Seyyid Hârun Velî

. 17.01.2013 4126

K
 onya'nın Seydişehir ilçesini kuran büyük velî. Türkistan’ın Horasan bölgesinde doğdu. Zamânının âlimlerinin sohbetlerinde ilim öğrendi. Amcasının vefâtı üzerine Horasan bölgesinin emirliğine getirildi. Bu görev sırasında büyük babası hazret-i Hârûn-ı Kerâmet'in ve amcasının kabrini sık sık ziyâret ederdi. Bu ziyâretlerin birinde gâibden bir ses; 

"- Yâ Hârûn, Rûm'a çık! Karaman ilinde Küpe Dağının doğu eteklerinde bir şehir kur! O şehrin halkı sâlih ola... Şakî olanın âkıbeti hayır rolmaya." diyordu. 

Bu sesi daha sonra da duymaya başladı. Bunun üzerine Hârun Velî, ileri gelenleri topladı ve onlara; 

"- Ey yârenlerim! Büyük dedem ile amcamın kabirlerini ziyâretim sırasında fevkalâde bir hâl oldu." deyince, onlar ısrarla ne olduğunu anlatmasını istediler. Bunun üzerine duyduklarını anlatarak onlardan izin istedi. Dünyâ tâc ve tahtını terk edip, kendisni tamâmen Allah yoluna verdi.

Hârun Velî Karaman ilinin neresi olduğunu ve nasıl gideceğini düşünüyordu. Yine bir gün Allahü teâlâya ibâdet edip yalvardığı sırda kulağına; 

"- Yâ Hârun! Bir bulut sana kılavuzluk edecektir. Onun indiği yer senin mekânın olacaktır." nidâsı geldi. 

Bunun üzerine hazırlıklarını yapan Hârun Velî, kırk arkadaşı ile yola çıktı. Hârun Velî, etrafın güzelliklerini seyrederken, keşif hâli tecellî etti. Şehri meydana getiren bütün mahallelerin yerlerini şöyle gördü: 

Kıble tarafında ulu kapı vardı. İçinde bir mescid görünüyordu. Orada Peygamber efendimizin mübârek rûhâniyeti ve Eshâb-ı güzîn oturmuştu. Kuzey tarafında kapı ve mescid vardı. Burada da bütün peygamberlerin rûhâniyetleri ve Hızır aleyhisselâm bulunuyordu. Batı tarafındaki kapıdaki mescidde ise, dedeleri ve evliyâ-ı kirâm bulunoyurdu.Bütün bunları gören Hârun Velî yakın dostlarını yanına çağırarark onlarla istişâre etti ve hemen şehrin kurulmasını istedi. Dostları; 

"- Ey efendimiz! İnşâallah Allahü teâlâ kolaylık verir. Fakat bunun için ustalar, işçiler, kireç, taş gerekli. Bunca hizmetler nasıl görülebilir?" dediler. O da; 

"- Kalkınız gidip, yapacağım bu yer için lâzım olan taş ve ağaçların
yerini görelim." dedi. 

Hârun Velî'nin geldiğini duyan pekçok müslüman ve gayr-i müslim oraya gelmişlerdi. Onlar da beraber bu dağın eteğine gittiler. Bir su akıyordu. Suyun kenarında inşâatta kullanılabilecek ağaçlar, pınarın başında ise eski bir yerleşim merkezinin taşları bulunuyordu. Hârun Velî, Allahü teâlâya; 

"- Yâ İlâhî! Senden bu taşların bir kısmının bizimle gelmesini umarım." diye duâ etti. Daha sonra taşlara doğru dönerek; 

"- Allahü teâlânın izni ile kalkın." dedi. Taşlar kalkarak Hârun Velî'nin önünde koyun sürüsü gibi giderek, istenilen yere geldiler. Bu manzara karşısında birçok hıristiyan, müslüman oldu. Müslümanların ise, Allahü teâlâya teslimiyetleri fazlalaştı. Bu durumu duyan bölge halkı, akın akın ona gelmeye başladı. Hârun Velî gelen halka; 

"- Ey cemâat! Biliyorsunuz ki, biz bir hayır işe başlayacağız. İnşâallah kurmakla vazîfelendirildiğimiz bu şehir, son zamanlarda çok faydalı olacak. Bilhassa sonradan gelenlere çok menfaatli olsa gerektir. Fakat şakî ve din bilgisinden mahrum olanların âkıbeti kötüdür." buyurdu. 

Allahü teâlânın yardımıyla halka büyük bir zevk ve coşkunluk geldi. Ustalar, marangozlar, demirciler, arabacılar ve işçilerin hepsi hizmete hazır olup, Hârun Velî'nin emir ve işâretini bekliyordu. Hârun Velî önce Ulukapı, Pazar kapısı ve Evliyâ kapısının yapılmasını emretti. Ulu kapının yapımına Akça Baba, Pazar kapısının yapımına Nasipli Baba, Evliyâ kapısının yapımına da Haydar Baba nezâret ediyordu. 

Halk canla başla kırk gün çalıştıktan sonra, Hârun Velî bir müddet inşâatı paydos etmelerini istedi. İnşâata birkaç gün ara verildi. Hârun Velî yapılan kalenin etrâfını gezdi. Daha sonra inşâata tekrar başlanıldı. Kale burçları bir hayli yükseldiği sırada kaldırılamayan taşlar için Hârun Velî'den yardım istiyorlardı. O da; 

"- Ey taş kalk!" deyince taş kalkıp istenilen yere konardı. Çalışanlardan herhangi birinin bir yeri taş ve kireçten yara olsa veya incindiğinde Hârun Velî orayı sıvazlayınca, Allahü teâlânın izni ile iyi olurdu. Böylece Seydişehir, Harun Veli Hazretleri'nin himmetiyle kuruldu.

Seyyid Harun Veli Hazretleri 1320’de vefat etti ve buraya defnedildi.

İlgili Makaleler

Türkiye’deki Türk Dünyası
ABDÜLKERİM MAHDUM
H alife Kızılayak Hazretlerinin torunu, Milletvekili, Siyasetçi… 1942 yılında Afganistan’ın Cevizcan vilayeti Kızılayak kasabasında doğdu. İlk ve Orta tahsilini, Kızılayak’ta tamamladı. 26 yaşında…
ABDÜLKERİM MAHDUM
Türkiye’deki Türk Dünyası
HACI PARPİ BEY
G azi Mücahid, Korbaşı… 1886 yılında Kırgızistan’ın Fergana bölgesinde yer alan Özgen köyünde doğdu. 3 yaşında babasını 12 yaşında annesini kaybeden Hacı Parpi nüfuzlu bir kimse olan Mati Binbaşının…
HACI PARPİ BEY
Türkiye’deki Türk Dünyası
ŞİR MUHAMMED BEK (ŞİRMET BEG)
G azi Mücahid, Korbaşı… 1893 yılında Fergana bölgesinde bulunan Gerbaba köyünde dünyaya geldi. Babası Hacı Koşak Bek annesi Tofahan Hanımdır. Hacı Koşak 1913 yılında hac dönüşünde Kırım’da vefat…
ŞİR MUHAMMED BEK (ŞİRMET BEG)
Türkiye’deki Türk Dünyası
MUHAMMED AZİZ TÜLEYKAN (METES KÂRİ)
M ücahid Gazi ve Alim. Kırgızistan’ın Fergana vadisinde bulunan Oş şehrinde dünyaya geldi (1888). İlk tahsilini Oş medresesinde tamamladı. Yüksek tahsilini Mir Arab, ve Kökeldaş medreselerinde yaptı.…
MUHAMMED AZİZ TÜLEYKAN (METES KÂRİ)
Türkiye’deki Türk Dünyası
Prof. Dr. Abit Nazar Mahdum
I Temmuz 1965 tarihinde Afganistan'ın Şıbırgan Şehrinde doğdu. Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları…
Prof. Dr. Abit Nazar Mahdum
Türkiye’deki Türk Dünyası
Ahmed Sadık Efendi
Ş
eyh Ahmed Sadık Hüseynî Efendi 953'de (1546-47) Buhara'da vefat eden Mehmed Abdüssemi'nin oğludur. O beldede tahsilini tamamladı. Nakşibendî tarikatının ulularından irade alarak tarikata girdi. 

980'de (1572-73) hacdan sonra İstanbul'a geldi. Şeyhülislâm Ebussuud Efendi meclisine kabul olunup ev ve maaş ihsan…
Türkiye’deki Türk Dünyası
Prof. Dr. Abdulhamit Avşar
D
oğu Türkistan'ın Yarkent şehrinde 1964 yılında doğdu. İlk ve orta öğretimi Kayseri’de dereceyle bitirdi. 1986 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi (Basın-Yayın Yüksek Okulu) Radyo-Televizyon Bölümünden birincilikle mezun oldu. 

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi Anabilim Dalında…
Prof. Dr.  Abdulhamit Avşar
Türkiye’deki Türk Dünyası
Prof. Dr. Ahmet Temir
P
rof. Dr. Ahmet Temir, İmamı Rabbani Hazretlerinin ‘‘Mektubat’’ kitabını Farisi’den Arabi’ye tercüme eden, Muhammed Muradi Kazani Hazretleri’nin doğduğu Tataristan’ın Elmet köyünde 1912 tarihinde dünyaya geldi. Çocukluk dönemi Çarlık Rusya’sında, gençlik dönemi Sovyet Dönemi’nde geçti. Sovyetler döneminde…
Prof. Dr. Ahmet Temir
Türkiye’deki Türk Dünyası
Ebussü'üd Efendi
O
smanlı âlimlerinin en meşhûrlarından. Onüçüncü Osmanlı Şeyhülislâmı olup, tefsîr, fıkıh ilimlerinde ve diğer ilimlerde büyük âlim idi. 898 (m. 1413) senesinde doğdu. 982 (m. 1584) senesinde İstanbul’da vefât etti. Kabri Eyyûb Sultan’da kendi yaptırdığı medresenin yanında, Eyyûb Câmii karşısındadır.

Ebüssü’ûd Efendi, âl…
Ebussü'üd Efendi
Türkiye’deki Türk Dünyası
Ahmed Davutoğlu

S
on devirde yetişen din adamlarından. Fakir bir çiftçi ailesinin çocuğudur. Babası Hasan Efendidir. 1912 senesinde Bulgaristan’ın Şumnu vilayetine bağlı Kalaycı köyünde doğdu. 

İlk tahsilini doğduğu yerde, rüşdiye yani orta tahsilini köyüne yakın Ekizce köyünde bitirdi. Babası dini ilimlere ve alimlere…

Ahmed Davutoğlu
Türkiye’deki Türk Dünyası
Muhammed Semerkandî Hazretleri
1
116 [m. 1704] de vefat edip, Karaca Ahmed kabristânında defn edilen Muhammed Semerkandi, Ahmed Yekdest Cüryaninin, bu da, Urvet-ül-vüska Muhammed Ma'sûm-ı müceddidî Serhendinin talebesidir. 

Muhammed Semerkandi Hazretleri vefatlarına kadar, Üsküdar Şemsi Paşa'daki tekkelerinde, doğru iman bilgilerini, islâmiyetin…
Türkiye’deki Türk Dünyası
Esseyyid Muhterem Taşkendi
S
eyyid, alîm ve nakşibendi tarikatı büyüklerindendir. Türkistan’ın Taşkent şehrinde doğdu. Yüksek dini ilimleri beldesinde bulunan medreselerde okudu. Hac vazifesini ifa ettikten sonra Hicaz’dan hilafet merkezi olan İstanbul’a geldi. 

Devrin padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han tarafından burada kendilerine…
Esseyyid Muhterem Taşkendi