Kıbrıs'ın Fethi

ee 21.07.2011 3885
İ
kinci Bayezid zamanında Kıbrıs Adası Venedik hâkimiyetine girmiş ve bir meclis tarafından idare olunmaya başlamıştı. Venedikliler Kıbrıs için Memlûkler'e vermekte oldukları yıllık 8 bin duka altın tutarındaki vergiyi kabul etmişlerdi ve o zamandan beri bu vergiyi Osmanlılarca aksatmadan ödüyorlardı. Bu sebeple Kıbrıs'ın fethine teşebbüs edilmemişti. Fakat, vergi verdiği için serbest bırakılan Kıbrıs'ta Venedik donanması gittikçe kuvvetleniyor, bunlar ve burada üslenen korsan gemileri zaman zaman Türk tüccar ve hacı gemilerini vuruyor, Anadolu ve Suriye kıyılarında soygun yapıyorlardı. Batı Avrupa'da bazı ülkelerin kıyıları hariç olmak üzere Akdeniz'in bütün kıyılarına ve yüzlerce adasına sahip olan Osmanlı Devleti'nin Kıbrıs Adası'nı serbest bırakması, hele bu adada üslenen korsanları cezalandırmaması, Doğu Akdeniz'de güvenliği bozan Kıbrıs'ı topraklarına katıp kontrol altına almaması düşünülemezdi.

Her Devirde Önemli

Stratejik ve coğrafî durumu bakımından her devirde büyük önem taşıyan Kıbrıs, Doğu Akdeniz'de geniş kıyıları bulunan Kuzey Afrika, Suriye, Filistin ve Lübnan'ı sınırları içine alan Osmanlı Devleti için çok önemliydi. Yılda 8-10 bin duka altın vergi vererek serbest kalması o gün için uygun olsa bile sonraki dönemlerde zararlı olabilirdi. Onun için bu adanın yönetimi mutlaka Türkler'in elinde olmalı, ne pahasına olursa olsun ada alınmalıydı. Gerçekten de o günlerde büyük fedakârlıklara mâl olacak Kıbrıs'ın fethi geniş yankı uyandıracak, hattâ bu fedakârlık lüzumsuz bile görülecek, fakat sonraki dönemlerde bunun en önemli fetihlerden biri olduğu anlaşılacaktı. Her bakımdan çok önemli olan Kıbrıs Adasının Osmanlı yönetimine alınması, Kanuni'nin oğlu ve 11. Osmanlı padişahı olan II. Selim zamanında gerçekleşti.

Ya Korsanlığı Bırakın Ya Adayı...

II. Selim, Şeyhülislâm Ebussuud Efendi'den de fetva alınca, sefer hazırlığına başlanılmasını emretti. Fakat önce meselenin barış yoluyla halledilip halledilemeyeceğini denemekte yarar vardı. Bunun için Venedik'e üst üste iki elçi gönderildi. Birinci elçi Tercüman Mahmud Efendi idi. Kıbrıs sularında meydana gelen olayları anlatarak bunların önlenmesini ve burada üslenen korsanların sebep olduğu zararın ödenmesini istedi. "Ya korsanlığı bırakın, ya adayı alırız!" dedi.

 Bu istek karşılanmayınca, bir süre sonra ikinci elçi gönderildi. İkinci elçi Kubad Çavuş idi ve açıkça Kıbrıs'ın Osmanlılar'a terkedilmesini istedi. Bu istek de kabul edilmeyince sefer kararı kesinleşmiş oldu. Venedikliler de bu seferin yapılacağını bildikleri için Avrupa'da müttefik aramaya başladılar. Tahmin edildiği gibi Almanya, Fransa ve Avusturya, Venedik'le işbirliğine yanaşmadılar. Fakat İspanya, Papalık ve Malta yardım edeceklerini bildirdiler. Yani Akdeniz'in en eski ve güçlü denizci devletleri Türkler'e karşı yine   birleşeceklerdi.

Türk Donanması Kıbrıs Kıyılarında

Sultan II. Selim Kıbrıs seferi için serdar (başkumandan) olarak beşinci vezir Lâlâ Mustafa Paşa'yı tayin etti. Kaptan-ı deryalığı da üçüncü vezir Piyâle Paşa yapacaktı. Donanmanın ikinci kumandanlığına da Müezzinzâde Ali Paşa getirildi. 180 kadırga, 10 mavna ve 170 küçük deniz aracından oluşan 360 parça gemiye 60 bin kara askeri bindirildi. Çıkartma başladıktan sonra Anadolu kıyılarından, Halep ve Şam'dan yeni asker sevkedilecek ve ordunun mevcudu artacaktı. Öte yandan, Venedik'in yardım isteğine olumlu cevap veren İspanya, Malta ve Ceneviz donanmalarına ait 206 gemi ve 36 bin asker Girit Adası'nda bir araya gelmişti. Bunlar Kıbrıs'taki Venedik kuvvetleriyle birleşeceklerdi.

Türk donanması 15 Mayıs 1570' te İstanbul'dan ayrıldı ve 1 Temmuz'da Limasol kıyılarına ulaştı. Ertesi gün karaya asker çıkarıldı ve hiç direnmeden teslim olan Leftari Kalesi alındı. Serasker Lâlâ Mustafa Paşa, halkın canına ve malına dokunulmayacağına söz vermişti. Fakat Venedikliler, direnmeden kaleyi boşaltan Leftari halkının erkeklerini öldürüp kadın ve çocuklarını dağa çıkardılar. Böylece, direnmeden teslime yanaşacak diğer kalelerin halkına gözdağı  vermiş oluyorlardı. 4 Temmuz'da Larnaka iskelesinden çıkarıldı. 9 Temmuz'da Anadolu'ya bakan karşıdaki Girne Kalesi yine direnmeden teslim oldu. Böylece Kıbrıs'ın merkezi olan Lefkoşe güneyden ve kuzeyden çevrik oluyordu.

Lefkoşa Kalesi Teslim Oluyor

Lefkoşe, 3 mil uzunluğunda yüksek surla çevrilmişti. Kuvvetli istihkâmları bulunan çok iyi savunulan bir kale idi. Herbiri 2 bin asker ve 4 top alan 11 tabyası vardı ve kaleyi 10 bin kişilik bir kuvvet savunuyordu.

Lâlâ Mustafa Paşa emrindeki askeri yedi gruba ayırarak tabyaların karşısına yerleştirdi. 22 Temmuz'da top atışlarını başlattı. Bombardıman günlerce devam etmesine rağmen, çok sağlam olan kalede gedik açılamıyordu. Yapılan üç genel taarruzda, kaleyi savunanlara büyük kayıplar verdirdiği halde içeri girilemedi. Bunun üzene Lâlâ Mustafa Paşa, 9 Eylül günü, büyük  bir hücum için donanmadan 20 bin asker getirtti.

Gün doğmadan önce dört tabyadan zaptolunmuş ve Türkler şehre girmiş, Kıbrıs genel valisi Nicola Dandolo hükûmet konağına çekilerek ümitsiz bir savunmaya geçti, ama binanın üzerine çevrilen dört topun atışları sırasında öldü. Böylece ele geçirilen Lefkoşe'den sonra dayanma güçlerini yitiren Baf, Limasol ve Larnaka kaleleri de birbiri ardınca teslim oldular. Venedik'in müttefikleri toplanmış oldukları Girit Adası'ndan 13 Eylül 1570'de Kıbrıs'a doğru harekete geçtiler. Fakat hareketlerinden 9 gün sonra Türkler'in Lefkoşe'yı zaptettiklerini öğrenince, artık bir şey yapamayacaklarını anlayarak geri döndüler.

Kış mevsiminin yaklaşması sebebiyle  kaleyi ablukaya almakla yetinen Türk ordusu 1571 baharında yardımcı birliklerin de gelmesiyle, Mağosa kalesini karadan ve denizden kuşatmaya başladı. Türk ordusunun yoğun taarruzu altında önemli kayıplara uğrayan Mağosa'daki Venedik garnizonu teslim olmak zorunda kaldı (4 Ağustos 1571).

Adanın imar ve iskânı için, 21 Eylül 1571 tarihli Padişah fermanı ile İç Anadolu'nun (Karaman vilayeti) belli şehir ve köylerinden adaya mecburi iskan yapılması kararlaştırıldı ve adaya Türkler yerleştirilmeye başlandı. Dört sancağa (Lefkoşa, Mağosa, Girne ve Baf) bölünen Kıbrıs, Alanya, İçel, Tarsus ve Sis (Kozan) sancaklarının da bağlanmasıyla bir eyalete dönüştürüldü ve adada Karaman vilayeti kanunlarının yürürlüğe konulması kararlaştırıldı.

İlgili Makaleler

Zaferlerimiz
Bursa'nın Fethi
B
ursa, Bizans'ın Marmara bölgesinde mühim ve müstahkem bir kalesi idi. Osman Gazi zamanından beri yakınına yapılan iki kale ile sıkı bir kuşatma ve kontrol altına alınmıştı. Orhan Gazi, hasta olan babasının yerine, 1320 senesinden itibaren sefer işlerini yürütüyordu.

İlk iş olarak Bursa'ya deniz yoluyla İ…
Bursa'nın Fethi
Zaferlerimiz
Talas Meydan Muhârebesi
İ
lk müttefik Türk ve İslâm orduları ile Çin ordusu arasında yapılan meydan savaşı. İslâmiyeti henüz kabul etmeyen Türklerin, Orta Asya’da İslâm dînini tanıtıp yayan Araplarla berâber Çinlilere karşı Talas’ta yaptıkları bu harp sebep ve neticesi bakımından çok önemlidir.

Göktürk İmparatorluğunu yıkmış olan Çin’in…

Talas  Meydan Muhârebesi
Zaferlerimiz
Estergon'un Fethi
E
stergon şehri Budin’in 45 km kuzeybatısında, Tuna kıyısında Vaç dirseğinin kuzeyinde yer almaktadır. Onuncu yüzyılın sonlarında Hıristiyanlığı benimseyen Macar Krallığının başkenti oldu (996). Dördüncü Kral Bela 12. yüzyılın ortalarında başkenti Budin’e taşıdı ise de şehir dînî merkez olma hüviyetini devam ettirdi.…
Estergon'un Fethi
Zaferlerimiz
Zigetvar Zaferi
C
ihan Hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman, ordusunun başında son seferine çıkıyordu. 13 yıldır, savaştan uzak yaşamıştı. Şehzade Mustafa ve Şehzade Bâyezîd gibi iki pırlanta evlâdından olmuş; yaşamak ve hükmetmek gözünden düşmüştü. Nitekim, Saraydan çıkmadan önce, oğlu Şehzade Selim’e kendi el yazısı ile…
Zigetvar Zaferi
Zaferlerimiz
Cerbe Muhârebesi
1
560’ta vukû bulan ve Haçlı donanmasının hezîmetiyle sonuçlanan, deniz muhârebesi. Preveze yenilgisinin izlerini silmek isteyen Avrupalılar, Türkleri Batı Akdeniz’den çıkarabilmek için, Turgut Reisi Cerbe’de vurup askerini imhâ etmek gâyesindeydiler. Ancak bu sâyede Tunus ve Trablus, İspanya’nın eline geçerdi.…
Cerbe Muhârebesi
Zaferlerimiz
Vâdi-üs-Seyl Zaferi
O
smanlı Devleti, Kanuni Sultan Süleyman zamanında Cezayir’i fethedince, batısında bulunan Fas ile komşu oldular. O tarihlerde Fas sultanı olan II. Muhammed, Osmanlıların kendi devletini de ele geçireceğinden korkarak, 80.000 kişilik bir ordu ile Cezayir üzerine yürüdü. Cezayir valisi olan Kazdağlı Salih Paşa bunu…
Vâdi-üs-Seyl Zaferi
Zaferlerimiz
Ridâniye Meydan Muhârebesi
O
smanlı ordusunun kesin zaferiyle netîcelenen Osmanlı-Memlûk meydan muhârebesi. 22 Ocak 1517 târihinde Kâhire yakınlarındaki Ridâniye mevkiinde Osmanlı Sultânı Birinci Selim Han ile Mısır Memlûk Sultanı Tomanbay arasında meydana geldi. Netîcesi îtibâriyle İslâm ve Osmanlı târihi bakımından önemli hâdise ve…
Ridâniye Meydan Muhârebesi
Zaferlerimiz
Çıldır Meydan Muhârebesi
Ç
ıldır Meydan Muhârebesi, 9 Ağustos 1578'de Osmanlı Devleti ile Safevi kuvvetleri arasında yapılan meydan savaşıdır. 1555 yılında imzalanan Amasya Antlaşması'yla Safevi Şahı I. Tahmasp; Osmanlıların Kars, Iğdır, Revan (Erivan) ve Tebriz çevresindeki egemenliğini kabul etmişti.

23 yıl sonra antlaşma bozuldu ve bu bölge…

Çıldır Meydan Muhârebesi
Zaferlerimiz
Uyvar Zaferi
Uyvar önünde bir Türk gibi kuvvetli

F

azıl Ahmed Paşa 'nın mühürdarı Hasan Ağa ile Erzurumlu Osman Dede, Orta Avrupa 'nın kapısı sayılan Uyvar'ın muhasara ve fethinde hazır bulunmuşlardı. Tarihimizin zaferler silsilesi içinde önemli bir yeri olan bu olayın hikâyesini, onların kalemlerinden sunuyoruz.
Budapeşte’nin 80 k…

Uyvar Zaferi
Zaferlerimiz
Dargo Meydan Muharebeleri
T
ürk harp tarihinin şanlı sayfaları arasına gömülmüş en kanlı savaşlardan birisi de muhakkak ki Dargo Meydan Muharebesidir. Bu savaş muazzam Rus ordularına karşı Şeyh Şamil’in enbüyük zaferi ile neticelenmiştir.

Dargo meydan muharebesi, Şâmil’in cihana sığmayan büyük askerî kudret ve dehâsını, şöhretin arşına çıkaran…
Dargo Meydan Muharebeleri
Zaferlerimiz
İstanbul'un Fethi
O
smanlı sultanlarından İkinci Mehmed Hanın 29 Mayıs 1453’te Bizans İmparatorluğunun başşehrini alması. Türk-İslâm mefkûresinde çok önemli bir yer işgâl eden İstanbul’un fethi, İslâmiyetle birlikte ortaya çıkan mukaddes bir ideâl, bir kızıl elma yâni yüce bir gâyedir. Bu ulvî gâye uğruna önce Araplar, sonra da Türkler,…
İstanbul'un Fethi
Zaferlerimiz
Koyun Adaları Zaferi

A
kdeniz’de bir hakimiyet kurmuş olan Venedik donanması, Papalık ve Malta hükümetlerinden de yardım görerek 7 Eylül 1694’te Sakız adasına büyük miktarda asker çıkarmıştı. Kalede bulunan pek az sayıda Türk kuvvetleri civar sularda dolaşan Kaptan-ı Deryâ Palabıyık Yusuf Paşa emrindeki donanmamızdan yardım göremeyince,…