Sultan Çelebi Sultan Mehmed

mehmetcan 17.07.2012 2735

O
s­man­lı Dev­le­ti’nin be­şin­ci sul­tâ­nı. İs­mi, Meh­med bin Bâ­ye­zîd bin Mu­râd’dır. Do­ğum se­ne­si­ni ek­se­rî ta­rih­çi­ler 1386 ola­rak kay­det­mek­te­dir­ler. Ba­ba­sı, Sul­tan Yıl­dı­rım Bâ­ye­zîd Han, an­ne­si ise Ger­mi­ya­noğ­lu Sü­ley­mân Şah’ın kı­zı Dev­let Hâ­tun’dur.

Çe­le­bi Meh­med, bü­tün Şeh­zâ­de­ler gi­bi dev­rin en göz­de âlim­le­ri­nin elin­de ye­tiş­ti. Şem­sed­dîn ibni Ce­ze­rî’nin oğ­lu Ah­med bin Mu­ham­med Ce­ze­rî’den Arap­ça ile kı­râat ilim­le­ri­ni; So­fu Bâyezîd nâ­mıy­la meş­hur olan İmâ­müd­dîn Ali Çe­le­bi’den di­ğer ak­lî ve nak­lî ilim­le­ri öğ­ren­di. Bur­sa kâ­dı­sı Bed­red­dîn Ko­ca Mah­mûd Çe­le­bi ve Mol­la Fe­nâ­rî’den Ha­ne­fî mez­he­bi fı­kıh bilgile­ri­ni öğ­re­nen Çe­le­bi Meh­med, eniş­te­si Emîr Sul­tan’dan da feyz al­dı.

Pem­be­ye yakın be­yaz ten­li, ka­ra göz­lü, ka­ra kaş­lı, gür sa­kal­lı, şa­hin ba­kış­lı, açık alın­lı, ge­niş gö­ğüs­lü ve uzun kol­lu olup burnu ha­ne­da­nın de­ğiş­mez şek­li­ni ha­iz­di. Be­de­ni spor­lar­da fev­ka­l­de ma­ha­ret­liy­di. Bün­ye­si­nin kuv­vet­li ve mü­te­na­sip­li­ği do­la­yı­sıy­la Gü­reş­çi Çe­le­bi ün­va­nı ile anı­lır­dı.

An­ka­ra Sa­va­şı­’na ka­tıl­dı­ğın­da he­nüz on­dört ya­şın­da idi. Sa­va­şın kay­be­dil­me­si ile kü­çük yaş­ta bü­yük prob­lem­ler­le kar­şı kar­şı­ya kal­dı.

Par­ça­la­nan dev­le­ti uzun mü­ca­de­le­ler­den son­ra tek el­de bir­leş­tir­di. Ana­do­lu’da da­ğı­lan bir­li­ği ye­ni­den sağ­la­dı. Tîmûr Han’ın ih­ya et­ti­ği Ana­do­lu bey­lik­le­rin­den bir kıs­mı­nı or­ta­dan kal­dı­rır­ken bir kıs­mı­nı da tâ­bi du­ru­ma ge­tir­di. Bu özel­li­ğin­den do­la­yı Os­man­lı dev­le­ti­nin ikin­ci ku­ru­cu­su denil­miş­tir.

Ru­me­li’de ise Türk nü­fu­zu­nu kuv­vet­len­dir­di. Öm­rü­nün ta­ma­mı­nı sa­vaş­lar­da ge­çi­ren bu kahraman hü­küm­dar ka­tıl­dı­ğı yir­mi­dört mu­ha­re­be­de kırk ya­ra al­mış­tır. Ken­di­sin­den nak­le­di­len şu söz ha­yat hi­ka­ye­si­ni çok gü­zel ifa­de et­mek­te­dir.

"Ço­cuk ya­şım­da bun­ca be­la­lar çek­dim, kim­se çek­miş de­ğil­dir."

Ne ya­zık ki dev­le­ti es­ki haş­me­ti­ne ka­vuş­tur­mak için ge­ce gün­düz gay­ret­le uğ­ra­şan bu Türk haka­nı, otu­zi­ki ya­şın­da ha­ya­ta göz­le­ri­ni ka­pa­dı.

Os­man­lı Dev­le­ti’nin İkin­ci ku­ru­cu­su ka­bul edi­len Ce­le­bi Meh­med, mâ­kul ha­re­ket eden, sa­bır­lı, azîm ve irâ­de sa­hi­bi, sö­zü­ne ve va­di­ne sâ­dık, va­kur ve cid­dî bir hü­küm­dar idi. İle­ri gö­rüş­lü­lü­ğü sa­ye­sin­de teh­li­ke­li ola­bi­le­cek olay­la­rı ön­ce­den dü­şü­ne­rek ha­re­ket eder­di. Plan­lı ve proğ­ram­lı iş ya­par ka­rar­la­rı­nı sü­rat­le tat­bik sa­ha­sı­na ko­yar­dı.

Yal­nız dos­tu­na de­ğil, düş­man­la­rı­na da ken­di­si­ni sev­di­re­rek, îti­mâd tel­kîn et­miş ve say­dır­mış­tı. Onun hak­kın­da, Os­man­lı tâ­rih­le­rin­den baş­ka, ya­ban­cı kay­nak­lar da iyi şe­hâ­det­te bu­lun­ma­tadır­lar.

Çe­le­bi Meh­med, öm­rü­nü, Al­la­hü te­âlâ­nın dî­ni­ne hiz­met et­mek, in­san­la­ra Re­sûl-i ek­re­min ör­nek ah­lâ­kı­nı ta­nıt­mak ve yo­lu­nu yay­mak için kuv­vet­li bir dev­let kur­ma­ya fe­da et­ti. Hal­kın kendisinden bek­le­di­ği­ni faz­la­sı ile ye­ri­ne ge­tir­di. Mem­le­ket­te bir­lik ve dir­li­ği tesis et­ti. Ül­ke­si­ni çe­şit­li sos­yal te­sis­ler­le süs­le­yip, hal­kın mad­dî ve ma­ne­vî re­fa­hı için ça­lış­tı. Âlim­le­re mec­lis­le­rin­de yer ve­rip, ule­mâ mec­lis­le­rin­de îti­bâr gör­dü. Za­mâ­nın bü­yük­le­ri­nin ilim ve feyz­le­rin­den is­ti­fâ­de et­ti. Mem­le­ke­tin­de­ki re­fah­tan di­ğer Müs­lü­man­la­ra pay ver­mek, Re­sûl-i ek­re­min mü­ba­rek kom­şu­l­rı­nın duâla­rını al­mak için her se­ne on­la­ra he­di­ye­ler gön­der­me âde­ti­ni çı­kar­dı.

Sür­re ala­yı adı ve­ri­len bir heyet, Os­man­lı ha­cı­la­rı­nın ba­şın­da bu he­di­ye­le­ri gö­tü­rü­yordu. Al­tın pa­ra ve­sâ­ir he­di­ye­ler de­ve­le­re yük­le­nir ve çok gü­zel bir şe­kil­de süs­le­nir­di. Padişah’ın he­di­ye­le­ri ya­nın­da, pa­şa­lar ve hal­kın da he­di­ye­le­ri ko­nur­du. Çe­le­bi Meh­med za­mâ­nın­da baş­la­yan bu âdet, Bi­rin­ci Ci­han Har­bi’nde Hi­caz’la ir­ti­bat ke­si­lin­ce­ye ka­dar de­vâm et­ti. Gön­de­ri­len bu hedi­ye­ler­le Mek­ke ve Me­dî­ne’de­ki mü­ba­rek yer­le­rin tâmir ve ba­kı­mı, fa­kir­le­rin yi­ye­cek ve giye­ce­ği te’min edi­lir­di.

Çe­le­bi Meh­med, kı­sa öm­rü­nü sa­vaş alan­la­rın­da ge­çir­miş ol­ma­sı­na rağ­men, mem­le­ke­tin îmâ­rı­na da önem ver­di. Bur­sa’da yap­tır­dı­ğı câmi, med­re­se ve ima­ret ve Ye­şil tür­be­si önem­li sa­nat eserle­ri­dir. Câmi­nin kar­şı­sı­na yük­sek­çe bir mev­kî­de ken­di tür­be­si­ni yap­tır­dı. Tür­be­nin kar­şı­sı­na dü­şen med­re­se­si bu­gün mü­ze hâ­li­ne ge­ti­ril­miş olup, Bur­sa med­re­se­le­ri ara­sın­da Sul­ta­ni­ye adı ile meş­hur idi. Bun­lar­dan baş­ka Edir­ne’de Emir Sü­ley­mân ta­ra­fın­dan in­şâ­sı­na baş­la­nan ve Mû­sâ Çe­le­bi ta­ra­fın­dan de­vam et­ti­ri­len Evliyâ Çelebî’nin Ulu Câmi dediği Eski Câmi’nin tamamlanma­sı ona na­sîb ol­du. Çe­le­bi Meh­med bu câmi­ye va­kıf ol­mak üze­re Edir­ne’de­ki bedes­te­ni yap­tır­dı. Oğ­lu Şeh­zâ­de Kâsım, bu câmi­nin bah­çe­sin­de med­fûn­dur. Edir­ne’de­ki es­ki sa­ra­yın in­şâ­sı­nın da Çe­le­bi Meh­med ta­ra­fın­dan baş­la­tıl­dı­ğı ri­va­yet edil­mek­te­dir.

Çe­le­bi Sul­tan Meh­med’in kı­sa sü­ren hü­küm­dar­lı­ğı dö­ne­min­de nâ­mı­na muh­te­lif mev­zu­lar­da eser­ler ya­zıl­mış­tır. Ze­ke­rî­yâ bin Meh­med Kaz­vî­nî’nin an­sik­lo­pe­dik tarz­da; hey’et, coğ­raf­ya, tıp, ne­ba­tat ve ilâç­lar­dan, meş­hur şe­hir ve ka­sa­ba­lar­dan bah­se­den Acâ­ib-ül-Mah­lû­kat ad­lı ese­ri Rük­ned­dîn Ah­med ta­ra­fın­dan Türk­çe’ye çev­ril­di. Çe­le­bi Sul­tan Meh­med için te’lif edi­len Kitâb-ül-Mün­te­hâb fit-tıb adın­da­ki eser, Ah­med el-Mer­dâ­nî ta­ra­fın­dan ya­zıl­dı. Yi­ne bu dönem­de Rûh-ül-ku­lûb ad­lı il­mi­hâl ki­ta­bı, El-Ka­sî­det-ün-Na­sî­ha bi-lü­gât-it-Tür­kiy­ye is­min­de altmış dört beyt­li ka­sî­de şer­hi ve man­zum Şem­si­ye şer­hi ve da­ha bir çok eser ka­le­me alın­mış­tır. Sul­tan, nâ­mı­na ya­zı­lan bu eser­le­rin mü­el­lif­le­ri­ne bir çok ih­san­lar­da bu­lun­muş ve on­la­rı teş­vik etmiş­tir.

Padişah, Edir­ne’de iken ava çık­tı ve ra­hat­sız­lan­dı. Bu has­ta­lık­tan kur­tu­la­ma­ya­ca­ğı­nı an­la­yın­ca, ve­zir­le­ri­ni top­la­dı ve dev­le­tin ge­le­ce­ği­ni dü­şü­ne­rek, taht mü­câ­de­le­le­ri­nin tek­rar baş­la­ma­ma­sı için;

"Tiz­cek ulu oğ­lum Mu­râd’ı ge­tü­rün. Ben ar­tık bu dö­şek­ten kalk­mam ve Mu­râd gelme­den ölü­rem. Mem­le­ket bir­bi­ri­ne ka­rış­ma­dan ha­zır­lık gö­rün. Mu­râd ge­lin­ce­ye ka­dar ölü­mü­mü duyur­mayasınız" di­ye va­siy­yet et­ti. Kı­sa sü­ren has­ta­lık­tan son­ra 1421 sene­si Ma­yıs ayın­da vefât et­ti. Çe­le­bi Meh­med’in ve­fâ­tı son de­re­ce giz­li tu­tul­du. Ce­se­di tah­nid edi­le­rek sa­ray­da mu­ha­fa­za edil­di. Şeh­zâ­de Mu­râd’ın Bur­sa’ya ge­li­şi­ne ka­dar 40-42 gün padişahın ve­fâ­tı giz­le­di. Nâ­şı Bur­sa’ya ge­ti­ri­le­rek Ye­şil Tür­be’ye defn edil­di.


İlgili Makaleler

Türk Sultanları
Baburşah II
H
indistan’da Bâbürlü Türk Devleti’nin son hükümdarı. Asıl ismi Ebü’l-Muzaffer Sirâceddîn Muhammed’dir. İkinci Ekber Şah’ın oğludur. 24 Ocak 1775’te doğdu. 1837 yılında babasının ölümü üzerine, 62 yaşında tahta çıktı. Bu sırada devletin kontrolü İngilizlerin elinde bulunuyordu. 20 sene sadece isimden ibaret kalan bir…
Türk Sultanları
Tîmûr Han
T
ürk-İslâm dünyâsının büyük hükümdarlarından. Târihin en büyük cihangirlerinden biridir. Babası Moğol Barlas Aşireti reislerinden Emir Turgaya, annesi Tigin Hatundur. 1336 senesinde  Mâverâünnehr’de Semerkand’la Belh arasında  Keş kasabasında doğdu. Âlimleri ve Allah dostlarını çok seven babası Emir Turagay,…
Tîmûr Han
Türk Sultanları
Ahmed Bin Hülâgû
İ
ran’daki İlhanlı devletinin üçüncü hükümdarı. Birinci İlhanlı hükümdarı Hülâgû’nun oğludur. Asıl ismi, Teküder’dir. Müslüman olduktan sonra Ahmed ismini aldı. Doğum târihi kesin olarak bilinmeyen Ahmed Han, ağabeyi Abaka Han’ın ölümünden sonra hükümdar oldu. İki yıl kadar hükümdarlık yaptıktan sonra, 1284 (H.683)…
Türk Sultanları
Abdullah Han
M
âverâünnehr bölgesinde kurulan (şimdiki Özbekistan bölgesinde) Şeybânî hanedanlığının büyük hükümdarlarından. İsmi, Abdullah bin İskender bin Ebü’l-Hayr’dır. 1533 (H.940) senesinde Aferinkend’de doğdu. Doğduğu zaman babası İskender Han, duâsını almak için büyük âlim Ubeydlullah-ı Ahrâr’ın talebesi ve zamanın âlimi…
Türk Sultanları
Melikşah

B

üyük Selçuklu Devleti hükümdârı. Babası Sultan Alparslan’dır. 1055’te doğdu, Büyük Selçuklu Devleti’nin topraklarını en geniş hâle getirdiği için kendisi, “Ebü’l-Feth” (fetihlerin babası veya pekçok fetih yapan) lakabıyla anıldı. Sâhip olduğu bâzı üstün husûsiyetler sebebiyle, özel bir eğitim ve öğretim…

Melikşah
Türk Sultanları
İltutmuş

D
elhi Türk Sultanlığının en büyük hükümdarlarından. Lakabı Şemseddîn’dir. Türkistan’daki asil İlbarı kabîlesine mensûb olup, Aylam Han’ın oğludur. Çok akıllı, zekî ve kabiliyetli idi.
Hindistan evliyasının büyüklerinden Muînüddîn Çeştî ile büyük velî Şihâbüddîn-i Sühreverdî birlikte oturmuş sohbet ediyordu. Bu…
Türk Sultanları
Firûz Şah
D
elhi Türk sultanlarından. Tuğluk hânedanlığının üçüncü hükümdarı. Bu hânedanlığın kurucusu ve ilk hükümdarı olan Gıyâseddîn Tuğluk’un kardeşi Melik Receb’in oğludur. Asıl adı Kemâleddîn’dir. 1309 (H.709)’da doğdu. 1351 (H.752) senesinde hükümdar oldu. 1388 (H.790)’da seksen yaşında vefât etti.

Firûz Şah’ın annesi Naila…
Türk Sultanları
Bahadır Şah-II
H
indistan’da Bâbürlü Türk Devleti’nin son hükümdarı. Asıl ismi Ebü’l-Muzaffer Sirâceddîn Muhammed’dir. İkinci Ekber Şah’ın oğludur. 24 Ocak 1775’te doğdu. 1837 yılında babasının ölümü üzerine, 62 yaşında tahta çıktı. Bu sırada devletin kontrolü İngilizlerin elinde bulunuyordu. 20 sene sadece isimden ibaret kalan bir…
Türk Sultanları
Muhammed Tapar
B
üyük Selçuklu Devleti sultânı. Sultan Melikşah’ın oğlu olup, 1082 yılında doğdu. Babasının 1092’de vefâtıyla, Selçuklu sultanı olan ağabeyi Berkyaruk’un yanında yetişti. Sultan Berkyaruk ona Gence havâlisinin idâresini verdi. Muhammed Tapar, Gence’ye gelerek Arran’ı da hâkimiyeti altına aldı. Kumandanlarının…
Türk Sultanları
Celâleddîn Harezmşah
H
arezmşahlar Devleti’nin son hükümdarı, ismi, Mengübertî, lakabı Celâleddîn’dir. Doğum târihi bilinmemektedir. Babası, Harezmşah Devleti sultânı Alâüddîn Muhammed, annesi Ay-Ciçek Hâtun’dur. Babasının 1220  yılında  vefâtı üzerine Harezmşah sultânı oldu. 1231 yılında şehit edildi.

Celâleddîn Harezmşah, küçük yaştan îtib…
Celâleddîn Harezmşah
Türk Sultanları
Ebü'l Gâzi Bahadır Han
Ö

zbek hükümdarı ve târihçi. 1603 (H.1012)’de Rus Kazaklarının Urgenç’e hücumlarından ve bunları babasının imha etmesinden kırk gün sonra doğdu. Babasının bu gazası ve galibiyeti sebebiyle ona Ebü’l-Gâzi ismi verildi. Babası Harezm Özbek hânlarının ceddi olan Yadigâr Han’ın dördüncü batından torunu Arab Muhammed…

Türk Sultanları
Belek Bey
H

açlılara karşı büyük zaferler kazanan Artuklu beyi. İsmi, Belek bin Behrâm bin Artuk olup, lakabı Nûruddevle’dir. Doğum târihi bilinmemektedir. Amcası İlgâzi, Artukluların Mardin; diğer amcası Sökmen ise Hısn-Keyfâ kolunun beyi idi.

Suriye Selçuklu sultânı Tutuş, Suruç’u, Sökmen Bey’e iktâ olarak verdi. Haçlılara…