Muhteşem Süleymaniye ve Mimar Sinan

Mehmet Can 23.09.2012 3274
R
ivayet olunur ki bir kutlu gecede, Kanuni Sultan Süleyman, rüyasında Resulullah efendimizi görür. Sultan Süleyman, peygamber efendimizi takip ederek bugün Süleymaniye’nin inşa edilmiş olduğu yaklaşık yetmiş dönümlük arazinin bulunduğu çok güzel manzaralı tepeye gelirler. Bu tepe, hem Haliç’i hem de Boğaziçi’ni mükemmel  bir açıdan görür.

   Peygamber Efendimiz, Sultan Süleyman’a;

“Mihrabı buraya, minberi buraya olsun” der.

   
  
Kanuni Sultan Süleyman kutlu rüyadan uyanır, şükürler eder. Mimar Sinan’ı çağırtır. Hiçbir açıklama yapmadan büyük bir heyecan ile rüyada gördüğü yere götürür:

 
 “Buraya bir cami bir de külliye yapacağız.” diye sözlerine başladığında, Mimar Sinan söze karışır:

  “ Sultanım, mihrabı burada, minberi burada olsun…”

   Sultan Süleyman şaşırır:

  “ Sinan sen bu işten haberli gibisin.” der.

   Mimar Sinan cevap verir:

  “ Sultanım dünkü rüyanızda ben de bir adım gerinizde geliyor idim…”

 

  Temele İlk Taşı Şeyhülislam Ebussuud Efendi Koydu…

 

   Yüzyılın tam ortasında, 13 Haziran 1550 günü padişahın isteğiyle Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin mihrab duvarına ilk temel taşını koymasıyla inşaat başladı. Cami o günlerin en büyük külliyesiyle birlikte tasarlanmış, Fatih Külliyesi’nden sonra bir bakıma devrin en büyük üniversitesinin merkezi olarak planlanmıştır. Etrafındaki binalar camiyi örtmediği gibi, araziye uygun yayılan küçük bir şehir görünümündeydi.

 

   Türklerin en büyük hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’ın adıyla anılan “Süleymaniye Camii” ihtişam ve zarâfet yönünden yalnız Türk mimarîsinin değil, bütün dünya mimarîsinin de en seçkin eserlerinden biridir. Pek çok mimarlık tarihçisi de bu kanaattedir. Ayrıca Mimar Sinan, caminin ve külliyenin inşaatında bugün bilinen deprem mühendisliği tekniklerini yerine getirmiştir.

 

   Klasik Osmanlı mimarîsinin en önemli eserlerinden biri olan Süleymaniye Camii, her şeyden önce İstanbul’un siluetine yeni yükseltiler getiren ve bu siluetiyle şehrin değişik semtlerinden fark edilen bir yapıdır.

 

   Mimar Sinan, bu caminin yerini tespit ederken büyük bir şehirci olduğunu da göstermiştir. Cami yapıldığında, Sultan Ahmed Camii, Bayezıd Kulesi, Eminönü Yeni Camii ve Nuruosmaniye Camii mevcut değildi. Bu durumda, Pera, Galata, Haliç’ten bakıldığında siluete en hâkim yapı o idi. Boğaziçi, Tophane, Üsküdar ve Adalar’dan bakan bir kimse Ayasofya’nın tek rakibi olarak onu görüyordu.

 

    Bugünkü ölçülere göre bile oldukça hızlı ilerleyen inşaat, gerek projenin büyüklüğü, gerekse Mimar Sinan’ın başka inşaatlarla da ilgilenmek mecburiyetinde olmasından dolayı, inşaatı takip edenlerce zaman zaman duraklıyor gibi anlaşılıyordu. Mimar Sinan’ın rakipleri ve her devirde rastlanan entrikacı tipler yüzünden, padişahta da böyle bir intiba uyandırılmıştı.

 

İki Ayda Biter Padişahım!

 

   Nihayet bir gün Mimar Sinan’ın inşaatla meşgul olduğu bir sırada padişah çıkageldi. Mimar Sinan bu olayı şöyle anlatır:

    Bir gün , caminin minber ve mihrabının yapılmasıyla meşgul olurken, padişah geldi. Binanın süratli yapılmadığına hiddetlendiler. Ben de:

 

“ İki ayda tamam olur.” dedim.

   Padişah, orada hazır olan ağaları şahit tutup:

“ Hele iki ayda tamam olmaz ise seninle görüşürüz!” dedi.

   Saraya gidince de Haznedar başı ve sâir ağalara buyurmuşlar ki:

“ Mimarın aklını kaçırdığı belli oldu. Hiç iki ayda bu kadar iş yapılır mı? Herif, başı korkusundan aklını kaçırdı, çağırıp siz de sual ediniz.” demiş.

   Beni çağırdılar, doğruca saraya gittim, sordular, orada da iki ayda biteceğini söyledim. Gece gündüz durmadan çalışıldı. Yine bir gün padişah gelerek:

“ Sözünde kararlı mısın?” dedi.

“ Evet ” dedim.

 

  Açılışı Sinan yaptı…

 
 Cami 15 Ekim 1557 günü tamamlandı. İnşaat yedi yıl sürdü. Mimar Sinan bu olayı şöyle anlatıyor:

 

“İki ay tamam olunca bina da tamam oldu. Anahtarını padişahın mübarek ellerine verdim ve dua edip el kavuşturup durdum.” Padişah da:

 Bu bina eylediğin beytullahı yine senin açman evlâdır.” dedi, dua ve senâ edip anahtarı verince:

Ya Fettah!..” deyip açtım.

 

   Mücevherat Harca Karıştırıldı!

 

   İnşaat sırasında özellikle temel hazırlığı gibi teknik sebeplerden dolayı, uzun bir süre, bir türlü göze görünür ve herkesin anlayacağı duruma gelemeyen Süleymaniye için, İran’da da dedikodular çıkmıştır. Bu durumu, parasızlıktan iş gecikiyor intibası vererek kaşımak isteyen  İran şahı Tahmasb, Kanuni Sultan Süleyman’a -özellikle sultanı incitecek şekilde- para yardımı niyetiyle bir sandık mücevher gönderir.

 

Koca Sultan Süleyman durur mu? Tabii olarak hediyeyi iâde etmek nezaketsizliği göstermez.  Tahmasb’tan gelen bütün mücevherleri kırdırıp ezdirir ve o sırada yapımı devam etmekte olan kıble istikametindeki sol uzun minarenin harcına kattırır. Güneşi arkadan aldığı zaman pırıl pırıl parlayan bu minareye bunun için “cevahir (mücevher) minaresi” denilmiştir.

 

   Haç da Hak Ettiği Yerde!

 

   Yine Süleymaniye Külliyesi’nin yapımı sırasında “İslam dünyası yine bir şaheseri ortaya çıkarıyor” haberleri ile telaş içine düşen Vatikan bir mermer blok içerisine dışarıdan belli olmayacak şekilde “Haç” döktürür ve Sultan Süleyman’a “Mâbedinizin minberi için hediyemizdir.” diye gönderir.

 

    Sultan Süleyman bu hediyenin istihbaratını almış ve Mimar Sinan’a bloku ortadan kestirip “Haç”ı ortaya çıkartmıştır. İki parça olan mermer ve haçlar yine iki adet olan ve dış avludan iç avluya geçen kapıların girişinde yere yerleştirilmiştir. Böylelikle bundan böyle avluya girecek olanlar “Haç”ı çiğneyip girecektir. Daha sonra Vatikan’a haber yollanmıştır:

 

“Hediyenizi aldık, kabul ettik, doğru yere yerleştirdik.”

 

   Bugün yerlerdeki haç, iyice aşındığı için çok zor ve ancak çok yakından seçilebiliyor, ama blok hâlâ yerinde…        

 

 

 Kaynak: Sinan ve Çağı - Selçuk Mülayim

           Muhteşem Süleymaniye - Boğaziçi Yöneticiler Vakfı

İlgili Makaleler

Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
S
ultan II.Mahmut zamanında, 1828 yılında Mimar Senekerim Balyan'a yaptırıldı. 85 metre yüksekliğindedir. Gözetleme yerine kadar çıkan merdivenler 180 basamaktan ibarettir. 

Kule;

Nöbet Katı

İşaret Katı

Sancak Katı olmak üzere üç bölümden oluşur.

Osmanlı devleti zamanında yangınları gözetlemek, Cumhuriyet döneminde ise…
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
Muhteşem Mimarimiz
Semerkan’ta Şaheser Bir Külliye: Şah-ı Zinde
K
ur’an-ı Kerimin “Allah yolunda ölenlere ölüdür demeyiniz” hükmü gereğince (Bakara, 154. âyet, Al-i îmran, 168. âyet) Semerkand’lılar Hazreti Peygamber’in bu yakın akrabasının daima canlı olduğunu kabul ederek ona “Şah-ı Zinde” demişlerdir. “Kıyamet gününde üç zümreye şefaat edilir: Peygamberler, âlimler, şehîdler.” Ve…
Semerkan’ta Şaheser Bir Külliye: Şah-ı Zinde
Muhteşem Mimarimiz
Dekorasyon Bakımından Benzeri Olmayan Bir Şaheser: Yıldız Hamidiye Camii
B
eşiktaş ilçesinde, Yıldız Sarayı yolu üzerindedir. Caminin bânîsi Sultan II. Abdülhamid Han’dır. Cami, II. Abdülhamid Han’ın Yıldız Sarayı’na yerleşmesinden sonra, 1885-1886 yılında yaptırılmıştır. Son dönem Osmanlı mimarlığında mimarisi ve dekoratif unsurları bakımından benzeri olmayan bir yapıdır. Mimarı Sarkis…
Dekorasyon Bakımından Benzeri Olmayan Bir Şaheser: Yıldız Hamidiye Camii
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul'un Sanat Şaheserlerinden Biri Tophane Meydan Çeşmesi
T
ophane meydan Çeşmesi, Beyoğlu İlçesi'nde Tophane Meydanı'nın ortasında bulunmaktadır. önceleri Haliç'in kıyısında bulunan çeşme, denizin zamanla doldurulmasıyla sahilden uzakta kalmıştır. 

Kılıç Ali Paşa Camii ile mimari bir bütünlük arz eden çeşme, Sultan Birinci Mahmud Han tarafından taksim Suyu Tesisleri'nin…
İstanbul'un Sanat Şaheserlerinden Biri Tophane Meydan Çeşmesi
Muhteşem Mimarimiz
Bulgaristan’da Bir Osmanlı Şaheseri: “Tombul Cami”
T

ombul Camii, Bulgaristan Türkleri ve Müslümanlarının hayatında özel bir yeri ve pahabiçilmez, eşsiz değeri vardır. Kubbesinden dolayı Tombul Cami denmektedir.


Osmanlı imparatorluğu döneminde Şumnu, özellikle 15-18. yüzyıllar arasında çok önemli askerî, ticarî, dinî ve kültür merkezi idi.


Bu yıllarda, diğer B…

Bulgaristan’da Bir Osmanlı Şaheseri: “Tombul Cami”
Muhteşem Mimarimiz
Muhteşem Süleyman’ın Muhteşem Türbesi
K
anunî Sultan Süleyman Türbesi tezhinatında ve bilhassa çinilerinde görülen nakışlar, tam manasıyla, Istanbul üslülbû vasıflarını taşımaktadır. Burada, hurdelenmiş rumî nakışları oldukça kıvrak ve dengelidir. Çizim kaideleri hususunda bazı esaslar göz ardı edilmiş gibi görünse de bu durum, o günün sanatkârının belli…
Muhteşem Süleyman’ın Muhteşem Türbesi
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
S
ultan II.Mahmut zamanında, 1828 yılında Mimar Senekerim Balyan'a yaptırıldı. 85 metre yüksekliğindedir. Gözetleme yerine kadar çıkan merdivenler 180 basamaktan ibarettir. 

Kule;

Nöbet Katı

İşaret Katı

Sancak Katı olmak üzere üç bölümden oluşur.

Osmanlı devleti zamanında yangınları gözetlemek, Cumhuriyet döneminde ise…
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da Abidevî Bir Osmanlı Eseri: Hürrem Sultan Hamamı
İ
stanbul’un abidevî eserlerinden olan Hürrem Sultan Hamamı, Ayasofya ve Sultan Ahmet camileri arasında bulunmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın hanımı olan Hürrem Sultan tarafından, Mimar Sinan’a 1557 yılında yaptırılmıştır. 

Klasik devir Osmanlı hamamları üslubundaki yapı, çifte hamam şeklinde ve 75 m uzunluğundadır.…
İstanbul’da Abidevî Bir Osmanlı Eseri: Hürrem Sultan Hamamı
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da en çok ziyaret edilen Eyüp Sultan Camii.
E
yüp Sultan Camii, İstanbul'da Eyüp semtinde Haliç kıyısında bulunur. Sahabe-i Kiram'dan Eyüp Sultan Hazretlerinin türbesi burada olmasından dolayı mukaddes bir ziyaret mahallidir.
 
Eyüp Sultan Camii, dikdörtgen planda, mihrabı çıkıntılıdır. Merkez kubbe altı sütun ve iki filayağına müstenit kemerlere yaslanır,…
İstanbul’da en çok ziyaret edilen Eyüp Sultan Camii.
Muhteşem Mimarimiz
Dokuz Asırlık Kayseri Ulu Cami Dimdik Ayakta
K
ayseri’de Selçukluların ilk eserlerinden biri olan Ulu Camide dokuz asırdan beri ibadet edilmektedir. Cami şehrin merkezinde olup, kalbi gibidir. Kapalıçarşı'nın yanında yer almaktadır. Ulu Cami olarak bilinmekle beraber değişik kaynaklarda Cami-i Kebir veya Sultan Camii olarak da anılmaktadır. 

Ulu Cami 1135 tarihinde…
Dokuz Asırlık Kayseri Ulu Cami Dimdik Ayakta
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da Zerafet Timsali Bağdat Köşkü

T
opkapı Sarayı'nın köşklerinden en güzeli Bağdat Köşkü'dür. 1639'da Sultan 4.Murat tarafından, Bağdat'ın zaptından sonra, bu zaferin hatırasına yaptırılmıştır. Mimari Kasım Ağa'dır.

Köşk sekiz cephelidir. Dört girinti dört çıkıntı ve kubbe saçağı ile orijinal bir mimariye sahiptir. Çepçevre saçağın tavanı dört…

İstanbul’da Zerafet Timsali Bağdat Köşkü
Muhteşem Mimarimiz
Türkiye’nin Minareleri En Süslü Camii

Ş
ehzadebaşı Camii, Kanuni Sultan Süleyman'ın genç yaşta ölen oğlu Şehzade Mehmet adına Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak devrinin büyük mimarı Mimar Sinan, Şehzadebaşı Camii ve külliyesini 1544-48 tarihleri arasında dört yılda tamamlamıştır. Mimar Sinan daha sonra "Şehzadebaşı çıra…
Türkiye’nin Minareleri En Süslü Camii