Alanya'nın Fethi

bbb 03.05.2011 4221
S

elçuklu Sultanı Alâüddîn Keykubâd, Moğollara karşı şehirleri tahkim ettikten sonra, ordu Moğollarla uğraşırken, arkadan vurma tehlikesi olan Hıristiyan prenslikleri ortadan kaldırmayı düşündü. Bunların en büyüğü Alanya’daki prenslikti. Rumların Kalonoros, Avrupalıların Candelere veya Scandalor kalesi dedikleri Alanya’nın fethi için, Antalya subaşısı Mübârizüddîn Ertokuş ve Eseüddîn Ayaz adlı beylerin topladığı bilgiler Sultan’a arz edildi. Kalonoros kalesi Kyr Vard’ın, Alara kalesi ise kardeşinin hâkimiyetinde idi. Belde, Akdeniz sahilinde siyâsî ve ticârî önemi hâiz, kışı bahar gibi hoş ve şirin, her taraf yeşil ve tabîat güzellikleriyle dolu idi. Kayseri’de bulunan Sultan, bütün bilgileri değerlendirdikten sonra, taşradaki emirlere ve uç beylerine fermanlar göndererek, bütün kuvvetlerinin Konya’da toplanmasını emretti.

Cihâd haberini duyan Türk beyleri, eğitimli askerleriyle vakit kaybetmeden gelip orduya katıldılar. Hazırlıklarını tamamlayan ordu, 1221 (H.618) senesi kış mevsiminde bir sabah tan yeri ağarırken hücuma geçti. Her tarafı kös sesleri inletiyordu. Sultan, orduyu üç bölüme ayırdı. Ordunun bir kısmı sahilden, bir kısmı gemilerle denizden, diğer kısmı da kayalık kısımdan şehre yaklaştı. Yalçın kayaları yumuşak kumlar gibi çiğneyen İslâm mücâhidleri, şehrin karşı tepesine mancınıkları yerleştirdiler.

Kale komutanı Kyr Vard, Selçuklu ordusunu şehrin önünde görünce, sâhib olduğu mülkün elinden gideceğini anladı. Bütün gece, kaleyi nasıl müdâfaa edeceğini düşündü. İslâm ordusundaki mücâhidler, bir taraftan muharebe hazırlıkları yapıyor, diğer yandan da düşman karşısında muzaffer olmaları için Allahü teâlâya duâ ediyorlardı. Ordugâhda okunan Kur’ân-ı kerîm sesleri semâya yükseliyordu. Şehâdet yolunda “Cennet-i âlâ” ya kavuşmayı arzulayan asker, gazaya hazırdı. Sabah ezanları okununca, İslâm mücâhidleri bölük bölük namaza durdular. Namazdan sonra el açıp, Allahü teâlâya yalvardılar.

Sultan Askerleri İle Helalleşti

Tan yeri ağarırken, Sultan Alâüddîn Keykubâd, kale komutanına bir elçi göndererek, ya İslâmiyet’i kabul, ya kaleyi teslim etmesini veya harbe hazır olmasını bildirdi. Kyr Vard, kaleyi ele geçirmenin çok zor olduğunu bildiği için, bu teklifi kabul etmedi. Sultan, ordunun harb düzeni almasını emretti. Harb düzeni alan ordusunu teftişten sonra, İslâm mücâhidlerine niyetlerinin Allahü teâlânın rızâsı olması gerektiğini anlatan kısa bir konuşma yaptı ve hepsinden helâllik diledi.

Sultan Alâüddîn’in işaretiyle kösler vurmaya başladı: İslâm mücâhidleri şimşek gibi ileriye atıldı. Her tarafı atların kaldırdığı toz bulutu kapladı. “Allah Allah” nidaları dağlarda yankılanıyordu. Mancınıklar kaleyi dövüyor, mücâhidler yol bulmanın zor olduğu sarp yerlerden kaleye girmeye çalışıyorlardı.

Kaleye ulaşmak çok zor olduğundan, kuşatma günlerce sürdü. Havaların soğuması da kalenin fethini güçleştiriyordu. Muhasaranın başlamasından iki ay geçmesine rağmen kale bir türlü düşmemişti.

Rüyada Fethi Gördü

Bir gece Sultan, âdeti üzere teheccüd namazını kıldı. Allahu teâlâya, kalenin fethini müyesser eylemesi için yalvardı. Yattıktan bir süre sonra, rüyâsında, güzel yüzlü bir genç şöyle söyledi: “Bu kaleyi, denizden ve karadan kuşatan hiç kimse ele geçiremedi. Ancak Allahü teâlânın yardımı ile sana kalenin fethi müyesser olacaktır.”

Uykusundan uyanan Sultan, derhal beyleri yanına çağırdı. Rüyâsını onlara anlattı. Yüz baş inek, bin baş koyun ve on bin dirhemi fakirlere ve gazaya katılan İslâm mücâhidlerine sadaka olarak dağıttı.

Sabah olduğunda, kalenin uzun süre daha dayanamayacağını anlayan kale komutanı Kyr Vard, önceden tanıdığı Antalya subaşısı Mübârizüddîn Ertokuş’a adam göndererek; kaleyi teslim edeceğini ve Sultan’la arasında aracılık yapmasını istediğini bildirdi. Sultan bu duruma çok sevindi. Allahu teâlâya şükretti.

Sultan ile Kyr Vard arasında yapılan anlaşmaya göre, Alâüddîn Keykubâd, kaleyi teslim alacak ve Kyr Vard’ın kızı ile evlenecek, buna karşılık Kyr Vard’a Akşehir ve yakınında bulunan birkaç köy iktâ olarak verilecekti. Kyr Vard, kaleden çıkıp, Sultan’ın otağına giderek özür diledi. Müslüman Türklerin kaleyi aldıktan sonra kimseye eziyet etmediklerini görünce, Müslüman oldu. Daha sonra kızı da Müslüman olup, Mâh-ı Peri Hâtun ismini aldı ve çok hayırlar yaptırdı.

Şükür Secdesi Yaptı

Sultan Alâüddîn Keykubâd, kös sesleriyle kaleye doğru ilerlerken, şehrin ileri gelenleri onu hediyelerle karşıladılar. Kaleye giren Alâüddîn Keykubâd, bu güzel beldeye sâhib olduğu ve ilk seferinin muzafferiyetle neticelendiği için Allahu teâlâya şükür secdesine kapandı.
Daha sonra kalenin Kalonoros olan adının kendi ismine izafeten Alâiyye’ye çevrilmesini emretti.

Alâiyye’den sonra Alara kalesi de teslim alındı. Şehre on iki kapılı saray, sûr ve burç yapıldı. Alâiyye’deki inşâ ve îmâr 1223 (H.620) senesinde tamamlandı. Yapımına daha önce başlanan Alâüddîn Câmii bitirilerek ibâdete açıldı. Şehir, medrese ve diğer eserler ile süslenip, Sultan’ın kışlık merkezi hâline getirildiği gibi, devlet erkânına ait konaklar da yapıldı. Tersane inşâ edilerek, denizciliğe önem verildi.

İktisâdî ve ticârî hayâtın gelişmesi için şehir ve hâricinde tedbirler alınıp, Türk ve Müslüman tüccarlara sanatkârlara çeşitli imkânlar tanındı. Alâiyye ile Antalya arasına Şerofzan Han’ı ve kervansaraylar inşâ edildi. Ticâret kervanları, tacir ve mâiyyetinin ihtiyaçları sağlanıp, emniyete alındı.

İlgili Makaleler

Zaferlerimiz
Bursa'nın Fethi
B
ursa, Bizans'ın Marmara bölgesinde mühim ve müstahkem bir kalesi idi. Osman Gazi zamanından beri yakınına yapılan iki kale ile sıkı bir kuşatma ve kontrol altına alınmıştı. Orhan Gazi, hasta olan babasının yerine, 1320 senesinden itibaren sefer işlerini yürütüyordu.

İlk iş olarak Bursa'ya deniz yoluyla İ…
Bursa'nın Fethi
Zaferlerimiz
Talas Meydan Muhârebesi
İ
lk müttefik Türk ve İslâm orduları ile Çin ordusu arasında yapılan meydan savaşı. İslâmiyeti henüz kabul etmeyen Türklerin, Orta Asya’da İslâm dînini tanıtıp yayan Araplarla berâber Çinlilere karşı Talas’ta yaptıkları bu harp sebep ve neticesi bakımından çok önemlidir.

Göktürk İmparatorluğunu yıkmış olan Çin’in…

Talas  Meydan Muhârebesi
Zaferlerimiz
Estergon'un Fethi
E
stergon şehri Budin’in 45 km kuzeybatısında, Tuna kıyısında Vaç dirseğinin kuzeyinde yer almaktadır. Onuncu yüzyılın sonlarında Hıristiyanlığı benimseyen Macar Krallığının başkenti oldu (996). Dördüncü Kral Bela 12. yüzyılın ortalarında başkenti Budin’e taşıdı ise de şehir dînî merkez olma hüviyetini devam ettirdi.…
Estergon'un Fethi
Zaferlerimiz
Zigetvar Zaferi
C
ihan Hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman, ordusunun başında son seferine çıkıyordu. 13 yıldır, savaştan uzak yaşamıştı. Şehzade Mustafa ve Şehzade Bâyezîd gibi iki pırlanta evlâdından olmuş; yaşamak ve hükmetmek gözünden düşmüştü. Nitekim, Saraydan çıkmadan önce, oğlu Şehzade Selim’e kendi el yazısı ile…
Zigetvar Zaferi
Zaferlerimiz
Cerbe Muhârebesi
1
560’ta vukû bulan ve Haçlı donanmasının hezîmetiyle sonuçlanan, deniz muhârebesi. Preveze yenilgisinin izlerini silmek isteyen Avrupalılar, Türkleri Batı Akdeniz’den çıkarabilmek için, Turgut Reisi Cerbe’de vurup askerini imhâ etmek gâyesindeydiler. Ancak bu sâyede Tunus ve Trablus, İspanya’nın eline geçerdi.…
Cerbe Muhârebesi
Zaferlerimiz
Vâdi-üs-Seyl Zaferi
O
smanlı Devleti, Kanuni Sultan Süleyman zamanında Cezayir’i fethedince, batısında bulunan Fas ile komşu oldular. O tarihlerde Fas sultanı olan II. Muhammed, Osmanlıların kendi devletini de ele geçireceğinden korkarak, 80.000 kişilik bir ordu ile Cezayir üzerine yürüdü. Cezayir valisi olan Kazdağlı Salih Paşa bunu…
Vâdi-üs-Seyl Zaferi
Zaferlerimiz
Ridâniye Meydan Muhârebesi
O
smanlı ordusunun kesin zaferiyle netîcelenen Osmanlı-Memlûk meydan muhârebesi. 22 Ocak 1517 târihinde Kâhire yakınlarındaki Ridâniye mevkiinde Osmanlı Sultânı Birinci Selim Han ile Mısır Memlûk Sultanı Tomanbay arasında meydana geldi. Netîcesi îtibâriyle İslâm ve Osmanlı târihi bakımından önemli hâdise ve…
Ridâniye Meydan Muhârebesi
Zaferlerimiz
Çıldır Meydan Muhârebesi
Ç
ıldır Meydan Muhârebesi, 9 Ağustos 1578'de Osmanlı Devleti ile Safevi kuvvetleri arasında yapılan meydan savaşıdır. 1555 yılında imzalanan Amasya Antlaşması'yla Safevi Şahı I. Tahmasp; Osmanlıların Kars, Iğdır, Revan (Erivan) ve Tebriz çevresindeki egemenliğini kabul etmişti.

23 yıl sonra antlaşma bozuldu ve bu bölge…

Çıldır Meydan Muhârebesi
Zaferlerimiz
Uyvar Zaferi
Uyvar önünde bir Türk gibi kuvvetli

F

azıl Ahmed Paşa 'nın mühürdarı Hasan Ağa ile Erzurumlu Osman Dede, Orta Avrupa 'nın kapısı sayılan Uyvar'ın muhasara ve fethinde hazır bulunmuşlardı. Tarihimizin zaferler silsilesi içinde önemli bir yeri olan bu olayın hikâyesini, onların kalemlerinden sunuyoruz.
Budapeşte’nin 80 k…

Uyvar Zaferi
Zaferlerimiz
Dargo Meydan Muharebeleri
T
ürk harp tarihinin şanlı sayfaları arasına gömülmüş en kanlı savaşlardan birisi de muhakkak ki Dargo Meydan Muharebesidir. Bu savaş muazzam Rus ordularına karşı Şeyh Şamil’in enbüyük zaferi ile neticelenmiştir.

Dargo meydan muharebesi, Şâmil’in cihana sığmayan büyük askerî kudret ve dehâsını, şöhretin arşına çıkaran…
Dargo Meydan Muharebeleri
Zaferlerimiz
İstanbul'un Fethi
O
smanlı sultanlarından İkinci Mehmed Hanın 29 Mayıs 1453’te Bizans İmparatorluğunun başşehrini alması. Türk-İslâm mefkûresinde çok önemli bir yer işgâl eden İstanbul’un fethi, İslâmiyetle birlikte ortaya çıkan mukaddes bir ideâl, bir kızıl elma yâni yüce bir gâyedir. Bu ulvî gâye uğruna önce Araplar, sonra da Türkler,…
İstanbul'un Fethi
Zaferlerimiz
Koyun Adaları Zaferi

A
kdeniz’de bir hakimiyet kurmuş olan Venedik donanması, Papalık ve Malta hükümetlerinden de yardım görerek 7 Eylül 1694’te Sakız adasına büyük miktarda asker çıkarmıştı. Kalede bulunan pek az sayıda Türk kuvvetleri civar sularda dolaşan Kaptan-ı Deryâ Palabıyık Yusuf Paşa emrindeki donanmamızdan yardım göremeyince,…