Ramazanoğulları

- 03.02.2016 6311
A
resim

dana bölgesinde 1352 yılından 1608 yılına kadar hüküm süren bir Türk beyliği. Oğuzların Yüregir boyuna mensup olan Ramazan Bey’in kurduğu beylik; 1383 yılına kadar Elbistan’ı, oranın Dulkadiroğullarına geçmesi ile de Adana’yı merkez yapmıştır. Ramazanoğulları Beyliği 1352’den 1608’e kadar 256 yıl devâm etmekle berâber, son 92 yılı tam bir Osmanlı tâbiyeti hâlinde geçmiş, hânedânın üyeleri Osmanlı sancakbeyi olarak vazife yapmışlardır.

Ramazanoğullarının mensup oldukları Üç Oklu Türkmenleri, Moğol istilâsı sebebiyle, 13. yüzyılda Anadolu’ya kalabalık sayıda gelen Türkmen kütleleri arasında bulunuyorlardı. Bu Türkmenler dâimî bir şekilde Moğollarla mücâdele hâlinde idiler. Onlara itâat etmediklerinden dolayı Anadolu’da da kesin bir iskân sahası bulamadılar. Bundan dolayı Suriye’ye inen bu Türkmenleri Memlûk Sultânı Baybars, Antakya’dan Gazze’ye kadar uzanan bölgeye yerleştirdi ve kendilerine dirlikler verdi. Böylece bu Türkmenler Memlûk Devleti’nin en mühim yardımcı askerî kuvvetini teşkil ettiler. Bu sâyededir ki, Sultan Baybars, Haçlılar ve Moğollar ile yapılan savaşlarda parlak zaferler kazandığı gibi, Kilikya’daki Ermeni Krallığına da ağır darbeler indirdi.

Moğol Baskısı Artınca...

Netîcede Anadolu’da Moğol nüfûzunun yayılmaya başlamasından ve bilhassa Ebû Saîd Bahadır Han’ın ölümünden sonra Üçok Türkmenleri, Kilikya üzerine akınlarını yoğunlaştırıp, elde edilen topraklara yerleşmeye başladılar. Bu sırada Ramazanoğullarının başında Ramazan Bey bulunmaktaydı. 1344 yılından îtibâren batıya doğru gelişen fetih hareketi Silifke’ye kadar uzadı ve 1360 yılında Memlûklerin da yardımı ile Adana ve Tarsus da ele geçirildi. Böylece Ermenilerin elinde, merkezleri Sis olmak üzere birkaç kale kalmış oluyordu.

Memlûkları Mağlup Ettiler

Ramazan Bey’in ölümünden sonra yerine geçen oğlu İbrâhim Bey, Çukurova’da Memlûk hâkimiyetini kırmak ve istiklâlini îlân etmek üzere Karamanoğlu Alâeddîn Bey’le itifak ederek, başkaldırdı. Bunun üzerine büyük bir Memlûk ordusu, Türkmenlerin arâzisine girerek yağmalamaya başladı. Ancak Belen Boğazı’nda meydana gelen çarpışmada İbrâhim Bey idâresindeki Türkmen ordusu, Memlûkleri ağır bir yenilgiye uğrattı.

Bizzat kumandan Temür Bay’ın da esir edildiği muhârebede Memlûklerden çok az kimse kurtuldu. Bu durum üzerine Memlûklerin Haleb Vâlisi Yılboğa, Türkmenler üzerine yürüdü. Misis Kalesi’ni ele geçirdi. İbrâhim Bey, Sis’e çekilmek zorunda kaldı ise de, Sis vâlisi kendisini yakalayıp Memlûklere teslim etti. Yılboğa, başta İbrâhim Bey olmak üzere kardeşi Kara Mehmed’i, annesi ve diğer esirleri derhâl öldürttü. Emirlerinin öldürülmesinden büyük üzüntü duyan Yüregirliler, Misis’e dönmekte olan Yılboğa’ya, Saruca-Şam Geçidinde büyük bir baskın düzenlediler. Yılboğa’nın gözünden yaralanıp ortadan kaybolması ile paniğe kapılan Memlûkler, kaçmaya başladı. Bu durum Türkmenlerin işini kolaylaştırdı ve elverişli bölgelerde Memlûklere üst üste baskın düzenlediler. Memlûkler Haleb’e ulaştıklarında ancak birkaç yüz kişi kalmışlardı.

Tarsus'u Aldılar

İbrâhim Bey’in yerine kardeşi Ahmed Bey geçti. Ahmed Bey, yerini sağlamlaştırıncaya kadar Memlûklerle iyi geçinmeye gayret etti. Daha sonra Memlûk Sultânı Berkuk’un ölümü ile bu ülkede ortaya çıkan karışıklıklar esnâsında durumunu iyice kuvvetlendirdi. Bu sırada Haleb’i kuşatan meşhur Arap kumandanı Nuayr’a karşı Memlûklerin yardımına koşan Ahmed Bey, Sultan Ferec’in iltifâtına kavuştu. Kızını da Sultan Ferec’le evlendirerek Memlûklerle akraba oldu. 1410 yılında Mısır’ı ziyâret etti. Böylece daha rahat hareket edebilme imkânına kavuşan Ahmed Bey, 1415 yılında yedi ay süren bir kuşatma sonucunda Tarsus’u Karamanoğullarından aldı. Ahmed Bey’in 1416 yılında ölmesi üzerine yerine oğlu İbrâhim Bey geçti.

Ahmed Bey kaynaklarda cesur, heybetli, dirâyetli bir emir olarak vasıflandırılmaktadır. Âlimlere hürmetli, fakirleri koruyan, iyiliksever bir beydi. Onun ölümünden sonra Üçokların siyâsî ehemmiyeti gittikçe azaldı.

İkinci İbrâhim Bey, Karamanoğlu Mehmed Bey’in dâmâdı idi. 1415-1417 yılları arasında Tarsus ve Adana havâlisinde tam bir hâkimiyet tesis etmişse de Memlûklerle arasının açılması yüzünden Tarsus’u kardeşi Hamza Bey’e bırakmak zorunda kaldı. Ancak Hamza Bey, Memlûk kuvvetlerinin yardımıyla Adana’yı da ele geçirdi. Hamza Bey’in ne kadar hüküm sürdüğü belli değildir. İbrâhim Bey ise mücâdelesine devam etti, ancak İbrâhim Bey, 1427 yılında Kahire’de öldürüldü.

1427 yılında beyliğin başına Mehmed Bey getirildi. Fakat bu târihte bölgede tam bir Memlûk hâkimiyeti kurulmuş olup, Sis, Adana ve Tarsus gibi önemli merkezler Memlûk vâlilerince idâre edilmeye başlanmıştı. Bu dönemde Ramazanoğulları beylerinden sırasıyla Eylûk Bey, Dündar Bey ve Ömer Bey sembolik olarak beyliğin başında bulundu.

Osmanlılarla Dostluk Kurdular

Ömer Bey’den sonra beyliğin başına, 1480 senesinde Halep’te öldürülen Dâvûd Bey’in oğlu Gıyâseddîn Halil Bey geçti ve otuz sene gibi uzun bir zaman hüküm sürdü. Hattâ, Osmanlıların Çukurova bölgesinde hâkimiyetlerini kabul ettikten sonra, bu devletle iyi geçinmeyi, beyliğinin geleceği bakımından daha faydalı gördü. Osmanlılarla olan bu dostluğu, Ramazanoğulları Beyliği’nin Memlûk Devleti’yle bağlantılarını iyice zayıflattı. Uzun süren saltanatı sırasında, bölgede barışın sağlanması için büyük dikkat sarfeden Halil Bey; âlimlere hürmet eden, cömert, fakir-fukarâyı koruyup gözeten bir beydi. Tebeası tarafından çok sevildiği için, hizmetleri sebebiyle kendisine, dîne yardım eden mânâsına gelen “Gıyâseddîn” lakabı verildi. Ramazanlı ülkesi en çok bu bey zamânında îmâr görmüş, câmiler, medreseler, saraylar, hanlar ve çeşmelerle ülkenin dört bir yanı tezyin edilmişti. Halil Bey, mezâr kitâbesinden anlaşıldığına göre 1511 senesinde vefât etmiştir.

Halil Bey’in vefâtından sonra, yerine kardeşi Mahmûd Bey geçti. Mahmûd Bey de, Osmanlı Devleti’ne yaklaşmak ve Memlûklerle olan yakınlığını azaltmak sûretiyle ağabeyi Halil Bey’in siyâsetini devâm ettirdi. Ancak Memlûkler, Mahmûd Bey’i beylikten azlederek, yerine kardeşinin oğlu Selim Bey’i tâyin ettiler. Bu durum üzerine Mahmûd Bey, İstanbul’a gelerek Yavuz Sultan Selim Han’a tâbiyetini arz etti. Mahmûd Bey’e büyük îtibâr gösteren Osmanlı sultânı Yavuz Sultan Selim Han, iki yüz bin akçelik bir dirlik verdi. Ayrıca seferde kendisine refâkat etmek imtiyâzını da bahşetti. Böylece Mahmûd Bey, sultandan başka kimseye tâbi olmayacaktı.

Yavuz'un Mısır Seferine Katıldılar

1516 senesinde Osmanlı ordusu, Mısır Seferine çıktığı zaman, Mahmûd Bey de pâdişâhın yanında bulunuyordu. Ordu Haleb’e geldiği zaman, Mahmud Bey’e bağlı Ramazanlı kuvvetleri Osmanlı sultânının ordusuna katıldılar. Ridâniye Savaşı sırasında Memlûk sultanı Tomanbay ve üç yüz seçme silâhşörün, pâdişâhı öldürmek için otağ-ı hümâyûna baskında bulundukları sırada, Sadrâzam Sinan Paşa’nın yanı sıra, Ramazanoğlu Mahmûd Bey de öldürüldü. Mahmûd Bey’in nâşını Haleb’e gönderen Yavuz Sultan Selim Han, Ramazanoğulları Beyliği’nin başına Halil Bey’in oğlu Kubad Bey’i tâyin etti (1517).

Ancak bu târihten îtibâren Ramazanoğulları beyleri bir Osmanlı sancakbeyi olarak hüküm sürdüler. Bundan sonra hânedândan mühim Osmanlı devlet adamları yetişti.

Ramazanoğulları Beyliğinin teşkilâtı hakkında kesin delillere dayalı bir bilgi yoktur. Ancak Dulkadirlilerde olduğu gibi Oğuz geleneklerine, yâni töre esâsına dayanmış oldukları görülmektedir. Kendilerine âit olarak para bastırmamışlardır. Halil Bey’den önceki Ramazan beylerine âit câmi, medrese ve hamam gibi eserlere rastlanmamıştır. Halil Bey ve bilhassa Osmanlı sancakbeyi olan, hattâ daha sonra paşalık rütbesine yükseltilerek Halep ve Şam beylerbeyliklerinde bulunan oğlu Pîrî Mehmed Paşa’nın Adana’da câmi, medrese, han ve hamam olmak üzere birçok hayır eserleri mevcuttur. Ramazanoğulları zamânında Çukurova, hac yolunun geçtiği mühim bir bölge hâline gelmişti. Osmanlı Devleti’nin yükselişiyle birlikte bu yolun önemi daha da artmıştır. Bu durumun bölgenin iktisâdî hayâtına önemli ölçüde tesir ettiği anlaşılmaktadır.

İlgili Makaleler

Türk Devletleri
Hive Hanlığı
O
n altıncı yüzyılda Harezm’de kurulan ve 1920’ye kadar fâsılalarla devâm eden hanlık. Şeybânî hâkimiyeti sonrasında Safevî işgâline uğrayan Harezm bölgesi halkı, Yâdigâr Han soyundan İlbars’ın liderliğinde birleşip, 1511 yılında Gürgenç merkez olmak üzere Hive Hanlığı’nı kurdular.

Yâdigâr Han soyundan gelen Hive Hanları…

Hive Hanlığı
Türk Devletleri
Dulkadiroğulları Beyliği

O
 n dör­dün­cü asır­dan On al­tın­cı as­rın ilk ya­rı­la­rı­na ka­dar Ana­do­lu tâ­ri­hin­de mü­him rol oy­na­yan Oğuz­la­rının Bo­zok ko­lu­na bağ­lı Türk­men hâ­ne­dâ­nı. Ana­do­lu’ya Ha­san Dul­ka­dir ad­lı be­yin idâ­re­sin­de ge­len ve Dul­ka­dir­li Bey­li­ği­’nin çe­kir­de­ği­ni mey­da­na ge­ti­ren bu ilk…
Dulkadiroğulları Beyliği
Türk Devletleri
Suriye Selçukluları

S
uriye ve havâlisinde Sultan Melikşah’ın kardeşi Tutuş tarafından kurulan Selçuklu hânedânı. Suriye fâtihi Emir Atsız’ın Kâhire yakınlarında Fâtımîler karşısında mağlûbiyeti sırasında öldüğü zannedilince, Sultan Melikşah Suriye’yi kardeşi Tutuş’a verdi (1077). Fakat Atsız’ın, Sultan Melikşah’a hayatta…
Suriye Selçukluları
Türk Devletleri
Kirman Selçuklu Devleti
S

ultan Alparslan’ın kardeşi Kara Arslan Kavurd Bey tarafından Kirman’da kurulan devlet. Büyük Selçuklu Devleti’nin kurulmasında önemi büyük olan Dandanakan Savaşı kazanıldıktan sonra Merv’de toplanan Selçuklu büyükleri, o zamâna kadar ele geçirilmiş ve geçirilecek toprakların idâresini hânedân üyeleri arasında…

Kirman Selçuklu Devleti
Türk Devletleri
Germiyanoğulları Beyliği
K
ütahya ve çevresinde hüküm sürmüş bir Türk beyliği. Toprakları, doğuda Afyonkarahisar ve Denizli, batıda Gediz ve Menderes vâdilerine kadar uzanırdı.

Germiyan, önceleri Türk aşîretlerinin birinin adıyken, Anadolu Selçukluları Devleti’nin (1077-1307) son zamanlarında 1300 (H.700) yılında kurulan Germiyanoğulları…

Germiyanoğulları Beyliği
Türk Devletleri
Kazan Hanlığı
İ
dil (Volga) Irmağı kıyısındaki Kazan şehrinde kurulmu
Kazan Hanlığı
Türk Devletleri
Menteşeoğulları Beyliği
G
üneybatı Anadolu’da kurulan bir Türk beyliği. Merkezi bugünkü Muğla vilâyeti olan, bu beyliğin hâkimiyeti on üçüncü yüzyılın ortalarından on beşinci yüzyılın başlarına kadar devâm etti.

Anadolu’ya bütünüyle sâhip olup, askerî ve siyâsî hâkimiyetlerini iskân siyâsetiyle de pekiştirmek isteyen Selçuklular; gazâ akınları…

Menteşeoğulları Beyliği
Türk Devletleri
Eşrefoğulları

O

n üçüncü asrın sonlarına doğru Beyşehir ve Seydişehir civârında kurulmuş bir Türk beyliği. Beyliğin kurucusu Seyfeddîn Süleymân Bey, Anadolu Selçuklularının uç beyi idi. Selçuklu Sultanı Üçüncü Gıyâseddîn Keyhüsrev, 1283 senesinde İlhanlı hükümdarı tarafından öldürülünce, yerine amcasının oğlu İkinci Gıyâseddîn…

Eşrefoğulları
Türk Devletleri
Aydınoğulları Beyliği
O
n dördüncü asır başında Aydın ve çevresinde kurulan Türk beyliği. Germiyan ordusu subaşısı Aydınoğlu Mübârizüddîn Mehmed Bey kurmuştur. Germiyanoğlu Birinci Yakub Bey tarafından Aydın ve çevresini fethetmekle görevlendirilen Mehmed Bey, öncelikle Sasa Bey’in elindeki Tire, Ayasluğ (Selçuk) ve Birgi’yi ele geçirdi. Bu…
Aydınoğulları Beyliği
Türk Devletleri
Candaroğulları
O
n üçüncü asırda Kastamonu, Sinop ve çevresinde kurulan bir beylik. Aslen Türkmen bir âiledendirler. Beyliğin kurucusu ise Şemseddîn Yaman Candar’dır.

On üçüncü asrın sonlarında Selçuklu hükümdarı İkinci İzzeddîn Keykavus’un oğlu İkinci Gıyâseddîn Mes’ûd’un birinci hükümdarlığı zamânında (1293-1298), bunun…
Candaroğulları
Türk Devletleri
Kaçarlar
T
ürkistan, Âzerbaycan, İran ve Anadolu’da yaşayan Türkmen kabîlesi ve İran’da iktidar olmuş hânedân. Kaçar adı, Türkçe kaçmak kelimesinden türetilmiştir.

Kaçarlar, Moğollar zamânında Hazar Denizi kıyılarında otururlardı. İlhanlılardan Hülâgu Hân’ın (1256-1264), Alamut Bâtınîlerine ve Sûriye’ye karşı giriştiği seferlere…

Türk Devletleri
İnaloğulları
D
iyarbakır’da (Amid) bir asra yakın hüküm sürmüş olan Türk beyliği. Sultan Melikşâh’ın ölümünden sonra çıkan karışıklıklar sırasında son Mervânî Emîri Nâsırüddevle Mansûr, Meyyâfârikîn’i alarak Diyarbakır bölgesindeki emirliğini tekrar kurmaya çalıştı. Fakat Sûriye Selçuklu Sultânı Tutuş, daha önce davrandığı için,…