Hacı Bektâş-ı Velî

- 30.06.2012 2369

O
smanlı devletinin kurluş yıllarında yaşayan evliyânın büyüklerinden. İsmi, Seyyid Muhammed bin İbrâhim Atâ, lakabı Bektâş'tır. Türkistan'ın Nişâbûr şehrinde 1281 (H. 680) senesinde doğdu. Hacı Bektâş-ı Velî'nin soyu hazret-i Ali'ye dayanır. 1338 (H.738) senesinde Kırşehir'e yakın bir yerde vefât etti. Vefâtı hakkında başka rivâyetler de vardır. Türbesinin bulunduğu kasabaya sonradan Hacıbektaş ismi verildi.
Daha çocukken ilim öğrenmesi için âilesi tarafından Şeyh Lokmân-ı Perende'ye teslim edildi. Lokmân-ı Perende, Ahmed-i Yesevî hazretlerinin halîfelerinden olup, zâhir ve bâtın ilimlerinde çok derinleşmişti. Bektâş-ı Velî'nin daha çocukken birçok kerâmetleri görüldü. Bir gün Lokmân-ı Perende onun yanına girmiş ve odasını nur ile dolu görünce şaşırmıştır. Bu sırada; Bektâş-ı Velî'nin iki yanında, Kur'ân-ı kerîm okuyan iki nûrânî zât duruyordu. Lokmân-ı Perende onun yanına girince, bunlar kayboldu. Lokmân-ı Perende, Bektâş-ı Velî'ye onların kim olduğunu sordu. O da;
"- Birisi Server-i âlem efendimiz diğeri ise hazret-i Ali idi." cevâbını verdi.
Yine bir gün hocasından ders dinlerken, namaz vakti geldi. Hocası hizmetçisinden abdest almak için su istedi. Bektâş-ı Velî hocasına;

"- Bir nazar etseniz de, su buradan aksa, dışarıya gitmeye gerek olmasa." dedi.

Hocası;

"- Benim kudretim bunu yapmaya yetmez." cevabını verdi. Bunun üzerine o sırada Bekâş-ı Velî, Allahü teâlâya duâ etti. Hocası da: 

"- Âmin" dedi. O anda medresenin ortasında latîf bir su çıkıp, kapıya doğru akmaya başladı. Pınarın başında renk renk çiçekler açtı.
Bu hâdiseden bir süre sonra, Lokmân-ı Perende hacca gitti. Arafât'ta kıbleye doğrudöndükleri esnâda, talebelerine;

"- Yârenler! Bugün Arefedir. Şimdi bizim evde yemekler pişirlir." dedi.

Bu söz, Allahü teâlânın kudretiyle, Bektâş-ı Velî'ye mâlum oldu. Tam o sırada hocasının evinde yemekler pişiyordu. Bektâş-ı Velî hemen bir tepsi yemeği aldığı gibi, bir anda hocasına sundu. Hocası Nişâbûr'a dönünce, onun bu kerâmetini herkese anlattı ve Hacı lakabını verdi. Bu esnâda Horasan'da bulunan âlimler, Lokmân-ı Perende'ye hac mübârekesine geldiklerinde, medresede akan suyu görünce şaşırdılar. Bunun sebebini sordular. Lokmân-ı Perende;

"- Bu kerâmet, Hacı Bektâş'ındır."
dedi. Sonra onun gösterdiği kerâmetlerini gelen âlimlere anlattı. Onlar bütün bunların bir çocuktan zuhûr etmesine şaştılar. Bunun üzerine Hacı Bektâş-ı Velî, âlimlere;

"- Ben, Resûl-i ekremin soyundanım. Bana bunları çok görmeyiniz. Bunlar, Allahü teâlânın bana bir ihsânıdır." dedi.

Hacı Bektâş-ı Velî, tahsilini tamamladıktansonra Anadolu'ya geldi. Halka doğru yolu göstermeye başlayan ve kıymetli taleeler yetşitiren Hacı Bektâş-ı Velî, kısa zamanda tanınarak büyük rağbet gördü. Bu sırada Anadolu'da dînî, iktisâdî, askerî ve sosyal teşekkül olan ve kendisinin de bağlı olduğu "Ahîlik teşkilâtı" ile büyük hizmetler yapan Hacı Bektâş-ı Velî ve talebeleri, Osmanlı sultanları tarafından da sevildi ve hürmet gördü. Bu sıralarda kuruluş devrinde olan Osmanlı devletinin sağlam temeller üzerine oturmasında büyük hizmetleri ve himmetleri oldu. Sultan Orhan zamânında teşkil edilen Yeniçeri ordusuna duâ ederek, askerlerin sırtlarını sıvazladı. Onlara İslâmiyetten ayrılmamalarını nasîhat etti.

Böylece Hacı Bektâş-ı Velî'yi kendilerine mânevî pîr olarak kabul eden Yeniçeri ordusu, mânevî hayâtını ve disiplinini ona bağladı. Hacı Bektâş-ı Velî, asırlarca Yeniçeriliğin pîri, üstâdı ve mânevî hâmisi olarak bilindi. Bu bağlılık ve muhabbet, Yeniçerilerin sulh zamânındaki tâlimleri ve harplerdeki gayret ve kahramanlıklarında çok müsbet neticeler verdi. Bütün bunlar, halk ile Yeniçeriler arasındaki yakınlığı kuvvetlendirdi. Yeniçeriler, dervişler gibi cihâd azmiyle dolu ve görülmemiş derecede kahraman ve fedâkâr oluşlarında, bu hâdiseler müsbet tesirler gösterdi. Yeniçerilerin;
"- Allah, Allah! İllallah! Baş uryân, sîne püryân, kılıç al kan. Bu meydanda nice başlar kesilir. Kahrımız, kılıcımız düşmana ziyân! Kulluğumuz pâdişâha ayân! Üçler, yediler, kırklar! Gülbang-i Muhammedî, Nûr-i Nebî, Kerem-i Ali... Pîrimiz, sultânımız Hacı Bektâş-ı Velî..." diyerek savaşa başlamaları, bunun mânidâr bir ifâdesidir.
Hacı Bektâş-ı Velî'nin "Malâlât" adlı Arapça bir eseri vardır. Sonradan "nefes" adıyla yazılan ve ona nisbet edilen şiirler onun değildir.


İlgili Makaleler

Türkiye’deki Türk Dünyası
ABDÜLKERİM MAHDUM
H alife Kızılayak Hazretlerinin torunu, Milletvekili, Siyasetçi… 1942 yılında Afganistan’ın Cevizcan vilayeti Kızılayak kasabasında doğdu. İlk ve Orta tahsilini, Kızılayak’ta tamamladı. 26 yaşında…
ABDÜLKERİM MAHDUM
Türkiye’deki Türk Dünyası
HACI PARPİ BEY
G azi Mücahid, Korbaşı… 1886 yılında Kırgızistan’ın Fergana bölgesinde yer alan Özgen köyünde doğdu. 3 yaşında babasını 12 yaşında annesini kaybeden Hacı Parpi nüfuzlu bir kimse olan Mati Binbaşının…
HACI PARPİ BEY
Türkiye’deki Türk Dünyası
ŞİR MUHAMMED BEK (ŞİRMET BEG)
G azi Mücahid, Korbaşı… 1893 yılında Fergana bölgesinde bulunan Gerbaba köyünde dünyaya geldi. Babası Hacı Koşak Bek annesi Tofahan Hanımdır. Hacı Koşak 1913 yılında hac dönüşünde Kırım’da vefat…
ŞİR MUHAMMED BEK (ŞİRMET BEG)
Türkiye’deki Türk Dünyası
MUHAMMED AZİZ TÜLEYKAN (METES KÂRİ)
M ücahid Gazi ve Alim. Kırgızistan’ın Fergana vadisinde bulunan Oş şehrinde dünyaya geldi (1888). İlk tahsilini Oş medresesinde tamamladı. Yüksek tahsilini Mir Arab, ve Kökeldaş medreselerinde yaptı.…
MUHAMMED AZİZ TÜLEYKAN (METES KÂRİ)
Türkiye’deki Türk Dünyası
Prof. Dr. Abit Nazar Mahdum
I Temmuz 1965 tarihinde Afganistan'ın Şıbırgan Şehrinde doğdu. Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları…
Prof. Dr. Abit Nazar Mahdum
Türkiye’deki Türk Dünyası
Ahmed Sadık Efendi
Ş
eyh Ahmed Sadık Hüseynî Efendi 953'de (1546-47) Buhara'da vefat eden Mehmed Abdüssemi'nin oğludur. O beldede tahsilini tamamladı. Nakşibendî tarikatının ulularından irade alarak tarikata girdi. 

980'de (1572-73) hacdan sonra İstanbul'a geldi. Şeyhülislâm Ebussuud Efendi meclisine kabul olunup ev ve maaş ihsan…
Türkiye’deki Türk Dünyası
Prof. Dr. Abdulhamit Avşar
D
oğu Türkistan'ın Yarkent şehrinde 1964 yılında doğdu. İlk ve orta öğretimi Kayseri’de dereceyle bitirdi. 1986 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi (Basın-Yayın Yüksek Okulu) Radyo-Televizyon Bölümünden birincilikle mezun oldu. 

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi Anabilim Dalında…
Prof. Dr.  Abdulhamit Avşar
Türkiye’deki Türk Dünyası
Prof. Dr. Ahmet Temir
P
rof. Dr. Ahmet Temir, İmamı Rabbani Hazretlerinin ‘‘Mektubat’’ kitabını Farisi’den Arabi’ye tercüme eden, Muhammed Muradi Kazani Hazretleri’nin doğduğu Tataristan’ın Elmet köyünde 1912 tarihinde dünyaya geldi. Çocukluk dönemi Çarlık Rusya’sında, gençlik dönemi Sovyet Dönemi’nde geçti. Sovyetler döneminde…
Prof. Dr. Ahmet Temir
Türkiye’deki Türk Dünyası
Ebussü'üd Efendi
O
smanlı âlimlerinin en meşhûrlarından. Onüçüncü Osmanlı Şeyhülislâmı olup, tefsîr, fıkıh ilimlerinde ve diğer ilimlerde büyük âlim idi. 898 (m. 1413) senesinde doğdu. 982 (m. 1584) senesinde İstanbul’da vefât etti. Kabri Eyyûb Sultan’da kendi yaptırdığı medresenin yanında, Eyyûb Câmii karşısındadır.

Ebüssü’ûd Efendi, âl…
Ebussü'üd Efendi
Türkiye’deki Türk Dünyası
Ahmed Davutoğlu

S
on devirde yetişen din adamlarından. Fakir bir çiftçi ailesinin çocuğudur. Babası Hasan Efendidir. 1912 senesinde Bulgaristan’ın Şumnu vilayetine bağlı Kalaycı köyünde doğdu. 

İlk tahsilini doğduğu yerde, rüşdiye yani orta tahsilini köyüne yakın Ekizce köyünde bitirdi. Babası dini ilimlere ve alimlere…

Ahmed Davutoğlu
Türkiye’deki Türk Dünyası
Muhammed Semerkandî Hazretleri
1
116 [m. 1704] de vefat edip, Karaca Ahmed kabristânında defn edilen Muhammed Semerkandi, Ahmed Yekdest Cüryaninin, bu da, Urvet-ül-vüska Muhammed Ma'sûm-ı müceddidî Serhendinin talebesidir. 

Muhammed Semerkandi Hazretleri vefatlarına kadar, Üsküdar Şemsi Paşa'daki tekkelerinde, doğru iman bilgilerini, islâmiyetin…
Türkiye’deki Türk Dünyası
Esseyyid Muhterem Taşkendi
S
eyyid, alîm ve nakşibendi tarikatı büyüklerindendir. Türkistan’ın Taşkent şehrinde doğdu. Yüksek dini ilimleri beldesinde bulunan medreselerde okudu. Hac vazifesini ifa ettikten sonra Hicaz’dan hilafet merkezi olan İstanbul’a geldi. 

Devrin padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han tarafından burada kendilerine…
Esseyyid Muhterem Taşkendi