
alkanlar'daki Osmanlı köprülerinin bazı ortak yönleri mevcuttur. Hepsinde de kıbleye bakan mihraplar var!
Üsküplü olduğum için bu şehrin iki yakasını birleştiren Vardar Nehri üzerindeki Taşköprü’de mihrab dikkatimi çekmişti. İslam’da mihrap, cami ve mescitlerde bulunur.
Taşköprü’nün üzerinde hangi maksatla bir mihrap yapıldığını düşünüyordum. 80’lerdeki Türkiye’yi ziyaretim sırasında Edirne’de nehirler üzerindeki köprülerde de benzer uygulamayı görünce, konu daha çok ilgimi çekti.
Sonraki yıllarda da Bosna-Hersek’teki Neretva ve Drina nehirleri üzerinde de aynısına karşılaşınca; “Bu kadar köprü üzerinde mihrap olması ve hepsinin kıbleye bakması tesadüf değildir” diye düşündüm.
Balkan şehirlerindeki kıbleye bakan mihraplı köprüler çalışması çerçevesinde, Üsküp Taşköprü’den başlayarak, Edirne Ahmet Paşa ve Abdülmecid Köprüleri’ne, Vişegrad Sokollu Mehmed Paşa Köprüsü ve Konjic Köprüsü’ne kadar uzanan ziyaretlerimiz oldu. Ayrıca bu özellikte başka köprüler olsa da, farklı sebeplerle tahrip edildikleri bilgisine ulaştık. Günümüzde kıbleye bakan mihraplı köprülerden yalnızca beş köprü ayakta kalmış.
Son teknoloji ve ekipmanlarla, bu köprülerin mihraplarının çok ufak sapmalar ile kıbleyi gösterdiği sonucuna vardık. İnşaa edildikleri dönemin teknolojik imkânları düşünüldüğünde bu şekilde ufak sapmalar ile kıbleyi doğru olarak bulmaları da takdire şayandır.
Osmanlı fethettiği Balkan şehirlerinde kendi dokusunu çeşitli mimari unsurlar ile oluşturmuş. Osmanlı mimarisi şehre bir ruh giydirmiş, yeni kimlik kazandırmış. Fethedilen Balkan şehirlerine farklı bölgelerden Müslüman halk yerleştirilmiş. Yeni yerleşen halk ve İslam’ı kabul eden yerli halkın da namaz ibadetlerini yerine getirebilmeleri için, söz konusu köprülerdeki mihraplar vasıtasıyla halka mahallin kıble bilgisi verilmiştir. Ayrıca bu köprüler üzerinde vakit ve Cuma namazları da kılınmıştır.
(Prof. Dr. Mesut İdriz)