Cephede Namaz

Ahmed Nedim 17.03.2010 2551

 

Cephede Namaz

İngiliz'in, vakit vakit gemilerden, siperden...
Yine bolca gülle, bomba savurduğu bir gündü
Hızlı hızlı geçiyordum, tehlikeli bir yerden
Birdenbire gözlerime büyük birşey göründü.

Böyle büyük görünen şey küçücük bir insandı
Fakat  bana çok  dokundu,  ayaklarım  bağlandı.
Ateşlerin yaladığı bu düzlükten geçerken,
Güllelerin cehennemlik yağmurundan kaçarken...

Yolun biraz kenarında, tek başına bir nefer,
Pervasızca  bombalardan,  ateşlerden, her şeyden...
Kendisine,   süngüsünden bir mihrapcık kurmuştu.
Sonra onun karşısında namazına durmuştu.

Ne havada ıslık çalan... Ne düştüğü yerlere
Kızgın çelik rahnelerle ölüm saçan gülleler...
Ne, semâda ifrit gibi vızıldayan tayyâre...
Ne dünyalık bir düşünce, ne bir korku, ne keder

Onun demir yüreğini oynatmaktan âcizdi,
Sanki toplar şarapneller tehlikesiz sessizdi!
Potinleri yanındaydı... Onun büyük saygısı,
Kunduralı  ibadeti  görmüyordu  muvâfık.

Böylesine bir yüreğin bütün işi, kaygısı,
Elbet hakkın rızâsına olmalıydı mutâbık.
Kuru toprak üzerinde, kundurasız kılınan
Bu namazın, pek uygun bir kubbesiydi âsuman!

Bir çam ona gölgesinden yapmış idi seccade,
Sanki tekbir alıyordu, vakit vakit top sesi...
Gözlerinin sade akı beyaz kalan yüzünde
Parlıyordu, o sarsılmaz imânının gölgesi,

Bir müslüman  nasıl olur?  Bu  levhadan anladım.
Hürmetlerle -yavaş yavaş- sokuldum beş on adım
Başındaki   kabalağın   gölgesine gömülen
Süzük gözler dikilmişti o süngüden  mihraba.

Hakk'ın büyük divânında,  eli bağlı  dururken
Artık  o  can  kaygısını  almıyordu  hesaba.
Allah Allah, bu ne yüksek bir imandır ya rabbi
Bir Müslüman ne büyük bir kahramandır ya rabbi!

Kahramandır,  çünkü toplar  etrafında  patlarken
Zerre kadar titremedi, namazını bozmadı;
Dört yanına ateş saçan, türlü türlü âfetten
Sanki  onu  koruyordu  bir  meleğin  kanadı.

Onun böyle tevekkülü bana pek çok dokandı
Yüreğimi  birşey  ezdi...  iki  gözüm sulandı
Ey, medenî İngilizler! Daha varsa getirin
İnsanları küme küme öldürecek şeyleri...

Getirin de şu cenneti, cehenneme çevirin,
Bakın onlar korkutur mu bir müslüman neferi?
Bunu hâlâ anlamıyor ne (Hamilton)  ne  (Garey)
Müslümanı  korkutamaz  Allah'dan  başka  şey.

Böyle  dalgın,  düşünerek geçerken ben yanından
Sağa sola selâm  verdi,  namazını  bitirdi.
Sonra  biraz  kımıldandı...  Ellerini  yaradan
Tanrısına dua için gökyüzüne çevirdi.

Şimdi artık, Allah'ına döküyordu derdini
Gözlerini  kapamıştı...  Unutmuştu  kendini,
Tanrısına karşı  boynu  bükük duran  bir  nefer,
Korku bilmez bir yiğitti... Hürmetlerle eğildim.

Duasına,  mutlak âmin  diyorlardı  melekler
Kendimi pek fazla gördüm... Usul usul çekildim!
Ben giderken kulağıma değdi onun sadâsı.
(Allahümme  salli alâ seyyidinâ...)  duâsı,
Şimdi hâlâ, nerede bir kabalaklı askeri
Görse gözüm, hatırlarım o  kahraman neferi.

 

İlgili Makaleler

Şiirlerimiz
Türkiye
Türkiye
Bu, gerçəkmi yalanmıdır, ilahi?
Yalan mülkü talanmıdır, ilahi?
Olmaz olay olanmıdır, ilahi,
Mən Türkiyə torpağına gəlmişəm?
Qardaşımın ocağına gəlmişəm?
Şiirlerimiz
Fetih Gününde...
Fetih Gününde...

Türklüğü tezyin için önce iman geliyor,
Sonra ışık halinde şerefle şanla geliyor.

Dokuzyüz yıl önce de eşsiz Anadolu’ya,
Tekbir sesleri ile, bir Alparslan geliyor.

Zaferler sizin diye izin vermiş Yaratan,
Süleyman Şah soyundan, Âl-i Osman geliyor.
Şiirlerimiz
Anne
Anne
O sımsıcak sevgin içimde bir gül, 
Yıllar geçse bile solmuyor anne!
Senin hasretinle taştı şu gönül;
Başka bir hasreti almıyor anne!..

Yokluğun bir yara, acısı derin
İnan hiçbir şeyle dolmuyor yerin...
Seninle tattığım eski zevkelerin
Sensiz tadı tuzu kalmıyor anne!..

Muziplik yapardım, gülerdin hani
Hep mutlu olmamı dilerd…
Şiirlerimiz
Turan'a Hasret
Turan'a Hasret
Ayşe Fatma değil beni ağlatan, 
Gülmeden ölürsem ona yanarım, 
Ağlatan “Turan„dır, başka bir vatan! 
Bulmadan ölürsem ona yanarım.

Bulur bulmaz öpeceğim taşını, 
Çok özledim ekmeğini, aşını, 
Esir Türk'ün gözündeki yaşını, 
Silmeden ölürsem ona yanarım.

Silinen gözlerin hasreti katı, 
Kırım'dan Hazara koştursam at…
Şiirlerimiz
Kırım Türküsü
Kırım Türküsü
Karadeniz saçına, aşkla konulan gülsün!
Dalgalan rüzgâr ile… Şu gönlüm kadar hürsün!
Yılın her günü çehren, hüsnü beyâna gelir!
Her yandan göçen kuşlar, sana seyrâne gelir!
Boğazlar ve bozkırlar, denge ararlar sende,
Dört mevsimin askeri, talim ederler sende!
Korkusuzdur rüzgârın, dört yandan eser, kişner
Kim dem…
Şiirlerimiz
Deniz Hasreti
Deniz Hasreti
Gözümde bir damla su deniz olup taşıyor
Çöllerde kalmış gibi yanıyor, yanıyorum
Bütün gemicilerin ruhu bende yaşıyor
Başımdaki gökleri bir deniz sanıyorum

Nasıl yaşayacağım ey deniz senden uzak
Yanıp sönüyor gözlerimde fenerin
Uyuyor mu limanda her gece sallanarak
Altından çivilerle çakılmış gemilerin?

Sevmiyorum…
Şiirlerimiz
Doğu Türkistan
Doğu Türkistan

Bütün kelimeler suskun
Sessizliğin girdabında
Ağlamak mı
Çaremi gözyaşları bir tarihin ağıdına
Gölgesine yıldırımlar mı düştü
Nasırlaşmış kalplerin,
Neden bu kadar mahzun, çaresiz..
İnsanlığın nasibi yok mu
Baharı mı yitmiş ümitlerin..
Gözlerimde sönüyor yıldızlar..
Uzak iklimlerin sam yeli dokunan avuçlarıma
Şiirlerimiz
Destanlarla Yaşamak
Destanlarla Yaşamak
Gazi alperenler işe koyulun
Gayrı söze vakit az verilmeli
Bidevi atlara rüzgarca soluk
Ve yıldırımlarca hız verilmeli

Şanlı kitap önderimiz kılındı
İman sancak gönderimiz kılındı
İklim-i Rum,minderiniz kılındı
Ol mindere kavi diz verilmeli.

Barak Baba,Sarı Saltuk orada,
Hacı Bektaş Veli,Taptuk orada,
Bir mübar…
Şiirlerimiz
BULGAR MEZALİMİ
R
BULGAR MEZALİMİ

Rumeli’nin dağı taşı ağlıyor!
Kan içinde her subaşı ağlıyor!
Parçalanmış gövdelerin yanında
Can çekişen arkadaşı ağlıyor! 

Bak şu yurda tek bir ocak tütmüyor!
Issız kalmış bülbülleri ötmüyor!
O sevimli ovaları kurd almış
Bir çobancık davarları gütmüyor!

Kara toprak kandan olmuş kı…
Şiirlerimiz
Anadolu
Anadolu

 “Sultan Osman'ın yurdu.
Tuğrul Bey'ın konağıdır o eller!
Milletimiz orda doğdu, büyüdü,
Bize ana kucağıdır o eller!

Osmanlılar unutmasın soyunu;
Anadolu'dan aştık hudud boyunu,
Orda oldu zorlu ateş oyunu,
Ataların ocağıdır o eller!

Bu devlete orda temel atıldı.
O meydanda can alınıp satıldı;
Yaylasında za…
Şiirlerimiz
Vardım Ki Yurdundan


VARDIM Kİ YURDUNDAN


Vardım ki yurdundan ayak götürmüş
Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı
Camlar şikest olmuş meyler dökülmüş
Sakiler meclisten çekmiş ayağı

Hangi dağda bulsam ben o merali
Hangi yerde görsem çeşm-i gazalı
Şiirlerimiz
Bursa'da Akşam


BURSA’DA AKŞAM

Bugün de sonbahardan süzülüp doğdu akşam 
Dağların yere indi koyu serin gölgesi.
Uludağ etekleri al ipekten bu akşam
Düştü yeşil ovaya kubbelerin gölgesi.

Ufuklarda bu akşam ne sis var, ne bulut var
Selvilerin içinde bir alev Emir Sultan.