Süleymaniye'de Bayram Sabahı

Yahya Kemal Beyatlı 30.10.2009 2779
Süleymaniye'de Bayram Sabahı



Artarak gönlümün aydınlığı her sâniyede
Bir mehâbetli sabah oldu Süleymaniye'de
Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,
Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi

Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,
Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan.
Gecenin bitmeye yüz tuttuğu andan beridir,
Duyulan gökte kanat, yerde ayak sesleridir.

Bir geliş var!.. Ne mübârek, ne garib âlem bu!..
Hava boydan boya binlerce hayâletle dolu...
Her ufuktan bu geliş eski seferlerdendir;
O seferlerle açılmış nice yerlerdendir.

Bu sükûnette karıştıkça karanlıkla ışık
Yürüyor, durmadan, insan ve hayâlet karışık;
Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya,
Giriyor, birbiri ardınca, ilâhi yapıya.

Tanrının mâbedi her bir tarafından doluyor,
Bu saatlerde Süleymaniye tarih oluyor.
Ordu-milletlerin en çok döğüşen, en sarpı
Adamış sevdiği Allah'ına bir böyle yapı.

En güzel mâbedi olsun diye en son dînin
Budur öz şekli hayâl ettiği mimârinin.
Görebilsin diye sonsuzluğu her yerden iyi,
Seçmiş İstanbul'un ufkunda bu kudsî tepeyi;

Taşımış harcını gazileri, serdârıyle,
Taşı yenmiş nice bin işcisi, mimârıyle.
Hür ve engin vatanın hem gece, hem gündüzüne,
Uhrevî bir kapı açmış buradan gökyüzüne,

Taa ki geçsin ezelî rahmete ruh orduları..
Bir neferdir bu zafer mâbedinin mimârı.
Ulu mâbed! Seni ancak bu sabah anlıyorum;
Ben de bir vârisin olmakla bügün mağrurum;

Bir zaman hendeseden âbide zannettimdi;
Kubben altında bu cumhûra bakarken şimdi,
Senelerden beri ru'yada görüp özlediğim
Cedlerin mağfiret iklimine girmiş gibiyim.

Dili bir, gönlü bir, imânı bir insan yığını
Görüyor varlığının bir yere toplandığını;
Büyük Allah'ı anarken bir ağızdan herkes
Nice bin dalgalı Tekbir oluyor tek bir ses;

Yükselen bir nakaratın büyüyen velvelesi,
Nice tuğlarla karışmış nice bin at yelesi!
Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri
Dinliyor vecd ile tekrar alınan Tekbir'i
 

Ne kadar saf idi simâsı bu mü'min neferin!
Kimdi? Bânisi mi, mimârı mı ulvî eserin?
Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu
Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu,

Yüzü dünyada yiğit yüzlerinin en güzeli,
Çok büyük bir iş görmekle yorulmuş belli;
Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz
Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz;

Vatanın hem yaşayan vârisi hem sahibi o,
Görünür halka bu günlerde teselli gibi o,
Hem bu toprakta bugün, bizde kalan her yerde,
Hem de çoktan beri kaybettiğimiz yerlerde.

Karşı dağlarda tutuşmus gibi gül bahçeleri,
Koyu bir kırmızılık gökten ayırmakta yeri.
Gökte top sesleri var, belli, derinden derine;
Belki yüzlerce şehir sesleniyor birbirine.

Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı?
Üsküdar'dan mı? Hisar'dan mı? Kavaklar'dan mı?
Bursa'dan, Konya'dan, İzmir'den, uzaktan uzağa,
Çarpıyor birbiri ardınca o dağdan bu dağa;

Şimdi her merhaleden, taa Beyazıd'dan, Van'dan,
Aynı top sesleri birbir geliyor her yandan.
Ne kadar duygulu, engin ve mübarek bu seher!
Kadın erkek ve çocuk, gönlü dolanlar, yer yer,

Dinliyor hepsi büyük hâtıralar rüzgârını,
Çaldıran topları ardınca Mohaç toplarını.
Gökte top sesleri, bir bir, nerelerden geliyor?
Mutlaka her biri bir başka zaferden geliyor:

Kosva'dan, Niğbolu'dan, Varna'dan, İstanbul'dan..
Anıyor her biri bir vak'ayı heybetle bu an;
Belgrad'dan mı? Budin, Eğri ve Uyvar'dan mı?
Son hudutlarda yücelmiş sıra-dağlardan mı?

Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?
Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..
Adalar'dan mı? Tunus'dan mı, Cezayir'den mi?
Hür ufuklarda donanmış iki yüz pâre gemi

Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor;
O mübarek gemiler hangi seherden geliyor?
Ulu mâbedde karıştım vatanın birliğine.
Çok sükür Tanrıya, gördüm, bu saatlerde yine

Yaşıyanlarla beraber bulunan ervâhı.
Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabâhı.



İlgili Makaleler

Şiirlerimiz
Türkiye
Türkiye
Bu, gerçəkmi yalanmıdır, ilahi?
Yalan mülkü talanmıdır, ilahi?
Olmaz olay olanmıdır, ilahi,
Mən Türkiyə torpağına gəlmişəm?
Qardaşımın ocağına gəlmişəm?
Şiirlerimiz
Fetih Gününde...
Fetih Gününde...

Türklüğü tezyin için önce iman geliyor,
Sonra ışık halinde şerefle şanla geliyor.

Dokuzyüz yıl önce de eşsiz Anadolu’ya,
Tekbir sesleri ile, bir Alparslan geliyor.

Zaferler sizin diye izin vermiş Yaratan,
Süleyman Şah soyundan, Âl-i Osman geliyor.
Şiirlerimiz
Anne
Anne
O sımsıcak sevgin içimde bir gül, 
Yıllar geçse bile solmuyor anne!
Senin hasretinle taştı şu gönül;
Başka bir hasreti almıyor anne!..

Yokluğun bir yara, acısı derin
İnan hiçbir şeyle dolmuyor yerin...
Seninle tattığım eski zevkelerin
Sensiz tadı tuzu kalmıyor anne!..

Muziplik yapardım, gülerdin hani
Hep mutlu olmamı dilerd…
Şiirlerimiz
Turan'a Hasret
Turan'a Hasret
Ayşe Fatma değil beni ağlatan, 
Gülmeden ölürsem ona yanarım, 
Ağlatan “Turan„dır, başka bir vatan! 
Bulmadan ölürsem ona yanarım.

Bulur bulmaz öpeceğim taşını, 
Çok özledim ekmeğini, aşını, 
Esir Türk'ün gözündeki yaşını, 
Silmeden ölürsem ona yanarım.

Silinen gözlerin hasreti katı, 
Kırım'dan Hazara koştursam at…
Şiirlerimiz
Kırım Türküsü
Kırım Türküsü
Karadeniz saçına, aşkla konulan gülsün!
Dalgalan rüzgâr ile… Şu gönlüm kadar hürsün!
Yılın her günü çehren, hüsnü beyâna gelir!
Her yandan göçen kuşlar, sana seyrâne gelir!
Boğazlar ve bozkırlar, denge ararlar sende,
Dört mevsimin askeri, talim ederler sende!
Korkusuzdur rüzgârın, dört yandan eser, kişner
Kim dem…
Şiirlerimiz
Deniz Hasreti
Deniz Hasreti
Gözümde bir damla su deniz olup taşıyor
Çöllerde kalmış gibi yanıyor, yanıyorum
Bütün gemicilerin ruhu bende yaşıyor
Başımdaki gökleri bir deniz sanıyorum

Nasıl yaşayacağım ey deniz senden uzak
Yanıp sönüyor gözlerimde fenerin
Uyuyor mu limanda her gece sallanarak
Altından çivilerle çakılmış gemilerin?

Sevmiyorum…
Şiirlerimiz
Doğu Türkistan
Doğu Türkistan

Bütün kelimeler suskun
Sessizliğin girdabında
Ağlamak mı
Çaremi gözyaşları bir tarihin ağıdına
Gölgesine yıldırımlar mı düştü
Nasırlaşmış kalplerin,
Neden bu kadar mahzun, çaresiz..
İnsanlığın nasibi yok mu
Baharı mı yitmiş ümitlerin..
Gözlerimde sönüyor yıldızlar..
Uzak iklimlerin sam yeli dokunan avuçlarıma
Şiirlerimiz
Destanlarla Yaşamak
Destanlarla Yaşamak
Gazi alperenler işe koyulun
Gayrı söze vakit az verilmeli
Bidevi atlara rüzgarca soluk
Ve yıldırımlarca hız verilmeli

Şanlı kitap önderimiz kılındı
İman sancak gönderimiz kılındı
İklim-i Rum,minderiniz kılındı
Ol mindere kavi diz verilmeli.

Barak Baba,Sarı Saltuk orada,
Hacı Bektaş Veli,Taptuk orada,
Bir mübar…
Şiirlerimiz
BULGAR MEZALİMİ
R
BULGAR MEZALİMİ

Rumeli’nin dağı taşı ağlıyor!
Kan içinde her subaşı ağlıyor!
Parçalanmış gövdelerin yanında
Can çekişen arkadaşı ağlıyor! 

Bak şu yurda tek bir ocak tütmüyor!
Issız kalmış bülbülleri ötmüyor!
O sevimli ovaları kurd almış
Bir çobancık davarları gütmüyor!

Kara toprak kandan olmuş kı…
Şiirlerimiz
Anadolu
Anadolu

 “Sultan Osman'ın yurdu.
Tuğrul Bey'ın konağıdır o eller!
Milletimiz orda doğdu, büyüdü,
Bize ana kucağıdır o eller!

Osmanlılar unutmasın soyunu;
Anadolu'dan aştık hudud boyunu,
Orda oldu zorlu ateş oyunu,
Ataların ocağıdır o eller!

Bu devlete orda temel atıldı.
O meydanda can alınıp satıldı;
Yaylasında za…
Şiirlerimiz
Vardım Ki Yurdundan


VARDIM Kİ YURDUNDAN


Vardım ki yurdundan ayak götürmüş
Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı
Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş
Sakiler meclisten çekmiş ayağı

Hangi dağda bulsam ben o merali
Hangi yerde görsem çeşm-i gazalı
Şiirlerimiz
Bursa'da Akşam


BURSA’DA AKŞAM

Bugün de sonbahardan süzülüp doğdu akşam 
Dağların yere indi koyu serin gölgesi.
Uludağ etekleri al ipekten bu akşam
Düştü yeşil ovaya kubbelerin gölgesi.

Ufuklarda bu akşam ne sis var, ne bulut var
Selvilerin içinde bir alev Emir Sultan.