Fâtih'e

Nihad M. Çetin 03.11.2015 2809
Fâtih'e
İşte tuğran, işte Feth'in arması;
Saçlarında taşır zafer perisi.
Dokunulmaz ona eller ürperir;
Bir arslan kudreti titriyor kında,
Kabzasında gibi sıcaklığı elinin
Bir ordu heybeti var kılıcında.

Babanı sevince garkettiğin gün,
Edirne'de Ezân-ı Muhammedîyle
Boşa vermemişti sana adını
Seni ve ordunu öven Resûl'ün.

Her biri bir ırka yetecek kadar
San'atkâr, bahâdır, âdil sultanlar
Ancak senin torunların olabilirdi.

Muhibbî'nin ihtişamlı adaletinde,
Sultan Selim Hân'ın, o yıldırımların—
Gözlerini kamaştıran şahlanışında,
Ve altın ilhamlarında bir bestekârın
Devam eden bir cevher vardı senden...

Farklı değil gemilere emrinde
Dalga dalga denizlerle karalar;
Sahralarda yelken açıp uçacak bir gün
Deryalara sultan olan torunları var...

Sinmiş gibi dokunduğun herşeye
Bir başka güzellik, başka bir esen,
Asırlarca pırıl pırıl kitablarında
Gözlerinin nûru mudur şu harelenen?
Şimdi kubbe kubbe Boğaz, Marmara,
En derin gururla hurda yükselen,
Bu Türk ve müslüman diyarda. türbe'n.

Allah'a yükselen kubbelerdedir
Renk renk, nakış nakış dualarınız;
Bâzan karanfildir, bâzan lâledir
Güller çinilerle temiz ruhumuz...

Atlarının yelesine benzemek için
Enginlerde hâlâ koşar beyaz dalgalar;
Denizlere uçuşuna özenir gezer
Ufuk ufuk, sarhoş gibi hâlâ bulutlar...

Gizli bir mûsikî olur yayılır
Her akşam hâtıran tâ ufuklara;
önünde Dîvân'ın gibi açılır,
Her. ânda, bir başka renkte Marmara.

Her bahar, bir sabah gün başka doğar;
Dallar, büyülenmiş gibi, titreşir;
Bir derin ürperiş gezer sularda;
En büyük gününü yaşar bu şehir...

Her bahar, bir akşam, gün başka batar,
Sarar ufukları bir sihirli renk,
—Asırlar ötesi dün kadar yakın:—
Tekbir seslerinde boğulur erir
Sanki son duası gene Bizans'ın...

Bir türkmen atında o genç kasırga,
Dolaşır bir ânda bütün sûrları;
O beyaz nur, gezer, şehri garkeder
Huzura, sükuna ve itimâda...

Akşam değil, bu, kanad gölgesidir
inen perde perde Yedi-Tepe'ye.
Taptaze hâtıran şimdi dolaşır
Kalbinde her şeyin, denizin, dağın...
Sanki bıraktığın yerde otağın!

Her bahar, bir sabah gün başka doğar,
Zafer türküleri gelir enginden,
Yavas yavaş; ufuklarda açılır
Bir bahar gecesinin büyük sedefi:
Fethin incisidir şimdi yükselen;
Ne bu doğan her zamanki günümüz,
Ne serpilen bildiğimiz yedi renk.

Batan günler kadar güzel ve vakuur,
Bu zaferin ey bahtiyar şehidi,
Ulubatlı'm, bu gün için doğmuştun.
Bir ipek yastıktır sana kayalar;
Dudaklar.nda tebessüm, şehâdet, huzur,
Bulutlarla, rûhun'a sarmaş dolaş
Başucunda en şereflisi sancakların:
Gittikçe yükselir, gittikçe büyür,
Baştan başa göğü sarar gibidir;
Bu manzara gözlerinde ebedîleşir...

Yiğitim, ufuklar ve akşamlar gibi,
Bir âleme kapandı gözkapakların.
Başucunda dalgalanan; bu sancak,
Bir büyük paşanın elinde yarın —
Otranto'da tıpkı böylecesine,
Şafaklar dolusu dalgalanacak...

Her bahar, bir akşam gün başka batar,
Hisâr'dan adını okur yıldızlar,
Sarar ufukları bir büyülü renk;
Kapında —bir millet gibi her biri—
Târih'in en büyük cihangirleri:
Ellerinde taçlarından bir çelenk.


İlgili Makaleler

Şiirlerimiz
Türkiye
Türkiye
Bu, gerçəkmi yalanmıdır, ilahi?
Yalan mülkü talanmıdır, ilahi?
Olmaz olay olanmıdır, ilahi,
Mən Türkiyə torpağına gəlmişəm?
Qardaşımın ocağına gəlmişəm?
Şiirlerimiz
Fetih Gününde...
Fetih Gününde...

Türklüğü tezyin için önce iman geliyor,
Sonra ışık halinde şerefle şanla geliyor.

Dokuzyüz yıl önce de eşsiz Anadolu’ya,
Tekbir sesleri ile, bir Alparslan geliyor.

Zaferler sizin diye izin vermiş Yaratan,
Süleyman Şah soyundan, Âl-i Osman geliyor.
Şiirlerimiz
Anne
Anne
O sımsıcak sevgin içimde bir gül, 
Yıllar geçse bile solmuyor anne!
Senin hasretinle taştı şu gönül;
Başka bir hasreti almıyor anne!..

Yokluğun bir yara, acısı derin
İnan hiçbir şeyle dolmuyor yerin...
Seninle tattığım eski zevkelerin
Sensiz tadı tuzu kalmıyor anne!..

Muziplik yapardım, gülerdin hani
Hep mutlu olmamı dilerd…
Şiirlerimiz
Turan'a Hasret
Turan'a Hasret
Ayşe Fatma değil beni ağlatan, 
Gülmeden ölürsem ona yanarım, 
Ağlatan “Turan„dır, başka bir vatan! 
Bulmadan ölürsem ona yanarım.

Bulur bulmaz öpeceğim taşını, 
Çok özledim ekmeğini, aşını, 
Esir Türk'ün gözündeki yaşını, 
Silmeden ölürsem ona yanarım.

Silinen gözlerin hasreti katı, 
Kırım'dan Hazara koştursam at…
Şiirlerimiz
Kırım Türküsü
Kırım Türküsü
Karadeniz saçına, aşkla konulan gülsün!
Dalgalan rüzgâr ile… Şu gönlüm kadar hürsün!
Yılın her günü çehren, hüsnü beyâna gelir!
Her yandan göçen kuşlar, sana seyrâne gelir!
Boğazlar ve bozkırlar, denge ararlar sende,
Dört mevsimin askeri, talim ederler sende!
Korkusuzdur rüzgârın, dört yandan eser, kişner
Kim dem…
Şiirlerimiz
Deniz Hasreti
Deniz Hasreti
Gözümde bir damla su deniz olup taşıyor
Çöllerde kalmış gibi yanıyor, yanıyorum
Bütün gemicilerin ruhu bende yaşıyor
Başımdaki gökleri bir deniz sanıyorum

Nasıl yaşayacağım ey deniz senden uzak
Yanıp sönüyor gözlerimde fenerin
Uyuyor mu limanda her gece sallanarak
Altından çivilerle çakılmış gemilerin?

Sevmiyorum…
Şiirlerimiz
Doğu Türkistan
Doğu Türkistan

Bütün kelimeler suskun
Sessizliğin girdabında
Ağlamak mı
Çaremi gözyaşları bir tarihin ağıdına
Gölgesine yıldırımlar mı düştü
Nasırlaşmış kalplerin,
Neden bu kadar mahzun, çaresiz..
İnsanlığın nasibi yok mu
Baharı mı yitmiş ümitlerin..
Gözlerimde sönüyor yıldızlar..
Uzak iklimlerin sam yeli dokunan avuçlarıma
Şiirlerimiz
Destanlarla Yaşamak
Destanlarla Yaşamak
Gazi alperenler işe koyulun
Gayrı söze vakit az verilmeli
Bidevi atlara rüzgarca soluk
Ve yıldırımlarca hız verilmeli

Şanlı kitap önderimiz kılındı
İman sancak gönderimiz kılındı
İklim-i Rum,minderiniz kılındı
Ol mindere kavi diz verilmeli.

Barak Baba,Sarı Saltuk orada,
Hacı Bektaş Veli,Taptuk orada,
Bir mübar…
Şiirlerimiz
BULGAR MEZALİMİ
R
BULGAR MEZALİMİ

Rumeli’nin dağı taşı ağlıyor!
Kan içinde her subaşı ağlıyor!
Parçalanmış gövdelerin yanında
Can çekişen arkadaşı ağlıyor! 

Bak şu yurda tek bir ocak tütmüyor!
Issız kalmış bülbülleri ötmüyor!
O sevimli ovaları kurd almış
Bir çobancık davarları gütmüyor!

Kara toprak kandan olmuş kı…
Şiirlerimiz
Anadolu
Anadolu

 “Sultan Osman'ın yurdu.
Tuğrul Bey'ın konağıdır o eller!
Milletimiz orda doğdu, büyüdü,
Bize ana kucağıdır o eller!

Osmanlılar unutmasın soyunu;
Anadolu'dan aştık hudud boyunu,
Orda oldu zorlu ateş oyunu,
Ataların ocağıdır o eller!

Bu devlete orda temel atıldı.
O meydanda can alınıp satıldı;
Yaylasında za…
Şiirlerimiz
Vardım Ki Yurdundan


VARDIM Kİ YURDUNDAN


Vardım ki yurdundan ayak götürmüş
Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı
Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş
Sakiler meclisten çekmiş ayağı

Hangi dağda bulsam ben o merali
Hangi yerde görsem çeşm-i gazalı
Şiirlerimiz
Bursa'da Akşam


BURSA’DA AKŞAM

Bugün de sonbahardan süzülüp doğdu akşam 
Dağların yere indi koyu serin gölgesi.
Uludağ etekleri al ipekten bu akşam
Düştü yeşil ovaya kubbelerin gölgesi.

Ufuklarda bu akşam ne sis var, ne bulut var
Selvilerin içinde bir alev Emir Sultan.