| Ah Edirne Âh kardeşim, Edirne’yi unutma! Güzel göğsü üç ırmağın uğrağı, Her birinin suyu şehit kanı kokan bir kevser; Her ne eksen altın verir toprağı; Onun yeşil bağlarına cennet diyor şairler... Bundan beş yüz altmış sekiz yıl evvel Lala Şahin, arkasında gözü yılmaz bir ordu, Onu aldı düşmanlardan; bu güzel Devletin doksan sene tahtı orda kuruldu. Orda yedi padişahın sarayı; Cuma günü, ezan sesi göğe akın ederken, Ulu Hakan at üstünde camiine giderken Hep melekler seyrederdi alayı... Şimdi artık ne mülk var, ne ezan, İki yüze yakın cami, yirmi iki medrese At bağlandı, put takıldı, oldu ahır, kilise, Ne kadar çok, ne kadar çok kız, kızan Bulgarların dudağıyla kirlendi; Yüce İslâm namusunu yaktı kirli kucaklar. Camilerde şarap içip tepinirken alçaklar Açlığından herkes ekmek dilendi. Toprakları şehit kanı suladı. Ot çiğnerken, ağaç yerken hasta, cansız askerler, Ev basarak para çalan, kan sömüren her nefer Bileğine bir sırma saç doladı… Sultan Murâd cennette döğünüyor bu hâle, Lala Şahin yüreğini dağlıyor, Mimar Sinan için için ağlıyor... Âh bu kadar sefil olmak gelir miydi hayale! Beş buçuk ay göğüs gerdi, namusunu korudu, Sürü sürü tepeledi Bulgarı; Teslim oldu; fakat alnı yukarı. Sen alçaksın, ey kardeşim, unutursan bu yurdu. Sakın sakın Edirne’yi unutma; Öç almanın vakti gelir, sen kinini uyutma!.... |
Bu şiir Edirne’nin işgali üzerine yazılmıştır.