Dünyanın En Zarif Camii: Selimiye

- 19.02.2013 3329

B
üyük Türk mîmârı Sinân’ın Edirne’deki şâheseri. Sultan İkinci Selim Han tarafından yaptırıldığı için “Selimiye” ismi verilmiştir. Fakat Selim Han, câmiinin tamamlanıp, açılışını göremeden vefât etmiştir. Yapılışı 1568’den 1575’e kadar sürmüştür.

Mîmar Sinân, bu câminin yapımına nasıl başladığını şöyle anlatır: 

Sultan Selim Han, Edirne’yi çok severlerdi. Bu şehirde büyük bir câmi yaptırmak arzusuyla buyurdular ki:

“- Öyle bir câmi inşâ edesin ki, dünyâ durdukça ayakta kalacak, her göreni hayranlığa götürecek ve yeryüzünde bir dahi eşi olmayacaktır!” Ben de gidip çalışmaya başladım.

Mîmar Sinân, Selimiye Câmiini yapmaya başladığı zaman 80 yaşına basmıştı. Çeşitli denemelerden sonra, bütün Türk mîmârîsinin ve kendisinin o zamana kadar ortaya koyduğu gelişmeleri değerlendirerek, bunların toplu bir ifâdesi olan, SelimiyeCâmiini yapmıştır. Hattâ kalfalık eseri olarak gördüğü İstanbul Süleymâniye Câmiinden sonra, Selimiye’ye ustalık eserim demiştir.

Câmi, Edirne şehrinin en yüksek noktasında, Yıldırım Bâyezîd Hanın yaptırdığı bir sarayın kalıntıları üzerine kurulmuştur. Sekiz fil pâyeye istinad duvarı muazzam kubbeyle köşelerdeki eksedra denilen çeyrek kublelerden yapılmıştır. Bu muhteşem kubbenin kasnağı 40 pencerelidir. Dâire çapı 31,28 m, tabandan yüksekliği 43,28 m, çevresiyse 92 metredir.

Etrafını çeviren ince endamlı dört minâresiyle çok uzaklardan kendini belli eder. Edirne’ye girişte minâreler iki adet görünür. Minârelerinin yakınlığı da, esere ayrı bir güzellik verir. Üçer şerefeli olan bu minârelerin şerefelerine, üçer ayrı yolla çıkılmaktadır.

Caminin üçer şerefeli dört minaresi 70.89 metredir. Yer yüzünden bu dört minareden yüksek tek minare Dehli’deki "Kutb-Minar"dır. (72.50 m.) İki minaresinde üç şerefeden her birine ayrı merdivenle çıkılır, çıkanlar birbirlerini görmez, yalnız ayak seslerini işitirler. 

Cami 12 bin kandille aydınlatılır. 250 kadar billûr ve Necef camla gün ışığı alır. Hatlar, Süleymaniye’nin hatlarını yazan asrın en büyük hattatı Karahisarî Ahmed Şemseddîn Efendi’nin en muktedir talebesi, Karahisarî Hasan Çelebi’nindir. 

Kubbenin ağırlığı, sekiz pâye ve bunların arkasındaki payanda kemerleriyle karşılanarak, sekizgen kâide üzerine oturan kubbe sistemi, en son imkânlarına kadar genişletilmiştir. İçeride, kubbenin bıraktığı köşelere eksedralar gelmiş, pâyeler arasında kemerler de pencere sıralarıyla doldurulmuş, duvar bırakılmamıştır. Altı metre derinlikteki mihrab bölümü de daha alçakta kalan bir yarım kubbeyle örtülmüştür.

Çok uzaklardan bakılınca, câmi, önce her biri 71 metre boyundaki dört minâresiyle göze çarpar. Yaklaştıkça, minâreler kubbeyle ahenkli bir bütün hâline gelir. Dört kademe hâlinde öne fırlayan çörtenler, pencere alınlıklarına ve uygun yerlere konan renkli taş süslemeler, panolar, kemerlerdeki renkli taşlar ve kemer şekilleriyle açıklıkların değişmesi bir zenginlik ve olgun güzellik sağlamaktadır.

Ayasofya’nın kubbesinden 1 metre daha yüksekliktedir. Ayasofya’da basık kubbeyi tutmak için yapılan kalın istinad  duvarlar görünüşü dışardan çirkinleştirmiştir. Selimiye’de ise kubbe yüksek tutularak hem duvarların binâ içine alınması, onun bir kısmı hâline getirilmesi kolaylaştırılmış, hem de estetik görünüş kazandırılmıştır. Ayasofya’nın ilk kubbesi basık olduğu için yıkıldığı halde, Sinan’ın eserleri depremlerden hiçbir şekilde zarar görmemiştir.

Mermerden yapılmış minber, işçiliğindeki incelik, yükseklik, büyüklük ve güzellik bakımından diğer eserleri geride bırakır. Mihrab kısmındaki duvarlar, minberin arkası ve külahı ile bütün alt kat pencerelerin alınlıkları parlak bir çini dekoruyla kaplanmıştır. Üst kısımda, lâcivert zemin üzerine iri beyaz harflerle Bakara sûresinin son âyetleri ve Fâtiha sûresi yazılıdır. 

Mihrab kısmının sol tarafında, hünkâr mahfili göz alıcı zengin çinilerle hemen dikkati çeker. Sonradan kesilip, yerlerine konmuş gibi görünen bu hünkâr mahfilindeki çiçekli ve meyveli İznik çinileri, her mevsim bahar havası verirler. 1878yılında Rusların Edirne’yi işgâli sırasında, Rus generali Skoblef o bölüm çinilerini sökerek Rusya’ya götürdü. Onun işlediği sanat cinâyeti, gelecek nesillere bir yüzkarası davranış olarak devamlı intikâl edecektir.

Selimiye’nin önünde revaklarla çevrili câzip bir havlu ile, ortasında mermerden îtinâ ile işlenmiş on iki köşeli çok güzel bir şadırvan bulunmaktadır. Son cemaat yeri revakları, avlu revaklarından daha yüksek ve ortadaki kubbesi de yivlidir. Yukarısı mukarnaslarla süslü olan mermerden cümle kapısının, sâdeliği içinde muhteşem bir hâli vardır. Taş duvarlarla çevrili geniş dış avlu içinde yer alan Dârü’s-sıbyan, Dârü’l-kurra (Kur’ân-ı kerîm okuyacakların kalacakları yer), Dârülhadîs ve medrese binâları bir külliye meydana getirir.

Dört kademe hâlinde, aşağıdan yukarıya doğru, yükselen ve değişik renkli taşları ve açıklıklarıyle zenginleşen bu âbide, âhenk bakımından yeryüzünün sayılı şaheserlerinden biridir. Hattâ Ernest Diez adındaki bir yabancı uzman; “Selimiye, mekân, büyüklük, yükseklik, topluluk, ışık etkisi bakımından yeryüzündeki bütün yapılardan üstündür.” demektedir.

Selimiye Camii, 1568-74 arasında bugünkü rayiçle 265 milyon dolar harcanarak yapılmıştır.

İlgili Makaleler

Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
S
ultan II.Mahmut zamanında, 1828 yılında Mimar Senekerim Balyan'a yaptırıldı. 85 metre yüksekliğindedir. Gözetleme yerine kadar çıkan merdivenler 180 basamaktan ibarettir. 

Kule;

Nöbet Katı

İşaret Katı

Sancak Katı olmak üzere üç bölümden oluşur.

Osmanlı devleti zamanında yangınları gözetlemek, Cumhuriyet döneminde ise…
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
Muhteşem Mimarimiz
Semerkan’ta Şaheser Bir Külliye: Şah-ı Zinde
K
ur’an-ı Kerimin “Allah yolunda ölenlere ölüdür demeyiniz” hükmü gereğince (Bakara, 154. âyet, Al-i îmran, 168. âyet) Semerkand’lılar Hazreti Peygamber’in bu yakın akrabasının daima canlı olduğunu kabul ederek ona “Şah-ı Zinde” demişlerdir. “Kıyamet gününde üç zümreye şefaat edilir: Peygamberler, âlimler, şehîdler.” Ve…
Semerkan’ta Şaheser Bir Külliye: Şah-ı Zinde
Muhteşem Mimarimiz
Dekorasyon Bakımından Benzeri Olmayan Bir Şaheser: Yıldız Hamidiye Camii
B
eşiktaş ilçesinde, Yıldız Sarayı yolu üzerindedir. Caminin bânîsi Sultan II. Abdülhamid Han’dır. Cami, II. Abdülhamid Han’ın Yıldız Sarayı’na yerleşmesinden sonra, 1885-1886 yılında yaptırılmıştır. Son dönem Osmanlı mimarlığında mimarisi ve dekoratif unsurları bakımından benzeri olmayan bir yapıdır. Mimarı Sarkis…
Dekorasyon Bakımından Benzeri Olmayan Bir Şaheser: Yıldız Hamidiye Camii
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul'un Sanat Şaheserlerinden Biri Tophane Meydan Çeşmesi
T
ophane meydan Çeşmesi, Beyoğlu İlçesi'nde Tophane Meydanı'nın ortasında bulunmaktadır. önceleri Haliç'in kıyısında bulunan çeşme, denizin zamanla doldurulmasıyla sahilden uzakta kalmıştır. 

Kılıç Ali Paşa Camii ile mimari bir bütünlük arz eden çeşme, Sultan Birinci Mahmud Han tarafından taksim Suyu Tesisleri'nin…
İstanbul'un Sanat Şaheserlerinden Biri Tophane Meydan Çeşmesi
Muhteşem Mimarimiz
Bulgaristan’da Bir Osmanlı Şaheseri: “Tombul Cami”
T

ombul Camii, Bulgaristan Türkleri ve Müslümanlarının hayatında özel bir yeri ve pahabiçilmez, eşsiz değeri vardır. Kubbesinden dolayı Tombul Cami denmektedir.


Osmanlı imparatorluğu döneminde Şumnu, özellikle 15-18. yüzyıllar arasında çok önemli askerî, ticarî, dinî ve kültür merkezi idi.


Bu yıllarda, diğer B…

Bulgaristan’da Bir Osmanlı Şaheseri: “Tombul Cami”
Muhteşem Mimarimiz
Muhteşem Süleyman’ın Muhteşem Türbesi
K
anunî Sultan Süleyman Türbesi tezhinatında ve bilhassa çinilerinde görülen nakışlar, tam manasıyla, Istanbul üslülbû vasıflarını taşımaktadır. Burada, hurdelenmiş rumî nakışları oldukça kıvrak ve dengelidir. Çizim kaideleri hususunda bazı esaslar göz ardı edilmiş gibi görünse de bu durum, o günün sanatkârının belli…
Muhteşem Süleyman’ın Muhteşem Türbesi
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
S
ultan II.Mahmut zamanında, 1828 yılında Mimar Senekerim Balyan'a yaptırıldı. 85 metre yüksekliğindedir. Gözetleme yerine kadar çıkan merdivenler 180 basamaktan ibarettir. 

Kule;

Nöbet Katı

İşaret Katı

Sancak Katı olmak üzere üç bölümden oluşur.

Osmanlı devleti zamanında yangınları gözetlemek, Cumhuriyet döneminde ise…
İstanbul’da En Yüksek Osmanlı Eseri: Beyazıt Kulesi
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da Abidevî Bir Osmanlı Eseri: Hürrem Sultan Hamamı
İ
stanbul’un abidevî eserlerinden olan Hürrem Sultan Hamamı, Ayasofya ve Sultan Ahmet camileri arasında bulunmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman’ın hanımı olan Hürrem Sultan tarafından, Mimar Sinan’a 1557 yılında yaptırılmıştır. 

Klasik devir Osmanlı hamamları üslubundaki yapı, çifte hamam şeklinde ve 75 m uzunluğundadır.…
İstanbul’da Abidevî Bir Osmanlı Eseri: Hürrem Sultan Hamamı
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da en çok ziyaret edilen Eyüp Sultan Camii.
E
yüp Sultan Camii, İstanbul'da Eyüp semtinde Haliç kıyısında bulunur. Sahabe-i Kiram'dan Eyüp Sultan Hazretlerinin türbesi burada olmasından dolayı mukaddes bir ziyaret mahallidir.
 
Eyüp Sultan Camii, dikdörtgen planda, mihrabı çıkıntılıdır. Merkez kubbe altı sütun ve iki filayağına müstenit kemerlere yaslanır,…
İstanbul’da en çok ziyaret edilen Eyüp Sultan Camii.
Muhteşem Mimarimiz
Dokuz Asırlık Kayseri Ulu Cami Dimdik Ayakta
K
ayseri’de Selçukluların ilk eserlerinden biri olan Ulu Camide dokuz asırdan beri ibadet edilmektedir. Cami şehrin merkezinde olup, kalbi gibidir. Kapalıçarşı'nın yanında yer almaktadır. Ulu Cami olarak bilinmekle beraber değişik kaynaklarda Cami-i Kebir veya Sultan Camii olarak da anılmaktadır. 

Ulu Cami 1135 tarihinde…
Dokuz Asırlık Kayseri Ulu Cami Dimdik Ayakta
Muhteşem Mimarimiz
İstanbul’da Zerafet Timsali Bağdat Köşkü

T
opkapı Sarayı'nın köşklerinden en güzeli Bağdat Köşkü'dür. 1639'da Sultan 4.Murat tarafından, Bağdat'ın zaptından sonra, bu zaferin hatırasına yaptırılmıştır. Mimari Kasım Ağa'dır.

Köşk sekiz cephelidir. Dört girinti dört çıkıntı ve kubbe saçağı ile orijinal bir mimariye sahiptir. Çepçevre saçağın tavanı dört…

İstanbul’da Zerafet Timsali Bağdat Köşkü
Muhteşem Mimarimiz
Türkiye’nin Minareleri En Süslü Camii

Ş
ehzadebaşı Camii, Kanuni Sultan Süleyman'ın genç yaşta ölen oğlu Şehzade Mehmet adına Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun en parlak devrinin büyük mimarı Mimar Sinan, Şehzadebaşı Camii ve külliyesini 1544-48 tarihleri arasında dört yılda tamamlamıştır. Mimar Sinan daha sonra "Şehzadebaşı çıra…
Türkiye’nin Minareleri En Süslü Camii