Uluğ Bey Medresesi

Yrd. Doç. Dr. Gözde Ramazanoğlu 12.04.2013 3395
S

emerkant’da Registan meydanında, soldaki medresedir. Uluğ Bey, medresenin İnşaasında bir usta gibi çalışarak bizzat kendisi de katılmıştır. 1417-1420'yıllarına inşa edilir.

Çok süslü bir binadır. Bu büyüklükte ince işlemeler, üstün zarafet sergiliyor.

Cephenin %70'ini oluşturan taçkapının ortasında çok büyük bir eyvan var. Taçkapı köşe sütunçeleriyle, panolarla ve hat kuşağıyla çevrelenir. Eyvan kemerinin köşelikleri çiniden iri yıldız çiçekleriyle tezyin edilmiş. Kapı çerçevesinin aslında daha yüksek olduğu anlaşılıyor. Çünkü üst kısmındaki süslemeler yarım kalmış. 

Dr. Emel Esin, taçkapıda "Âlimin öbür insanlara nisbeten fazlı, ayın onbeşinde kamerin sair yıldızlar arasında parlayışı gibidir" hadisini okuduğunu kaydeder.

Eyvan nişi çini yazı kuşağıyla sarılır. Üst kısmında hat dolgulu çok iri geometrik desenler var. Alt kısmı ise nişlerle hareketlenir.

Yaklaştığımızda sütunçelerin sarmal hatlarla, panoların geometrik desen ve "Allahu Ekber" yazılarıyla süslendiğini görüyoruz. Köşelikteki yıldızların arasındaki dolgu parçaları rumî kabartmalarla bezenmiştir. Bu kabartmaların aşağıdan görülmesi çok zordur.

Eyvan kemerini çevreleyen kordon misali burmalı bordur tezyindeki en çarpıcı unsurlardan biridir. Çiniden kordonun her boğumu ayrı desende işlenmiştir.

Eyvan kemerinin içinde nişler ve arasında panolar var. Bu şema içinde tezyin sanatının zarafetiyle bütünleşen çini sanatının şaheserleri sergileniyor. Mimarî unsurların her biri ayrı teknikte, ayrı güzellikte nakışlarla bezenmiş. Yanyana gelişlerin ahengi gözlerimize tanımların ötesinde bir estetik ziyafet sunuyor.

Ortadaki niş, başlıbaşına bir sanat harikasıdır. Pencere içliği, yazı kuşağı, panoları, hatta mukarnas yaşmağı bütün çinilerle donatılmış. Niş kemerinin tonozu (eyvanın köşeliklerindeki gibi) yıldız çiçekleriyle bezenmiş. Yandaki kapı nişlerinin kemer içi ve tonozu geometrik desenli çinilerle görkem kazanır. Subasman çini bordürlü renkli mermerlerden geometrik desenli panolar tarzda düzenlenmiş. Üzerindeki mukarnas ve kabartma yazılı bantlar da mermerdendir. Demek istiyoruz ki üstün zevkli tezyin sanatı, elindeki bütün olanağı bolca kullanarak bu kapıyı meydana getirmiş.

İçeriye girmeden önce binaya dıştan bakıyoruz: Taçkapmın yanındaki duvarlar kemerli panolarla tezyin olmuş. Minareler burada pek rastlanmayan biçimde, tıpkı İstanbul minareleri gibi ince uzundur. Minareler çok geniş yazı bantlarıyla, kufî hat dolgulu geometrik desenlerle, en üstte, şerefe altında çiniden mukarnas işlemelerle süslenmiş. Bina, 56x81 metre oturumlu (taç kapı yaklaşık 30x35m.) dikdörtgen planlıdır.

Beden duvarları renkli sırlı tuğladan geometrik desenler ve kufî hat ile bezenmiş. Yan kapılar da taçkapı görünümünde, gayet güzel süslemelidir. Ama tabii giriş cephesi kadar muhteşem değil. Binanın tezyinine verilen önem, subasmanın mermer kaplamasından şerefenin çini mukarnasına kadar her noktasında görülüyor.

Bitki desenleri ve hat ile kabartmalı kapıdan iç avluya geçiyoruz. İçerisi dışarımdan daha da güzel tezyin edilmiş. Avlu talebe hücrelerinin iki katlı nişleriyle sarılır. Her tarafı çinilerle bezenen bu avluyu tek kelimeyle: "Muhteşem" diye tanımlayabiliriz.

Girince hemen karşı duvarda gördüğümüz iki kat boyunca yükselen dev eyvan nişi, büyüklüğü ve özenli tezyini ile gözalıcıdır. Binanın üstü hizasını da aşan eyvan çerçevesini saran çini yazılar ve köşelik bezemeleri bina restore edildiği için yok. Nişin köşelerinde yüksek çini sütunçeler var. Eyvan nişi çiniden kuşak yazı ile sarılır. Yazı kuşağının altı kapı ve çini panolarla süslü; üstü kufî hat dolgulu geometrik desenlerle bezenmiştir.

Avluda sözünü ettiğimiz eyvan nişlerinden dört tane vardır. Her duvarın ortasındaki bu dev nişler, bizim Selçuklu medreselerinden de tanıdığımız dershane eyvanlarıdır. Uluğ Bey zamanında dört dershanenin her birine ayrı müderris (profesör) tayin olmuş. Hepsinin başına da "Şeyh-ül Müderrisin" (Rektör) olarak Bursalı Kadızade Rumî getirilmiş.

Avludaki bütün kemerlerin köşelikleri renk renk çinilerle bezenmiştir. Talebe hücrelerinin nişleri sırlı tuğladan geometrik desenler ve hat ile donatılmış. Nişlerin köşeleri çini sütunçelerle süslüdür. Hücre kapılarının iki yanı çini pano ile süslenip hat ile taçlanmış. Pencere içlikleri çiniden, subasman desenli renkli mermerden yapılmış.

Başka hiçbir yerde görmediğimiz bir uygulamayı; taçkapının arka yüzündeki sırlı tuğla bezemeleri, binanın tezyinindeki titizliği göstermesi bakımından önemli buluyoruz.

(Doç. Dr. Gözde Ramazanoğlu)

İlgili Makaleler

Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
S
ultan II.Mahmut zamanında, 1828 yılında Mimar Senekerim Balyan'a yaptırıldı. 85 metre yüksekliğindedir. Gözetleme yerine kadar çıkan merdivenler 180 basamaktan ibarettir. 

Kule;

Nöbet Katı

İşaret Katı

Sancak Katı olmak üzere üç bölümden oluşur.

Osmanlı devleti zamanında yangınları gözetlemek, Cumhuriyet döneminde ise…
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
Muhteşem Mimarimiz
Semerkan’ta Şaheser Bir Külliye: Şah-ı Zinde
K
ur’an-ı Kerimin “Allah yolunda ölenlere ölüdür demeyiniz” hükmü gereğince (Bakara, 154. âyet, Al-i îmran, 168. âyet) Semerkand’lılar Hazreti Peygamber’in bu yakın akrabasının daima canlı olduğunu kabul ederek ona “Şah-ı Zinde” demişlerdir. “Kıyamet gününde üç zümreye şefaat edilir: Peygamberler, âlimler, şehîdler.” Ve…
Semerkan’ta Şaheser Bir Külliye: Şah-ı Zinde
Muhteşem Mimarimiz
Dekorasyon Bakımından Benzeri Olmayan Bir Şaheser: Yıldız Hamidiye Camii
B
eşiktaş ilçesinde, Yıldız Sarayı yolu üzerindedir. Caminin bânîsi Sultan II. Abdülhamid Han’dır. Cami, II. Abdülhamid Han’ın Yıldız Sarayı’na yerleşmesinden sonra, 1885-1886 yılında yaptırılmıştır. Son dönem Osmanlı mimarlığında mimarisi ve dekoratif unsurları bakımından benzeri olmayan bir yapıdır. Mimarı Sarkis…
Dekorasyon Bakımından Benzeri Olmayan Bir Şaheser: Yıldız Hamidiye Camii
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul'un Sanat Şaheserlerinden Biri Tophane Meydan Çeşmesi
T
ophane meydan Çeşmesi, Beyoğlu İlçesi'nde Tophane Meydanı'nın ortasında bulunmaktadır. önceleri Haliç'in kıyısında bulunan çeşme, denizin zamanla doldurulmasıyla sahilden uzakta kalmıştır. 

Kılıç Ali Paşa Camii ile mimari bir bütünlük arz eden çeşme, Sultan Birinci Mahmud Han tarafından taksim Suyu Tesisleri'nin…
İstanbul'un Sanat Şaheserlerinden Biri Tophane Meydan Çeşmesi
Muhteşem Mimarimiz
Bulgaristan’da Bir Osmanlı Şaheseri: “Tombul Cami”
T

ombul Camii, Bulgaristan Türkleri ve Müslümanlarının hayatında özel bir yeri ve pahabiçilmez, eşsiz değeri vardır. Kubbesinden dolayı Tombul Cami denmektedir.


Osmanlı imparatorluğu döneminde Şumnu, özellikle 15-18. yüzyıllar arasında çok önemli askerî, ticarî, dinî ve kültür merkezi idi.


Bu yıllarda, diğer B…

Bulgaristan’da Bir Osmanlı Şaheseri: “Tombul Cami”
Muhteşem Mimarimiz
Muhteşem Süleyman’ın Muhteşem Türbesi
K
anunî Sultan Süleyman Türbesi tezhinatında ve bilhassa çinilerinde görülen nakışlar, tam manasıyla, Istanbul üslülbû vasıflarını taşımaktadır. Burada, hurdelenmiş rumî nakışları oldukça kıvrak ve dengelidir. Çizim kaideleri hususunda bazı esaslar göz ardı edilmiş gibi görünse de bu durum, o günün sanatkârının belli…
Muhteşem Süleyman’ın Muhteşem Türbesi
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
S
ultan II.Mahmut zamanında, 1828 yılında Mimar Senekerim Balyan'a yaptırıldı. 85 metre yüksekliğindedir. Gözetleme yerine kadar çıkan merdivenler 180 basamaktan ibarettir. 

Kule;

Nöbet Katı

İşaret Katı

Sancak Katı olmak üzere üç bölümden oluşur.

Osmanlı devleti zamanında yangınları gözetlemek, Cumhuriyet döneminde ise…
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da Abidevî Bir Osmanlı Eseri: Hürrem Sultan Hamamı
İ
stanbul’un abidevî eserlerinden olan Hürrem Sultan Hamamı, Ayasofya ve Sultan Ahmet camileri arasında bulunmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın hanımı olan Hürrem Sultan tarafından, Mimar Sinan’a 1557 yılında yaptırılmıştır. 

Klasik devir Osmanlı hamamları üslubundaki yapı, çifte hamam şeklinde ve 75 m uzunluğundadır.…
İstanbul’da Abidevî Bir Osmanlı Eseri: Hürrem Sultan Hamamı
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da en çok ziyaret edilen Eyüp Sultan Camii.
E
yüp Sultan Camii, İstanbul'da Eyüp semtinde Haliç kıyısında bulunur. Sahabe-i Kiram'dan Eyüp Sultan Hazretlerinin türbesi burada olmasından dolayı mukaddes bir ziyaret mahallidir.
 
Eyüp Sultan Camii, dikdörtgen planda, mihrabı çıkıntılıdır. Merkez kubbe altı sütun ve iki filayağına müstenit kemerlere yaslanır,…
İstanbul’da en çok ziyaret edilen Eyüp Sultan Camii.
Muhteşem Mimarimiz
Dokuz Asırlık Kayseri Ulu Cami Dimdik Ayakta
K
ayseri’de Selçukluların ilk eserlerinden biri olan Ulu Camide dokuz asırdan beri ibadet edilmektedir. Cami şehrin merkezinde olup, kalbi gibidir. Kapalıçarşı'nın yanında yer almaktadır. Ulu Cami olarak bilinmekle beraber değişik kaynaklarda Cami-i Kebir veya Sultan Camii olarak da anılmaktadır. 

Ulu Cami 1135 tarihinde…
Dokuz Asırlık Kayseri Ulu Cami Dimdik Ayakta
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da Zerafet Timsali Bağdat Köşkü

T
opkapı Sarayı'nın köşklerinden en güzeli Bağdat Köşkü'dür. 1639'da Sultan 4.Murat tarafından, Bağdat'ın zaptından sonra, bu zaferin hatırasına yaptırılmıştır. Mimari Kasım Ağa'dır.

Köşk sekiz cephelidir. Dört girinti dört çıkıntı ve kubbe saçağı ile orijinal bir mimariye sahiptir. Çepçevre saçağın tavanı dört…

İstanbul’da Zerafet Timsali Bağdat Köşkü
Muhteşem Mimarimiz
Türkiye’nin Minareleri En Süslü Camii

Ş
ehzadebaşı Camii, Kanuni Sultan Süleyman'ın genç yaşta ölen oğlu Şehzade Mehmet adına Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak devrinin büyük mimarı Mimar Sinan, Şehzadebaşı Camii ve külliyesini 1544-48 tarihleri arasında dört yılda tamamlamıştır. Mimar Sinan daha sonra "Şehzadebaşı çıra…
Türkiye’nin Minareleri En Süslü Camii