Berkyaruk

XX 28.02.2011 3765
S
elçuklu hükümdarı. İsmi, Ebü’l-Muzaffer Berkyaruk bin Melikşah bin Alparslan bin Dâvûd bin Mîkâil bin Selçuk bin Dukak’tır. Melikşâh’ın büyük oğludur. Doğum târihi belli değildir. Babasının vefâtı esnasında, 13-14 yaşlarında idi. 23 Aralık 1104 (H.498) senesinde yirmi altı yaşında vefât etti. Cenaze namazı büyük bir kalabalık tarafından kılındıktan sonra, İsfehân’a götürülerek türbesine defnolundu.

Sultan Berkyaruk’un sultanlık devresi, başından sonuna kadar büyük sıkıntılar içinde geçti. Devletin birlik ve beraberliğini sağlamak için, kardeşleri ve amcalarıyla harbetmek mecburiyetinde kaldı. Büyük mücâdeleler verdi. Neticede Selçuklu Devleti’ni bir bayrak altında toplamayı başardı.

Melikşah vefât edince, henüz çok küçük olan oğlu Mahmûd, sultan ilân edildi. Buna rızâ göstermeyen vezir Nizâmülmülk taraftarları, Rey şehrinde Melikşah’ın diğer oğlu Berkyaruk’u tahta çıkarıp sultan ilân ettiler. Berkyaruk, birliğin temininin devlet için şart olduğu inancıyla bir ordu hazırlayıp, İsfehan üzerine yürüdü. Kardeşini destekleyen kuvvetleri Burûcird mevkiinde yendi. Sonra, sultan tanınmak şartıyla kardeşine, İsfehan ve Fars eyâletlerinden bâzılarını verdi.

Sultanlığı Tasdik Edildi

Berkyaruk, sultanlığını İslâm âleminde de meşru kılmak maksadı ile, 1094 (H.487) senesinde Bağdad’a geldi. Halîfe-i müslimîn Muktedî Biemrillah, Berkyaruk’un birlik ve beraberliği sağlamadaki muvaffakiyetini göz önünde bulundurarak, adını hutbeye koydurdu ve ona Rükneddîn lakabını verdi. Hil’atlar giydirdi. Berkyaruk’a sultanlığının tasdik edildiğine dâir menşur, terkî (tuğra) çekme yetkisi gibi sultanlık alâmetleri de verildi.

Halîfe tarafından, Berkyaruk’un sultanlığının tasdik edildiği sıralarda, amcası Tutuş, Harran, Urfa ve el-Cezîre’yi ele geçirdi ve Hemedân yakınlarına geldi. İsfehan istikâmetine gitmekte olan Berkyaruk üzerine birlik gönderip, onu zor durumda bıraktı. Berkyaruk, yanında Emir Porsuk, Emir Gümüştegin Candar gibi beyleriyle perişan bir hâlde İsfehan’a sığınınca, kardeşi Mahmûd’un adamlarınca yakalanıp gözlerine mil çekilmek istendi. Fakat Allahü teâlânın takdiri ile kurtuldu. Kardeşi Mahmûd’un aniden çiçek hastalığından vefâtı üzerine komutanlar, Berkyaruk’u sultan îlân ettiler. Berkyaruk, yeni bir ordu hazırladı. Bu sırada Hemedân’a gelen amcası Tutuş’la Rey şehri yakınlarında Taşlıköyü düzlüğünde karşılaştı.

25 Şubat 1095 Târihindeki bu muharebede Tutuş öldürüldü. Bu sırada Horasan’a hâkim olan amcası Arslan Argun, bağımsızlığını îlân etti. Berkyaruk, burada asayişi sağlamak için kardeşi Sencer’i Horasan’a yolladı. Kendisi de arkasından gitti. Sonra Sencer’i buraya vali tâyin etti. Böylece bütün Selçuklu Devleti’ne hâkim olan Berkyaruk, kardeşi Muhammed Tapar’ı, Erran’a; dayısı İsmâiloğlu Mevdüd’ü Azerbaycan’a; Tutuş’un iki oğlunu Suriye’ye vali tâyin etti. Birinci Kılıç Arslan’ın Anadolu, Turan Şah’ın da Kirman sultanlığını tanıdı. Bu sırada haçlı seferleri başladı (1096 -1270)

Haçlılarla Amansız Mücadele

Haçlılar, çekirge sürüsü gibi Anadolu’ya gelip, 20 Ekim 1097 (H.490)’da Antakya’yı kuşattılar. Sultan Berkyaruk, civardaki beylerden, birlik olup haçlılara karşı savaşmalarını istedi. Haçlı tehlikesini bertaraf etmek için Musul vâlisi Kürboğa’yı başkumandan tâyin etti ve el-Cezîre kuvvetleriyle birlikte Suriye’ye gönderdi. Ancak Kürboğa, ağır davrandı. 1098 (H.491)’de Musul’dan harekete geçip muhasara altındaki Antakya’ya gideceği yerde, Kont Baudouin’in hâkimiyetine giren Urfa’yı kuşattı. Kuşatmadan bir netice alamayınca, haçlıların şehre girişlerinden bir gün sonra Antakya’ya geldi.

Ordu, önce şehrin dağ tarafındaki kısmında konakladı. Firûz adlı bir hâin Ermeninin yardımıyla şehre giren haçlıları dört bir yandan muhasara etti. Haçlı ordusu şehirde zulmünü yapmış, ahâliyi soymuş, çoluk-çocuk, genç-ihtiyar demeden kılıçtan geçirmişti. Ancak şehrin iç kalesinde direnen bir avuç Müslüman kalmıştı. Nihâyet muhasara başladı. Gerek dışarıdan, gerek içeriden hücumlarla, Müslüman ordusu, haçlı sürülerini çok müşkül duruma düşürdü. Şehir içinde yiyecek de kalmamıştı. Haçlılar, bütün ağırlıklarını alarak şehri terketmek istediklerini bildirdiler. Kendisinden çok emin bulunan Kürboğa bu isteklerini reddetti.

Kendisine çok güvenen Kürboğa, yanındaki subayları, komutanları hor görüp, görüşlerine değer vermedi. Bu davranışları bilhassa Suriye birliklerini rahatsız etti. Bu tedirginliği diğer beyler de duydular. Emir ve komuta mevkiindeki beyler arasında başlayan huzursuzluktan, haçlılar haberdâr oldu. Aynı zamanda haçlıların moralini yükseltici bâzı şayialar yayıldı. Kendileri için durumu müsâit gören haçlılar, 28 Haziran sabahı grup grup sur dışına çıkarak İslâm ordusuna hücum ettiler. Haçlıların üzerine hücum edilmesi gerektiğini belirten beylere kulak asmayan Kürboğa, sonunda Müslüman ordusunun dağılmasına sebeb oldu. Bu fitne sebebi ile yolları açılan haçlı sürüleri, bir çok yerleri yakıp yıkarak, ilerlediler ve 15 Temmuz 1099’da Kudüs’ü ele geçirip kana buladılar. Kadın-kız, çocuk-ihtiyar demeden yetmiş bin kişiyi kılıçtan geçirdiler.

Büyük Selçuklu Devleti İki Sultanlığa Ayrıldı

Sultan Berkyaruk, haçlılar ile mücâdeleye girdiği sırada, Gence vâliliğine tâyin ettiği baba bir kardeşi Tapar’ın isyanıyla karşılaştı. İki kardeş arasındaki muharebeler bir müddet devam etti. Neticede Tapar yenildi. Fakat yapılan andlaşma ile Azerbaycan’da Sefîd-Rûd hudud olmak üzere Kafkasya’dan Suriye’ye kadar bütün vilâyetler Tapar’a bırakıldı. Bu durumda, Büyük Selçuklu Devleti iki sultanlığa ayrıldı.

Berkyaruk, kardeşleri ile uğraşırken, haçlılar ile, mücâdele imkânı bulamadı. Ayrıca Bâtınîlik ismindeki sapık fırka ile de gerektiği şekilde ilgilenemedi. Bâtınîler; haramı helâl sayar, ibâdetlere lüzum yoktur derlerdi. Kandırılan gençlere Ehl-i sünnet îtikâdını kötülerler, onları haram işlemeye alıştırırlar, bunun için âyet-i kerîmelere ve hadîs-i şeriflere yanlış mânâ vermekten çekinmezlerdi.

Sultanlığı büyük sıkıntılar içinde geçen Berkyaruk, yumuşak huylu, asil, çok cömert, sabırlı ve güzel ahlâk sahibi bir hükümdardı. Affı çoktu. vefâtından kısa bir süre önce oğlu Melikşah’ı veliaht îlân edip, ona beylerinden Ayaz’ı atabeg tâyin etti. Bir çok hastalıklara da sabretti. Nihâyet 23 Aralık 1104 (H.498) târihinde ebedî âleme göçtü. Kabri İsfehan’dadır.

İlgili Makaleler

Türk Sultanları
Baburşah II
H
indistan’da Bâbürlü Türk Devleti’nin son hükümdarı. Asıl ismi Ebü’l-Muzaffer Sirâceddîn Muhammed’dir. İkinci Ekber Şah’ın oğludur. 24 Ocak 1775’te doğdu. 1837 yılında babasının ölümü üzerine, 62 yaşında tahta çıktı. Bu sırada devletin kontrolü İngilizlerin elinde bulunuyordu. 20 sene sadece isimden ibaret kalan bir…
Türk Sultanları
Tîmûr Han
T
ürk-İslâm dünyâsının büyük hükümdarlarından. Târihin en büyük cihangirlerinden biridir. Babası Moğol Barlas Aşireti reislerinden Emir Turgaya, annesi Tigin Hatundur. 1336 senesinde  Mâverâünnehr’de Semerkand’la Belh arasında  Keş kasabasında doğdu. Âlimleri ve Allah dostlarını çok seven babası Emir Turagay,…
Tîmûr Han
Türk Sultanları
Ahmed Bin Hülâgû
İ
ran’daki İlhanlı devletinin üçüncü hükümdarı. Birinci İlhanlı hükümdarı Hülâgû’nun oğludur. Asıl ismi, Teküder’dir. Müslüman olduktan sonra Ahmed ismini aldı. Doğum târihi kesin olarak bilinmeyen Ahmed Han, ağabeyi Abaka Han’ın ölümünden sonra hükümdar oldu. İki yıl kadar hükümdarlık yaptıktan sonra, 1284 (H.683)…
Türk Sultanları
Abdullah Han
M
âverâünnehr bölgesinde kurulan (şimdiki Özbekistan bölgesinde) Şeybânî hanedanlığının büyük hükümdarlarından. İsmi, Abdullah bin İskender bin Ebü’l-Hayr’dır. 1533 (H.940) senesinde Aferinkend’de doğdu. Doğduğu zaman babası İskender Han, duâsını almak için büyük âlim Ubeydlullah-ı Ahrâr’ın talebesi ve zamanın âlimi…
Türk Sultanları
Melikşah

B

üyük Selçuklu Devleti hükümdârı. Babası Sultan Alparslan’dır. 1055’te doğdu, Büyük Selçuklu Devleti’nin topraklarını en geniş hâle getirdiği için kendisi, “Ebü’l-Feth” (fetihlerin babası veya pekçok fetih yapan) lakabıyla anıldı. Sâhip olduğu bâzı üstün husûsiyetler sebebiyle, özel bir eğitim ve öğretim…

Melikşah
Türk Sultanları
İltutmuş

D
elhi Türk Sultanlığının en büyük hükümdarlarından. Lakabı Şemseddîn’dir. Türkistan’daki asil İlbarı kabîlesine mensûb olup, Aylam Han’ın oğludur. Çok akıllı, zekî ve kabiliyetli idi.
Hindistan evliyasının büyüklerinden Muînüddîn Çeştî ile büyük velî Şihâbüddîn-i Sühreverdî birlikte oturmuş sohbet ediyordu. Bu…
Türk Sultanları
Firûz Şah
D
elhi Türk sultanlarından. Tuğluk hânedanlığının üçüncü hükümdarı. Bu hânedanlığın kurucusu ve ilk hükümdarı olan Gıyâseddîn Tuğluk’un kardeşi Melik Receb’in oğludur. Asıl adı Kemâleddîn’dir. 1309 (H.709)’da doğdu. 1351 (H.752) senesinde hükümdar oldu. 1388 (H.790)’da seksen yaşında vefât etti.

Firûz Şah’ın annesi Naila…
Türk Sultanları
Bahadır Şah-II
H
indistan’da Bâbürlü Türk Devleti’nin son hükümdarı. Asıl ismi Ebü’l-Muzaffer Sirâceddîn Muhammed’dir. İkinci Ekber Şah’ın oğludur. 24 Ocak 1775’te doğdu. 1837 yılında babasının ölümü üzerine, 62 yaşında tahta çıktı. Bu sırada devletin kontrolü İngilizlerin elinde bulunuyordu. 20 sene sadece isimden ibaret kalan bir…
Türk Sultanları
Muhammed Tapar
B
üyük Selçuklu Devleti sultânı. Sultan Melikşah’ın oğlu olup, 1082 yılında doğdu. Babasının 1092’de vefâtıyla, Selçuklu sultanı olan ağabeyi Berkyaruk’un yanında yetişti. Sultan Berkyaruk ona Gence havâlisinin idâresini verdi. Muhammed Tapar, Gence’ye gelerek Arran’ı da hâkimiyeti altına aldı. Kumandanlarının…
Türk Sultanları
Celâleddîn Harezmşah
H
arezmşahlar Devleti’nin son hükümdarı, ismi, Mengübertî, lakabı Celâleddîn’dir. Doğum târihi bilinmemektedir. Babası, Harezmşah Devleti sultânı Alâüddîn Muhammed, annesi Ay-Ciçek Hâtun’dur. Babasının 1220  yılında  vefâtı üzerine Harezmşah sultânı oldu. 1231 yılında şehit edildi.

Celâleddîn Harezmşah, küçük yaştan îtib…
Celâleddîn Harezmşah
Türk Sultanları
Ebü'l Gâzi Bahadır Han
Ö

zbek hükümdarı ve târihçi. 1603 (H.1012)’de Rus Kazaklarının Urgenç’e hücumlarından ve bunları babasının imha etmesinden kırk gün sonra doğdu. Babasının bu gazası ve galibiyeti sebebiyle ona Ebü’l-Gâzi ismi verildi. Babası Harezm Özbek hânlarının ceddi olan Yadigâr Han’ın dördüncü batından torunu Arab Muhammed…

Türk Sultanları
Belek Bey
H

açlılara karşı büyük zaferler kazanan Artuklu beyi. İsmi, Belek bin Behrâm bin Artuk olup, lakabı Nûruddevle’dir. Doğum târihi bilinmemektedir. Amcası İlgâzi, Artukluların Mardin; diğer amcası Sökmen ise Hısn-Keyfâ kolunun beyi idi.

Suriye Selçuklu sultânı Tutuş, Suruç’u, Sökmen Bey’e iktâ olarak verdi. Haçlılara…