G
ünlerdir Kazan'dayım. Bizim Kahraman Kazan ilçesinden söz etmiyorum elbette... Bu Kazan, Rusya Federasyonu'na bağlı Tataristan Özerk Cumhuriyeti'nin başkenti tarihî Kazan şehri...Bu kadim şehir, uzun süre Kazan Hanlığı'nın başkenti oldu. Adını yanı başında akan Kazanka Nehri'nden almış. Kazanka Nehri'nin altı kazan gibi derin olduğundan Kazanka adı verilmiş. Kazanka az ileride İdil Nehri ile buluşuyor.
Kazan barış ve huzurun da başkenti.
Şehir nüfusunun önemli bir kısmı Rus ve Tatar Türklerinden teşekkül etmektedir. Şehirde dünyanın en mühim eserleri inşa edilmiş. Geniş caddeleri, hususi taşlardan inşa edilmiş dantel gibi örülmüş binaları, ışıl ışıl insanlarıyla her manada muhteşem bir şehirde bulunmanın güzelliğini yaşıyorum.
Kazan, bilhassa Süyün Bike adıyla özdeşleşmiş bir şehir aslında. Türk tarihinde İskit Kraliçesi Tomris, Delhi Türk Sultanlığı'nın sultanı Raziye Begüm'den sonra devlet idare etmiş üçüncü kadın hiç şüphesiz Süyün Bike.
Süyün Bike, ne yazık ki Korkunç İvan tarafından esir edilerek Moskova'ya götürülür. Bu üzüntü ile fazla yaşamayan Süyün bike adına Tatar halkı bu müstesna ve zarif abideyi diker. Süyün Bike'den sonra Kazan hanlığı fazla sürmez ve bölge tamamen Rus hakimiyetine girer zira bunda Süyün Bike'nin ahı vardır. Kendisini Rus Çar'ı Korkuç İvan alıp götürürken Kazan halkının buna seyirci kalmasına çok içerleyen Süyün Bike götürüldüğü Moskova'da vefat eder.
Kazan şehri iki kısımdan meydana gelir.
Kazan nehri şehrin tam ortasından akıyor. Eski Kazan şehrinde yatay mimari hâkim zira çok katlı binaya rastlayamazsınız. Yeni Kazan'da ise yeni stil binalar var. Caddelerde adımızını atar atmaz bütün arabalar duruyor öylesine ciddi bir yaya saygısı var. Sokakta sigara içilmiyor. Ağır cezaları var. Tatar kültüründe bilhassa kadının sigara içmesi çok ayıp karşılanıyor.
Şehir turizm bakımından cazibe merkezi ve gelenler umumiyetle Asya kökenli turistler.
Kazan diyebilirim ki dünyanın en temiz ve en tertipli şehri zira cadde ve sokaklarında tek bir izmarit, çer çöp, naylon vs. göremezsiniz. Geniş parklar, alabildiğine yeşil alanlar var. Sahil akşamları dolup taşıyor lakin tek bir taşkınlık, küfürleşme, kavgaya rastlayamazsınız. Şehir halkı oldukça sakin ve birbirine saygılı...
Kazan'da beni en çok şaşırtan şey huzur ve güzelliğin iç içe ve yan yana oluşu. Gelmeden sanıyordum ki adım başı polisle karşılaşırım ve takip edilirim. Rusya'ya karşı insanların düşüncesi de umumiyetle böyledir. Lakin Kazan'da cadde ve sokaklarda polis ve asker göremezsiniz. Ara ara trafik polislerini görürsünüz. Bu açıkçası bana çok enteresan geldi. Şu ana kadar tek bir kimlik sorgusuyla da karşılaşmadım. Halk çok hür ve huzurlu görünüyor. Ekonomik manada da zengin! Caddelerindeki araba modelleri bizim ülkemizde yok ne yazık ki!
Kazan'da umumiyetle Rusça konuşuluyor. İngilizce tercih edilmiyor. Rusça veya Tatarca bilmiyorsanız zorlanıyorsunuz. Bilhassa Tatar gençler ne yazık ki kendi ana dilleri olan Tatarcayı konuşmuyor veya konuşamıyor. Bunun sebebi de eğitimin tamamen Rusça ile yapılması. Anaokullarında dahi Tatarca ile eğitim kaldırılmış. Bu hal beni en üzen hususların başında geliyor. Rus kültürü hemen her yere ve her şeye sirayet etmiş.
Kul Şerif Camii, Kazanka kıyısında ve surların içinde bulunuyor. Cami mimarisiyle ve mavi tonuyla çok gösterişli ve büyük alaka uyandırıyor. Cuma günleri cuma namazında caminin dolup taştığını söylüyorlar. Caminin az ötesinde büyükçe bir kilise var. Halk arasında bu manada bir sürtüşme ve problem yaşanmadığını ifade ediyorlar.
Bir de hiçbir mağaza ve dükkân görüntü kirliliği yapmıyor. Sokağa açılan hiçbir restoran veya dükkân yok! İhtiyaç hâlinde sıkı bir araştırma yapmanız gerek nitekim tabela kirliği de yok!
Hasılı Kazan şehri öyle güzel, öyle huzurlu, öyle alımlı ki bundan böyle hiçbir şehrin onu yüreğimdeki tahtından indirmesi muhtemel değildir! Hayalimde idealize ettiğim şehir işte tam olarak burası diyorum. Herkes ama herkes şartları zorlayıp bu şehre gelmeli ve bu güzelliği teneffüs etmeli.
Kazan'dan selamlar, sevgiler efendim...