Muhteşem Süleyman’ın Muhteşem Türbesi

- 20.03.2017 2563
K
resim
anunî Sultan Süleyman Türbesi tezhinatında ve bilhassa çinilerinde görülen nakışlar, tam manasıyla, Istanbul üslülbû vasıflarını taşımaktadır. Burada, hurdelenmiş rumî nakışları oldukça kıvrak ve dengelidir. Çizim kaideleri hususunda bazı esaslar göz ardı edilmiş gibi görünse de bu durum, o günün sanatkârının belli kalıplar içerisine hapsolmayıp kendine has çıkış yolları bulduğunu göstermektedir. 

Kompozisyonlar oldukça dengeli ve bulunduğu yere uygun tasarlanmıştır. Çini levhalarda kullanılan rumîli beyzi şemselerle kubbe bezemelerindeki şemseler üslûp bakımından birbirini bütünleyici özelliktedir. Bundan, bütün yapının tezyinât programının tek merkezden idare edildiği anlaşılmaktadır. Türbenin giriş revakındaki çini levhaların nakışları, daha evvelki yapıların tezyinâtında hissedilen Tebrizli ustaların tesirinden tamamen kurtulmuştur. 

Bu dönemden itibaren hatayi nakışlarının çehresi değişmiş ve engin bir çeşitliliğe kavuşmuştur. şükûfe tarzının da katılımıyla daha da zenginleşen İstanbul üsbuyla, kıvrak hatlar üzerinde dengeli bir dağılım sağlanarak ahenkli terkipler kurulmuştur. 

Çinilerde kullanılan mercan kırmızısı renginden anlaşıldığına göre bu türbenin çinileri de Süleymaniye Camii'nin çinilerini yapan ustalar tarafından imaledilmiştir. Çinilerin nakışlarının, dönemin Saray Nakkaşhanesi Sernakkaşı tarafından çizildigi kabul edilebilir. Rıfkı Melül Meriç'in yayınlamış olduğu nakış tarihi vesikalarında bu dönemin nakkaşlarına dair bilgi bulunmamaktadır. Ancak 1558 yılında Sernakkaş Kara Memi olduğuna göre, on yıl sonra da aynı kişinin sernakkaş olması muhtemeldir. Nakışlar üslûp açısından incelendiğinde bu kanaati güçIendirecek birçok ipucu yakalamak mümkündür. 

Kanunî Sultan Süleyman Türbesi, mimari hususiyetleri bakımından nevi şahsına münhasır bir yapıdır. Beden duvarları etrafındaki revak uygulaması, kendisinden sonra tekrarlanmamıştır. Ancak ilk olarak bu türbede gördüğümüz medhal üzerindeki cüzhan mahfili daha sonraki türbelere örnek olmuştur. Bu mahfillerin, cüzhanların buralarda Kur'an-ı Kerim okumalarına mahsus olarak yapıldığını gelenekten öğreniyoruz. 

Zira Sultan II. Murad, vasiyetnâmesinde kendi türbesini tarif ederken "Çevre yanını örtme ideler, altında hafızlar Kur'an okumag içün" diyerek Kur'an okumakla görevli kişilere mahsus mekân oluşturulmasını talep etmiştir. Bunu takip eden türbelerden Sultan II. Selim, Sultan III. Murad ve Sultan III. Mehmed türbelerinde de benzer uygulamalar devam etmiştir. Aynı zamanda bu türbelerde çift cidarlı kubbe uygulanmış olup, kubbe aralığına geçiş, bu mahfillerden sağlanmıştır. 

Çekirdek kubbenin sütunlar üzerine kurulu bir çardak üzerine oturtulması yeni bir uygulama olup, kendisinden sonraki bazı mezar yapılarına örnek teşkil etmiştir. Daha önce Hürrem Sultan Türbesi'nde çift cidarlı kubbe uygulaması görülmekle beraber mezkûr türbede iç kubbe çardak üzerine oturtulmayıp doğrudan beden duvarlarına bindirilmiş. Kanunî Sultan Süleyman Türbesi'nde ise iç kubbe, sütunlar üzerine kurulmuş bir çardak üzerine oturmaktadır. 

Osmanlı hanedan türbelerinde dış cephelerin mermerle kaplanmasına, ilk defa Kanunî Sultan Süleyman Türbesi'nde rastlanmaktadır. Dolayısıyla türbe, bu yönüyle de kendisinden sonraki türbelere tesir etmiştir. 

Türbenin ahşap dolap kapakları üzerine işlenmiş Edirnekârî tekniğindeki tezhinat, daha sonra kurtlanmaya karşı üzeri boyanmış olmasına rağmen, bu tekniğin inceleklerini günümüze kadar taşımıştır. 

Kanunî Sultan Süleyman Türbesi'nin tezyînata getirdiği yeniliklerden birisi de, malakârî tekniğine çeşitli mücevheratın ilave edilmesiyle, rasıkarî/tersî tekniğinin geliştirilmesidir. mezkûr yapının kubbe bezemelerinde, malakârî tekniğiyle yüksekçe kabartılan nakışlar, maîl kesimle ince bir şekilde hurdelenerek, sathî bezemeye önemli ölçüde canlılık kazandırılmış, tezyînât programında uygun yerlere mücevherat kakılmasıyla da ışıltılı ve şaşaalı bir görünüm elde edilmiştir. 

Bu muazzam kubbenin zengin tezhinat, Osmanlı Devleti'nin gücünü temsil ederken, kubbenin koyu kırmızı rengi, sultanın ölümüne tutulan matemi temsil etmektedir. Bu türbedekii tezyînâtın önemli bir hususiyeti de, türbede yatan şahsın kişiliğiyle bütünleşmiş olmasıdır. Mimar Sinan, bu türbenin mimari ve tezyinat programında, Osmanlı Devleti sultanının şanına yaraşır bir örnek ortaya koymuştur. 

Kanuni Sultan Süleyman Türbesi'nin tezyinâtını meydana getiren nakışlar, Tebriz mektebinin tesirinden tamamen kurtularak Osmanlı İstanbul üslûbunu teşekkül ettirmiştir. Hatayî nakışları hareket kazanarak zengin profillerle ortaya çıkmış, rumiler ahenkli bir dengeye oturmuştur. Hatayîlerle birlikte veya müstakil olarak nakşedilen şüküfe tarzı çiçekler, hatayi üslûbuna farklı bir çehre kazandırmıştır. 
Saray Nakışhanesi'nin Sernakkaşı Kara Memi'nin tezgâhından çıktığını sandığımız tezyînat programında, nakış ve kompozisyon üslübu itibariyle malakâriden çiniye kadar fevkalade bir uyum sağlanmıştır. 

Sonuç itibariyle Osmanlı hanedan türbelerinin mimari plâstik ve tezyînat program bakımından zirvesi sayılan Kanuni Sultan Süleyman Türbesi, türbe mimarisine ve tezyInâtına birçok yenilik getirmiş ve kendisinden sonraki türbelere ve tezyînât programlarına tesir etmiştir. Nevi şahsına münhasır planıyla emsallerinden farklılık arz eden türbe, detaylarıyla, mümkün olabildiğince klasik türbe mimarî ve tezyînâtına mehaz teşkil etmiştir. 

Kanuni Sultan Süleyman Türbesi hâlen bakımlı ve ziyarete açık durumdadır. 

Aziz Doğanay

İlgili Makaleler

Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
S
ultan II.Mahmut zamanında, 1828 yılında Mimar Senekerim Balyan'a yaptırıldı. 85 metre yüksekliğindedir. Gözetleme yerine kadar çıkan merdivenler 180 basamaktan ibarettir. 

Kule;

Nöbet Katı

İşaret Katı

Sancak Katı olmak üzere üç bölümden oluşur.

Osmanlı devleti zamanında yangınları gözetlemek, Cumhuriyet döneminde ise…
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
Muhteşem Mimarimiz
Semerkan’ta Şaheser Bir Külliye: Şah-ı Zinde
K
ur’an-ı Kerimin “Allah yolunda ölenlere ölüdür demeyiniz” hükmü gereğince (Bakara, 154. âyet, Al-i îmran, 168. âyet) Semerkand’lılar Hazreti Peygamber’in bu yakın akrabasının daima canlı olduğunu kabul ederek ona “Şah-ı Zinde” demişlerdir. “Kıyamet gününde üç zümreye şefaat edilir: Peygamberler, âlimler, şehîdler.” Ve…
Semerkan’ta Şaheser Bir Külliye: Şah-ı Zinde
Muhteşem Mimarimiz
Dekorasyon Bakımından Benzeri Olmayan Bir Şaheser: Yıldız Hamidiye Camii
B
eşiktaş ilçesinde, Yıldız Sarayı yolu üzerindedir. Caminin bânîsi Sultan II. Abdülhamid Han’dır. Cami, II. Abdülhamid Han’ın Yıldız Sarayı’na yerleşmesinden sonra, 1885-1886 yılında yaptırılmıştır. Son dönem Osmanlı mimarlığında mimarisi ve dekoratif unsurları bakımından benzeri olmayan bir yapıdır. Mimarı Sarkis…
Dekorasyon Bakımından Benzeri Olmayan Bir Şaheser: Yıldız Hamidiye Camii
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul'un Sanat Şaheserlerinden Biri Tophane Meydan Çeşmesi
T
ophane meydan Çeşmesi, Beyoğlu İlçesi'nde Tophane Meydanı'nın ortasında bulunmaktadır. önceleri Haliç'in kıyısında bulunan çeşme, denizin zamanla doldurulmasıyla sahilden uzakta kalmıştır. 

Kılıç Ali Paşa Camii ile mimari bir bütünlük arz eden çeşme, Sultan Birinci Mahmud Han tarafından taksim Suyu Tesisleri'nin…
İstanbul'un Sanat Şaheserlerinden Biri Tophane Meydan Çeşmesi
Muhteşem Mimarimiz
Bulgaristan’da Bir Osmanlı Şaheseri: “Tombul Cami”
T

ombul Camii, Bulgaristan Türkleri ve Müslümanlarının hayatında özel bir yeri ve pahabiçilmez, eşsiz değeri vardır. Kubbesinden dolayı Tombul Cami denmektedir.


Osmanlı imparatorluğu döneminde Şumnu, özellikle 15-18. yüzyıllar arasında çok önemli askerî, ticarî, dinî ve kültür merkezi idi.


Bu yıllarda, diğer B…

Bulgaristan’da Bir Osmanlı Şaheseri: “Tombul Cami”
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
S
ultan II.Mahmut zamanında, 1828 yılında Mimar Senekerim Balyan'a yaptırıldı. 85 metre yüksekliğindedir. Gözetleme yerine kadar çıkan merdivenler 180 basamaktan ibarettir. 

Kule;

Nöbet Katı

İşaret Katı

Sancak Katı olmak üzere üç bölümden oluşur.

Osmanlı devleti zamanında yangınları gözetlemek, Cumhuriyet döneminde ise…
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da Abidevî Bir Osmanlı Eseri: Hürrem Sultan Hamamı
İ
stanbul’un abidevî eserlerinden olan Hürrem Sultan Hamamı, Ayasofya ve Sultan Ahmet camileri arasında bulunmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın hanımı olan Hürrem Sultan tarafından, Mimar Sinan’a 1557 yılında yaptırılmıştır. 

Klasik devir Osmanlı hamamları üslubundaki yapı, çifte hamam şeklinde ve 75 m uzunluğundadır.…
İstanbul’da Abidevî Bir Osmanlı Eseri: Hürrem Sultan Hamamı
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da en çok ziyaret edilen Eyüp Sultan Camii.
E
yüp Sultan Camii, İstanbul'da Eyüp semtinde Haliç kıyısında bulunur. Sahabe-i Kiram'dan Eyüp Sultan Hazretlerinin türbesi burada olmasından dolayı mukaddes bir ziyaret mahallidir.
 
Eyüp Sultan Camii, dikdörtgen planda, mihrabı çıkıntılıdır. Merkez kubbe altı sütun ve iki filayağına müstenit kemerlere yaslanır,…
İstanbul’da en çok ziyaret edilen Eyüp Sultan Camii.
Muhteşem Mimarimiz
Dokuz Asırlık Kayseri Ulu Cami Dimdik Ayakta
K
ayseri’de Selçukluların ilk eserlerinden biri olan Ulu Camide dokuz asırdan beri ibadet edilmektedir. Cami şehrin merkezinde olup, kalbi gibidir. Kapalıçarşı'nın yanında yer almaktadır. Ulu Cami olarak bilinmekle beraber değişik kaynaklarda Cami-i Kebir veya Sultan Camii olarak da anılmaktadır. 

Ulu Cami 1135 tarihinde…
Dokuz Asırlık Kayseri Ulu Cami Dimdik Ayakta
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da Zerafet Timsali Bağdat Köşkü

T
opkapı Sarayı'nın köşklerinden en güzeli Bağdat Köşkü'dür. 1639'da Sultan 4.Murat tarafından, Bağdat'ın zaptından sonra, bu zaferin hatırasına yaptırılmıştır. Mimari Kasım Ağa'dır.

Köşk sekiz cephelidir. Dört girinti dört çıkıntı ve kubbe saçağı ile orijinal bir mimariye sahiptir. Çepçevre saçağın tavanı dört…

İstanbul’da Zerafet Timsali Bağdat Köşkü
Muhteşem Mimarimiz
Türkiye’nin Minareleri En Süslü Camii

Ş
ehzadebaşı Camii, Kanuni Sultan Süleyman'ın genç yaşta ölen oğlu Şehzade Mehmet adına Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak devrinin büyük mimarı Mimar Sinan, Şehzadebaşı Camii ve külliyesini 1544-48 tarihleri arasında dört yılda tamamlamıştır. Mimar Sinan daha sonra "Şehzadebaşı çıra…
Türkiye’nin Minareleri En Süslü Camii
Muhteşem Mimarimiz
Türkiye’nin 40 Direkli En Büyük Ahşap Camii Afyon’da
A

fyon’un merkezinde, kalenin bulunduğu tepenin güneybatısında yer alan Ulu Cami, Selçuklu döneminde 1272 tarihinde Sahip Ata oğullarından Nusretüddin Ahmet tarafından yaptırılmıştır. Karamanoğulları zamanında da 1341 yılında onarılmıştır.

Yapı, 40 ahşap direk üzerine oturtulmuş olması sebebiyle “Kırk Direkli Camii” olar…
Türkiye’nin 40 Direkli En Büyük Ahşap Camii Afyon’da