Merhamet Timsali Osmanlı’nın Mısır’daki Zarif Sebilleri

Adil Suphi (Tercüme: Dr. Nilüfer Bayatlı) 23.05.2014 2774

A
sırlarca dünyaya nizam veren Osmanlılar’ın arz üzerindeki izleri silinmeyecek kadar çoktur. Mısır’da bıraktıkları sebiller ise bunların sadece çok küçük bir parçasını teşkil etmektedir.

Sebiller yolcuların içme suyunu temin eden su müesseseleridir. Eskiden bu gibi sebillerin yapımı birçok milletin geleneği haline gelmişti. Sebiller, Ortadoğu’da genellikle su kıtlığı çeken Arap ülkelerinde göze çarpardı. Böylece su sebilleri halkın sosyal hizmetlerini yerine getirmekteydiler. Osmanlı devrinde Kahire şehri, bu tür hizmetlerden istifade etmiştir; Kahire’de Osmanlı devletinden kalma 70 sebil varlığını bugüne kadar korumuştur.

Bu sebiller şehir halkının su ihtiyacını üç asır boyunca eksiksiz görmüşlerdir.
Halkın içme suyunu sağlamak için mimarlar yeraltını su deposu olarak kullanmışlardır. Bu sebeple alt tesisler de yaptırılmıştır.

Bilindiği gibi sebil iki kattan oluşmaktadır. Birincisi “sarnıç” denilen su depolama yeri; bu da yer ölçümü ve maliyet tahsisatına göre büyük ya da küçük olabilir. Şekil itibariyle de ya dörtgen veya dikdörtgen ve derin olmayan kubbeler ile kaplıdır. Bu kubbeler taş veya mermer sütunlar üzerine oturtulmuştur. 

Her su deposunun taştan veya mermerden bir harzesi (kapak taşı) vardır. Bu da kuyu kapak taşına benzemektedir. İkinci kat ise, yer seviyesinde veya biraz daha yerden yüksek olarak yapılır. Giriş ise genellikle müşterek giriş veya ayrı bir kapı ile sağlanır. Bu kat, taştan yapılır. Etrafına da ona ait ilaveler ve bölümler eklenir. Bu taş ilaveleri, sebilin yer seviyesindeki görüntüsüdür.  

Osmanlı sebillerine iyice dikkat edilirse mimar veya ustasının süs ve tezhiplere ve bunları özenle su pencerelerinin çevresine işlemesinde ne kadar itina gösterdiği görülür.

Bunların yanı sıra içerideki zeminin zenginliğini, çeşitli renklerdeki mermerler, su depo odalarına ait fağfurdan yapılan çeşmeler bu zevk ahengini göstermektedir.

Tavanın da çeşitli tezhiblerle süslenmesi yine mimarisinin üstün zevklerini ortaya koymaktadır. Ön cephedeki tezhipler ve süslemeler, 16., 17. ve hatta 18. yy.’ların yarısına kadar, sebillerin bizzat iç bölümlerinde ve özel olarak da ahşap tavanlarda yoğunlaşır.  

Osmanlı sebillerindeki süsleme ve tezhiplere genel çerçeve içinde bir göz atarsak görürüz ki çeşitli şekildeki hendesî unsurlar, içeri ve dışarı süslemelerde başrolü oynamıştır.

Sebil üzerindeki yazılarda ise, ilk önceleri her ne kadar “Sülüs” hattı kullanılmışsa da daha sonra “Sülüs” ve “Nesih” te karar kılınmıştır.  Bununla beraber nadiren de olsa, hattat aynı zamanda üç çeşit hattı (Nesih, Sülüs, Rık’a) bir arada toplayarak Abdu’r-Rahman kethüdâ sebilinin su odasının kapısı üstündeki fağfur kaplamalarda kullanmıştır.  

Kahire’de günümüze kadar gelen 70 Osmanlı sebilinden en iyi durumda olanları “Hüsrev Paşa sebili ve medresesi”, “Yusuf Kethüdâ El-Habeşî sebili ve medresesi”, “Es Sit Sâlihe sebili ve medresesi”, “Abdurrahman sebili ve medresesi”, “Sultan Mahmud sebili ve medreseleri”dir. 

Osmanlı sebillerinin en iyi durumda olanı ise Hüsrev Paşa sebilidir. Bu sebili ekleriyle, Mısır’a vâlî iken (H.942)’de Hüsrev Paşa yaptırmıştır. Kahire’de Osmanlı devrinden kalan en eski sebildir. Başka binalara birleşmeyen müstakil bir sebildir. Cephesi iki su pencereli, üstü da Kur’an kursu ve İslâmî bilgileri okutmakta kullanılan salondur.

Süslemelerle kaplı, birbirine aynen benzeyen iki cephesi vardır. Bunlar kuzey batı ve kuzey doğu cepheleridir. Yapılış tarihi ve inşa edenin adı ve soyadı, pencerenin altına dizilen mermerlerde yazılmıştır. Kuzey batı cephesini, dikdörtgen biçiminde ve bakırdan iki oluğu olan bir pencere ortalamaktadır. Üst bölümünde ise, ortasını “Allah” yazısı oluşturan iç içe geçmiş ve hendesî şekiller vardır.

Su penceresinin önüne, üstüne su kadehleri koymak için, şimdi caddenin yükselişi sebebi ile yerle aynı seviyede kalan üç taş ayaklı bir parça mermer konulmuştur.

Su penceresinin üstünde ise mermerle kaplı düz parçalar yer almakta ve bu mermerlerin üstünü, yatay bir biçimde, bazen da karşılıklı sıralar halinde kabartmalı bitki yaprakları süslemektedir. Bunların yanlarında dörtgen ve dikdörtgen biçiminde boşluklar vardır.

Bunların içinde yıldız tabak gibi hendesî şekiller veya arabesk tarzı basit bitki şekilleri çok itinalı bir biçimde işlenmiştir. Sebilin cephesi ise yukarıdan uzantı bir şerit halinde kuzey-batı ve kuzey-doğu cephelerini süslemektedir.

Es-Sit Sâliha sebili ise, El-Cemâmiz yolunun doğrultusundaki El-Lebudiye Caddesi’nin Bab Derbu’ş-Şems’te bulunmaktadır. Bu sebili Es-Sit Sâliha H. 1154’te, inşa etmiş, üzerine de Kuran-ı Kerim’i öğretmek için bir salon yaptırmıştır. Bunu da sebil pencerelerinin üstünde yazılan kitabelerden öğreniyoruz. Bu sebil müstakil olup her hangi bir yapıya ek olmamıştır ve iki su penceresi vardır. Kahire’de bir kadını yaptırdığı İkinci Osmanlı sebilidir ki günümüze kadar ayakta kalmıştır. İki pencereli sebillerin güzellerinden sayılabilir. Ön cephesinin üstünde mermerden oluşan yapımıyla ilgili bir levha vardır. Bu cephe zengin hendesî biçimler, taşlı ve zigzaglı kemerlerle süslüdür.

İlgili Makaleler

Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
S
ultan II.Mahmut zamanında, 1828 yılında Mimar Senekerim Balyan'a yaptırıldı. 85 metre yüksekliğindedir. Gözetleme yerine kadar çıkan merdivenler 180 basamaktan ibarettir. 

Kule;

Nöbet Katı

İşaret Katı

Sancak Katı olmak üzere üç bölümden oluşur.

Osmanlı devleti zamanında yangınları gözetlemek, Cumhuriyet döneminde ise…
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
Muhteşem Mimarimiz
Semerkan’ta Şaheser Bir Külliye: Şah-ı Zinde
K
ur’an-ı Kerimin “Allah yolunda ölenlere ölüdür demeyiniz” hükmü gereğince (Bakara, 154. âyet, Al-i îmran, 168. âyet) Semerkand’lılar Hazreti Peygamber’in bu yakın akrabasının daima canlı olduğunu kabul ederek ona “Şah-ı Zinde” demişlerdir. “Kıyamet gününde üç zümreye şefaat edilir: Peygamberler, âlimler, şehîdler.” Ve…
Semerkan’ta Şaheser Bir Külliye: Şah-ı Zinde
Muhteşem Mimarimiz
Dekorasyon Bakımından Benzeri Olmayan Bir Şaheser: Yıldız Hamidiye Camii
B
eşiktaş ilçesinde, Yıldız Sarayı yolu üzerindedir. Caminin bânîsi Sultan II. Abdülhamid Han’dır. Cami, II. Abdülhamid Han’ın Yıldız Sarayı’na yerleşmesinden sonra, 1885-1886 yılında yaptırılmıştır. Son dönem Osmanlı mimarlığında mimarisi ve dekoratif unsurları bakımından benzeri olmayan bir yapıdır. Mimarı Sarkis…
Dekorasyon Bakımından Benzeri Olmayan Bir Şaheser: Yıldız Hamidiye Camii
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul'un Sanat Şaheserlerinden Biri Tophane Meydan Çeşmesi
T
ophane meydan Çeşmesi, Beyoğlu İlçesi'nde Tophane Meydanı'nın ortasında bulunmaktadır. önceleri Haliç'in kıyısında bulunan çeşme, denizin zamanla doldurulmasıyla sahilden uzakta kalmıştır. 

Kılıç Ali Paşa Camii ile mimari bir bütünlük arz eden çeşme, Sultan Birinci Mahmud Han tarafından taksim Suyu Tesisleri'nin…
İstanbul'un Sanat Şaheserlerinden Biri Tophane Meydan Çeşmesi
Muhteşem Mimarimiz
Bulgaristan’da Bir Osmanlı Şaheseri: “Tombul Cami”
T

ombul Camii, Bulgaristan Türkleri ve Müslümanlarının hayatında özel bir yeri ve pahabiçilmez, eşsiz değeri vardır. Kubbesinden dolayı Tombul Cami denmektedir.


Osmanlı imparatorluğu döneminde Şumnu, özellikle 15-18. yüzyıllar arasında çok önemli askerî, ticarî, dinî ve kültür merkezi idi.


Bu yıllarda, diğer B…

Bulgaristan’da Bir Osmanlı Şaheseri: “Tombul Cami”
Muhteşem Mimarimiz
Muhteşem Süleyman’ın Muhteşem Türbesi
K
anunî Sultan Süleyman Türbesi tezhinatında ve bilhassa çinilerinde görülen nakışlar, tam manasıyla, Istanbul üslülbû vasıflarını taşımaktadır. Burada, hurdelenmiş rumî nakışları oldukça kıvrak ve dengelidir. Çizim kaideleri hususunda bazı esaslar göz ardı edilmiş gibi görünse de bu durum, o günün sanatkârının belli…
Muhteşem Süleyman’ın Muhteşem Türbesi
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
S
ultan II.Mahmut zamanında, 1828 yılında Mimar Senekerim Balyan'a yaptırıldı. 85 metre yüksekliğindedir. Gözetleme yerine kadar çıkan merdivenler 180 basamaktan ibarettir. 

Kule;

Nöbet Katı

İşaret Katı

Sancak Katı olmak üzere üç bölümden oluşur.

Osmanlı devleti zamanında yangınları gözetlemek, Cumhuriyet döneminde ise…
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da Abidevî Bir Osmanlı Eseri: Hürrem Sultan Hamamı
İ
stanbul’un abidevî eserlerinden olan Hürrem Sultan Hamamı, Ayasofya ve Sultan Ahmet camileri arasında bulunmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın hanımı olan Hürrem Sultan tarafından, Mimar Sinan’a 1557 yılında yaptırılmıştır. 

Klasik devir Osmanlı hamamları üslubundaki yapı, çifte hamam şeklinde ve 75 m uzunluğundadır.…
İstanbul’da Abidevî Bir Osmanlı Eseri: Hürrem Sultan Hamamı
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da en çok ziyaret edilen Eyüp Sultan Camii.
E
yüp Sultan Camii, İstanbul'da Eyüp semtinde Haliç kıyısında bulunur. Sahabe-i Kiram'dan Eyüp Sultan Hazretlerinin türbesi burada olmasından dolayı mukaddes bir ziyaret mahallidir.
 
Eyüp Sultan Camii, dikdörtgen planda, mihrabı çıkıntılıdır. Merkez kubbe altı sütun ve iki filayağına müstenit kemerlere yaslanır,…
İstanbul’da en çok ziyaret edilen Eyüp Sultan Camii.
Muhteşem Mimarimiz
Dokuz Asırlık Kayseri Ulu Cami Dimdik Ayakta
K
ayseri’de Selçukluların ilk eserlerinden biri olan Ulu Camide dokuz asırdan beri ibadet edilmektedir. Cami şehrin merkezinde olup, kalbi gibidir. Kapalıçarşı'nın yanında yer almaktadır. Ulu Cami olarak bilinmekle beraber değişik kaynaklarda Cami-i Kebir veya Sultan Camii olarak da anılmaktadır. 

Ulu Cami 1135 tarihinde…
Dokuz Asırlık Kayseri Ulu Cami Dimdik Ayakta
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da Zerafet Timsali Bağdat Köşkü

T
opkapı Sarayı'nın köşklerinden en güzeli Bağdat Köşkü'dür. 1639'da Sultan 4.Murat tarafından, Bağdat'ın zaptından sonra, bu zaferin hatırasına yaptırılmıştır. Mimari Kasım Ağa'dır.

Köşk sekiz cephelidir. Dört girinti dört çıkıntı ve kubbe saçağı ile orijinal bir mimariye sahiptir. Çepçevre saçağın tavanı dört…

İstanbul’da Zerafet Timsali Bağdat Köşkü
Muhteşem Mimarimiz
Türkiye’nin Minareleri En Süslü Camii

Ş
ehzadebaşı Camii, Kanuni Sultan Süleyman'ın genç yaşta ölen oğlu Şehzade Mehmet adına Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak devrinin büyük mimarı Mimar Sinan, Şehzadebaşı Camii ve külliyesini 1544-48 tarihleri arasında dört yılda tamamlamıştır. Mimar Sinan daha sonra "Şehzadebaşı çıra…
Türkiye’nin Minareleri En Süslü Camii