Türkistan Destanı

Necip Yıldırım 25.12.2012 3333
Türkistan Destanı 

Hani erenler nerde, dönmez oldu yelkovan!
Türkistan’dan haber yok, ne gün dönecek kervan?
Çatlıyor Aral Gölü, Buharî etti sükût.
Karardı âlem bir ân, güneş mi etti sukût?
Kan aktı Seyhun nehri, Tuna oldu muhâcir.
Kaşgar’ı dağladılar, Tebriz’i sardı zincir.
Güney Efgân içinde, “Rum Eli” dendi garba.
Kuzeylerde Moskof var, şarkı inletti zorba.
Bölündük ufalandık, olduk bin bir devletçik.
Hürriyetten dem vursan, korkarım yersin dipçik!
Şu güneş değil miydi, evimizdeki kandil?
Kurtlandı “Kızıl Elma”, bozuldu tarih ve dil.
Bağlanmış basîretler, mil çekilmiş gözlere.
Ahlâkı yutmuş tufân, fitne dolmuş sözlere.

Nerede Mahdum Kulu, hani Ahmet Yesevî?
Sorsan câhil hocaya, bilmez ne der Mesnevî!

Çin Seddi’ni kim aştı, kim sarstı Viyana’yı?
Bağladık Hindistan’a, koskoca Sibirya’yı.
Kıskanır gökkuşağı, Türkistan bayrak olsa.
Tek safta tekbir alsak, düşmanı kaplar tasa.
Kara, fezâ ve deniz; onda madde ve mana.
Kaf dağındaki ankâ, şöyle seslendi bana:
Dün gece bir dev gördüm, heybetle uyuyordu
Asya’ya sermiş döşek, yastığı İstanbul’du.
Yay gibi iki kolu, kuşatmış Akdeniz’i
Akbabalar korkudan, her yana kurmuş mevzi.
Doydun uykuya ey dev, yetmez mi artık rüyâ?
Tarumar olmuş evin, ne gün olacak ihyâ?
Sensin devlerin devi: hanlar, sultânlar sensin.
Kardeşin padişahlar, hünkârlara yâversin.
Kaldır başını, doğrul; gel değiştir bu hali.
Tarihten vasiyet var, haydi kur istikbâli.

İşte bu feryâdımız, duyulsun ayân beyan!
Ayrılık yetti artık, uyan Türkistan uyan!

Nabzında atsın ülkü; şah damarında dava!
Kafatasında pişir, bu ulvî derde deva!
Orta yere atalım, Musâ’nın âsâsını.
Sihirbazlar işitsin, ejderha nârâsını.
Yazalım yeni baştan, Türkistan’ın kâmusu.
Türkistan bizlerindir, şerefi ve nâmusu.
Kaşgarlı Mahmut gibi, inşâ ettik bir lügat.
Her sözümüz bir tuğla, her ferdimiz bir ırgat.
Bayrak oldu Türkistan, yeşerdi umudumuz.
Yükselttik gök kubbeye, yıldızlar verdi omuz.
İstikâmet âşikâr, bir değil mi mâzimiz?
Hudutlar kaldırılsın, bir olsun alfâbemiz.
Sana göstermek için, gidecek durağını.
Kaldırıyor camiler, şehadet parmağını.

Söyle Türkistan söyle, birliğe koşalım mı?
Diriliş vakti geldi, aşkından coşalım mı?


 


İlgili Makaleler

Şiirlerimiz
Türkiye
Türkiye
Bu, gerçəkmi yalanmıdır, ilahi?
Yalan mülkü talanmıdır, ilahi?
Olmaz olay olanmıdır, ilahi,
Mən Türkiyə torpağına gəlmişəm?
Qardaşımın ocağına gəlmişəm?
Şiirlerimiz
Fetih Gününde...
Fetih Gününde...

Türklüğü tezyin için önce iman geliyor,
Sonra ışık halinde şerefle şanla geliyor.

Dokuzyüz yıl önce de eşsiz Anadolu’ya,
Tekbir sesleri ile, bir Alparslan geliyor.

Zaferler sizin diye izin vermiş Yaratan,
Süleyman Şah soyundan, Âl-i Osman geliyor.
Şiirlerimiz
Anne
Anne
O sımsıcak sevgin içimde bir gül, 
Yıllar geçse bile solmuyor anne!
Senin hasretinle taştı şu gönül;
Başka bir hasreti almıyor anne!..

Yokluğun bir yara, acısı derin
İnan hiçbir şeyle dolmuyor yerin...
Seninle tattığım eski zevkelerin
Sensiz tadı tuzu kalmıyor anne!..

Muziplik yapardım, gülerdin hani
Hep mutlu olmamı dilerd…
Şiirlerimiz
Turan'a Hasret
Turan'a Hasret
Ayşe Fatma değil beni ağlatan, 
Gülmeden ölürsem ona yanarım, 
Ağlatan “Turan„dır, başka bir vatan! 
Bulmadan ölürsem ona yanarım.

Bulur bulmaz öpeceğim taşını, 
Çok özledim ekmeğini, aşını, 
Esir Türk'ün gözündeki yaşını, 
Silmeden ölürsem ona yanarım.

Silinen gözlerin hasreti katı, 
Kırım'dan Hazara koştursam at…
Şiirlerimiz
Kırım Türküsü
Kırım Türküsü
Karadeniz saçına, aşkla konulan gülsün!
Dalgalan rüzgâr ile… Şu gönlüm kadar hürsün!
Yılın her günü çehren, hüsnü beyâna gelir!
Her yandan göçen kuşlar, sana seyrâne gelir!
Boğazlar ve bozkırlar, denge ararlar sende,
Dört mevsimin askeri, talim ederler sende!
Korkusuzdur rüzgârın, dört yandan eser, kişner
Kim dem…
Şiirlerimiz
Deniz Hasreti
Deniz Hasreti
Gözümde bir damla su deniz olup taşıyor
Çöllerde kalmış gibi yanıyor, yanıyorum
Bütün gemicilerin ruhu bende yaşıyor
Başımdaki gökleri bir deniz sanıyorum

Nasıl yaşayacağım ey deniz senden uzak
Yanıp sönüyor gözlerimde fenerin
Uyuyor mu limanda her gece sallanarak
Altından çivilerle çakılmış gemilerin?

Sevmiyorum…
Şiirlerimiz
Doğu Türkistan
Doğu Türkistan

Bütün kelimeler suskun
Sessizliğin girdabında
Ağlamak mı
Çaremi gözyaşları bir tarihin ağıdına
Gölgesine yıldırımlar mı düştü
Nasırlaşmış kalplerin,
Neden bu kadar mahzun, çaresiz..
İnsanlığın nasibi yok mu
Baharı mı yitmiş ümitlerin..
Gözlerimde sönüyor yıldızlar..
Uzak iklimlerin sam yeli dokunan avuçlarıma
Şiirlerimiz
Destanlarla Yaşamak
Destanlarla Yaşamak
Gazi alperenler işe koyulun
Gayrı söze vakit az verilmeli
Bidevi atlara rüzgarca soluk
Ve yıldırımlarca hız verilmeli

Şanlı kitap önderimiz kılındı
İman sancak gönderimiz kılındı
İklim-i Rum,minderiniz kılındı
Ol mindere kavi diz verilmeli.

Barak Baba,Sarı Saltuk orada,
Hacı Bektaş Veli,Taptuk orada,
Bir mübar…
Şiirlerimiz
BULGAR MEZALİMİ
R
BULGAR MEZALİMİ

Rumeli’nin dağı taşı ağlıyor!
Kan içinde her subaşı ağlıyor!
Parçalanmış gövdelerin yanında
Can çekişen arkadaşı ağlıyor! 

Bak şu yurda tek bir ocak tütmüyor!
Issız kalmış bülbülleri ötmüyor!
O sevimli ovaları kurd almış
Bir çobancık davarları gütmüyor!

Kara toprak kandan olmuş kı…
Şiirlerimiz
Anadolu
Anadolu

 “Sultan Osman'ın yurdu.
Tuğrul Bey'ın konağıdır o eller!
Milletimiz orda doğdu, büyüdü,
Bize ana kucağıdır o eller!

Osmanlılar unutmasın soyunu;
Anadolu'dan aştık hudud boyunu,
Orda oldu zorlu ateş oyunu,
Ataların ocağıdır o eller!

Bu devlete orda temel atıldı.
O meydanda can alınıp satıldı;
Yaylasında za…
Şiirlerimiz
Vardım Ki Yurdundan


VARDIM Kİ YURDUNDAN


Vardım ki yurdundan ayak götürmüş
Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı
Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş
Sakiler meclisten çekmiş ayağı

Hangi dağda bulsam ben o merali
Hangi yerde görsem çeşm-i gazalı
Şiirlerimiz
Bursa'da Akşam


BURSA’DA AKŞAM

Bugün de sonbahardan süzülüp doğdu akşam 
Dağların yere indi koyu serin gölgesi.
Uludağ etekleri al ipekten bu akşam
Düştü yeşil ovaya kubbelerin gölgesi.

Ufuklarda bu akşam ne sis var, ne bulut var
Selvilerin içinde bir alev Emir Sultan.