Sâhibataoğulları

ssss 29.07.2011 2475

S
elçuklu vezîri Sâhibata Fahreddîn Ali’nin oğulları tarafından Afyon ve çevresinde kurulan beylik. Vezirliği sırasında Konya, Sivas gibi bâzı şehirlerde büyük hayır müesseseleri yaptırması sebebiyle, Hoca Sâhibata ünvânıyla anılan Fahreddîn Ali, Moğol işgâlinin en zor günlerinde vazife yaptı.

Anadolu’ya hâkim olan Moğollar, kendilerinin rahatı için Türkiye Selçukluları şehzâde ve devlet adamlarının iktidâr ve mevki hırslarını tahrik ederek ikilik çıkarıyorlardı. Sultan Gıyâseddîn İkinci Keyhüsrev’in iki oğlundan her birini, memleketin bir bölümüne sultan yapmışlardı. İkinci İzzeddîn Keykâvus, aleyhteki faâliyetler yüzünden gelen Moğol ordusu önünden İstanbul’a, bilâhare de Kırım’a kaçtı. Bunun üzerine Dördüncü Kılıç Arslan idâreyi tek başına ele geçirdi.

Saltanatta hak sâhibi olanları kışkırtmakla da kalmayan Moğollar, küçük rütbedeki devlet adamlarına yüksek makamlar vererek hem onları rahat kullanıyorlar, hem de memleket içinde otorite boşlukları ortaya çıkarıyorlardı. Bu sâyede, Türkiye Selçuklularının devlet adamları ve sultanları, Moğolların oyuncağı ve haraç memurları olmaktan öteye gidemiyorlardı. Bütün bu olumsuz şartlara rağmen Sâhibata Fahreddîn Ali, memleketin harâb olmaması için elinden gelen gayreti gösterdi. Mümkün olduğunca birliği temin ederek düzeni sağlamaya çalıştı. 

Selçuklu Devletinin idâresinde söz sâhibi olmak isteyen bâzı hâris devlet adamları, Fahreddîn Ali’nin iki oğluna Kütahya, Sandıklı, Akşehir ve Beyşehir’i ıktâ vererek, onları uç beyliğine tâyin etmiş ve Sâhibata’yı kendi taraflarına çekmek istemişlerdi. Fakat çok geçmeden, Vezir Sâhibata’yı, çeşitli plânlar kurarak ve kısa zaman sonra da Kırım’da bulunan Sultan İkinci İzzeddîn Keykâvus’a para yardımı yaptığı gerekçesiyle tutuklatmışlardı. Bu sebeple, daha önce ihsânlarına kavuşmuş olan devlet erkânının çoğu kendisine cephe aldı. Düşmanları güçlü bir râkipten kurtulmuş oldular. Bu sırada Sâhibata’nın cesur bir asker olan oğlu Tâceddîn Hüseyin de hiçbir şeyden haberi yokken tutuklandı. Daha sonra Sâhibata, yargılanmak üzere İlhanlı Sultanı Abaka’nın sarayına gönderildi. Savunmasıyla hayâtını kurtarmasına rağmen, eski mevkiini ele geçiremedi.

Sâhibata, Abaka Han’ın yanından ayrılıp Anadolu’ya geri döndükten sonra Konya’daki evine çekilerek, malları ve vakıflarının idâresiyle meşgul oldu. Onu ortadan kaldırmak için can atan düşmanları, özellikle onun büyük servetini ele geçirmeye çalışıyorlardı. Sâhibata’yı rahat bırakmayarak, çeşitli vesîlelerle gayrimenkulüne ve gelir kaynaklarına el atmaya başladılar. Bunun üzerine servetini ve gayrimenkulünü koruyabilmek için eski mevkiine tekrar sâhip olması gerektiğini anlayan Sâhibata, düşmanlarının meşgûliyetinden istifâdeyle Konya’dan ayrılarak muazzam bir servetle, Abaka Han’ın yanına gitti. Bir müddet Moğol sarayında kalan Sâhibata, çeşitli hediyelerle İlhanlı beylerini kendi tarafına çekmeye muvaffak oldu.

Üç sene sonra 1275 yılında tekrar Selçuklu Devleti vezîri olarak Anadolu’ya döndü. Bu arada Abaka Han, Sâhibata’nın oğulları Tâceddîn Hüseyin ve Nusreddîn Hasan’ın ellerinden alınan vilâyetlerin kendilerine iâde edilmesini emretti. Muhtemelen Sâhibataoğulları Beyliği’nin kuruluşu bundan sonra başlamıştır.

Sâhibata, yeniden vezir olarak vazifeye başladıktan sonra herkese iyi davrandı, devlet idâresinde çıkması muhtemel karışıklıkları önledi. Bu esnâda İslâm âleminin lideri TürkMemlûk Sultânı Baybars’ın Anadolu’ya girip Moğolları ağır bir mağlûbiyete uğratmasından faydalanan Karamanoğulları, arâzilerini genişletmeye başladılar. Üzerlerine gönderilen Selçuklu ordularını yenerek, Baybars’ın Anadolu’dan çekilmesinden sonra, Cimrî’yi Selçuklu tahtına geçirdiler. Karamanoğlu Mehmed Bey, Konya halkını zorla Cimrî’ye bî’at ettirdi. Durumu öğrenen Sâhibata’nın oğulları Konya’ya yürüdüler. İki ordu, Kozağacı mevkiinde karşılaştı.

Muhârebenin en şiddetli ânında Sâhibata’nın büyük oğlu Tâceddîn Hüseyin’in öldürülmesi, Selçuklu kuvvetlerinin bozulmasına sebep oldu. Ayrıca Sâhibata’nın diğer oğlu da öldürüldü.
Tâceddîn Hüseyin ve Nusreddîn Hasan’ın öldürülmeleri üzerine, Sâhibataoğullarının başına Hasan Bey’in oğlu Şemseddîn Mehmed Bey geçti. Şemseddîn Mehmed Bey’in başa geçmesinden sonra Denizli, Sâhibataoğulları ile Germiyanoğulları arasında nüfûz mücâdelesine sahne oldu. Bu mücâdele yirmi sene kadar sürdü. Nihâyet 1287’de Germiyanoğlu Kumandanı Bozkuş Bahadır, Denizli üzerine yürüdü. Şemseddîn Mehmed Bey bunu önlemek istediyse de giriştiği muhârebede öldürüldü. Bu sırada dedesi Sâhibata, hayattaydı. Şemseddîn’in yerine Karahisar beyi olarak oğlu Nusreddîn Ahmed geçti.

Daha sonra Sâhibata, yeni kuvvetlerle Karamanoğlu Mehmed Bey üzerine yürüdü. Mehmed Bey, Sâhibata’nın geldiğini haber alınca, Konya’ya sığınmak istediyse de, kale kapılarının kapanması üzerine Ermenek taraflarına çekildi. Fakat Sâhibata’nın tâkibinden kurtulamadı. Sonunda bir Moğol ileri karakoluna baskın yapan Mehmed Bey, pusuya düşürülerek, kardeşleri ve amca çocukları ile berâber öldürüldü.

Türk beylerinin mücâdelesinden istifâde eden Moğollar, Müslümanlara çok zulmettiler. Bir taraftan Moğolların Anadolu halkına yaptıkları zulümlere, diğer yandan oğullarının ölümüne çok üzülen Sâhibata, 1288 senesinde vefât etti.

Bu esnâda Karahisar civârını ellerinde bulunduran Sâhibataoğullarının başında Nusreddîn Ahmed Bey vardı. Ahmed Bey, 1314 senesinde beyliklerin İlhanlı Devleti’ne bağlılıklarını kuvvetlendirmek için Anadolu’ya gelen Emîr Çoban’a tâbiiyetini arz ederek mevkiini korumaya muvaffak oldu. Germiyanoğlu beyi Birinci Yâkûb Bey’in kızı ile evlendi. İlhanlıların Anadolu vâlisi Emîr Çoban’ın oğlu Tîmûrtaş’ın, Hamidoğlu Dündar Bey ile Eşrefoğlu Süleymân Bey’i katledip, Karamanoğlu’nu da zorla itâat altına alması üzerine, Sâhibataoğulları beyi Ahmed, kayınpederi Birinci Yâkûb Bey’e sığındı.

Komutanlarından Eretna’yı, Karahisar’ı muhâsara ile vazîfelendiren Tîmûrtaş, bu sırada babası Emîr Çoban’ın İlhanlı Sultanı tarafından öldürülmesi üzerine (1327), kendi âkibetinden korkarak Mısır’a kaçtı. Bu durum üzerine Eretna, Karahisar kuşatmasını kaldırarak Sivas’a döndü. Bu hâdiseden sonra Karahisar’a dönen Nusreddîn Ahmed, Germiyanoğullarının hâkimiyetini tanımak sûretiyle, beyliğinin başında kaldı. Nusreddîn Ahmed’in 1342’den sonra ölümü üzerine ise Sâhibataoğullarına âit topraklar, Germiyanoğullarına katıldı.

İlgili Makaleler

Türk Devletleri
Hive Hanlığı
O
n altıncı yüzyılda Harezm’de kurulan ve 1920’ye kadar fâsılalarla devâm eden hanlık. Şeybânî hâkimiyeti sonrasında Safevî işgâline uğrayan Harezm bölgesi halkı, Yâdigâr Han soyundan İlbars’ın liderliğinde birleşip, 1511 yılında Gürgenç merkez olmak üzere Hive Hanlığı’nı kurdular.

Yâdigâr Han soyundan gelen Hive Hanları…

Hive Hanlığı
Türk Devletleri
Ramazanoğulları
A

dana bölgesinde 1352 yılından 1608 yılına kadar hüküm süren bir Türk beyliği. Oğuzların Yüregir boyuna mensup olan Ramazan Bey’in kurduğu beylik; 1383 yılına kadar Elbistan’ı, oranın Dulkadiroğullarına geçmesi ile de Adana’yı merkez yapmıştır. Ramazanoğulları Beyliği 1352’den 1608’e kadar 256 yıl devâm etmekle…
Ramazanoğulları
Türk Devletleri
Dulkadiroğulları Beyliği

O
 n dör­dün­cü asır­dan On al­tın­cı as­rın ilk ya­rı­la­rı­na ka­dar Ana­do­lu tâ­ri­hin­de mü­him rol oy­na­yan Oğuz­la­rının Bo­zok ko­lu­na bağ­lı Türk­men hâ­ne­dâ­nı. Ana­do­lu’ya Ha­san Dul­ka­dir ad­lı be­yin idâ­re­sin­de ge­len ve Dul­ka­dir­li Bey­li­ği­’nin çe­kir­de­ği­ni mey­da­na ge­ti­ren bu ilk…
Dulkadiroğulları Beyliği
Türk Devletleri
Suriye Selçukluları

S
uriye ve havâlisinde Sultan Melikşah’ın kardeşi Tutuş tarafından kurulan Selçuklu hânedânı. Suriye fâtihi Emir Atsız’ın Kâhire yakınlarında Fâtımîler karşısında mağlûbiyeti sırasında öldüğü zannedilince, Sultan Melikşah Suriye’yi kardeşi Tutuş’a verdi (1077). Fakat Atsız’ın, Sultan Melikşah’a hayatta…
Suriye Selçukluları
Türk Devletleri
Kirman Selçuklu Devleti
S

ultan Alparslan’ın kardeşi Kara Arslan Kavurd Bey tarafından Kirman’da kurulan devlet. Büyük Selçuklu Devleti’nin kurulmasında önemi büyük olan Dandanakan Savaşı kazanıldıktan sonra Merv’de toplanan Selçuklu büyükleri, o zamâna kadar ele geçirilmiş ve geçirilecek toprakların idâresini hânedân üyeleri arasında…

Kirman Selçuklu Devleti
Türk Devletleri
Germiyanoğulları Beyliği
K
ütahya ve çevresinde hüküm sürmüş bir Türk beyliği. Toprakları, doğuda Afyonkarahisar ve Denizli, batıda Gediz ve Menderes vâdilerine kadar uzanırdı.

Germiyan, önceleri Türk aşîretlerinin birinin adıyken, Anadolu Selçukluları Devleti’nin (1077-1307) son zamanlarında 1300 (H.700) yılında kurulan Germiyanoğulları…

Germiyanoğulları Beyliği
Türk Devletleri
Kazan Hanlığı
İ
dil (Volga) Irmağı kıyısındaki Kazan şehrinde kurulmu
Kazan Hanlığı
Türk Devletleri
Menteşeoğulları Beyliği
G
üneybatı Anadolu’da kurulan bir Türk beyliği. Merkezi bugünkü Muğla vilâyeti olan, bu beyliğin hâkimiyeti on üçüncü yüzyılın ortalarından on beşinci yüzyılın başlarına kadar devâm etti.

Anadolu’ya bütünüyle sâhip olup, askerî ve siyâsî hâkimiyetlerini iskân siyâsetiyle de pekiştirmek isteyen Selçuklular; gazâ akınları…

Menteşeoğulları Beyliği
Türk Devletleri
Eşrefoğulları

O

n üçüncü asrın sonlarına doğru Beyşehir ve Seydişehir civârında kurulmuş bir Türk beyliği. Beyliğin kurucusu Seyfeddîn Süleymân Bey, Anadolu Selçuklularının uç beyi idi. Selçuklu Sultanı Üçüncü Gıyâseddîn Keyhüsrev, 1283 senesinde İlhanlı hükümdarı tarafından öldürülünce, yerine amcasının oğlu İkinci Gıyâseddîn…

Eşrefoğulları
Türk Devletleri
Aydınoğulları Beyliği
O
n dördüncü asır başında Aydın ve çevresinde kurulan Türk beyliği. Germiyan ordusu subaşısı Aydınoğlu Mübârizüddîn Mehmed Bey kurmuştur. Germiyanoğlu Birinci Yakub Bey tarafından Aydın ve çevresini fethetmekle görevlendirilen Mehmed Bey, öncelikle Sasa Bey’in elindeki Tire, Ayasluğ (Selçuk) ve Birgi’yi ele geçirdi. Bu…
Aydınoğulları Beyliği
Türk Devletleri
Candaroğulları
O
n üçüncü asırda Kastamonu, Sinop ve çevresinde kurulan bir beylik. Aslen Türkmen bir âiledendirler. Beyliğin kurucusu ise Şemseddîn Yaman Candar’dır.

On üçüncü asrın sonlarında Selçuklu hükümdarı İkinci İzzeddîn Keykavus’un oğlu İkinci Gıyâseddîn Mes’ûd’un birinci hükümdarlığı zamânında (1293-1298), bunun…
Candaroğulları
Türk Devletleri
Kaçarlar
T
ürkistan, Âzerbaycan, İran ve Anadolu’da yaşayan Türkmen kabîlesi ve İran’da iktidar olmuş hânedân. Kaçar adı, Türkçe kaçmak kelimesinden türetilmiştir.

Kaçarlar, Moğollar zamânında Hazar Denizi kıyılarında otururlardı. İlhanlılardan Hülâgu Hân’ın (1256-1264), Alamut Bâtınîlerine ve Sûriye’ye karşı giriştiği seferlere…