Sultan Ahmet Han I

mehmetcan 16.05.2012 8137

O
s­man­lı Pa­di­şah­la­rı­nın on dör­dün­cü­sü, İs­lâm ha­lî­fe­le­ri­nin yet­miş do­ku­zun­cu­su. Sul­tan Üçün­cü Meh­med Han’ın oğ­lu; İkin­ci Os­man Han, Dör­dün­cü Mu­râd Han ve Sul­tan İb­râhim Han’ın baba­sı­dır. Ba­ba­sı­nın Sa­ru­han vâ­li­li­ği sı­ra­sın­da 1590 (H. 998)’de Ma­ni­sa’da doğ­du. On dört ya­şın­da iken 1603’te padişah ol­du. On dört se­ne pa­di­şah­lık­tan son­ra 1617’de İs­tan­bul’da vefat et­ti. Ken­di in­şâ et­tir­di­ği Sul­tanah­med Câ­mii ya­nın­da­ki tür­be­si­ne def­ne­dil­di.

Ah­med Han, he­nüz beş ya­şın­da iken sı­kı bir tâ­lim ve ter­bi­ye­ye tâ­bi tu­tul­du. Za­mâ­nın ile­ri ge­len âlim­le­rin­den Ay­dın­lı Mus­ta­fa Efen­di, bu iş­le va­zi­fe­len­di­ril­di. Te­mel bil­gi­le­ri öğ­ren­di. Ho­ca­zâ­de Meh­med ve Esad efen­di­ler­den de ders alan Ah­med Han, bil­has­sa fı­kıh il­min­de in­ce bil­gi­le­re sâ­hib olup, Arab­ça ve Fars­ça’yı mü­kem­mel bi­lir­di. Ok at­mak, kı­lıç kul­lan­mak, ata bin­mek gi­bi sa­vaş ve as­ker­lik eği­ti­min­de de ga­yet ba­şa­rı­lı idi.

Şi­ir­le de uğ­ra­şan Ah­med Han, za­mâ­nın ev­li­ya­sı Ab­dül­me­cîd Si­vâ­sî ile Azîz Mah­mûd Hü­dâî Üskü­dâ­rî haz­ret­le­rin­den feyz alıp ke­mâ­le gel­di. Çok mer­ha­met­li, te­be­ası­na kar­şı zi­ya­de­siy­le şef­kat­li idi. Al­la­hü te­âlâ­nın emir ve ya­sak­la­rı­na uy­mak­ta, Re­sû­lul­lah sal­lal­la­hü aley­hi ve sel­lem efen­di­mi­zin Sün­net-i şe­ri­fi­ne ya­pış­mak­ta pek ti­tiz, in­san­la­rın ve di­ğer mah­lû­kâ­tın hak­kı­nı gö­zet mek­te çok dik­kat­li idi. Ba­ba­sı­nın ve­fâ­tı üze­ri­ne, 1603 yı­lın­da Ey­yûb Sul­tan’da kı­lıç ku­şa­na­rak padişah ol­du.

Sul­tan Ah­med Han, mem­le­ke­ti­nin îmâ­rı için çok ça­lış­tı. Yap­tı­ğı ha­yır­lı hiz­met­le­ri­nin ba­şın­da bugün yer­li ve ya­ban­cı her­ke­sin hay­ran kal­dı­ğı ken­di is­miy­le bi­li­nen Sul­ta­nah­med Câ­mi­i’ni yaptır­ma­sı­dır ki, ye­ri­ni tes­bit edip, te­mel at­ma me­râ­si­mi için ho­ca­sı Azîz Mah­mûd Hü­dâî ve diğer âlim­le­ri da­vet et­ti.

Te­mel at­mak için ilk kaz­ma­yı, Azîz Mah­mûd Hü­dâî haz­ret­le­ri vur­du. Padişah da yo­ru­lun­ca­ya ka­dar te­me­li kaz­dı. Se­def­kâr Meh­med Ağa’ya yap­tı­rı­lan al­tı mi­na­re­si, 24 met­re ça­pın­da kubbe­si, 21043 çi­ni­si bu­lu­nan Sul­tanah­med Câ­mi­i, aşe­vi, ima­ret, med­re­se, mek­tep, dâ­rüş­şi­fâ, asker­ler için oda­lar, dük­kân­lar, bir se­bil ve padişah için ha­zır­la­nan tür­be­den mü­te­şek­kil bir külli­ye ile be­ra­ber fa­ali­ye­te ha­zır hâ­le ge­ti­ril­di. Açı­lış için Azîz Mah­mûd Hü­dâî haz­ret­le­ri dâvet edil­di. Fa­kat o gün fır­tı­na var­dı ve de­niz şid­det­li dal­ga­lı idi. Bu se­bep­le ka­yık­çı­lar de­ni­ze açılma­ya cesa­ret ede­mi­yor­lar­dı.

Azîz Mah­mûd Hü­dâ­î, Üs­kü­dar İs­ke­le­si­’ne gel­di ve hu­sû­sî ka­yık­çı­sı­na emre­de­rek, ya­nın­da bir kaç ta­le­be­siy­le bir­lik­te Sa­ray­bur­nu’na doğ­ru açıl­dı. Al­la­hü te­âlâ­nın izniy­le ka­yı­ğın ön, ar­ka ve yan­la­rın­dan bir ka­yık me­sa­fe­sin­de de­niz süt li­man olu­yor, dal­ga­lar ka­yı­ğa hiç te­sir et­mi­yor­du. Her­kes kor­ku­dan de­ni­ze çık­maz­ken, Azîz Mah­mûd Hü­dâî ka­yı­ğıy­la se­lâ­met­le kar­şı­ya geç­ti. Üs­kü­dar ile Sa­ray­bur­nu ara­sın­da­ki bu yo­la Hü­dâî yo­lu den­di. Muh­teşem me­râ­sim­ler­le câ­mi açıl­dı. Cu­mâ hut­be­si­ni Azîz Mah­mûd Hü­dâî hazretleri oku­du.

Din­dar­lı­ğı ve in­san­la­ra mer­ha­me­ti ile ta­nı­nan Sul­tan Ah­med Han, bil­has­sa Mek­ke ve Me­dî ne’ye pek çok ha­yır­lı hiz­met­ler yap­tı. O za­mâna ka­dar Mı­sır’da do­ku­nan Kâ­be-i mu­az­za­ma­nın ör­tü­le­ri­ni İs­tan­bul’da do­kut­tu. İs­tan­bul’da kur­dur­du­ğu özel atöl­ye­ler­de Kâ­be için al­tın oluk­lar yap­tır­dı. Zem­zem ku­yu­su için de­mir­den bir ka­fes yap­tı­ra­rak, su­yun bir met­re al­tı­na yer­leş­tirt­ti. Böy­le­ce ku­yu­ya dü­şen Müs­lü­man­la­rın bo­ğul­ma­sı ön­len­di. Re­sû­lul­lah efen­di­mi­zin sal­lal­la­hü aleyhi ve sel­lem Rav­da-i mu­tah­he­ra­sı­nı çok kıy­met­li he­di­ye­ler­le süs­le­di.

Mem­le­ket­te oto­ri­te boş­lu­ğun­dan or­ta­ya çı­kan ser­keş­lik­le­ri, tam bir vu­kû­fi­yet­le seç­ti­ği ehil devlet adam­la­rı­nın kuv­vet­li oto­ri­te­le­riy­le or­ta­dan kal­dır­dı.

Öm­rü bo­yun­ca Al­la­hü te­âlâ­nın dî­ni­ne hiz­met için ça­lı­şan, hak ve adâ­let­ten ay­rıl­ma­yan, Bi­rin­ci Ah­med Han, 1617 (H. 1026) se­ne­sin­de has­ta­lan­dı. Sır­tın­da bir ya­ra çık­mış­tı. Mâ­beyn­ci Musta­fa, Sul­tan’ın ve­fa­tın­dan bir gün ön­ce hu­zu­run­da iken, Ah­med Han’ın oda­da sa­hi­bi­ni göre­me­di­ği kim­se­le­re dört de­fa; "Ve aley­küm se­lâm" de­di­ği­ni işit­ti. Se­be­bi­ni sor­du­ğun­da, Sul­tan Ah­med Han; 

"- Şu an­da ya­nı­ma Haz­re­ti Ebû Bekr-i Sıd­dîk, Haz­re­ti Ömer, Haz­re­ti Os­man ve Hazre­ti Ali gel­di­ler." Ba­na; 

"- Sen, dün­yâ ve âhi­re­tin sul­tan­lı­ğı­nı ken­din­de top­la­mış­sın. Ya­rın Re­sû­lul­lah sal­lal­lahü aley­hi ve­sel­lem efen­di­mi­zin ya­nın­da ola­cak­sın" bu­yur­du­lar ce­vâ­bı­nı ver­di. Ha­kî­ka­ten er­te­si gün ve­fât et­ti.

Ce­nâ­ze­si­nin yı­kan­ma­sı için ho­ca­sı Azîz Mah­mûd Hü­dâî haz­ret­le­ri da­vet edil­di. An­cak;  "Sul­tâ­nı­mı çok se­ver­dim. Şim­di da­ya­na­mam. İh­ti­yar­lı­ğım se­be­biy­le be­ni ma­zur gö­rün" buyur­du. Ta­le­be­le­rin­den Şâban De­de’yi gön­der­di. Şey­hü­lis­lâm Ho­ca­zâ­de Meh­med Çe­le­bi’nin kıl­dır­dı­ğı ce­nâ­ze na­ma­zın­dan son­ra, ken­di yap­tır­dı­ğı Sul­tanah­med Câ­mii ya­nın­da­ki tür­be­si­ne def­ne­dil­di.

Kü­çük yaş­ta sul­tan olup, yir­mi se­kiz ya­şın­da ve­fât eden Sul­tan Ah­med Han’ın, ço­cuk ya­şın­da iken gös­ter­di­ği di­râ­yet ve ka­bi­li­ye­ti dik­ka­te şa­yan­dır. Sul­tan Se­lim Han gi­bi son de­re­ce sâ­de gi­yi­nir­di. Her fır­sat­ta halk ara­sın­da do­la­şır ve dert­le­ri­ni din­ler­di. İs­tan­bul’un ya­nın­da; Bur­sa, Edir­ne ve Ça­nak­ka­le’de de hal­kın ara­sı­na gi­rip do­la­şır­dı. Ga­yet kuv­vet­li, çok iyi bi­ni­ci, atı­cı, av­cı ve si­lâh­şör­dü. Bu me­zi­yet­le­ri oğul­la­rı ikin­ci Os­man’la, dör­dün­cü Mu­râd’a da in­ti­kâl etmiştir.


İlgili Makaleler

Türk Sultanları
Baburşah II
H
indistan’da Bâbürlü Türk Devleti’nin son hükümdarı. Asıl ismi Ebü’l-Muzaffer Sirâceddîn Muhammed’dir. İkinci Ekber Şah’ın oğludur. 24 Ocak 1775’te doğdu. 1837 yılında babasının ölümü üzerine, 62 yaşında tahta çıktı. Bu sırada devletin kontrolü İngilizlerin elinde bulunuyordu. 20 sene sadece isimden ibaret kalan bir…
Türk Sultanları
Tîmûr Han
T
ürk-İslâm dünyâsının büyük hükümdarlarından. Târihin en büyük cihangirlerinden biridir. Babası Moğol Barlas Aşireti reislerinden Emir Turgaya, annesi Tigin Hatundur. 1336 senesinde  Mâverâünnehr’de Semerkand’la Belh arasında  Keş kasabasında doğdu. Âlimleri ve Allah dostlarını çok seven babası Emir Turagay,…
Tîmûr Han
Türk Sultanları
Ahmed Bin Hülâgû
İ
ran’daki İlhanlı devletinin üçüncü hükümdarı. Birinci İlhanlı hükümdarı Hülâgû’nun oğludur. Asıl ismi, Teküder’dir. Müslüman olduktan sonra Ahmed ismini aldı. Doğum târihi kesin olarak bilinmeyen Ahmed Han, ağabeyi Abaka Han’ın ölümünden sonra hükümdar oldu. İki yıl kadar hükümdarlık yaptıktan sonra, 1284 (H.683)…
Türk Sultanları
Abdullah Han
M
âverâünnehr bölgesinde kurulan (şimdiki Özbekistan bölgesinde) Şeybânî hanedanlığının büyük hükümdarlarından. İsmi, Abdullah bin İskender bin Ebü’l-Hayr’dır. 1533 (H.940) senesinde Aferinkend’de doğdu. Doğduğu zaman babası İskender Han, duâsını almak için büyük âlim Ubeydlullah-ı Ahrâr’ın talebesi ve zamanın âlimi…
Türk Sultanları
Melikşah

B

üyük Selçuklu Devleti hükümdârı. Babası Sultan Alparslan’dır. 1055’te doğdu, Büyük Selçuklu Devleti’nin topraklarını en geniş hâle getirdiği için kendisi, “Ebü’l-Feth” (fetihlerin babası veya pekçok fetih yapan) lakabıyla anıldı. Sâhip olduğu bâzı üstün husûsiyetler sebebiyle, özel bir eğitim ve öğretim…

Melikşah
Türk Sultanları
İltutmuş

D
elhi Türk Sultanlığının en büyük hükümdarlarından. Lakabı Şemseddîn’dir. Türkistan’daki asil İlbarı kabîlesine mensûb olup, Aylam Han’ın oğludur. Çok akıllı, zekî ve kabiliyetli idi.
Hindistan evliyasının büyüklerinden Muînüddîn Çeştî ile büyük velî Şihâbüddîn-i Sühreverdî birlikte oturmuş sohbet ediyordu. Bu…
Türk Sultanları
Firûz Şah
D
elhi Türk sultanlarından. Tuğluk hânedanlığının üçüncü hükümdarı. Bu hânedanlığın kurucusu ve ilk hükümdarı olan Gıyâseddîn Tuğluk’un kardeşi Melik Receb’in oğludur. Asıl adı Kemâleddîn’dir. 1309 (H.709)’da doğdu. 1351 (H.752) senesinde hükümdar oldu. 1388 (H.790)’da seksen yaşında vefât etti.

Firûz Şah’ın annesi Naila…
Türk Sultanları
Bahadır Şah-II
H
indistan’da Bâbürlü Türk Devleti’nin son hükümdarı. Asıl ismi Ebü’l-Muzaffer Sirâceddîn Muhammed’dir. İkinci Ekber Şah’ın oğludur. 24 Ocak 1775’te doğdu. 1837 yılında babasının ölümü üzerine, 62 yaşında tahta çıktı. Bu sırada devletin kontrolü İngilizlerin elinde bulunuyordu. 20 sene sadece isimden ibaret kalan bir…
Türk Sultanları
Muhammed Tapar
B
üyük Selçuklu Devleti sultânı. Sultan Melikşah’ın oğlu olup, 1082 yılında doğdu. Babasının 1092’de vefâtıyla, Selçuklu sultanı olan ağabeyi Berkyaruk’un yanında yetişti. Sultan Berkyaruk ona Gence havâlisinin idâresini verdi. Muhammed Tapar, Gence’ye gelerek Arran’ı da hâkimiyeti altına aldı. Kumandanlarının…
Türk Sultanları
Celâleddîn Harezmşah
H
arezmşahlar Devleti’nin son hükümdarı, ismi, Mengübertî, lakabı Celâleddîn’dir. Doğum târihi bilinmemektedir. Babası, Harezmşah Devleti sultânı Alâüddîn Muhammed, annesi Ay-Ciçek Hâtun’dur. Babasının 1220  yılında  vefâtı üzerine Harezmşah sultânı oldu. 1231 yılında şehit edildi.

Celâleddîn Harezmşah, küçük yaştan îtib…
Celâleddîn Harezmşah
Türk Sultanları
Ebü'l Gâzi Bahadır Han
Ö

zbek hükümdarı ve târihçi. 1603 (H.1012)’de Rus Kazaklarının Urgenç’e hücumlarından ve bunları babasının imha etmesinden kırk gün sonra doğdu. Babasının bu gazası ve galibiyeti sebebiyle ona Ebü’l-Gâzi ismi verildi. Babası Harezm Özbek hânlarının ceddi olan Yadigâr Han’ın dördüncü batından torunu Arab Muhammed…

Türk Sultanları
Belek Bey
H

açlılara karşı büyük zaferler kazanan Artuklu beyi. İsmi, Belek bin Behrâm bin Artuk olup, lakabı Nûruddevle’dir. Doğum târihi bilinmemektedir. Amcası İlgâzi, Artukluların Mardin; diğer amcası Sökmen ise Hısn-Keyfâ kolunun beyi idi.

Suriye Selçuklu sultânı Tutuş, Suruç’u, Sökmen Bey’e iktâ olarak verdi. Haçlılara…