Türkistan'da Muhteşem Türk Mimarisi

mm 23.09.2012 4569
A

ta yurdumuz büyük Türkistan, bir zamanlar ilim, irfan ve medeniyet merkezi idi. Dünyanın en büyük âlimleri burada yetişti, en kıymetli kitaplar burada yazıldı.

  Türkistan’da ecdâdımız ilimde olduğu gibi mimaride de dünya şaheserleri meydana getirdi. Orta Asya’nın sert iklim şartlarına, zelzelelere, harplere ve Sovyetlerin kasdî yıkımlarına rağmen, halen pek çok muhteşem Türk mimarî eseri camiler, medreseler, türbeler, ayaktadır. Her biri güzellikleri, ihtişamları ve zerâfetleri ile görenleri şaşırtmaktadır.

  Komünist rejimin dağılmasından sonra Türkistan’da ilk defa Türk mimarî eserlerini araştıran, Yrd. Doç. Dr. Gözde Ramazanoğlu olmuştur. Orta Asya’nın zor iklim ve tabiat şartlarında  Gözde Ramazanoğlu çok büyük bir azim ve gayret göstererek, pek çok zorluklara katlanarak, tarihî Türk mimarî eserlerini büyük bir dikkat ve titizlikle incelemiştir.


  Yüksek Mimar Gözde Ramazanoğlu, araştırmaları sonunda hazırladığı ve Kültür Bakanlığı’nca neşredilen “Orta Asya’da Türk Mimarîsi” isimli eserinde özetle şunları ifade ediyor:

  “Eserleri gördükçe hayretler içinde kaldık. Mimarlık Fakültesi’nde, Sanat Tarihi’nde görmediğimiz, öğrenmediğimiz tablolarla karşılaştık. Sanat Tarihi, Mimarlık Tarihi, Türk Sanatı Tarihi’nde de görmemiştik. Ama buralar kapalı bir kutu idi, rejim (komünist) müsaade etmezdi.

Onlar da Bizimdi, Onlar da Bizdendi…

  Orta Asya’da gördüğümüz eserler genel olarak çok süslü, çok gösterişli idi. Bildiğimiz binalardan o kadar farklılar ki şaşkınlığa uğradığımızı itiraf etmeliyiz. Şaheserler gördük, ama kıskanmadık. Çünkü bunları yapanlar da Türk’tü… Bizlerdendi…

  Orta Asya’daki medreseler baştanbaşa çini ile bezenmiş. Bu ilme verilen kıymetin göstergesidir. Bir Uluğ Bey çıkıyor (bizler her nedense Uluğ Bey’i bilmeyiz de Kopernik’i biliriz). Uluğ Bey yılın 365 gün 6 saat 10 dakika 8 saniyede döndüğünü hesap ediyor. Bugün, 365 gün 6 saat 9 dakika 9.6 saniye olarak hesaplanıyor.

  Orta Asya’daki tetkiklerimde beni en çok üzen şey, Uluğ Bey gibi bir bilginin okullarımızda okutulmadığı oldu. İlim adamını tanımamız için mutlaka âlimin Avrupalı olması gerekiyor hissine kapıldım…  Avrupa’da ilk rasathane 1674 yılında kurulmuştur. Uluğ Bey Rasathanesi’nin yapımı ise 1429…”

Registan Meydanı’nda Dünya Mimarî Şaheserleri

  Semerkant’ın Registan Meydanında üç muhteşem medrese var. Bunlar; Uluğ Bey, Şir Dor ve Tillia-Kari medreseleridir. Bunların her biri gerçekten dünya şaheseridir. Görenleri, güzelliği ve ihtişamı ile adeta büyülemektedir. Gözde Ramazanoğlu bu üç medrese hakkında da şunları yazıyor:

  Burası bir “Kültür Sitesi”, “Üniversite Kampüsü”, “İlim Merkezi” olarak tarif edilebilir. Ancak biz “İlim Sitesi” tabirini uygun bulduk. Registan Meydanını "Kadîm-î Semerkant’ın Yüreği” olarak tanımlıyorlar.

  Meydana adım attığımız anda binaların her birinden yayılan “Ben daha güzelim” diyen dalgaları algılamaya başlıyoruz. Önce bu dalgaların çarpması, sonra detayları kaçırmama çabasının yorgunluğu ile bitap düşüyoruz. Meydanı terk ederken ayaklarımızın sürükleniyor olması, bu kaprisli güzellerin bizi tekrar çekmesini engelleyemiyor…

Dünyanın En Güzel Meydanı

  Araştırmacı yazar Ersin Gürdoğan da “Zamanı Aşan Şehirler” isimli kitabında diyor ki:
Olaf Caroe, “Venedik’te San Marko meydanı hariç, Avrupa’daki hiçbir meydan onunla boy ölçüşemez” diyor. Kim ne derse desin, neresinden bakılırsa bakılsın, güzellikte dünyada hiçbir meydan Registan Meydanı ile yarışamaz. Saatlerce bakılsa yine de güzelliğine doyulmaz. Ben kendi payıma bir tabloyu seyreder gibi uzun bir süre bakmaktan kendimi alamadım.

Muhteşem Semerkant

Şair ve yazar Yavuz Bülent Bakiler “Türkistan Türkistan” adlı kitabında Semerkant’ın ihtişamını şöyle dile getiriyor:

Semerkant Türk’ün ruh güzelliği!

Bin türlü güzellik, bin türlü esrar.

Semerkant, sular, serin rüzgârlar, unutulmaz hâtıralar beldesi.

Semerkant, akıllara durgunluk veren câmilerin, ölümü bile bin defa güzelleştiren çok zarif türbelerin, çinili medreselerin ve her biri bir ayrı masal dünyasından çıkıp gelmiş gibi sevimli Türk evlerinin boy verdiği muhteşem bir şehir…

  Bizim mimarimizin vazgeçilmez güzelliklerinden biri olan yeşil ve serin bahçeleri, Semerkant’ta huzurla seyrettim. Şimdi kendi kendime düşünüyorum:

  Büyüklüğü, güzelliği zenginliği, inceliği, mükemmelliği...  ifade eden “muhteşem” kelimesi olmasaydı, Semerkant şehrinden bahsederken acaba hangi sıfatı kullanırdık diyorum. Anlatmak ne kadar zor? Semerkant’ın ihtişamı karşısında kelimeler ne kadar renksiz, ne kadar boynu bükük, ne kadar cansız kalıyor?



Kaynaklar :  Gözde Ramazanoğlu- Orta Asya’da Türk Mimarîsî
               Ersin Gürdoğan – Zamanı Aşan Şehirler
               Yavuz Bülent Bâkiler- Türkistan Türkistan

İlgili Makaleler

Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
S
ultan II.Mahmut zamanında, 1828 yılında Mimar Senekerim Balyan'a yaptırıldı. 85 metre yüksekliğindedir. Gözetleme yerine kadar çıkan merdivenler 180 basamaktan ibarettir. 

Kule;

Nöbet Katı

İşaret Katı

Sancak Katı olmak üzere üç bölümden oluşur.

Osmanlı devleti zamanında yangınları gözetlemek, Cumhuriyet döneminde ise…
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
Muhteşem Mimarimiz
Semerkan’ta Şaheser Bir Külliye: Şah-ı Zinde
K
ur’an-ı Kerimin “Allah yolunda ölenlere ölüdür demeyiniz” hükmü gereğince (Bakara, 154. âyet, Al-i îmran, 168. âyet) Semerkand’lılar Hazreti Peygamber’in bu yakın akrabasının daima canlı olduğunu kabul ederek ona “Şah-ı Zinde” demişlerdir. “Kıyamet gününde üç zümreye şefaat edilir: Peygamberler, âlimler, şehîdler.” Ve…
Semerkan’ta Şaheser Bir Külliye: Şah-ı Zinde
Muhteşem Mimarimiz
Dekorasyon Bakımından Benzeri Olmayan Bir Şaheser: Yıldız Hamidiye Camii
B
eşiktaş ilçesinde, Yıldız Sarayı yolu üzerindedir. Caminin bânîsi Sultan II. Abdülhamid Han’dır. Cami, II. Abdülhamid Han’ın Yıldız Sarayı’na yerleşmesinden sonra, 1885-1886 yılında yaptırılmıştır. Son dönem Osmanlı mimarlığında mimarisi ve dekoratif unsurları bakımından benzeri olmayan bir yapıdır. Mimarı Sarkis…
Dekorasyon Bakımından Benzeri Olmayan Bir Şaheser: Yıldız Hamidiye Camii
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul'un Sanat Şaheserlerinden Biri Tophane Meydan Çeşmesi
T
ophane meydan Çeşmesi, Beyoğlu İlçesi'nde Tophane Meydanı'nın ortasında bulunmaktadır. önceleri Haliç'in kıyısında bulunan çeşme, denizin zamanla doldurulmasıyla sahilden uzakta kalmıştır. 

Kılıç Ali Paşa Camii ile mimari bir bütünlük arz eden çeşme, Sultan Birinci Mahmud Han tarafından taksim Suyu Tesisleri'nin…
İstanbul'un Sanat Şaheserlerinden Biri Tophane Meydan Çeşmesi
Muhteşem Mimarimiz
Bulgaristan’da Bir Osmanlı Şaheseri: “Tombul Cami”
T

ombul Camii, Bulgaristan Türkleri ve Müslümanlarının hayatında özel bir yeri ve pahabiçilmez, eşsiz değeri vardır. Kubbesinden dolayı Tombul Cami denmektedir.


Osmanlı imparatorluğu döneminde Şumnu, özellikle 15-18. yüzyıllar arasında çok önemli askerî, ticarî, dinî ve kültür merkezi idi.


Bu yıllarda, diğer B…

Bulgaristan’da Bir Osmanlı Şaheseri: “Tombul Cami”
Muhteşem Mimarimiz
Muhteşem Süleyman’ın Muhteşem Türbesi
K
anunî Sultan Süleyman Türbesi tezhinatında ve bilhassa çinilerinde görülen nakışlar, tam manasıyla, Istanbul üslülbû vasıflarını taşımaktadır. Burada, hurdelenmiş rumî nakışları oldukça kıvrak ve dengelidir. Çizim kaideleri hususunda bazı esaslar göz ardı edilmiş gibi görünse de bu durum, o günün sanatkârının belli…
Muhteşem Süleyman’ın Muhteşem Türbesi
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
S
ultan II.Mahmut zamanında, 1828 yılında Mimar Senekerim Balyan'a yaptırıldı. 85 metre yüksekliğindedir. Gözetleme yerine kadar çıkan merdivenler 180 basamaktan ibarettir. 

Kule;

Nöbet Katı

İşaret Katı

Sancak Katı olmak üzere üç bölümden oluşur.

Osmanlı devleti zamanında yangınları gözetlemek, Cumhuriyet döneminde ise…
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da Abidevî Bir Osmanlı Eseri: Hürrem Sultan Hamamı
İ
stanbul’un abidevî eserlerinden olan Hürrem Sultan Hamamı, Ayasofya ve Sultan Ahmet camileri arasında bulunmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın hanımı olan Hürrem Sultan tarafından, Mimar Sinan’a 1557 yılında yaptırılmıştır. 

Klasik devir Osmanlı hamamları üslubundaki yapı, çifte hamam şeklinde ve 75 m uzunluğundadır.…
İstanbul’da Abidevî Bir Osmanlı Eseri: Hürrem Sultan Hamamı
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da en çok ziyaret edilen Eyüp Sultan Camii.
E
yüp Sultan Camii, İstanbul'da Eyüp semtinde Haliç kıyısında bulunur. Sahabe-i Kiram'dan Eyüp Sultan Hazretlerinin türbesi burada olmasından dolayı mukaddes bir ziyaret mahallidir.
 
Eyüp Sultan Camii, dikdörtgen planda, mihrabı çıkıntılıdır. Merkez kubbe altı sütun ve iki filayağına müstenit kemerlere yaslanır,…
İstanbul’da en çok ziyaret edilen Eyüp Sultan Camii.
Muhteşem Mimarimiz
Dokuz Asırlık Kayseri Ulu Cami Dimdik Ayakta
K
ayseri’de Selçukluların ilk eserlerinden biri olan Ulu Camide dokuz asırdan beri ibadet edilmektedir. Cami şehrin merkezinde olup, kalbi gibidir. Kapalıçarşı'nın yanında yer almaktadır. Ulu Cami olarak bilinmekle beraber değişik kaynaklarda Cami-i Kebir veya Sultan Camii olarak da anılmaktadır. 

Ulu Cami 1135 tarihinde…
Dokuz Asırlık Kayseri Ulu Cami Dimdik Ayakta
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da Zerafet Timsali Bağdat Köşkü

T
opkapı Sarayı'nın köşklerinden en güzeli Bağdat Köşkü'dür. 1639'da Sultan 4.Murat tarafından, Bağdat'ın zaptından sonra, bu zaferin hatırasına yaptırılmıştır. Mimari Kasım Ağa'dır.

Köşk sekiz cephelidir. Dört girinti dört çıkıntı ve kubbe saçağı ile orijinal bir mimariye sahiptir. Çepçevre saçağın tavanı dört…

İstanbul’da Zerafet Timsali Bağdat Köşkü
Muhteşem Mimarimiz
Türkiye’nin Minareleri En Süslü Camii

Ş
ehzadebaşı Camii, Kanuni Sultan Süleyman'ın genç yaşta ölen oğlu Şehzade Mehmet adına Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak devrinin büyük mimarı Mimar Sinan, Şehzadebaşı Camii ve külliyesini 1544-48 tarihleri arasında dört yılda tamamlamıştır. Mimar Sinan daha sonra "Şehzadebaşı çıra…
Türkiye’nin Minareleri En Süslü Camii