Kökler
| Ben Söğüt'e hiç gelmedim Bahçelerinde çiçeklerinin Koktuğunu bilmem Bilmem gökyüzü nasıl orda Baharları nasıl geçer Duymadım Hamidiye'de Yankısını ezanın Kulağıma çalındı geçenler Onda çocuklar "Ertuğrul bakışlıdır" diye Gelmedi burnuma yükseklerden uzanan Köknarların, karaçamların kokusu Ama inanın kurup da salıncağını Sallandım sanki Geçmişin yüce dallarında Koç gibi delikanlılar Çıktı karşıma. Emir salınca, Ertuğrul Gazi'nin beyleri Çadırları kurdular, sonra kaleleri Atları, ırmağında şanın Köpük köpük su içti Utangaç kızlar yün eğirdiler Narin, ince, pembe elleriyle Sonra gazaya çıkıp niyetleri Bizans ellerini Türkmen için yurt edindiler Derken bin Söğüt büyüdü Bereketli toprağında tarihin Göğe doğru açıldı, uzadı dalları Ufku hep yeşil Dallan sardı kılıcın ve kalenin... | Silkinip de uyanınca birden Birden yazan bulunca Söğüt'ü Gelmesem de, görmesem de Ruhumda hissettim köklerimin büyüdüğünü Sanki gördüm çamların arasında Ertuğrul Gazi'nin Türbesini Bir şenlik başladı o an Mehteran çaldı, çaldı, çaldı... Ve sesler geldi 717 yıl öteden 717 yıl öteden eller öpüldü Anladım ki görmesem de Öpmesem de Osman'ın babasının ellerini Söğüt'ü biz diktik, Sündiken'in doğusuna Söğüt'ü Söğüt yapan bizdik Söğüt'ün geleceğine inanıp da Başımızı ufkuna çevirdik Ve bildik ki Biz Ertuğrul ruhundan geldik |