü’minîn" ünvânını kullanan İltutmuş, 1236 senesinde vefât etti.

Âlim ve Velîleri Meclisinden Hiç Eksik Etmezdi

Hindistan’da saltanatı, Abbâsî halîfeliğince tanınan ilk Türk sultânı olan Şemseddîn İltutmuş, müstesna bir şahsiyet idi. Âlim ve velîleri meclisinden hiç eksik etmezdi. Gönül sultânı Kutbüddîn Bahtiyar Kâkî, Ecmîr beldesinde talebeleri irşâd ile meşgul olan hocası Muînüddîn Çeştî’nin ziyaretine giderken, Delhi’ye uğradı. Sultan İltutmuş, Kutbüddîn Bâhtiyâr’a çok alâka gösterdi. Delhi’de kaldığı bir kaç gün içinde sultânın ona olan hürmeti, muhabbet ve bağlılığı her gün bir kat daha arttı. Bahtiyar Kâkî’nin Delhi’den hiç ayrılmasını istemeyen sultan, kalmasını teklif etti. Kutbüddîn Bahtiyar şehrin dışında oturmayı tercih etti. Sultan, Hâce Kutbüddîn’in feyz ve bereketlerinden istifâde edebilmek için, haftada iki defa hizmetine giderdi.

Fakirlerin Giydiği Bir Elbise Giyerek Şehri Dolaşırdı

Şemseddîn İltutmuş, bütün işlerinde Hâce Kutbüddîn’e danışıp, nasîhatlerine göre hareket ederdi. Hâce, Sultân’ın; Hazreti Ömer ve Ömer bin Abdülazîz yolundan yürümesini, mazlumun hakkını koruyup, insanların ihtiyâçlarını gidermekte onlar gibi olmaya gayret göstermesini, geceleri uyanık kalmasını, ibâdet ve tâatla meşgul olmasını, uyku bastıracak olursa abdestini tazelemek suretiyle mâni olmasını, böylece namaz kılıp, ibâdet ve tâat yapmaya devam etmesini emir buyurdu.

Sultan, hocasının tavsiyesi ile gece karanlık bastığında tanınmamak için fakirlerin giydiği bir elbise giyerek şehri dolaşırdı. Fakirlerin, ihtiyaç sahiplerinin kapılarını çalarak, onlara gizlice yardımda bulunurdu. Câmileri devamlı kontrol ederdi. Müslümanların rahatça ibâdetine mâni olabilecek bir şey bulunmamasına, varsa derhal yok edilmesine dikkat ederdi. Sarayı, bütün sıkıntıların halledildiği bir mekân hâline getirdi. Muhtaçların ihtiyaçları giderildi. Ahâliden, Müslüman-kâfir kimseye zulmedilmez, haksızlık yapılmazdı. Saray adamlarının ve memûrların halka muamelesini kontrol için sarayın üstüne bir kule yaptırmıştı.

Kıyamet Gününden Çok Korkardı

Sultan, Allahü teâlânın huzurunda ağırlığını taşıyamıyacağı mesûliyetlerin, işitmeye tahammül edemiyeceği, îzâh etmeğe imkân bulamayacağı şikâyetlerin ortaya çıkabileceği kıyamet gününden çok korkardı. Bu yüzden bir gün hocasının huzuruna giderek; “Allahü teâlâ bana bir saltanat ihsan eyledi. Elbette ki, kıyamet günü bu ağır yükün hesabını soracak. O zor günde sizin beni terk etmemeniz için yalvarıyorum” dedi. Hâce Bahtiyar Kâkî de, onun bu isteğini kabûl etti.

Sultan, ilme ve âlimlere hürmetkar olduğu için, Delhi’de kültür seviyesi yükseldi. Devrinde, ülkesinde Muînüddîn Çeştî, Kutbeddîn Bahtiyar Kâkî, Bahâüddîn Zekeriyyâ, Ferîdüddîn Genc-i Şeker, Hâce Ahmed Buhârî, Kadı Hamidüddîn Nâgûrî gibi âlimler bulunuyor, ilim ve irfan yayıyorlardı. Bu âlimlerin günümüze kadar ulaşan kıymetli ve çok nâdide eserleri vardır.

İltutmuş zamânında, ilim, ibâdet ve diğer sosyal ihtiyâçların temini için eserler inşâ edilip, eskileri tamir ve ikmâl edildi. Kutbüddîn Aybeg’in başlattığı Delhi’deki Kutb Câmii ve meşhur Kutb Minâre ile Ecmir’deki câmi tamamlandı. Bedaun’da Müslümânların ibâdetlerini ve ilim tahsillerini kolayca yapabilmeleri için, Mescid yaptırdı. Yeni fethedilen yerlerde, İslâm medeniyetini simgeleyen eserler inşâ edilerek, beldeler süslendi.

İlgili Makaleler

Türk Sultanları
Baburşah II
H
indistan’da Bâbürlü Türk Devleti’nin son hükümdarı. Asıl ismi Ebü’l-Muzaffer Sirâceddîn Muhammed’dir. İkinci Ekber Şah’ın oğludur. 24 Ocak 1775’te doğdu. 1837 yılında babasının ölümü üzerine, 62 yaşında tahta çıktı. Bu sırada devletin kontrolü İngilizlerin elinde bulunuyordu. 20 sene sadece isimden ibaret kalan bir…
Türk Sultanları
Tîmûr Han
T
ürk-İslâm dünyâsının büyük hükümdarlarından. Târihin en büyük cihangirlerinden biridir. Babası Moğol Barlas Aşireti reislerinden Emir Turgaya, annesi Tigin Hatundur. 1336 senesinde  Mâverâünnehr’de Semerkand’la Belh arasında  Keş kasabasında doğdu. Âlimleri ve Allah dostlarını çok seven babası Emir Turagay,…
Tîmûr Han
Türk Sultanları
Ahmed Bin Hülâgû
İ
ran’daki İlhanlı devletinin üçüncü hükümdarı. Birinci İlhanlı hükümdarı Hülâgû’nun oğludur. Asıl ismi, Teküder’dir. Müslüman olduktan sonra Ahmed ismini aldı. Doğum târihi kesin olarak bilinmeyen Ahmed Han, ağabeyi Abaka Han’ın ölümünden sonra hükümdar oldu. İki yıl kadar hükümdarlık yaptıktan sonra, 1284 (H.683)…
Türk Sultanları
Abdullah Han
M
âverâünnehr bölgesinde kurulan (şimdiki Özbekistan bölgesinde) Şeybânî hanedanlığının büyük hükümdarlarından. İsmi, Abdullah bin İskender bin Ebü’l-Hayr’dır. 1533 (H.940) senesinde Aferinkend’de doğdu. Doğduğu zaman babası İskender Han, duâsını almak için büyük âlim Ubeydlullah-ı Ahrâr’ın talebesi ve zamanın âlimi…
Türk Sultanları
Melikşah

B

üyük Selçuklu Devleti hükümdârı. Babası Sultan Alparslan’dır. 1055’te doğdu, Büyük Selçuklu Devleti’nin topraklarını en geniş hâle getirdiği için kendisi, “Ebü’l-Feth” (fetihlerin babası veya pekçok fetih yapan) lakabıyla anıldı. Sâhip olduğu bâzı üstün husûsiyetler sebebiyle, özel bir eğitim ve öğretim…

Melikşah
Türk Sultanları
Firûz Şah
D
elhi Türk sultanlarından. Tuğluk hânedanlığının üçüncü hükümdarı. Bu hânedanlığın kurucusu ve ilk hükümdarı olan Gıyâseddîn Tuğluk’un kardeşi Melik Receb’in oğludur. Asıl adı Kemâleddîn’dir. 1309 (H.709)’da doğdu. 1351 (H.752) senesinde hükümdar oldu. 1388 (H.790)’da seksen yaşında vefât etti.

Firûz Şah’ın annesi Naila…
Türk Sultanları
Bahadır Şah-II
H
indistan’da Bâbürlü Türk Devleti’nin son hükümdarı. Asıl ismi Ebü’l-Muzaffer Sirâceddîn Muhammed’dir. İkinci Ekber Şah’ın oğludur. 24 Ocak 1775’te doğdu. 1837 yılında babasının ölümü üzerine, 62 yaşında tahta çıktı. Bu sırada devletin kontrolü İngilizlerin elinde bulunuyordu. 20 sene sadece isimden ibaret kalan bir…
Türk Sultanları
Muhammed Tapar
B
üyük Selçuklu Devleti sultânı. Sultan Melikşah’ın oğlu olup, 1082 yılında doğdu. Babasının 1092’de vefâtıyla, Selçuklu sultanı olan ağabeyi Berkyaruk’un yanında yetişti. Sultan Berkyaruk ona Gence havâlisinin idâresini verdi. Muhammed Tapar, Gence’ye gelerek Arran’ı da hâkimiyeti altına aldı. Kumandanlarının…
Türk Sultanları
Celâleddîn Harezmşah
H
arezmşahlar Devleti’nin son hükümdarı, ismi, Mengübertî, lakabı Celâleddîn’dir. Doğum târihi bilinmemektedir. Babası, Harezmşah Devleti sultânı Alâüddîn Muhammed, annesi Ay-Ciçek Hâtun’dur. Babasının 1220  yılında  vefâtı üzerine Harezmşah sultânı oldu. 1231 yılında şehit edildi.

Celâleddîn Harezmşah, küçük yaştan îtib…
Celâleddîn Harezmşah
Türk Sultanları
Ebü'l Gâzi Bahadır Han
Ö

zbek hükümdarı ve târihçi. 1603 (H.1012)’de Rus Kazaklarının Urgenç’e hücumlarından ve bunları babasının imha etmesinden kırk gün sonra doğdu. Babasının bu gazası ve galibiyeti sebebiyle ona Ebü’l-Gâzi ismi verildi. Babası Harezm Özbek hânlarının ceddi olan Yadigâr Han’ın dördüncü batından torunu Arab Muhammed…

Türk Sultanları
Belek Bey
H

açlılara karşı büyük zaferler kazanan Artuklu beyi. İsmi, Belek bin Behrâm bin Artuk olup, lakabı Nûruddevle’dir. Doğum târihi bilinmemektedir. Amcası İlgâzi, Artukluların Mardin; diğer amcası Sökmen ise Hısn-Keyfâ kolunun beyi idi.

Suriye Selçuklu sultânı Tutuş, Suruç’u, Sökmen Bey’e iktâ olarak verdi. Haçlılara…

Türk Sultanları
Balaban (Giyasüddîn Uluğ Han)
D
elhi Müslüman-Türk Devleti hükümdarı. İsmi Balaban olup Türk’tür. Ecdadı, Kıpçak boylarındandır. Babası, on bin çadırdan meydana gelen Alp-Eri kabîlesinin başbuğu idi. Doğum yeri ve târihi bilinmemektedir. 1287 (H. 686) senesinde Delhi’de vefât etti. Sultan İltutmuş’un kabri civarındaki kabri hâlen harabe halindedir.

B…